izmir escortMehmet Turan’ın Yaptığı Konuşmaya Açık Cevap « Alevi Gazetesi

Alevi Gazetesi

istanbul escortizmir escort

Mehmet Turan’ın Yaptığı Konuşmaya Açık Cevap

Mehmet Turan’ın Yaptığı Konuşmaya Açık Cevap
2.555 views Okundu
04 Şubat 2019 - 19:03

BÜLENT ALDEDE

“HBVAKV İZMİR TEMSİLCİLER MECLİSİ’NİN DÜZENLEDİĞİ ALEVİ KURULTAYI” İsimli Etkinlikte Mehmet Turan’ın Yaptığı Konuşmaya Açık Cevap

Mehmet Turan’ın Konuşmasının Videosunu şu linkte bulabilirsiniz:

Bir kısım sözde alevilerin hali zaten meydanda. Onlarla bir polemiğe girmenin baş ağrısından başka bir kârının olmadını da iyi biliyorum. Fakat daha önce cevap yazdığım 04.07.2017 tarihli sözde deklarasyonda da ismi ve imzası bulunan Mehmet Turan’ın yukarıda linkini verdiğim konuşmasının, iyi birşeymiş gibi bana değişik çevrelerden, özellikle sosyal medya üzerinden gönderilmesi ve bu noktada gördüğüm büyük gaflete sessiz kalamayacağımdan, aşağıdaki cevap hasıl olmuştur.

“Gideceği yerin adresini blimeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.” 

Pir İbrahim Aldede

Mehmet Turan gibi ikrarsızlar, birçok doğru şey söylerler. Özellikle toplumsal çıkarları ilgilendiren noktaları ön plana çıkarırlar. Mesela bu konşmasında da devletin alevilere yaptığı fişlemeyi, dışlamayı, biraz da Seyit Rıza’ya gönderme yaparak dile getiriyor. Evet bu ve buna benzer doğruları dile getiriryor, fakat arada bütün o doğruları yerle bir eden zehirlerini saçmayı da asla ihmal etmezler, etmiyor, zaten amaçları da budur. Mehmet Turan’a da haksızlık olmaması için, sadece o konuşmada söylediklerine cevap vereceğim.

Semah diyerek ve Hüdai’nin nefesine gönderme yaparak devam etti:

Bütün evren semah döner
Aşkından güneşler yanar
Aslına ermektir hüner
Beş vakitle avunmayız

Bunun peşi sıra hepten coştu ve 12 İmamları inkar ederek devam etti. Bizim 12 irfanımız 9 gezegen bir Ay ve bir Güneş ve arkasından “alem ve insan” diyerek alemi insanla bir etti. Eee? Dokuz gezegen bir ay ve bir güneş bu alemin dışında mı yani? Bu adam mı cahil, yoksa bizleri cahil yerine mi koymaktadır? Üstelik güneş sistemi sadece dokuz gezegen ve dünya etrafında dönen bir uydudan da oluşmuyor. Sırf bugüne kadar keşfedilmiş, Jüpiter’in etrafında dönen 60dan fazla uydusu vardır. Gerisini anlatmaya gerek yok. Mehmet Turan, eğer sen bu inancı astronomiye bağlayacaksan bari önce iyice öğren, bu işler öyle işkembeden atmakla olmuyor!

Üstelik kendisine dayanak yapmaya çalıştığı Hüdai’nin nefesinin sonunda

Hüdai’yim Hüda’mız var
Dost elinden bademiz var
Muhabbetten gıdamız var
Ölüm ölür biz ölmeyiz

Diyerek Hüda’sı olduğunu dile getiriyor. Başka bir nefesinde yine,

Ehlibeyte düşman Ali’ye düşman
Muhammedi sevdim dese yalandır
Pirim Hacı Bektaş Veli’ye düşman
Muhammedi sevdim dese yalandır

Ali’yi seveni öldürüp asan
Kerbela’da İmam Hüseyni kesen
Resul’ün soyuna kasdeden insan
Muhammed’i sevdim dese yalandır

Muhammed Ali’yi bir can bilmeyen
Sevgisini can evinde bulmayan
Ehlibeyt’in aşkı ile dolmayan
Muhammedi sevdim dese yalandır

