izmir escort6 Eylül – 16 Ekim 2018 Avrupa Gezisi İzlenimleri II « Alevi Gazetesi

Alevi Gazetesi

istanbul escortizmir escort

6 Eylül – 16 Ekim 2018 Avrupa Gezisi İzlenimleri II

6 Eylül – 16 Ekim 2018 Avrupa Gezisi İzlenimleri II
AYHAN AYDINAYHAN AYDINTÜM YAZILARI
19 views Okundu
13 Şubat 2019 - 21:59

28 Eylül 2018 / İsviçre ve Fransa

Köln’den sonra İsviçre Basel’e yine trenle vardım. Hemen ardından hemşerim Veysel Yıldız’ın misafiri olarak sınırı aşıp Fransa’ya geçtim. Eski gümrük yapılarını gösteren Veysel Yıldız, geçmişte buralardan geçmenin birer macera olduğunu söylüyordu. Köln’ü yağmurlu bıraktım, buralar ise sonbaharın keyfini yaşıyor… Bir doğa insanı olan, hoş sohbet, misafirperver, güzel insan Veysel Yıldız canımızın “modern kuyusu” görülmeye değer doğrusu…  Kendi buluşu, yer altından bir boru yardımıyla suyu çıkarmayı başarmış. Aşk olsun böyle can insanlara… Burası Mulhause’a bağlı Altkırch köyü.

Altkırch Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi

Aynı akşam Fransa’da Mulhause’a bağlı bir şirin beldede kurulmuş olan Altkırch Alevi Kültür Merkezi Ve Cemevi’nde can dostlarla, bir araya gelip sohbet ettik.

Tüm canlarımız gibi özleri apaydınlık olan bu emekçi insanlarımız burada öğretimizi- yolumuzu yaşatıyorlar… Fedakârlık içinde ve büyük bir özveriyle kendi mekânlarına sahip olan gül yüzlü insanlarımızın her birisinin emekleri var olsun. Buradaki insanlarımız çok büyük bir özveriyle çok güzel bir mekâna sahip olmuşlar. Cemlerin sürmesini, hizmetlerin yerine getirilmesini, söyleşi, panel ve muhabbetlerin devam etmesini istiyorlar. Tümüyle kendi imkânlarıyla, zaman zaman da kendileri çalışarak eskileri yeni etmişler, eksikleri tamam etmişler, gençlerimize, geleceğimize dönük güzel bir binanın ortaya çıkmasını sağlamışlar. Var olsunlar, sağ olsunlar.

Beni evlerinde misafir eden çok sevgili ve yine emektar ve el becerisi de olan çok sevgili başkanımız Veysel Yıldız’a ve ailesine içten teşekkürlerimi sunarım. Onlara muhabbetlerim vardır.

Aslında ben bir iki gün daha burada kalacaktım. Ama sevgili Ali Dedeoğlu Dede Cenevre’de yapılacak bir ceme benim de katılmamı isteyince, ben de onlara dâhil oldum. Gül yüzlü canlarıma doyamadım, tam sohbet edemedik. Yarım kalan sohbetlerimiz inşallah bir başka zaman devam eder; biraz hüzünlü ayrıldım buradan.

29 Eylül 2018 / Cenevre Alevi İnanç Toplumu

Cenevre’de Cem. İsviçre Cenevre’de Cenevre Alevi Toplumu tarafından gerçekleştirilen Ali Dedeoğlu, İbrahim Bakır Dedeler tarafından yürütülen ceme ilgi çok büyüktü. Bugün yüreği aydınlıklar içinde, yolumuzu yaşatan gül yüzlü canlarımızla İsviçre Cenevre’de cem olduk.

Cenevre Alevi İnanç Toplumu’nun organize ettiği, gençlerimizin çok yoğun olarak katıldıkları Muharrem Cemi’nde gönüller birlendi. Ali Dedeoğlu ve İbrahim Bakır Dedelerimizin yürüttükleri bu cem erkanına emek veren başta gençlerimiz olmak üzere, bu arada derneğimizin genç inançlı ve bilinçli başkanı Haydar Demir, yönetmen ve aydın insan Ersan Arsaver, uzun yıllardır tanıdığım çok sevgili Hüseyin Enhas, gerçek bir yol rehberi Ali Demir ve tüm katılımcılara şükranlarımızı sunuyoruz.

