hikaye
izmir escortantalya escortizmir escortizmir escortpornojigologörükle escortporno izleanal pornobayan escortbursa escortescort gaziantepistanbul escortescort izmirizmir escortistanbul escortdenizli escortescort bayankayseri escorttravesti izmirescort bayanbursa escort bayan

Alevi Gazetesi

CAN TV
 Kendi Kültürünle Var Olmak
1.335 views Okundu
29 Aralık 2018 - 14:56

“Geçmişiniz ile yüzleşemediğiniz sürece, Geleceğiniz ile ilgili, bir şey yapamazsınız! Ya, özünüze dönersiniz, ya da kaybolur, gidersiniz!” DERVİŞ.

Toplumları özgür bilince taşıyan, ayakta kalmasını, diri durmasını ve kendisi olmasını sağlayan şey kültürdür. Kültür, bir toplumun kimliğidir ve yaşam tarzıdır. Kültür, toplumun tarihten bu yana kendini var etme tarzıdır. Kültür, toplumun dilidir ve inancıdır. Kültür, toplumların ve insanın anlam dünyası ve zenginliğinin ifadesidir. Kültür, her halkın, toplumun ve ulusun tarihten bu yana yarattığı değerler ve bu değerlerle kendini ifade etmesidir. Derviş der ki; “tarihini, kültürünü, dilini, inancını, ekmek su ve hava kadar önemsemeyen toplumlar başkalaşmaktan kurtulamazlar!”

Yüzyıllardır hayat bulan ahlaki-politik- toplumsal-inançsal kültüre karşı egemen iktidar güçleri toplumu üç koldan kuşattılar, Tekçi, inkârcı kültürü, kapitalist–popüler kültürü (kültürsüzlüğü) toplumun önüne koydular bir nevi dayattılar ve halende dayatmaya devam ediyorlar. Yıllardır egemen iktidar güçleri bu kuşatmayı ve dayatmayı eğitim sistemiyle çocuklarımız ve gençlerimiz üzerinden yaptı ve halende yapmaktadır!

Zorunlu din dersleriyle, gençlerimiz ve çocuklarımız kendi inançsal değerlerinden ve kültüründen uzaklaştırılıyor. Kendi toplumsal-inançsal kültür değerlerinin, farkında olmayan bir gençlik sistemin dayattığı yaşamı, bireyci, egoist, dogmatik bir düşünce yapısını benimser! Öz değerlerinden uzaklaşmaya başlar ve kendi gerçekliğini inkâr etme eğilimi içerisine girer. Böyle bir gençlik inkârcı, yok edici güçler tarafından kazanılmış bir gençliktir!

Tüm bunlar karşısında yok edici anlayışın ve onun politikalarının kazanmaması için temel yol; kendi öz kimliğinin izini takip etmek ve kültürel değerleri yaşatıp öze dönmekten yani kendimiz olmaktan geçer. İşte bu noktada Alevi Kurumlarına aktif roller düşmektedir. Alevi kurumlarının amacı ve görevi; sistemin gençliğimizi kendi olmaktan çıkarılmasının önüne geçmek olmalıdır. Aynı zamanda gençliğin kendi kültür, inanç ve öz kimliğinin bilincine varmasını sağlamak olmalıdır.

Kendi kültürünü, inancını yok sayan sistemi eleştirmeyen, sorgulamayan bir karaktere büründürülmüş gençlik yerine, ahlaki-politik bilinç ve kendi öz kültürel değerleri doğrultusunda şekillenmiş bir gençlik, özgürlük ve eşitlik bilinciyle hak taleplerini yükseltecektir. Özgür bilinçle, kendi öz kültürüyle, inanç değerleriyle donatılmış bir gençlik, sistemin sürekli uyguladığı asimilasyon, manipülasyon (hileli yönlendirme) ve tek tipleştirme politikalarının önüne geçme noktasında etkin bir rol oynayacaktır.

Şu ana ilke hiç unutulmamalıdır; gençlik kültürün taşıyıcı gücüdür-lokomotifidir. Gençlerimiz kendi öz değerlerinin farkına vardıkça, kendisi olmaya dönük çalışmalar içerisinde aktif rol alacaktır, Hakk-hakikat, ahlaki politik değerler ve özgürlük-eşitlik mücadelecisi olacaklardır. Kendi kültürel değerlerine sahip çıkan ve onu yaşatan her genç toplumsal özgürlük-eşitlik ve barış için çabalayan ve özgürlük bilincine sahip çıkan örgütlü yapıların içinde olacaktır. Kültürüne bağlı her genç savunmasız ve aciz insanları hem korumayı hem de onlara saygı göstermeyi kendine vazife edinecektir. Her şartta doğruluk, dürüstlük ve iyiliğin temsilcisi olacaktır. İnandığı değerler adına hiçbir karşılık beklemeden çalışıp çaba gösterecektir!

Ülkemizde sosyal, siyasal nedenlerden dolayı insanlar topraklarından koparıldılar. Oysa toprağından koparılan halk, direnme gücünü yitirir ve köleleşir. Çünkü toprak (yurt) maddi ve manevi değerlerin toplamıdır. Bu nedenle topraktan kopuş var olan değerlerden kopuştur ve toplumun var olma direnme gücünü yitirmesidir. Bir başka değişle yurttan, topraktan kopuş, yaşam kaynağından ve kültürden kopuştur. Yüreğinde insanlık kırıntısı olan her insan günümüz toplumsal sorunlarına seyirci kalmamalıdır, bu sorunların çözümü için çalışıp çaba harcamalıdır.

Ülkemizde farklı dillerden, dinlerden, mezheplerden, inançlardan ve etnik gruplardan insanların kimliklerini ifade edebilmeleri için kültürlerin, dillerin ve inançların mutlaka anayasal teminat (güvence) altında olması gerekir. Walter Benjamin der ki: “Her gerçek kültür, her gerçek dil, her gerçek inanç kendi meskeninde ve kendi atalarının saraylarında barınır.” Manevi köprüleri sağlam tutan, kültürleri yaşatan dildir! Dil bir köprüdür! Tarih bir köprüdür! İnanç bir köprüdür! Bunun içindir ki; tarihimiz içinde bir olmalıyız, iri olmalıyız, diri olmalıyız ve öz değerlerimizle bütünleşip kendi kültürümüzle var olmalıyız!

 Hakk’ın Yol’u Hakikat’in yoludur!” Kimi Canlarımız öze dönüşü tam anlamıyorlar ve kavramıyorlar! Bizim öze dönüşteki kastımız popülizmin denetiminden çıkıp, kendi tarih, kültür, düşün, inanç değerlerine, kendi doğası içinde oluşmuş Hakk Yol (Rêya Heq) Alevi gerçekliğine ulaşıp özgünleşmek demektir ve kendi sırr-ı hakikatine ermektir! Kısacası öze dönüş, kendi akıl ve vicdanınla hareket edip onurlu ve ilkeli yaşamaktır!

Onun için diyorum ki; toplum olarak önce kendimiz olalım ve inançsal, kültürel mirasımıza sahip çıkalım! Aşk İle.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin escort | eskişehir escort | mersin bayan escort
şişli escort

istanbul escortistanbul escort

izmir escortbursa escort