Hüdai, Hüda’ya gönül vermeyen
Doğruyu demeye dili varmayan
Muhammed’i muhabbetle görmeyen
Muhammedi sevdim dese yalandır

Diyerek hem Ehlibeyt’e ve Peygamber’e bağlılığını dile getiriyor hem de münafıklarla hesaplaşıyor. Ve her nefesinde Hüda’mız var dediği mabudunun da Allah olduğunu şu dizelerle dile getiriyor:

Besmelesiz ben ağzımı
Açmam Allah etmesin
Ölene dek sevdiğimden
Geçmem Allah etmesin

Kuru ekmek kuru suyu
Kısmet eder ise şükür
Muhannetten bal şerbeti
İçmem Allah etmesin

Bakınız, bence Mehmet Turan besmelesiz ağzını açmayan Hüdai’yi, besmelesiz ağzına almasın.

Göbeklitepe’deki kazılardan (sanki kazıyı yürüten arkeolog kendisiymiş) gibi dem vuran Mehmet Turan, Aleviliğin İslamın içinde olamayacağını 1400 senenin dün olduğunu, aleviliğin köklerinin Göbeklitepe’de bulunduğunu söyledi. bir de tutup Sıdki Baba’nın nefesiyle “haklılığını” ispatladı.
Hangi “haklılığını”? Göbeklitepe’de “var olan” alevilik.
Sıdki Baba’nın nefesinden aşağıdaki dörtlüğü okuyarak, aleviliğin on dört bin yıllık geçmişi olduğunu ispatlamak için eşeğini sağlam kazığa da bağlamış oldu:

On dört bin yıl gezdim pervanelikte
Sıdkı ismin buldum divanelikte
İçtim şarabını mestanelikte
Kırkların ceminde dara düş oldum

Ancak orada ufak bir pürüz var. Eşeğini bağladığı kazık hiç te sağlam bir kazık değildi. Çünkü nefesin orjinali hiç te öyle değil. Nefesi 1968 yılında Sıdki Baba’nın kızından derleyen Ali Ekber Çiçek, yanlış hatırlamadan dolayı “On dört yıl dolandım Pervane’likte” kısmını her nasıl olmuşsa  “On dört bin yıl gezdim pervanelikte“  şekline dönüştürmüştür. Oysa Sıdki Baba’nın o mısrada anlattığı şey, Hünkar Hacı Bektaş Dergahı’nda “Sıdki” Mahlasını almadan önce 14 sene boyunca kullandığı “Pervane” mahlasına bir göndermedir. Ve bende divanı da bulunan Sıdki Baba’dan da size ekmek çıkmaz. Çünkü O, Allah’a, Kuran’a, Peygamber’e ve Ehlibeyt’e 12 İmamlara aşk ile bağlı bir Hak Aşığıdır. Divanında alın okuyun göreceksiniz ki Kuran’dan ayetlerle muhteşem bir anlatımı vardır. Üstelik Bu Mehmet Turan’ın kendine dayanak yaptığı nefesin tamamını buraya ekliyorum, üşenmeyin lütfen dikkatlice okuyun, işte o zaman görürsünüz ki, Sıdki mezarından kalksa, bu Mehmet Turan’ı sopayla kovalar. (Ha bu arada şüpheniz olmasın, erenler onu da yapıyor; bilen bilir):

Çatılmadan yerin göğün binası
Muallakta iki nura düş oldum
Birisi Muhammed birisi Ali
“Lahmike lahmi”de bire düş oldum

Ezdi aşkın şerbetini hoş etti
Birisi doldurdu birisi nuş etti
İkisi bir derya olup cûş etti
La’l û mercan inci düre düş oldum

O derya yüzünde gezdim bir zaman
Yoruldu kanadım dedim el aman
Erişti carıma biri ulu sultan
Şehinşah bakışlı ere düş oldum

Açtı nikabını ol ulu sultan
Yüzünde yeşil ben göründü heman
Kaf û Nun Suresin okudum o an
Arş kürs binasında yare düş oldum

Ben Ademden evvel çok geldim gittim
Bir noktada dört hurufa yazıldım
Adem’e can olup Şit’e süzüldüm
Muhabbet şehrinde kâra düş oldum