Demek ki inancımız gençlerimiz ve dedelerimizle, aydınlarımızla geleceğe aktarılacak… Ne mutlu, ne mutlu, ne mutlu… Aşk ile… Muhabbetlerimi sunarım…

30 Eylül 2018

Yoğun Bir Gün Daha Geride Kalırken…

Aynı akşam geç vakit olduğu için bizleri bırakmayan Hüseyin Enhas Dede’ye Cenevre’de mihman olduk. Daha önce de yaşadıkları diğer evlerinde onlara misafir olduğum dedemizle yeniden sohbet etme şansına da ulaştık. Var olsunlar…

Cenevre, Fransa, Basel ve nihayet Biel/ Bienne… Can dostlarla olmak ne güzel. Bu uzun yolları almamızı sağlayan her devirde olduğu gibi yükü omuzlayan dedelerimizden İbrahim Bakır Dedeme şükranlarım vardır. Bu yola emek veren tüm canlarıma ve özellikle dedelerimize ve inançlı ve samimi çalışan kurum başkanlarımıza bin muhabbetlerimle…

1 Ekim 2018

Bugün; İsviçre Biel’de genç, bilinçli, eğitimli ve geleneği yaşatan Sinemilli Ocağı dedelerinden çok sevgili İbrahim Bakır’la bir söyleşi yaptık. Dede söyleşide hayatını, Alevilikle ilgili görüşlerini, İsviçre’deki yaşamı bana aktardı. Oldukça akıcı ve verimli bir söyleşi oldu.

Bana gösterdikleri ilgi, sevgi ve yakınlık için Bakır ailesine çok teşekkür ediyorum. Önleri her daim aydınlık ve açık olsun…

Gezide o anda yüreğime gelenleri satırlara döktüm…

Alevilerin-Bektaşilerin Kitapla İmtihanları…

500 yıl öncesinde bir Kızılbaş -Alevi ocağına (pir-dede evi), bir Bektaşi Tekkesine – Dergâhına bir bakacak olursak merkezi sistemlerin her türlü baskısına rağmen, belki 30/40 el yazması eser bulurduk.

Gezgin dedeler / pirler, derviş-babalar sayesinde elle yazılıp bir yerden bir başka yere taşınarak aktarılan inanç ve kültür dünyamızın temelleri olan eserlerdi bunlar.

En azından büyük Alevi-Bektaşi ozanı, ereni Kaygusuz Abdal’ın 17 eseri var. Şah Hatai’nin divanı zaten birçok yerde vardı. “7 Ulu Ozan”dan ki, nice nice ozanlarımız var, Fuzuli’nin Erenler Bahçesi eseri birçok ocak merkezi ve tekkede ve hatta evlerde bile bulunabiliyordu, insanlar bu eseri sürekli okuyorlardı… Şeyh Safi Buyruğu, İmam Cafer Buyruğu, Hacı Bektaş Velayetnamesi başta olmak üzere sırf benim günümüz Türkçelerinden okuduğum en az 20 velâyetname örneği… Hüsniye, Cabbar Kulu… Daha nice niceleri..

Geçmişte okumayan, yazmayan ne bir dedemiz, ne bir dervişimiz, ne de bir Bektaşi babamız vardı.

Şimdi ne haldeyiz?

Bugün çoğu cemevinde 50 kitabı yan yana bulabilene aşk olsun. O elli kitaptan birini alıp okuyana aşk olsun. Bir gülünüp ağlanacak halimiz de, cemevlerinde yaygın olarak kullanılan “kütüphane” sözü var. Cemevlerinde boncuk satılan ve birçoğu birer boncuk kadar değeri olmayan sağdan soldan toplanmış ve bir kısmı Şii propagandası yapan, bir kısmı hurafelerle bezeli adına kitap dediğimiz, satılan ama çoğunlukla alınsa da evlerde vitrinleri süsleyen birer görüntü nesnesi bazı kitaplarımız da yok değil tümden…

Durup durup Bayburtlu Zihni gibi halimize bir bakmalıyız. Bu kadar çelişkinin ve hatanın neresinden, ne kadar kısa zamanda döneriz, diye…

Tüm dünyada Alevilik- Bektaşilikte ilgili yayınlanmış veya yayınlanmamış her türlü basılı şeyi barındıran bir arşiv- kütüphane, akademisyen olarak yetiştirilmiş uzman gençler, özümüze uygun olarak oluşturulmuş inanç önderlerimizin bilgilerini arttıracak bir kurum, Alevi Bektaşi klasiklerini yeniden yayınlayan bir heyet, bilimsel çalışmalar-yayınlar yapacak bir enstitü…

