izmir escortAlevi inanç kırımı: Alevileri içeriden kuşatan şiileşme – Özcan Öğüt « Alevi Gazetesi

Alevi Gazetesi

istanbul escortizmir escort

Alevi inanç kırımı: Alevileri içeriden kuşatan şiileşme – Özcan Öğüt

Alevi inanç kırımı: Alevileri içeriden kuşatan şiileşme – Özcan Öğüt
282 views Okundu
21 Ocak 2019 - 21:19

Alevilik Avusturya’da müstakil bir inanç olarak kabul görülürken, bir anda Alevi postundaki Şiacılar tarafından “İslam Yasası” kapsamına aldırılarak özgün kimliğinden koparıp baskın ve egemen bir mecranın çatısı altına sığdırma çabaları Alevi kamuoyunda ciddi tartışmalara neden oldu. Bu tartışmanın temelindeki gizli öznelerden birisi Türkiye’deki Türk-İslamcı egemen mekanizmalar olduğu kadar, İran’ın da arka planda önemli bir rol üstlendiğini söylemek mümkündür. Öyle ki; Şah Abbas döneminden itibaren Osmanlı’dan farksız kanlı bir Kızılbaş (Yarsan-Ehli Hak-Alevi) geçmişine sahip İran 1979’da İslam devrimini gerçekleştirmesinin ardından Şiiliği ihraç edeceği ve Ortadoğu’daki nüfuz alanını genişletecek potansiyel bir topluluk olarak gördükleri Aleviler üzerine yoğunlaşmıştır.

İran’ın bu anlamda çalışmalarının ilk ürünü olarak öncelikle Şia’nın önde gelen isimlerinin eserleri Tahranda Türkiye Türkçesine çevrilip yayınlanmaya başlamıştır. Hedef kitle Anadolu Alevileri olmasına karşın Şii-İslamcı rejimin bu eserleri o dönem Alevilerde beklenen karşılığı bulamazken, Sünniler arasında daha fazla rağbet görmüştür. Aleviler, gerici şeriat rejimleriyle özdeşleştirdikleri İran rejimine, her zaman Türkiye’deki İslamcılardan çok daha fazla mesafeli durmuşlardır. Bu iki farklı inancın, Ehlibeyt sevgisi ve On iki imamlara itikadi bağlılıkları dışında, ne teolojik, ne de pratik anlamda hiçbir ortak noktaları olmaması rağmen, İran Ortadoğu’daki güçlü Sünni bloğuna karşın Alevileri bölgedeki etki alanını genişletecek stratejik bir unsur olarak görmüştür. İran’da din eğitimi almaları için bağlantı kurdukları ve potansiyel gördükleri bazı Alevi öğrencilere burs vermiştir. Buralarda burs alan Alevi çocuklarının bazılarına Aleviliğin özünün Şiilik olduğuna inandırıp misyonerliğini yapacak kıvama geldiklerinde Türkiye’ye dönüp Çorum’da olduğu gibi bazı şehirlerde sözde Alevi camileri açtırılmıştır.

2000’li yıllardan itibaren ise bazı Alevi dernek ve vakıflarıyla bağlantılar kurulup buralardan bazı Alevi dedelerini, yazarları ve kurum temsilcilerini İran’a davet ederek, orada Devrim muhafızlarından İran Şiilerinin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e kadar Şia’nın çekirdek kadrosuyla çeşitli temaslarda bulunulması sağlanmıştır. Bu ziyaretlerin devamında yüzlerce Alevi dedeleri ve Cemevlerinde Alevi yol hizmeti yürüten kişiler, İran ve Irak’taki Şia’nın kutsal mekânlarına gönderilmişlerdir. Bu ziyaretler esnasında dönme potansiyeli gösterenlerin bir kısmı da İran’ın Kum şehrinde Şia öğretileri doğrultusunda yetiştirilip dönüştürülerek, Şia’nın misyonerlik faaliyetlerinin tebliği için Türkiye’ye gönderilmiştir. Alevilik adı altında gerçekleştirilen Şia’nın tebliğ faaliyetleri ekseriyetle Cemevlerinde ve Alevilerin sosyalleşme mekânlarında aktif bir şekilde yürütülmüştür. İlk grup Şiacı misyonerlere kıyasla Alevi-Bektaşiliğin tüm özgün değerlerini reddedip direkt cami açmadan ziyade, cemevi veya dergah içerisinde dönüştürme çabalarından ötürü sinsice bir şekilde ilerleyerek Cemevi topluluğunu içeriden ele geçirerek önceki örneklerden daha başarılı sonuçlar elde etmişlerdir. Bu ikinci grup Şiacılar  (ilk grubun aksine Bektaşiliği dışlamadan) salt içini boşaltarak çeşitli Alevi değer ve ritüelleri Şiilikle harmanlayarak bir asimilasyon çalışması yürütmektelerdir.