Mecnun olup leyla için dolandım
Buldum mahbubumu inanıp kandım
Gılmanlar elinde hülle donandım
Dostun visalinde nara düş oldum

On dört yıl dolandım pervanelikte
Sıdki ismim buldum divanelikte
Sundular aşk meyin mestanelikte
Kırkların ceminde dara düş oldum

Sıdki ya çok şükür didara erdim
Aşkın pazarında Hak yola girdim
Gerçek ariflere çok meta verdim
Şimdi Hacı Bektaş Pire düş oldum

Yani neymiş? Sıdki Baba’dan Mehmet Turan’a bir dayanak yokmuş. Üstelik Sıdki Baba’nın divanındaki şu dörtlükten Mehmet Turan ve benzerleri bir ders alsalardı, bugün durumları çok daha farklı olurdu.

Sefil Sıdkı kalp aynasın silene
Bülbül olan has bahçenin gülüne
Biat edip Ehl-i Beytin yoluna
Gelen bilir gelmeyenler ne bilir

Biat edip Ehli Beyt’in yoluna gelenler bilir bunu! Mehmet Turan gibi inkar edenler ne anlar!

Tabi bu çarpıtmaları yaparlarken, Yezit yöntemleri kullanıyorlar. Evet, açık ve net olarak yezit yöntemleri kullanıyorlar.
Ne yapıyordu yezit iktidarları (Emeviden Osmanlı’ya hepsini kastediyorum), alevilerin müslüman olmadığını, islam olmadığını iddia ediyorlardı. Bunun için de aleviler katlediliyordu, hakaretlere uğruyordu ama, aleviler de çatır çatır bunun karşısında duruyorlardı. Hünkar Hacı Bektaşı Veli’nin adını utanmadan kullanıp, O’nun evladı olan Hamdullah Çelebi’nin Osmanlı Kadısı karşısındaki savunmasına gözünü, aklını ve vicdanını kapamak, başka bir utanmazlığın, derin bir zulün ve ahlaksızlığın göstergesidir.

İşte burada yezit yöntemlerini zağal tilki kurnazlığıyla devreye koyuyorlar: Daha düne kadar ceddimin “İslam” demediği sünnilere islam diyorlar, alevilere de ne olduğu da pek belli olmayan değişken, ama kesinlikle islam dışı başka birşeyler diyorlar. Yezit yöntemleri dışardan yüzyıllarca denemelerine rağmen en ufak bir etki yapamadı, ama bunlar içerden aynı yöntemlerle törpülemeye devam ediyorlar.

Kuran’ın içinde sazımız sözümüz yokmuşmuş! Breh breh breh! Yahu insan ağzına aldığı Sıdki Baba’dan utanır; nefeslerinde Kuran var. Ve insan, utanmasını bilirse, onlarca yüzlerce Hak Ozan’larından utanır; nefesleri hep Kuran. Zaten bizde o nefeslere “ayet” de denmesi bundandır.

Hangi cem evinde Kuran kursu açılmış bilmiyorum. Ama yapılmışsa, ve bu bir alevi eliyle yapılmışsa, çok ta güzel olmuştur; ha bir sünni anlayışla yapılmışsa, zaten bunu Mehmet Turan’a bırakmayız, ona önce biz karşı çıkarız. Kuran bizim kelamımızdır. Bizim pirlerin çoğu Kuran okumasını da bilirlerdi. Çok şükür hala bilenlerimiz de vardır. Sizin gibi inkarcılar, bunu sünni kavramlarla dile getirerek öcü görüntüsü vermeye de çalışsanız, gerçekler inatçıdır, bir yerden karşınıza mutlaka çıkar. Kuran’ı inkar edemezsin. Çünkü her türlü ibadetimizin içinde yerini almıştır. Elbette inancımıza uygun halde. Biz Kuran ezberlemeyiz; biz Kuran’ın manasına varırız.

Tabi zağal tilki kurnazlığına devam etmek için gene Hünkar Hacı Bektaşı Veli’nin “Okunacak en büyük kitap insandır” sözünü kendine kalkan yapıyor. Buradan soruyorum: Sen o sözün gerçekten manasını biliyor musun Mehmet Turan!?