Buna benzer inanç-bilim ve araştırma çalışmaları… Bunları yapmayan bir Alevi-Bektaşi toplumu ve kurumsal yapısı, “atalarına layık” olabilir mi? Geleneği geleceğe taşıyabilir mi? Alevi Bektaşi inancını, yolunu, öğretisini yaşatabilir mi? Aleviliğin- Bektaşiliğin aydınlığıyla aşk ola sevgili dostlar, aşk ola… Muhabbetlerimle…

Biel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi

Bu arada da yine Biel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde can dostlarla bir araya geldim. Burada da kendilerini bu yola teslim etmiş gül yüzlü canlarımızla sohbet ettim. Benimle yakından ilgilenen çok sevgili başkanımız Yusuf Altun’a çok teşekkür ediyorum. Biel’de çok güzel geziler de yaptık. Bile aynı zamanda Bienne olarak da söylenen bir kent. Yani hem de Fransızca burada çok yaygın olarak kullanıldığı için şehir iki isimle söyleniyor. Burası gölü, dağları, tarihi evleriyle tam bir turistlik cennet.

Her zaman söylediğim gibi kentin ortasında pırıl pırıl suyuyla bir dere akıyor…

Bir arada kendime seslenmişim…

Dere akıyor, akıp ta Ayhan’ın zaman zaman kederlere dalan yüreğine bakıyor…

Dertlenme, çok kederlenme Ayhan can, üzülme böyle kanatma yüreğini fazla

İnsanlar, bulutlar gibidir çok mu çok sakin görünürken birden renk de değiştirirler, şekil de

Yorma kendini o kadar, üzme tatlı canını, heder etme güzel duygularını, biraz da boş ver…

Akıt içindekileri bu billur gibi tertemiz dereye…

Sevgi, dostluk, güzellikler her zaman kazanacaktır…

Sen koşmaya, yürümeye, yeni yeni gönüllere girmeye devam et…

Boş ver gerisini, bin kanatlı atların sürdüğü arabaya, çocukların hayal dünyalarındaki gibi ulaş yıldızlara, başka alemlere…

Bu arada elinizdeki eserin sizlere ulaşmasına katkıda bulunan bu derneğin Alevi inanç ve öğretisini her şart altında yaşatmak gayretinde olan birbiriden değerli üyelerine şükranlarım vardır.

Biel’e her gittiğimle bana candan davranan, ilgilenen; Ali Sevinç, Ali İskanlı, Ali Haligür, Mustafa Manaz, Ahmet Kurtal, Ozan Pedük, Ozan Sevinç ve ismini hatırlayamadığım tüm canlara şükranlarım vardır…

3 Ekim 2018  / Solothurn / İsviçre Alevi- Bektaşi Dergâhı

Bugün de, Solothurn’daki İsviçre Alevi- Bektaşi Dergâhı’nı dostlarımızla birlikte ziyaret ettik. Çok sevgili, bir inanç insanı olan Ali Bulut ve dergâha emek veren canlarımıza çok çok teşekkür ediyorum. Yolları açık olsun…

Ali Bulut ve onunla birlikte bir güzel davaya, yola inanmış can insanlar Alevi Bektaşi Yolu’nun değerleriyle birlikte yaşaması ve yaşatılması için her türlü olanaksızlıklar içinde bir mücadele veriyorlar. Bu konuda samimi olduklarına inanıyorum. Tüm dünyadaki Alevi Bektaşi varlığının kendi geleneksel çizgisiyle yaşatılması, önderlerin bir araya gelmesi, Anadolu, Balkanlar, İran ve diğer yerlerdeki Alevi Bektaşi toplumunun birbirinden haberdar olarak, faaliyetlerde bulunması gibi çok önemli düşünceleri var. Emekleri hiçbir zaman zay olmasın, her daim önleri açık olsun, diyorum.

4 Ekim 2018 / Biel – Basel – Strazburg

Yine yollar, yine trenler… Köln’deki sempozyuma davetli olarak geldiğim, Muharrem’de bazı derneklerimizde söyleşiler yaptığım, cemlere katılıp çekimler, söyleşiler yaptığım Avrupa gezisi devam ediyor… Yol aşkıyla, bir kuruma bağlı olmadan, herhangi bir proje kapsamınsa olmayan kişisel gayret ve canlarımızın desteğiyle yolculuk sürüyor…

Biel’de benimle candan ilgilen ve gerçek bir dede kimliği gördüğüm gül yüzlü İbrahim Bakır Dede ve ailesine veda ederek yollara düşüyorum. Gül yüzlü dedem beni trene bindiriyor. Hedef Basel’e varmak. Basel’de Ali Dedeoğlu’yla görüşeceğim. Sonrasında ise Fransa’ya doğru yola çıkacağım… Ali Dedeoğlu’nun işleri uzuyor, ben de yine Basel’deki dernekte onu bekliyorum. Ama biraz çevreyi gezeyim diyorum her zamanki gibi, ben bir kapalı mekanda oturabilir miyim?

