izmir escortantalya escortizmir escortizmir escortpornojigolobayan escortbursa escortescort gaziantepistanbul escortescort izmirizmir escortistanbul escortdenizli escortescort bayan

Alevi Gazetesi

Tarih bilmeyene, tarihi tokat!

Tarih bilmeyene, tarihi tokat!
326 views Okundu
03 Ekim 2018 - 17:47

ŞENOL HANTEKİN

Geçmişi doğru anlamayan bugünü anlayamaz! Tarih; geçmişi ve şimdiyi doğru ele alan, doğru okuma ve doğru bir ahlâki perspektif ile yorumlanmayı hak eder. Geçmişini bilmeyen şimdiyi

yorumlayamaz. Yorumlasa da; sadece yorum olarak kalır! Bu tarz yanılgılı tarih anlayışı kurumuş bir yaprağın rüzgar karşısında direnemeyip havada savrulduğu gibi kalmaya mahkumdur..! Bunun için tarihi bilmek ve doğru okumak geçmişini dolayısıyla da kendini bilmenin özetidir; ” insan tarihin özetidir” kelamı hakikatı dile getirir. Bu kelamın tarihselliği her şeyi özetler durumdadır.

Nedir bu őzet? İnsanlığın ilk toplumsal yaşama başlangıcı olarak ortaya çıkan neolitik tarihidir . Bu insanlığın tarihi ve toplumsallığın gizemi olarak hafızalara kazınmış kadim tarihin ta kendisidir. Hak yol Alevilik tarihi bu gizemde yaşayıp, yaşatılarak bugünlere taşırılmıştır. Nedir bu gizem ? Qalu beladan derler, gerisi işin hikayesidir.! Doğru olanı bilmek Arif ve ermişliğin işidir. Hak yol inancının kendi toplumsal varlığında bu denli Arif ve Ermişliğe vurgu yapmasının asıl amaçlarından birisidir. Kelâmın özeti ise şudur; Arif ve Ermiş bilgeliğin tarihidir. Alevilik ise bu neolitiğin/ tarihin özetidir.! Bunun dışında ki tarihi bakış acısı Aleviliğin tarihsel,toplumsal,kültürel, inançsal, sosyal gerçekliğinin tanımı ve doğrusu değildir. Egemenlerin asimilasyoncu ve inkarcı tarih bakış acısının ta kendisidir !

Biz Xizir cevherinin ve Hak aklının diyarı ve devranın takipçileri olan ve bu kâdimlikten beslenen Derya toplumunun rızasıyla ilgiliyiz.!

“Her ne ararsan insanda ara” tarihin şafağıdır. Kainatın kendisi bu tarihin kadim bereketli hilâlinde gizlidir.. İnsanlığın doğuş şafağı bu altın hilâlinde yaşayarak günümüze dek gelmiş insan ve insanlık tarihidir. Yaşamın tarihi böylesi bir bilgelik ile yaşanmıştır . Burdan beslenmeyen burdan rızalık almadan bu kâdimliğe niyaz olmadan ana coğrafyanın tanrı ve tanrıçalardan kopuk bir tarih yorumu “puc” (yani çürük) tarih demektir. Yaşanan tüm insanlık hakikatı bizim tarihimizdir. Düz ve kaba retçi bakış acısından farklı olan ise; Özgün Özerk tarih okumalarıdır.Halkların toplumsal, inançsal değerleri yaşanan insanlık tarihinden kopuk ele alınamaz. Tüm tarihler farklı nehirler, ırmaklar ve deryalardan damla olup hem birleşip hem ayrışıp tarihsel varlıklarını sürdürműşlerdir. Ancak günümüzde “bilimsellik,ilericilik, modernlik” kisvesi altında ortaya çıkıp Aleviliği yorumlama biçimleri tűrlű savsatalarla doludur.

Bu pratiklerden hareketle; Alevilik tarihi; doğal, otantik, komünal, paylaşımcı ve eşitlikçi;anasoylu doğal toplum tarihidir. !

Tarihte insanlık için direnip, halklara/ inançlara mal olmuş tarih kişiliklerini küçümseyen her bakış acısı milliyetçi ve gizli ırkçılık taşımaktadır. Tarihi önderlikleri dőnemsel direnişleri ve aldıkları pozisyonlara gőre değilde , onları sadece “dini inancıyla,ulus kimliği ” ile ele alıp “Arap Hüseyin/Arap Zeynep/Arap Ali” bir diğerine “Hristiyan İsa” vb. adlandırmaları ile sınıfsallaştıracak her anlayış ve yorum bilerek yada bilmeyerek ırkçılığa düşmüş olur. Tarihi her önderliği içinde yaşadığı somut, toplumun özgün tarihi ve koşullarıyla ele alarak hakikate daha doğru yaklaşmış oluruz. Seyit Rıza Kerbelâ direnişini Dersim dolayısıyla da kendi direnişiyle ayrı ele almamıştır. “Evladı kerbelâyız” demiştir. Pir sultan Hz.Ali için “ben Aliyim” demiştir. Kerbelâ’da direnen Hüseyin’î direniş insanlık için ne ise, Pir Sultan’ın direnişi de őzűnde odur. İslam karşıtlığı üzerinden tarihi ve önderlikleri yorumlamak, sınıflı batı uygarlığının iktidara bulaşmış hastalıklı bakış acısıdır. İslâma dönük yapılacak bir eleştiri varsa oda karşıt İslâm olan iktidarcı zihniyetine dönük olandır. Alevilik ve tarihi İslâm karşıtlığı üzerinden okumaya çalışmak; Kadim insanlık tarihinin beşiği olan Ortadoğu tarihini bilmemektir.! ( unuttum Sosyalizm Ortadoğu’lu değil,Batılıymış)