Hayır bilmiyorsun! Bu hal ile, hiçbir zaman da bilemeyeceksin. Çünkü sen ve senin gibi gönlünde irfan olmayanların bunu bilmesi mümkün dahi değildir. Ne “küntü kenz”i bilirsiniz, ne “Men aref”i bilirsiniz, ne de Allah’ın meleklere, Ademe secde etmelerini emretmesinin manasını bilirsiniz. Bilseniz bilseniz, ikrarsız şeytanı lainin gittiği tarafı bilirsiniz. İşte “Okunacak en büyük kitap insandır” sözüne buradan baksaydınız, ya da Hünkar’ın Makalat’ındaki Kuran ayetlerine gönülden bakabilseydiniz, gerçeği sezme yoluna girebilirdiniz.

Aleviler hiçbir dönemde olmadığı kadar, Mehmet Turan gibi zağal tilki kurnazlığıyla hareket edenler ve bunlara düşünmeden tav olanlar sayesinde asimilasyon tehlikesi altındadır. Çünkü bunlar toplumu her türlü inanç değerinden kopartıp, gönüllerini şüpheyle doldurup, varacağı bir yönü olmayan, bir istikametsizliğe doğru sürüklemek çabasındalar. Alevinin düne kadar böyle bir tartışması yoktu. Özünü sözünü bir etmiş, ikrarını sürmekteydi. Ama şimdi sürekli tartışma, sürekli bir sözde arayış adı altında ileride nasıl isterlerse, o şekle sokabilecekleri bir muammaya çevirme oyunu oynanıyor. Ve malesef, bu lafazanlar karşısında yolunu ikrarını sürmüş olanlar da sessiz kalıyorlar. Bu sessizlik Mehmet Turan gibilere, biraz da artan şakşakçıların coşkusuyla büyük cesaret veriyor.

Bayram cemi diye bir cem duymadık. Fakat şunu söylemek gerek: Bizim memlekette YOL pirleri bir araya geldikleri sıra, bu sadece bayram da olmak zorunda değil, bir dost ziyaretinde de bir muhabbet yapılır ve muhabbette Hak sözü söylendiği için muhabbet olur, ona da CEM denir. Bu haliyle bayramlarda dostlar birbirini ziyaret ederek muhabbet ederler, cem olurlar. Ama öyle bir isimlendirme yoktur. Bizde ramazan bayramı diye bir bayram yok. Fakat aslında sünnilerde de ramazan bayramı diye bir bayramın olması mümkün değil. Çünkü ramazandan hemen sonra olan bu bayram bir yardımlaşma bayramıdır. Bizde bu vardı. Adına fıtr bayramı da diyenler çıkmıştır ki, doğrusu da bence budur. Daha sonraları yavaş yavaş bırakılmış olmakla beraber, çocukluğumda, bu bayramda kömbe, yağda kızartılmış ekmek vb. yiyecekler dağıtılarak bu bayramın uygulandığını çok iyi biliyorum.

Kurban Bayramı meselesine gelince… Tabi sözü itici bir yerden yakalamak için “kanın bayramı olmaz ya” vurgusunu özellikle yaptı. Hayır yani bilmeyen de sanacak ki, insan boğazlıyorlar.  Peki bu zamane akıllıları çok alevi de, bizim babalarımız, dedelerimiz her kurban bayramında bir koç kurban etmekle akılsızlık mı etmiş. Bir de “Hayvanların canına kıyarak bayram edenler, ibadet ettiklerini sanıyorlarsa …”  gibi lakırdılar etti. Yani bizim görgü cemlerinde yapılan ibadetler bu durumda batıl oluyormuş! Çünkü Mehmet Turan beyefendi böye buyurdu. Yani Şah Hatayi de batıl konuşmuş, “senede bir kurban talibin borcu” diyerek. Bu arada Mehmet Turan’a bir soru: Et yiyor musun Mehmet Turan?! Muhtemelen yiyorsun. O zaman bu ne perhiz, bu ne turşu, diye sorarlar insana.