Gide gide nereye varıyorum? Elbette sanki orada hiç yokmuş gibi, kentin göbeğinde sıradışı olmayan bir kapıdan girilen botanik bahçesine. Evet, Basel’in Botanik Bahçesi’nin bu kadar güzel olduğunu bilsem daha önce onu gezmez miydim? Can dostlar Basel’e gidince mutlaka oraya uğrayın, büyük bir doğa tecrübesi yaşarsınız; birçok yerde bulamayacağınız türlü türlü çiçekleri, ağaçları, bitkileri bu bahçede bir arada bulabilirsiniz. Beni en çok etkileyen ise birçok boyutta ve şekildeki nilüferler oluyor. Bugünün en önemli karı bu oluyor. Derken tekrar derneğe dönüyorum, orada da yine can dostlarla sohbet ediyoruz. Ali Dedeoğlu geliyor, onunla görüşüyorum, bir gece orada kaldıktan sonra yine Ali Dedeoğlu’nun oğlu beni bir trene bindiriyor.

Ver elini Strazburg… Bir gezgin olarak İsviçre’ye veda edip Fransa, Strazburg’a doğru yol alıyorum. Orada beni bekleyen çok sevgili Ali Kaykı ve diğer canlarla buluşacağız… 10 Ekim’de Hollanda Roterdam’da Rijmont Alevi Derneği’nde söyleşim olacak… İşte böyle gezi devam edecek… Dostlara kucak dolusu selamlar olsun… Muhabbetlerimle…

Yolculukta kitap okunur… Bir aylık gezimde 6. kitap. Yolculuk şiirsiz olur mu? Neruda’sız şiir olur mu? Bol şiirli günler olsun… (Facebook sayfamdaki yazılar)

8 Ekim 2018

Üç gün boyunca Fransa Strazbourg’da gönülleri ışıl ışıl gül yüzlü gençlerimizle gönül sohbetlerine daldık. Hacı Bektaş Dergahı ve Seyyid Ali Sultan Ocağı’ndan yol rehberliği yapan Ali Kaykı can dost ve Çorum Teslim Köyü, Teslim Abdal Ocağı’ndan Hasan Aksu Dede ile söyleşiler yaptım. Ümit Göral ve kardeşi canla başla gelen herkese büyük bir ilgi ve sevgi gösterdiler.  Ali Ekinci canımı bu sene Köln’deki Hacı Bektaş Vakfı’nda Dergahta yine görmüştüm. Dergaha gelen Ali Kaykı ve ailesiyle birlikte Hasan Cengiz ve Ali Duran Gülçiçek ile çok güzel bir sohbetimiz olmuştu.

Ali Kaykı ve Hasan Aksu Dede çevresinde çok büyük bir sevgi çemberi oluşturmuşlar. Yürekleri yani özleri pırıl pırıl olan gençlerimiz Strazburg ve çevresinden muhabbete dahil oldular. Gerçekten üç gün boyunca bazılarını önceden, bazılarının da beni tanıdığım ama bundan öte Hakk, Muhammed, Ali aşkıyla buluştuğumuz sohbetlerde çok güzel bir birliktelik yaşadık. Ben ise bu üç gün boyunca gerçekten de yine bir yürüyüş insanı olarak her daim doğayı keşifteydim. Yine bir güzel dere, yine türlü türlü ağaçlar, yine sakinlik, yine dinginlik… Bu sene havaların sıcak gitmesi en çok bana yaradı doğrusu…