Son yıllarda Türkiye’de ve Avrupa’daki Alevi asimilasyonu çalışmalarında ivme kazanan en önemli unsur; (Avusturya’daki İslam Yasası kapsamına Aleviliği de sokmaya çalışan) “ikrarın özüne dönüş” sloganı ve propagandası üzerinde belirtildiği gibi döndükleri şeyin “Alevi İslam Topluluğu” adıyla faaliyetlerini yürüten dolaylı Şiacı misyonerler. Proto-Şia versiyonları olan bu güruh Şia’lığa geçiş öncesindeki ara formu oluşturan bir nitelik taşımaktadır. Tekirdağ Çerkezköy’de örgütlenip Aleviliğin aslında Şiilik olduğunu iddia ederek, artık alenen İran’dan gelen talimatlarla hareket ettiklerini saklamayan Şii dönüşümünü tamamlayan bunların maskesiz bir ileri modeli olan özde Molla sözde Alevi Dedelerinin ve müritleşen taliplerin de çıkış noktası bu şekilde başlamıştır.

Alevilik, hiçbir şer’i egemen inancın çatısına veya ulemasının lütfuna ihtiyacı olmayan, her ne ararsanız kendinizde bulabileceğiniz kadim bir felsefeye sahiptir. Aleviliği anlamak insanı anlamaktır. Ki Alevilikte “insan” sadece Kul’a indirgenebilecek bir varlık değildir. Aleviliğin özgün kimlik mücadelesini veren Alevilerin itikadındaki Alevilik; vahdet-i vücudun (varlığın birliğinin – Enel Hak) kabulüne dayalı bir hak ve hakikat anlayışı etrafında çok net bir inanç sistemi içerisinde olmasından ötürü (Şiiliğin ve Sünniliğin İslamcı misyonerlerinin ithamlarının aksine) ateizmle bağdaşmaz. Fakat Aleviliğin 4 kapı 40 makamı, ibadet mekânları, cem, semah, ikrar, Hızır orucu, erkek dişi sorulmayan can cana felsefesi, kadına bakış açısı, çok eşliliğin düşkünlük sebebi sayılması, inancın batın ve ezoterik yapısı bağlamında baktığınızda (Şii ve Sünni) geleneksel İslam’la da uzaktan yakından herhangi bir alakası yoktur.

Alevilerin İslam’ın salt batın yönüyle ilişkisi (veya ilişkili görünümü), inancı özgün yapısından kopartacak tuzaklara düşürmek açısından kendilerine benzetmek isteyen şer’i odaklar tarafından sıklıkla kullanılmıştır. Nitekim “İslam’ın özü sizsiniz” gibi varsayımların etkisiyle zahiri boyuta odaklanan Aleviler inancın özgün yapısından hızla uzaklaşmışlardır. Aleviliği, Alevilik yapan ve semavi dinlerden farklılaştıran tüm felsefi, tarihsel ve kültürel birikimlerini bir kenara bırakıp salt İslam’ın hilâfet ve imamet mücadelesi ekseninde tanımlayıp, belirli geleneksel İslami kalıplara hapsetmek, Aleviliğin tüm özgün varlığını yok etmekle eşdeğerdir.

Bunun için kullanılan mollacı ya da Hacı Dedelerin yanı sıra, bazı kurumlar ve topluluklar da; “İslami din hizmetleri” ve “Ali İslam Topluluğu” gibi çeşitli İslamcı yapılanmalara giderek, kendine yabancılaştırarak vuku bulan bu Alevi inanç kırımına dolaylı olarak katkı sunmaktalardır. Alevilerde bu anlamda yeteri kadar farkındalık sağlanamamasından ötürü İslamcıların kullandıkları “kutsal zokalar” toplumda halen çok işlevsel durumdadır. Alevi toplumunu içeriden tamamen abluka altına alan ve uzun vadede inancın eksenini kaydıracak bir minvalde ilerleyen bu tuzakların inanç kırımından kurtulabilmek için, Alevi kisvesine bürünen her türlü gerici saldırıya karşı “Gerçeğe Hü” diyen bir toplumsal farkındalık seferberliği başlatılmalıdır.

Günümüzde boyutu ve kapsam alanı her geçen gün genişleyen en büyük inanç kırım tehlikesi Alevileri içeriden kuşatan Şiileşmedir. Aleviliğe 16. yüzyıldan itibaren giren ve geleneksel İslam’ın aksine tamamen farklı bir batıni boyutta algılanan bazı İslami unsurlar kullanılarak, Alevilik ile Şia arasındaki derin farkların giderek kapanma ve benzeştirilerek yok edilme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Oysa Şiilikle Alevilik arasındaki farklar, Sünnilikle Alevilik arasındaki farklardan az değildir. Bu anlamda Camide ibadet, ibadette imamların cemaate öncülük etmesi, ibadetin namaz (rüku ve secde) şeklinde gerçekleşmesi,  ezanla ibadete çağrı, haremlik selamlık ayrımı, muta nikahı, çok eşlilik, kadınların örtünme zorunluluğu ve kadına bakış açısı gibi temel konular başta olmak üzere, Alevilikle hemen hemen hiçbir ortak noktası bulunmayan geleneksel Ortodoks İslam’ın kalıpları içerisindeki Şiiliği, Aleviğin özü olarak pazarlamak için son zamanlarda çok yoğun bir çaba sarf edilmektedir.  Bu çabalar ilk grup Şiacılarda (1970’lerden 2000’li yıllara kadar) direkt olarak yapılmaya çalışırken, ikinci grup Şiacılar da ise Aleviliğin bazı özgün değerlerinin içi boşaltılıp içeriye sızarak (inancı içten fethedip) gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.