Burada genel bir hastalığı da dile getirmek istiyorum. Her nedense her kurban bayramında, mesela günde en az 100 kg döner satan, et satan kişiler dahi, “bu nasıl bayram”, “hayvan katliamı yapılıyor”, gibi hezeyanları dile getirirler. Her türlü gerçeklikten, doğanın kanunundan dahi uzak bu davranış, lafı güzaftan öteye gitmez. Zahiren kurban koçtur. Batinen kurban ise nefsin ta kendisidir. Kişi özünü dara çekmeden, YOLa kul köle olmadan, Muhammed Ali YOLuna gönülden bağlanmadan, kesilen kurbanlar zaten batıldır. Evet ete ihtiyacın olmadığı memleketlerde kesilen kurbanlar israftır. Buna amenna! Fakat bu, bizim koç kurbanları inkar etmemizi gerektirmez. Mesele özünde kurban edilen eti, fakir fukaraya paylaştırmaktır. Kurban yaptım diyerek, dolaba istifleyenlerin de zaten kurbanı batıldır. Burada yine Hüdai’den örnek vererek “kendimize olan güvensizliğimiz, bizden olanlara güvenmemizi engelliyor. …” Hüdai bunu biraz da sizin gibilere söylüyor. Çünkü O’nun Muhammed Ali YOLuna bağlılığı Allah’a olan inancı, yukarıda verdiğim mısralarında aşikâr. Kendine yabancılaşan sen gibilere söylenen bir sözdür bu!

Zavallı Mehmet Turan, yaptığın karşılaştırmalar baştan sakat! Yanlış temel üzerine doğru bina kurmak mümkün değil. Neymiş, biz sazımızı hangi camiye götürüp bırakmışmışız! Breh breh breh! O zaman onların kitabı bizim cemevimizde ne arıyormuşmuş!

Ne diyor burda? Kuran sünnilerin, saz bizim! Sen baştan bu sakatlığın üzerine kurarsan teorini, sonuçları da elbette sakat olur. Mezhebini inanarak samimiyetle yaşayan sünnileri tenzih ederim ama, Ne Kuran yezitlerin oldu, ne de islam. Ve özünde yezit zihniyeti hiçbir zaman Allah’a da inanmadı. Putlarına tapmaya devam ettiler. Onların en büyük putu para, yani güç, yani iktidar oldu. Ama sadece islam görünmek için Kuran ezberlemeyi ve putlarının adını (haşa) Allah koymayı maske olarak kullandılar. İktidardı onların en büyük amacı ve bu uğurda yapamayacakları hiçbir şey  yoktu.

İslam, insana insanı öldürmeyi emretmedi! İslam temiz ahlakı ve tevhidi emretti. İslam bin kere de zulme uğrasan bir kere zulüm yapandan olmamayı emretti. İslamın bütün güzellikleri bize Muhammed Ali’den miras kaldı ve biz Muhammed Ali diyenlerdeniz, onlara aşığız.

Konuşmasının sonlarına doğru Cenaze Namazı meselesini dile getirdi. Cem ibadetimizi gizli yaptığımızı, fakat cenaze namazının halka açık olduğunu söyledi. Aslında neden rahatsız oldunu, neye karşı çıktığını pekte beyan etmedi. Çünkü bizim de karşı çıktığımız bir alevinin cenazesinin camiye götürülmesini dile getirdi. Buna amenna!

Hatta buradan belirteyim, vakti gelince vasiyetimdir: Beni asla ve asla bir camiye götürmeyin. Alevi cenaze namazını bilen biri varsa o kılsın namazımı. Eğer yoksa sünni hoca kesinlikle istemem. Bir alevi “Ya Allah ya Muhammed ya Ali” diyerek beni toprağa sırlasın.

Bununla birlikte bizim erkanımız olan ve zamanla unuttuğumuz sazlı cenaze erkanımız olduğunu iddia etti. Ben hiçbir kaynakta, hiçbir divanda, hiç bir sözlü aktarımda böyle bir şeye rastlamadım. Bu yalanı bize yutturmaya çalışanlara Mehmet Turan’ın şahsında cevabım şudur: Eğer sazla nefesle kaldırılan bir erkanımız olsaydı, emin olun ki bunu bir çonuğunuzdan çok daha içten ve güzel yapacak potansiyel bizde mevcuttur. Fakat bu uydurmalara, zibidiliklere tamah edecek nefs hastalıkları da çok şükür ki bizde bulunmaz. Alirıza Abimin dediği gibi “Baktılar dirilere saz çalamıyorlar, cenazelere çalmaya başladılar.”