Azize Odile Manastırı

Yine hep birlikte tüm yörede çok ünlü bir tarihi katedrale gittik hem de iki kez; Azize Odile Manastırı’nı o yöreye giden herkesin görmesi gerekir bence.  Anlatmaya doyulmaz burası. Çok bilinçlice seçilmiş yeri… Uçsuz bucaksız gibi görünen ovaların içinde bir tepenin başında, zaten de tanrısal bir tınısı olan bu mabet belki de tüm dünyada ender örneklerdendir… Çok büyüklüğünün dışında, çevresindeki çam ağaçlarıyla, sessizliğiyle, o kalın büyük taş bloklarla yükselen yapısıyla, ama tümünde öte gerçekten bir manevi huzuru veren dokusuyla insanları etkileyen çok önemli bir ziyaret mekânı. Ben de büyülendim tüm ziyaret edenler gibi…  Buraya Alsace bölgesi deniliyor. Strazburg’a yakın bir bölge Ortaçağ’dan beri bilinen bir yerleşim yeriymiş. Kutsal kabul edilen çeşmesinden sular da içtik, bol bol fotoğraflarını da çektik, bahçesinde hayli bir zaman düşüncelere de daldık. Bende bıraktığı çok ilginç izlenimlerden birisi ise Katedral’in bahçesindeki bir şapel denilen küçük ibadethanesinin hem iç duvarlarında hem de tavanındaki mozaik, çini veya cam işlemelerde gördüklerimdi. Bir betimlemede bir derviş vardı. Ne yalan söyleyeyim, her şeyiyle bizim Karacaahmet Sultan’a izafe edilen betimlemeyle çok örtüşüyordu. Sanırım bundan da doğalı olamaz, inançlar, dinler, kültürler arası benzeşmeler her daim vardır. Doğa, hayvanlar ve doğal yaşamda insanlar bunları tüm Avrupa’daki dini yapılarda bulmak mümkün.

Evet, burası tam bir katedral, tam bir dini yapı, mabet… Odile bir kral ya da büyük bir yöneticinin kızı. Ama inanç yönünden kendisini tümüyle bu işlere vermiş, bir ermiş kişi olarak, gönüllere girmiş, Azize Odile olarak anılmış. Kendisine yönelik baskılara karşı verdiği mücadele sonucunda dört bir taraftan, ona saygı duyan ve ününü duyanlarca ziyaret edilen Azize Odile, burada dış dünyadan yalıtılmış bir şekilde sevenleriyle ibadetlere, sohbetlere dalmış…  Gönüllerde silinmez izler bırakmış. Bugün de aynı şekilde sadece Avrupa’dan değil, dünyanın dört bir tarafından ziyaretçisi eksik olmayan Azize Odile Manastırı sapasağlam ayakta kalmasıyla da dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor…

Hollanda’dan muhabbete sazı ve gönlüyle katılan Baki Pınar kalbimizi aşk ile doldurdu.  Daha sonra çok daha yakından tanıyacağım Baki Pınar canımızın gerçek bir yol aşığı, yol turabı, bir Hakk ozanı olarak aynı zamanda sazıyla, sözüyle uzun yıllardan beri nice nice böyle muhabbetlere, cemlere katıldığını anlıyorum… Beni en çok etkileyen ise gençlerimizin gönüllerini dupduru katıksız bir su gibi, bir şey beklentisi olmadan sadece muhabbete, sohbete, dostluğa ve güzelliklere kalplerini açmış olmalarıydı. Bu aşka düşenlere ne mutlu… Bizleri evlerinde, hanelerinde ağırlayan canlarımıza şükranlarımız vardır… Hakk her daim önlerini açık ve aydınlık eylesin…

2003’de, Heildelbeg’teki bir sempozyuma katıldıktan sonra köyümüzün büyüklerinden çok sevgili Şahin Bal sayesinde, Prof. Dr. İrene Melikoff’la söyleşi için 2 saatliğine geldiğim Strazbourg’a 15 yıl sonra yine doyamadan elveda dedim.

Bizimle ilgilenen kalplerindeki ışığa kurban olduğum sevgili gençlerimize Allah eyvallah…

Strazburg’dan Hollanda Zaandam’a Uzun Bir Yolculuk…

Baki Pınar ve oğlu gül yüzlü Müslüm canlarımızla, 630 km.’lik yolu 7 saatte alarak Hollanda’ya vardık…

Beni bir hafta evlerinde konuk eden Pınar ailesi Ehlibeyt’in muhabbet pınarından gerçek anlamıyla beslenmiş örnek bir aile… Bu can insanlar hem emekçi insanlar, hem misafirperver insanlar, belki de bizim Avrupa’daki gerçek anlamıyla son temsilcilerimiz… Çünkü Yaşlı kuşak artık yavaş yavaş yaşam sahnesinden çekilirken, o geçmişin dostlukları, misafirperverlikleri, candanlıkları da yavaş yavaş azalıyor…

Burası Avrupa; yazı da, kışı da, insanı da tam belli olmaz… Olur ya sizi davet ederler, kapıda da kalabilirsiniz burada.  Daha önce başımıza gelmedi mi? Elbette geldi örneğin Avusturya Viyana’da… Veya zaman zaman telefonlara çıkmayan dostlara da rast geliyoruz elbette. İnsanı atlatan, hikâyeler uyduranlar da yok değil… Gezmesi güzel ama kolay değil bu memleketin. Bunları da bir gün belki yazarım. Her şey göründüğü gibi kusursuz olsa her daim samanlık seyran olur, bit pazarına her daim nur yağardı…

Neyse tatlı canımızı sıkmadan daha fazla güzel anılara dönelim tekrar… Baki Pınar derneklerde uzun yıllar Hakk Muhammed Ali aşkıyla inanç yönünden gönüllü olarak hizmetler yürütmüş canlar canı bir zakirimiz. “İnançsız, Ali’siz sözde Alevilere” karşı da epey mücadele vermiş gül yüzlü bir dost… Yol boyu bu konular konuşmakla biter mi? Karşılıklı olarak birbirimizi daha iyi tanıyoruz, konuştukça uzun yolculukta.

