antalya escort bayan

Alevi Gazetesi

halkalı escortescort bayanbursa escortescort izmirizmir escorttravesti izmir

ANADOLU ve MEZEPOTAMYANIN, EN KADİM İNANÇ TOPLULUĞU; KIZILBAŞ-ALEVİLER.

ANADOLU ve MEZEPOTAMYANIN, EN KADİM İNANÇ TOPLULUĞU; KIZILBAŞ-ALEVİLER.
174 views Okundu
29 Kasım 2018 - 16:24

Resul Erenler

“Aleviliğin iktisadi, siyasi hukuki ve sosyal yapılanmasıyla çok eski (on bin yıl geriye uzanan) tarihsel bir gerçek olduğu arkeolojik bulgularla kanıtlanmış durumdadır. Yapılması gereken resmi tarihin yalan ve uyduruk verilerine inat, bilimsel algıyla çözümlenmiş tarihi verilere ilgi duyup gerçeğe ulaşmaktır” Bekir Özgür. Sevgili Bekir Özgür arkadaşın söylediklerine katıldığımı belirtmek isterim.

Aleviliğin geçmişte bugüne var oluşuyla ilgili art niyetsiz ve bir takım hesapları olmayanların genel yaklaşımı; Aleviliğin çok daha gerilere giden bir din-inanç olduğu konusunda hem fikir olmalarıdır. Nen yazıkki, resmi ideolojinin ve resmi dinin hizmetindeki sözde tarihçilerin, araştırmacıların ve çatma dedelerin Aleviliği bir yerlere yamamak, başkasına benzetmek için ellerinde gelen her şeyi yapma konusunda ne kadar pervasız davrandıklarına şahit olmaktayız.

Her dönemde olduğu gibi bugünde, Aleviliği kendi siyasi ve politik çıkarları doğrultusunda kulanan ve kendi arka bahçesi-oy deposu gibi görenlerin oyununa ne yazıki Alevilerin geldiği de bir gerçek. ”Demokrasinin bekçileri, laikliğin savunucuları” vb söylemlerle, Aleviliği, yada Alevileri kendi siyasi, politik çıkarlarına alet etmek isteyenlere karşı, Alevi örgütlülüğüne-örgütlerine önemli işler, görevler düşmektedir.

Bugün Alevilerin yapması gereken kendilerine yönelik her tür asimilasyoncu, inkarcı ve aşağılayıcı yaklaşımlara karşı, uyanık davranmaları ve geleceğe yönelik kendi kitlesini eğitmesi gerektiğini bilince çıkarmaları bir zorunluluktur.

Bu konuda, gerçek dedelere, Alevi dedelere önemli görevler düşmektedir. Bu gelişmeler karşısına dedelerin olduğu kadar, kurum yöneticilerininde sorumluluğu büyüktür. Alevi örgütleri ve kurumlarının taviz vererek, yada bir başkasının gönlü hoş olsun diyerek, Alevilik ve Alevi eğitimi, asla ikinci planda tutulacak kadar basite alınmamalıdır. Cem evleri ve Alevi dernekleri, geçmişte günümüze yaşanmış Alevi katlamları, kırımlarımları ve sürgünleri konusunda kendi kitlesini bilgilendirmek ve olası yaşanacaklar karşısında hazır olmalarını sağlamak gibi bir sorumlulukla karşı karşıyalar. Çünkü, geçmişte olduğu gibi bugünde Alevilere yönelik tehditler ve saldırılar ortada kalkmış değil. Ne zaman ve hangi bahaneyle saldırılara maruz kalmayacaklarının garantisi yok.
Bir tarafta, devletin ve sistemin milliyetçi, şoven kafatasçı anlayışı içinde tutulmaya çalışılırken Alevilik, diğer tarafta devletin resmi dini İslamın içine hapse edilerek yok edilmek isteniliyor. Alevilerin, bu tür gelişmeler karşısında her zamankinden daha çok hazırlıklı ve Yola uygun, Yolun ilkelerini tavizsizce savunmak, dost ve düşman güçlerini iyi tahlil etmek gibi bir sorunu olduğu unutmamak gerekir. Asgari müştereklerde sistemden zara gören kesimlerle ortak haraket etmek zorundayız. Aksi durum da, her dönemde olduğu gibi daha kolay hedef olacağımız unutulmamalı.

Geçmişten bügüne Alevileri, tüm iktidarlar yok sayılmışlar, kırım, katliam ve sürgünlere tabi tutarak tarih sahnesinde silmeye çalışmışlardır. Bunda kısmi başarılı olduklarını söyleyebiliriz. Ancak Aleviliği yok edemediklerde bir gerçek.