Oysa bizim cenaze namazlarımızın nasıl kılındığı bizim pirlerden, yani babalarımızdan, dedelerimizden bugüne kadar gelmiş ve bizde de mevcuttur. Evet, içinde bir kaç arapça dua olmakla birlikte gerisi tamamen türkçedir. Allah’a Muhammed Mustafa’ya Ali’yel Murtaza’ya ve Ehli Beyt’e salat ve selam ve şefaat umarıyla dolu çok ta güzel tamamen özümüze uygun bir cenaze namazıdır. Bunu inkar edene alevi denmez! Alevi inancında bunlara söylenecek en masum şey onların “serseri” olduğudur.

Üstelik Cemimizi gizli yapardık derken, sanki cemde O’nun anladığı anlamda aleviliğe uygun bir erkan var, ama cenaze de aşikar olduğu için bozulmuş gibi ima etmektedir. Fakat bu noktada da yanlış bir söylem içerisindedir. Biz çok cem gördük ve çok cem de bağladık. Cemlerde  de salavat getirilir, Kuran ayetlerine dayanak olan hizmetler yapılır ve tevhid bölümü vardır, miraçlama bölümü vardır ve en önemlisi her duada gönül birliği, hep beraber “Allah Allah” nidalarıyla dile getirilir. Göbeklitepe’de bir “Allah Allah” yazısı gördünüz mü?

Sonunda da söylediği, tarikatçı değilmiş te hakikatçıymış!

İşkembeden atmak lafı her halde böylesi için söylenmiş: Hakikat kapısını oyuncak sanıyor herhalde bu.

Evet canlar, evet dostlar, şöyle bir silkelenin ve kendinize gelin. Ta Muhammed Mustafa’dan bu yana yezit her türlü oyunu oynadı. Şeytan her türlü tuzağı kurdu. Şeytan aleviyi alt etmek için 1400 yıldır peşinden dolandı, ama muaffak olamadı. İşte şimdi bunların sayesinde kısmen mauffak oluyor. Neden mi? Çünkü insanlar ikrarını yitirdi, aleviliğini yaşamıyor. Sadece alevicilik oyunu oynuyor; o da kısmen. İşte bu yüzdendir ki, alevilik tartışılan ve artık tadı kaçan bir  sakıza döndürüldü. Yani alevilik sakız gibi çiğneniyor ama, YOL sahipsiz değildir. YOLun sahipleri var. Olan sadece aklı bulandırılan topluma oluyor. Hünkar Hacı Bektaşı Veli’nin her aleviye şiar olması gereken şu öğüdünü unutmamak gerek: “Akıl baştadır, ilim göğüste ve edep te yüzdedir”

Bir alevide bunların üçünden biri eksikse, şeytana fırsat doğar. Bugün Mehmet Turan gibilerinin mantar gibi çoğalmasının altında yatan sebep budur.

2 Şubat 2019

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Ali Ağlama4 Şubat 2019 / 22:56Cevapla

Asıl siz Kuran’ı Kerim okuyup anlayamadığınız veya anlamadığınız için işkembeden atıyorsunuz.
KIRKLAR meclisi sana göre efsanemidir? Oku, anla ve konuş! Daha sonra da hakaret etme ye başla! Aslında gördüğüm kadarıyla Mehmet Turan Dede gibi Azınlıkta! Mantar sizin mantığında kiler…

mersin escort | eskişehir escort | mersin bayan escort
istanbul escort

instagram takipçi hilesi instagram beğeni hilesi bakırköy escort ataköy escort şişli escort etiler escort beylikdüzü escort kadıköy escort maltepe escort escort bayan kartal escort avcılar escort bedava bahis kartal escort pendik escort sex hikaye istanbul escort instagram takipçi hilesi instagram beğeni hilesi

Tüm hakları halka aittir. İzin almaksızın her türlü paylaşım ve kullanım yapılablinir. Yazarların yazılarından kendileri sorumlu olup, sitemiz bir platform niteliğindedir.

kartal escort

tubidy

izmir escortantalya escortizmir escortizmir escortpornojigologörükle escortporno izleanal pornobayan escortbursa escortescort gaziantepistanbul escortescort izmirizmir escortistanbul escortdenizli escortescort bayantravesti izmirizmir escort