Zaandam

Baki Pınar canımızın eşi, çocukları gerçek anlamıyla pırlanta gibi insanlar. Bu ülkede yaşayıp, okuyup, çalışıp aynı zamanda kendi geleneklerini, inançlarını yaşatmak konusunda verdikleri örnek mücadeleyi gerçek anlamıyla takdir ediyorum.

Hele hele benim Erenim, Baki canımızın evladı dünyalar tatlısı… Ayhan abisinin Ereni çok meraklı, çok zeki, çok candan bir çocuk… Bu merakıyla umarım elleri kamera da tutacak, fotoğraf makinesi de tutacak, bunları çok çok iyi de öğrenecek, bir gün bizim bu çekimleri o yapacak… Eren ve Eren gibi çocuklarımız, gençlerimiz Avrupa’nın bu güzel eğitim sisteminde yetişecekler aynı zamanda kendi kültürlerini de yaşatmaya devam edecekler…

Baki Pınar canımızın gül yüzlü babası da tam bir misafirperver insanmış… Bazı şeyler aileden geliyor…

Baki Pınar canımızın yaşadığı Zaandam her yönüyle cennetlik bir yer. Dereler, ağaçlar, kuşlar… Düzenli bir şehir her şeyden önce, zaten tüm Hollanda gibi dümdüz… Bizler de zamanımızı çok mu çok iyi değerlendirerek hem kenti hem de kent çevresini iyi gezmeye çalışıyoruz.  Zaandam’da  Zaansche Schans denilen ve tam da turistlik yer olan bölgeye gidiyoruz. Her taraf Japon turistlerle dolu… Yel değirmenleri, ayakkabı müzesi, küçük derelerde yüzen ördekler… Kartpostal manzaraları yani sizin anlayacağınız…

11 Ekim 2018 / Amsterdam

Amsterdam… Amsterdam… Doyamadım sana kanallar şehri… Bu şehri gezmeyen kalmasın. Ama sağdan soldan fırtına gibi esip gelen bisikletçilere aman dikkat Can dost Baki Pınar var olsun…

Hollanda’da köyümün aydın insanlarından, çok sevdiğim Aydoğan ailesinden, benim gibi Ankara kökenli hemşerim sevgi dolu, can insan Sefa Aydoğan’la buluşup sohbet ettik. Hollanda’daki gurbetçilerin uğrak yeri, kültür sanat etkinlikleri de yapılan ve 1974’den beri açık olan HTİP tam da kentin merkezindeymiş. Güzel muhabbet sonra kısmetse baharda buluşmak dileğiyle ayrıldık. İlgisinden dolayı kendisine çok teşekkür ediyorum.

Amsterdam’da; kültürümüzü yaşatan değerlerimizle bir araya geldik… Âşık Can Ali, Muammer Çalar (Aşık Çağlari), can dost Ehlibeyt nefesleri söyleyen Zakir Baki Pınar (Keremi) canlarımızla güzel bir sohbette bulunduk… Bu güzellikleri yaşayan ve yaşatanlara aşk olsun…

12 Ekim 2018 / Haydar Yıldırım Dede’yle Söyleşi

Hollanda Zaandam’da, HAK Dedeler Divanı başkanı, çok sevgili dedemiz Haydar Yıldırım’la bir söyleşi yaptım. Canımız, Ehlibeyt bülbülü Zakir Baki Pınar da kendi yazdığı nefesleri söyledi.

Bana gösterdikleri yakın ilgiden dolayı Dedemize, Perihan Ana Sultanımıza ve Baki Pınar’a çok teşekkür ediyorum. Var olsunlar.