Alevilere dayatılmaya çalışılan “incinsen de incitme” sözünden haraketle, Alevileri adeta şamar oğlanına çeviren iktidarlar, bugün hala siyasi çıkarlarına Alevileri alet etmeye ne yazıkki devam etmekteler. Açık söylemek gerekirse; bu sistemin savunucusu tüm partiler, Alevilere karşı samimi ve dürüst değiller, olamazlarda. Çünkü Alevilerin yaşadığı katliamlarda onlarında payı var.
Türkiye cumhuriyetini kuran kadrolar başta olmak üzere, bugün sistemin savunucusu en sağından ve en sosyal demokratına geçinenlere kadar var olan tüm partiler, Türkiye cumhuriyetinin kuruluş felsefesine bağlılıklarını deklere etmişlerdir. Onlara ve Türk devletinin kurucu felsefesine göre, bu ülkede yaşıyacaksan türk kalacaksın ve devletin resmi dini islamı kabul edeceksin başka bir seçenek yok.

Cumhuriyet öncesi ve sonrası, tüm Alevi Kırım ve katliamlarının altında yatan gerçek neden-sebep bunda başkası değildir.

Tek dil, tek ırk ve tek din üzerine-inkar ve yok sayma üzerine kurgulanmıştır bu ülkenin kuruluş felsefesi. Bu ülkenin kurucu kadrolarının en gözde kurumu diyanettir. Diyanetin kuruluş amacıda, başta Aleviler olmak üzere tüm inançları yok saymak islama entegre etmek olmuştur. Bu konuda en savunmasız olanlar Aleviler, Süryaniler ve Ezidiler olmuştur. Ve topraklarda en çok acıyı da bu kesimler yaşamıştır.

Geçmişin ve tarihin derinliklerinde yaşadıkları kırım ve katliamları bir yana bırakırsak, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne sayısız katliam yaşadığını bilmeli Aleviler. İşte bundan dolayıdır ki, inkar ve asimilasyoncu bu yaklaşımlar karşısında Alevi kökenli ve gerçekten namuslu, dürüst ve gerçekleri çarpıtmayan araştırmacı ve bilim insanlarına ihtiyaç var.
“…Eline, beline, diline sahip ol. Dünya malına tapma. Doğruluktan asla sapma. Yetmiş iki millete bir nazarla bak. Güçlünün yanında yer alıp yoksulu ezen olma ve bilime inanmayı ilke edinen” diyen bu inanca ve savunduğu bu ilkelere, en az Aleviler kadar diğer toplumsal kesimlerin ve tüm insanlığın ihtiyacının olduğu inancındayım. Onun için sorumluluk duyan her Aleviye önemli görevler düşmektedir.

Bugün İslamın bir parçası, hata dahada ileri giderek Aleviliği “İslamın özü” olarak lanse etmeye çalışanlar, insani merkezli bu inancı -Alevi inancını- kendi özünden kopararak ortaçağ gericiliğine taşımak istiyor olmaları ve bunun için yaratılmış çatma “Alevi” örgütlerinin (ki bunların başında cumhuriyeti koruma vakfı ve başındaki İzzettin Doğan geliyor) kulandıklarını biliyoruz. Bu satılmış ihanetçilerin gerek ülkede ve gerekse ülke dışında yürütükleri misyonerlik faliyetlerinden dolayı en ufak bir sıkıntıyla karşılaştığı görülmüş değil. Çünkü onlara Aleviliği dönüştürme ve bir başkasına benzetme gibi bir misyon yüklenmiş durumda. Devleti arkalarına alarak görevlerini yapıyorlar. İşte bu tür saldırgan ve düşmanca tavır sergileyen çatma dernek ve dedelere karşı, Alevilerin uyanık olmaları kaçınılmaz ve en asil görevleri olmalıdır. Avusturyada yaşanan örneği unutmamak gerekir.

Alevi örgütlülüğü, bu gerici, çağdışı anlayışlara karşı, kendisini konumlandırmak zorunda. Tersi, İslamın ortadoğudaki ortaçağ gericiliğine benzetilmek ve yok etmek isteyenlere yardımcı olmaktan başka bir işlevleri olamaz.

Hatırlarsanız CHP Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün, Meclis’te mescit varsa cemevide açılsın gibi bir istekte bulundu. Kıyamet kopardılar. Diyanete sordular. Dönemin Meclis Başkanı Cemil Çiçek, İslamın ibadet yeri cami diyerek karşı çıkmıştı. Her zaman olduğu gibi Alevilere devletin resmi dini bir kez daha hatırlatı. Kısacası bir kez daha Alevilere caminin yolu gösterilmiş oldu.
Aleviler adına konuşacak kadar pervasızlaşan bu yaratıklar ecdatlarının inkarcı ve katliamcı politikalarında ne kadar ısrarcı olduklarını bir kez daha hatırlatmış oldular. Bunların bu kadar pervasızlaşmasında Aleviler içindeki çürük elmaların, Hızır Paşaların payı, katkısı yadsınamayacak kadar büyüktür.