Bu anlamda Aleviliğin özgün kimlik mücadelesini yapanları öcüleştirici “Ali’siz Alevilik” söylemi, Şiacıların Alevi toplumunu kendi etrafında toplamak için kullandığı en işlevsel yaygaralarından birisidir. Oysa Alevilikteki Ali’ye inancın yeri, başlangıcı ve konumlandırmasıyla, Şiilerin ve Sünnilerin anladığı “Hz. Ali sevgisi ve onun gibi yaşamak” meselesinin birbiriyle örtüşen en ufak bir yanı bile yoktur. Alevilikteki Ali kültü, tamamıyla bambaşka bir mahiyet arz etmektedir. Bu nedenle Şiacıların (Aleviliği Alevilik yapan Hak ve Hakikatten uzak) İslamcı Alevilik tezleri hiçbir gerçeklik temeline oturmadığı gibi, Aleviliğin bütünsel hümanist yaşam felsefesini dar çatıların altına zoraki sığdırma çabalarıyla Şiiliğe uydurulmaya uğraşılmaktadır.

Şii dergahlarını/mescitlerini Alevi Cemevi diye, içindeki tepeden tırnağa Mollalaşan zaatları da “Seyyid” namlı Alevi Dedesi diye göstermeye çalışan Şiacı ekol birçok kaynaktan birden beslenerek Alevilerin tüm sosyal alanlarında zuhur etmektedir. Alevilerin Ehlibeyt sevgisini dönüştürücü bir zaaf olarak kullanmaya çalışarak Alevileri içeriden kuşatan Şia asimilasyonu, direkt mabedin içerisinde (içindeki inanç yürütücüleri dahil) dönüştürülerek en sinsi şekilde ilerlemektedir. Bunlara meyledip tehlikenin farkında olmadan oyunlarına kapılan canlar, Ehlibeyte itikat sanarak çekildikleri girdabın sonunda varacakları yerin; hümanist Alevi felsefesiyle taban tabana zıt bir gerici Şia bataklığı olacağının farkında olmalıdırlar.

Alevi postuna bürünen Şia’nın içeriden kuşatan asimilasyonu, molla zihniyetli sözde dedeleri truva atı olarak kullanarak en sinsi şekilde ilerlemektedir. Bu anlamda Alevileri içeriden kuşatmasıyla şimdiye kadar dayatılan asimilasyon stratejilerinden çok daha farklı ve tehlikeli bir niteliğe sahiptir. Bugüne kadar direkt Cemevi topluluğu içerisinde asimile ettikleri on binlerce örnek mevcuttur. Şia’nın bu direkt ve dolaylı asimilasyon çabaları kesinlikle ciddiye alınıp mücadele edebilmek için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Asimilasyonu direkt mabedin içerisinde başlatmalarından ötürü ortada suiistimal ettikleri ciddi bir boşluk var demektir. Aleviliğin özgün kimlik mücadelesini yapan hak temelli Alevi kurumları; Alevileri içeriden kuşatan Şiacı müdahalelere müsait bir zemin yaratılmaması ve Aleviler içerisinde daha fazla yayılmamalarına fırsat vermemek için en az Alevi kimliğinin hak mücadelesi kadar önemli Şiacı asimilasyona karşı bir çalışma ve örgütlenme planı yürütüp, Şia’nın sızdığı tüm boşluklar itinayla doldurulmalıdır.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Can Ozsoy22 Ocak 2019 / 20:53Cevapla

Selamlar son cümlede ufak bir hata var sanırım. “Yayılmamalarına” fırsat vermemek için değil, “yayılmalarına” olmalıydı.

Haydar6 Şubat 2019 / 00:45Cevapla

Eğer Aleviler sünni ya da şiileşiyorsa bunun sebebi marksist sosyalistlerdir..Çünkü bunlar Aleviliği yok saydılar. Alevileri asimile ettiler Alevi dedelerini aşağıladılar, dışladılar,

mersin escort | eskişehir escort | mersin bayan escort
istanbul escort

instagram takipçi hilesi instagram beğeni hilesi bakırköy escort ataköy escort şişli escort etiler escort beylikdüzü escort kadıköy escort maltepe escort escort bayan kartal escort avcılar escort bedava bahis kartal escort pendik escort sex hikaye istanbul escort instagram takipçi hilesi instagram beğeni hilesi

Tüm hakları halka aittir. İzin almaksızın her türlü paylaşım ve kullanım yapılablinir. Yazarların yazılarından kendileri sorumlu olup, sitemiz bir platform niteliğindedir.

kartal escort

tubidy

izmir escortantalya escortizmir escortizmir escortpornojigologörükle escortporno izleanal pornobayan escortbursa escortescort gaziantepistanbul escortescort izmirizmir escortistanbul escortdenizli escortescort bayantravesti izmirizmir escort