Acı Haber. Hasan Çıkar Dede’nin Kaybı

30 yıldır tanıdığım, sayısız kere sohbetlerinde, muhabbetlerinde bulunduğum, özümle sevdiğim, birçok söyleşiler yaptığım, tüm insanları kucaklayan, hoşgörü abidesi, canlar canı, bir evrensel hoşgörü timsali yol önderimiz Mevlevi Dedesi Hasan Çıkar’ın Hakk’a yürümesinden büyük üzüntü duydum. Devri daim, menzili mübarek olsun. Yıktığı değil yaptığı yüzlerce gönülde ve insanlığın kalbinde sonsuza kadar yaşayacak…

12 Ekim / Hollanda Zaandam Cemevi

Hollanda Zaandam Cemevi’nde yaklaşık 40 kişinin katılımıyla yaptığımız söyleşi çok verimli geçti. Ocaklar, dedeler, tekkeler, Bektaşîlik, Balkanlar’da Alevi- Bektaşi varlığı, sorunlar, çözümler konularını konuştuğumuz sohbet, soru ve cevap bölümüyle birlikte yaklaşık 4 saat sürdü.  Söyleşide Zakir Baki Pınar canımız Aleviliğin Ehlibeyt özünü yansıtan nefesler de söyledi.

Dedelerimizin de katıldığı etkinlikte bana gösterdikleri ilgiden dolayı başta başkanımız Sayın Ali Bektaş ve yönetimdeki dostlara, Baki Pınar ve tüm katılımcılara şükranlarımı sunarım… Sağ olsunlar, var olsunlar. Başka söyleşilerde buluşmak umuduyla, özellikle gençlerimizin ve çocuklarımızın önleri her daim aydınlık ve açık olsun…

13 Ekim / Den Haag (Lahey), İpek Bayrak

Hollanda Den Haag’ta (Lahey), Avrupa’da yaşayan gerçek değerlerimizden, aydın insan, sanatçı ve ozan İpek Bayrak’ı dün evinde ziyaret ettik. Uzun zamandır izlediğim, çok sevdiğim sevgili Bayrak’la yaşamı, Alevilik, ozanlar, Hollanda’da yaşam üzerine bir güzel söyleşi yaptık. Bizi çok candan karşılayan çok sevgili İpek Bayrak’a, bir haftadır beni evlerinde ağırladıkları gibi, bu ziyaretleri de birlikte yaptığımız Pınar ailesine tekrar çok çok teşekkür ediyorum…

Rotterdam / Rijmond Alevi Kültür Merkezi

Hollanda Rotterdam’da Rijmond Alevi Kültür Merkezi’nde 50 kişinin katıldığı söyleşimizi gerçekleştirdik. Alevilikte ocaklar-dedeler, Bektaşîlik ve tekkeler, Balkanlar’da Alevi – Bektaşi varlığı ve Alevi- Bektaşi toplumuna yönelik asimilasyon çalışmalarını işlediğimiz söyleşi 3 saat sürdü. Bu güzel birlikteliğin yaşanmasını sağlayan gül yüzlü genç başkanımız Düzgün Kayak öncülüğündeki yönetime, çok sevgili dedemiz Nusret Oral’a, nefesleriyle yolumuzu yaşatan genç zakirimiz İsmail Fidan canımıza çok teşekkür ediyorum. Söyleşimizde bizi dikkat ve ilgiyle dinleyen bu güzel canlarımız oldukça yolumuzu geleceğe aktarabiliriz. Bin muhabbetlerimle.

Akşam Zaandam’a tekrar dönüyoruz. O gece de kaldıktan sonra binlerce kez teşekkür ettiğim can insan Baki Pınar ve ailesine veda ediyorum. Hüzünleniyorum da… Çünkü onların yeri bende ayrı oluyor… Onlardaki samimiyet bir başka oluyor…

 

Yine Yollar… Baki Pınar canım beni arabasıyla bir noktaya kadar getiriyor. Sonrasında ise Ayhan Gezgin’in işleri bunlar, çok sevgili Bektaş Tosun canıma kavuşmaya kızı vesile oluyor… Onunla birlikte sanki binlerce yıldızın altında gider gibi, binlerce lambalı otoyoldan Nijmegen’e doğru yol alıyoruz. Yolda da uzun uzun sohbet ediyoruz…

Burada sadece iki günüm var… Çünkü Türkiye’ye dönüş biletimi daha önce almıştım.

Nijmegen / Bektaş Tosun

Bu kent gerçek anlamıyla bir tarihi kentmiş. Kaleleri ve tarihi yapıları olan Nijmegen’i kısmet olursa bir kez daha ziyaret etmek isterim. Hem de buradaki kültür merkezinde de bir söyleşi yapmak, buradaki dostlarla buluşmak çok iyi olur.