Bugün Alevilerin yakalamış olduğu örgütlülüğü hazmedemeyenler, gerek Avrupada ve gerekse ülkede Alevi örgütlülüğünü zaafa uğratmak ve kurumlarını işlevsiz, içi boş birer mekan haline getirerek, sadece toplanma yeri ve kahve gibi kulanmak için elinde gelen her tür pervasızlığı kendi ‘kripto’ kadroları aracılığıyla yapmaktan geri durdurmuyorlar.

Yıllardır Kızılbaş-Alevilerde topladıkları vergilerle ülkenin her tarafını Cami’ye çeviren, camilerde oluşturdukları şer odakları militanlarını, Alevilerin üstüne saldırtarak katliam yapanlar, Kızılbaş- Alevilerin kestiği ve onların elinde çıkan yenilmez diyenler, her türlü iftira ve hakareti yapmakta pervasız, insafsız ve zalimce davranan bu ahlaksızlar ve dürüstlük abidesi kesilen bu sapıklar, vergi yoluyla Alevilerden gasp etikleri paralarla Cami yapmakta her nedense sakınca görmezler.

Aleviler için, İslama davetiye çıkaranlar, Maraş, Malaya, Çorum, Gazi ve Sivasta Alevileri katletiler. Ve diri diri yaktılar. Alevileri katledenleri mahkemelerde savundular ve parlamentoya taşıdılar onları. O katillerin davalarını zaman aşımına uğratılar ve medyanın karşısına geçip utanmadan, hayasızca zafer kazanmışlar edasıyla “milletimize, halkımıza hayırlı uğurlu olsun” demekten de kendilerini alamadılar. İnsanlıkla bağdaşmayan bu çağdışı fiilleri olan bu zatlar hangi yüzle ve hangi insani olan icraatlarıyla Alevileri kendileri gibi olmaya çağrı yaparlar anlamaktan zorlanıyorum.
Bugün AKP’nin İslamı faşist gericiliği, Aleviliği islamın içinde eritip yok emek istediği bir gerçek. Ama bu sadece AKP’nin istek ve arzusu değil. Bu yok etme projesi İtaat ve Terakkiden ve onun devamı, Cumhuriyetten günümüze süre gelen bir politikadır.

Kızılbaş-Aleviler, bu toprakların en kadim inançlarından biridir. Kızılbaş-Alevileri Osmanlının dindarlaştırmak istediği ve bundan başarılı olamadığı için, katliam, kırım ve sürgünlere tabi tutuğunu ve Cumhuriyetin kurulmasıylada bu sürecin hiç kesintiye uğramadan devam ettiğini yaşanmışlıklarımızla biliyoruz.

Sorun devletin ve devleti yönetenlerden kaynaklandığı gibi, Kızılbaş-Alevilerinde kendilerinde kaynaklı bir takım yaklaşımları, bu tür saldırıları yapanları cesaretlendirmiştir. Örgütsüz bir toplumun, egemen olanlar tarafında her zaman baskılandırıldığı bir gerçek. İşte Aleviler yıllarca örgütlü olmamanın acısını çektiler. Bugün örgütlü olan, örgütlenmeye çalışan Alevilerin durumu, egemenleri ciddi bir biçimde rahatsız ettiği içindirki, Alevileri kendi içinde bölmek parçalamak ve kolay yutulacak lokma haline getirmeye çalışıyorlar. Bu konuda en çok zarar Alevilere, sistem yanlısı devletin Alevileri ve onların çatma dedeleri üzerinde yapılıyor.