Meramımızı daha iyi anlatmak için bir örnek vererek anlatalım.!

Tarihte günün birinde bir köye gelen solcular oturmuş devrimi, tarihi sosyalizmi, tartışıyorlar; Herkesin tarihe bakışı farklı olmakla beraber ortak tarih anlayışları da ”tarih sınıfların tarihidir” Gerçek kurtuluş Marksizmin tarihi perspektifinde; sınıfsız sömrüsüz bir dünya da, proleterya diktatörlük tarihini yok ederek ezilenleri özgürleştirecektir.. Uzayıp giden bir silsile..O zaman dilimi içersinde köyün en yoksulu ve emekçisi ordan geçerken gözüne çarpıyor bu gençlerin sohbeti..Yaşlı amca eşekle birlikte gençlerin yanına yanaşıp dinlemeye başlar. Bir solcu genç amca ”kurtuluş sosyalizmde” yaşlı amca “ne zaman kurtulacağız” der.. Solcumuz amca daha örgütleneceğiz, proleterya sınıfı ne zaman ayaklanırsa o zaman kurtuluşta olacak.. Yaşlı amca; “bizim burda sizin bahsettiğiniz sınıf yok. Ama bizim köylü heso var,benim toprağım hiç yok ama hesonun bin dönümlük arazisi var. Peki bu diktatör değilmidir” der. Solcu buna karşın; “Yok o toprağı ağası, bizim dediğimiz sınıf bilinçli sınıftır” Amca konuşanlardan ikna olmayıp.

Bir soru daha sorar.. “Sizin haliniz hal değil çocuklar.Siz benim gibi bir yoksul köylüyü ikna edemiyorsanız, dediğiniz o sınıfı hiç ikna edemezsiniz” der..!

Çekip gider. !

Arkasından yaşlı köyün başka bir bilgesi olan Ali dayı gelir.. Ali dayı gençlerin her gün topladığı “devrim sosyalizm” vs sohbetinde haberdar. O gün nerden aklına geliyorsa.ben de bir bu gençleri dinleyeyim ne konuşuyorlar diyerek merak eder. Selam verip yanların oturur. Dinledikten sonra gençler söz verir “Ali dayımız ne der bu konularda” Ali dayı söz alır..” şöyle der: “Hakkı bilen kendini bilir.Kendini bilen insan zaten insanı bilir.” der ve ekler; sizin getireceğiniz sosyalizmde; hak kapısında insan var. Bizim kapımız da “kendini bil” sözü sosyalizm yok iken vardı.. Sizin sosyalizm “devletle birlikte ortaya çıktı” bizim kapımızda “Rıza” dediğimiz yaşam şekli yaşanıyor..Her zerrede hakkı gören bizler zaten sosyalizmi yaşıyoruz!!!der solculara. Adeta ders vererek tarihi bilgeliğini bir kez daha ortaya koyar. Tarih kitaplarda yazılanı değil, yaşayanların sözlerinde saklıdır..

Ve Ali dayı çekip gider. Solcular Ali dayın söylediğine gülerler “idealist, gerici,bilinçsiz,sınıf bilincine sahip olmayan cahil köylü “ diyerek űste dalga geçerler.. Solcuların “tarih ve insan’a” yanlış bakış acısı ve yorumlama biçimleri ile gelişen bu hastalıklı tarih anlayışı ne yazık ki iki şeyi kayıp ettirdi. Aleviliğin kadimliğini ve toplumun sosyalizme olan inancını.. Biri

Marksizm adına, diğeri ise dine karşı olma adına kaba sınıfcılık anlayışı űzerinden toplum mühendisliği yapmaktan őteye gidemedi. Tarihi sınıflarla başlatan hastalıklı bakış.. Sosyalizmin Devletçi-iktidar perspektifi ile “Proletarya Diktatörlüğü” adına devleti ve devletin araçlarını ele geçirip toplumu yönetme hastalığıdır bu !