Çok yeni tanışsak da, çok mu çok sevdiğim hem can insan, hem de renkli bir kişiliği olan Bektaş Tosun’u kelimelerle ifade etmek gerçekten zor. Çünkü hani Nazım Hikmet’in “yaşamı ciddiye alacaksın, öyle yaşayacaksın” dediği gibi, Bektaş Tosun dost da, hayatı dolu dolu yaşayan bir canımız. Sohbeti, muhabbeti çok mu çok iyi… Gezmeyi sevmesi, kültüre, sanata, edebiyata bu büyük ilgisi… Benim gibi yazarlara, ozanlara, aydınlara verdiği değer… Gerçekten çok renkli, çok yönlü bir değerimiz Bektaş Tosun Hollanda’da… Elbette bir şair, yazar, derlemeci aynı zamanda.

Kendisiyle iki gün boyunca verimli bir görüşmemiz oldu. Ayrıca kendisiyle yaptığım yaşamını, çalışmalarını, Hollanda’ya gelişini, buradaki yazar ve şairlerle ilgili söyleşimizin de dolu dolu geçtiğine inanıyorum. Yürüyüşle Ren Nehri’nin her geçtiği yeri nasıl canlandırdığını gördüm. Karl Marks’ın annesinin doğdu evi de gezdik, yaşamın akıp gittiği ara sokakları da, kaldırımlar da, pazar yerlerini de… Yine bu sene içinde bir söyleşi yaptığım çok mu çok sevdiğim Ozanımız Nuri Can’la da buluşup sohbet ettik. Bu sıcak sonbahar bu sene gerçekten bana yaradı, bunu burada gördüm. Yağmur yağmaması, soğuk olmaması gezilerimin engellenmeden geniş zaman dilimlerine yayılmasını sağladı.

Bektaş Tosun’a, maharetli tam Anadolu kadını dediğim can insan sevgili eşine, çok sevgili kızına ve Bektaş Tosun ve ben söyleşi yaparken bizim resmimizi bile yapan dünyalar tatlısı torununa binlerce kez teşekkür ediyorum. Onlara yürekten muhabbetlerim var… Çok mu çok güzel zaman geçirdim bu iki gün boyunca…

15 Ekim 2018 / Hollanda’nın Çok Renkli Siması: Bektaş Tosun’la Buluşma ve Söyleşi…

Uzun yıllardır devrimci mücadelede yer almış, Hollanda’da birçok demokratik kitle örgütünde bulunmuş, ilkelerinden ödün vermeden doğru bildiği yolda yürüyen, birçok kültür sanat dergisinin yayınlanmasında emek vermiş, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanan, 2 şiir kitabı bulunan, araştırma kitabı hazırlığı bulunan, Türk Solunun bazı dergi koleksiyonları olan, Alevilikle ilgili çalışmaları olan, can insan Bektaş Tosun’la Nijmegen’de evinde uzun soluklu söyleşiler yaptım.

Bana candan davranan, hanesini, gönlünü açan Tosun ailesine en içten sevgi ve muhabbetlerimi sunuyorum.

16 Ekim / Veda…

Kırk günlük büyük Avrupa gezisinin sonuna geldik… Çok sevgili Bektaş Tosun beni havalimanına kadar getirdi. Bu özverisinden dolayı da kendisine çok teşekkür ediyorum…  Yol boyu konuşmalarımızda da her konuyu meraklı, araştıran, inceleyen Bektaş Tosun canımızın bu güzel yönü de bana benziyor, dedim… İnsanlar konuşa konuşa, yollar gide gide anlaşılır, hayat damarları birbirine ancak bağlanır, diyorum kendi kendime…

Yorucu ama benim açımdan hayatımın en verimli bir gezisini geride bırakmanın mutluluğuyla Türkiye’ye döndüm.

Bu geziyi yapmama olanak sağlayan, beni ağırlayan, bana candan ilgi gösteren tüm dostlara muhabbetlerim vardır… Aşk ile…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin escort | eskişehir escort | mersin bayan escort
istanbul escort

instagram takipçi hilesi instagram beğeni hilesi bakırköy escort ataköy escort şişli escort etiler escort beylikdüzü escort kadıköy escort maltepe escort escort bayan kartal escort avcılar escort

Tüm hakları halka aittir. İzin almaksızın her türlü paylaşım ve kullanım yapılablinir. Yazarların yazılarından kendileri sorumlu olup, sitemiz bir platform niteliğindedir.

kartal escort
izmir escortantalya escortizmir escortizmir escortpornojigologörükle escortporno izleanal pornobayan escortbursa escortescort gaziantepistanbul escortescort izmirizmir escortistanbul escortdenizli escortescort bayantravesti izmirizmir escort