Öteden beri, devlet ve devleti yönetenlerin tek bir amacı vardı: Bu topraklarda yaşayan herkesi etnik olarak Türleştirmek ve inanç olarak islamlaştırmaktı. Bu plan doğrulusunda; İttihat ve Terakki’den günümüze, Kürtler ve Aleviler üzerinde yoğun bir asimilasyon sürecine girilmiştir. Kürtleri Türklüğe, Alevileri Islama asimile etmek, devletin en temel politikasıydı. Bu süreçte Kürtler, asimilasyona direnişle karşılık verirken, ne yazık ki Alevi-Kızılbaşlar önemli ölçüde asimle oldular. Sorun Alevilerin kendilerini ifade etmede ve örgütsüz olmalarından kaynaklanıyor. Eğer siz kendinizi tarif edemezseniz, kim olup olmadığınız konusunda kendinizi anlatamazsanız, inancınızı savunmada, ürkek ve tutuk davranırsanız, iki ara bir derede kalmaya devam ederseniz. Ve birileri sizin adınıza kalkar size bir don biçer ve size o donu giydirmeye çalışır. Hele içinizde satılmış, dalkavuk ve Kemalizme göbekte bağlı bir takım insanlar olunca, sizin adınıza sizi bir yerlere koyanlar çoğalır.
Ya geçmişin tüm korkularını bir kenara iterek Kızılbaş-Aleviliği her platformda, her toplumda; kendine özgü, bağımsız bir inanç olduğunu kabul eder, dolayısıyla hiçbir dinin ya da inancın bir parçası-uzantısı olmadığını, kendi başına doğal felsefi ve insan merkezli bir inanç olduğunu söyleriz, yada İslamcıların dayatmak istediği İslamın bir parçası-uzantısı olarak onun şartlarını yerine getirir ve İslamın ibadet yerini kendi ibadet yeri olarak kabul etmek durumunda kalırız. Tabiki birincisi gerçekten Alevilerin tercihi ve vaz geçilmezi olmalıdır. Kızılbaş-Alevilerin inanç kimliğini, herkesin anlayabileceği bir biçimde, hiç bir korku ve etki altında kalmadan söylemeliyiz. Ürkek davranıp kendimizi inkar edersek başkalarına kızmaya hakımız yok.

Alevi sorunu bugün oluşan bir bir sorun değil. Osmanlıda var olan ve Cumhuriyetle devam eden bir sorun. Cumhuriyet döneminde yaşanan Alevi katliamlarının hepsinde Cumhuriyeti kuran kadroların partisi ya iktidardır, yada iktidar ortağıdır. Buda bize bu sistemin partilerinden fayda gelmeyeceğinin en açık örneğidir.

Kızılbaş-Aleviliğin, İslamla alakası yok. Eğer olsa-idi islamın şartlarını ve gereklerini yerine getirmek doğrusu olmazmıydı?. Ancak aynı topraklarda yaşadıklarından dolayayı kuşku yoktur ki bir birinde etkilenmişlerdir. İslamiyetten çok önceleri Mezopotamyada yaşayan, Zerdüştlikle daha çok benzerlikleri olaması kuvvetle muhtemeldir. Böyle olduğunu bilmek için, çok ciddi derin araştırmalara gerek olmadığı ve İslamiyetin bilinen tarihine bakmak yeterlidir.

Kızılbaş-Alevilerin bağlanmak istendiği dördüncü halife Ali dört yıl İslamiyetin halifeliğini yapmiş bir imam. Ve ibadeti namaz, ibadet yeri Mescit-cam. Saz tanımaz, Cem bilmez ve Kızılbaş-Alevilerin ibadetlerinde uyguladıkları hiç bir ritüele yerine getirmediği gibi bilmezde. Kızılbaş-Alevilerin olmazsa olmazı musahiplik ne Araplarda var, nede İslamiyetin dördüncü halifesi Alide. Aksisini idda eden birileri çıkar bu söylediklerimi geçersiz kılar, kanıtlarıyla oraya koyar ve derki Halife Ali Kızılbaş-Alevileri tüm ritüellerini bilirdi ve yerine getirirdi ve kanıtlarsa bu konuda ısrarlı olmayacağım bilinmeli. Benim gibi düşünen Kızılbaş-Alevi kökenlilerde, ikna edilmiş olurlar.

Alevilerin 12 İmamlarla ilişkisi onları karşılaştıkları haksızlık ve insalık dışı uygulamalar karşısında takındıkları insani bir tavırdan başka bir şey değildir. Halife Ali ve 12 İmamlar adına yaptıkları, çağrılar, yalvarış-yakarış içinde olmaları dua etmeleri, kendilerine zorla dayaılmış ve karşılaştıkları katliamlar karşısında kendilerini gizleme amaçlıdır. Diğer bir ifadeyle takiyeciliktir.

Müslümanlığın hiçbir koşulunu yerin getirmeyen, yaşam biçimleri, geyim kuşamları, dünyaya bıkışları ve dünyayı yorumlamaları, cennet ve cehenneme yaklaşımları, Kızılbaş-Alevilerin İslamla zere kadar uyum içinde olmadığını gösteriyor. Gerçekler böyleyken Kızılbaş-Aleviliğin İslamın dördüncü halifesi İmam Ali’yle ilişkilendirmek kadar anlamsız bir yaklaşım olmaz.

26-Kasım-2018

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
maltepe escortalanya escortkartal escort manavgat escort
antalya escort
malatya escortelazığ escortizmir escorterzurum escortescort erzurummersin escortporno izlepornoporno izlekonulu pornoanal pornoescort hatayescort sivasmalatya escortescort sivasescort çorumbursa escortdeutsche porno