İlginç olan şu ki: Devleti yönetemedikleri gibi, devlete memur, fabrikaya yönetici,sınıfa patron olmaktan őte gidemediler..! Hal bőyle olunca da tarihi misyon ve amaçlarına ters düşmüş oldular. Oysaki tarih Ali dayının ve yaşlı köylümüzün söylediklerinde saklıydı. Halkın kendisi oradaydı, burnunun önündekini görmeyip fabrikadaki sınıfa göz diken ama var olan sınıfın kendisinden bi haber..

İnsanı,evreni, doğayı toplumsal ahlâkı, güzelliği yaşanmışlıkları hişleştirip, inkar eden her bakış, her yaklaşım sorunlu ve hastalıklı bir bakıştır. Yaşlı Köylü dayının yaşamından, Ali dayının bilgeliğinden bir şey almayanların toplum adına kuracakları “sosyalizmin” gideceği yer neresi olur ? “Pembe liberalizmle gelişen devletçi devrimler”!

Bu çercevede Aleviliğe dönük yapılan her çağrı her yorumlama da ”Pembe devletçi Aleviciliktir” . Günümüzün Aleviliği ele alma ve yorumlama biçimi “pembe tarih anlayışından başkası değil”

Ali dayı “Hakkı bilen” derken kendinizi önce bilin, tanıyın demişti. Onlar ise bu söze Ali dayının yüklediği manaya karşı kendisine “gerici” deyip, dalga geçmişlerdi.

Oysa ki ilericilik adına en değme gericiliğin temsilciliğjne “ düşmüşlerdi”..! İnsan kendini bilmiyorsa çıkacağı yol ve başlattığı hareket tűm műcadelelere rağmen çözülmeye dolayısıyla da aşınmaya mahkumdur. Tarihi yaşlı amcan ve Ali dayı’nın sőzleri temsil ediyordu. İnsandan kopuk bir tarih; karanlıkta yürümeye benzer.. Hak tarihin kendisidir. Ama onlar “hakkı insanda, insanı hak’ta” görmedikleri için; Hakkı soyut nesnelerde aradılar ve bőyle yaklaştıkları /anladıkları için de tarihsel toplumdan kopuk, kaba sınıfsal tarih anlayışı ile topluma bakmış/ değerlendirmişlerdi..

Ne yazık ki bu hastalık sinsi bir liberalizm olarak her yerde kafa karışıklığı hatta zihniyet olarak tam bir putculuk halini almıştır.. Onlar için sınıf insanı “her şeyin ilacıydı. “Devleti ele geçirmenin tanrıyı ele geçirmek olduğuna” inanmışlardı. Sınıfın devleti olan sosyalizmdi.? Devletçi sosyalizm ile en büyük kurtuluşun ve özgürlüğün yolu açılacaktı. Zamanımızdaki solculuğun amentüsü ne yazık ki hala budur !. Tarih ve toplumları bu yőnlű ele almaları gűnűműzde de böyledir. Reel sosyalizmin tanrısı böyle buyurmuştu kendilerine!!! “Devleti ele geçir her kesi yönet..! Çağın ve zamanın ruhu bu olmuştu”

Unutmayalım ki, “bireyin fikri ne ise zikride odur.” İnsan düşündüğü kadar yaşar, yaşadığı kadar da düşünür..! Dar zihniyetin bir sonucu olan devletçi iktidar ruhunu taştan sınıfsal, dogmatik tarih paradigma iflası yaşadı.

Toplumun ruhunu, duygusunu, ortakçı yaşamını ve ahlâki toplumsallığını hiçleştiren; “gerici-ilerici kaba indirgemeciliğe kayan ve bir okadar da kaba retçi dogmatik tarih bakış acısı iflas etmiştir. Bazıları bu iflasınű zerinde tarih budur deyip kendi kör tarih bakış acısını zorla dayatıp, kendince “doğru

olduğunu “ düşünme, topluma kabul ettirme cehaletine düşüyor.. Oysa ki insanı ve toplumları ne kadar örgütlemişsen tarih de o’dur..Tarih örgütlü olanlarla yaşanır ve yazılır. Tarih nasıl ki hak hakikat adına direnip günüzde onların izinde olanlarla yazılıyorsa bugünde öyledir, öyle demagoji ve kaba laflarla ne tarih yazılır ne de bu okumalar tarihin kendisidir..

Ali dayının kadim bilgeliği tarihin kendisidir, o yaşamış ve yaşamında hakikati temsil etmiştir. Yoksa tarih öyle masa başında oturarak yazılmıyor.

Yaşlı köylü dayının eşeğiyle gelişini anlamayanlar nasıl tarihi anlayabilirlerdi.. Yaşlı köylü dayının eşekle yanlarına oturması ”sizin anlattıklarınız benim bu eşeğim bile inanmaz “ demeyi istemiştir.

Ali dayının bilgeliği kırk tane “örgüte ders verecek” kadar tarihi derslerle doludur..

İşte böyle bilmeyenler bunu bilmelidir .!

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
maltepe escortalanya escortkartal escort manavgat escort
antalya escort