Neyin bayramıydı bu? Daha da doğrusu kimlerin bayramı? Aklımıza, bedenimize, ruhumuza, kalbimize kastedenlerin, kurdukları ölümcül oyunlara hepimizi figüran kılmak isteyenlerin, evimizi barkımızı basıp bizi köylerimizden, hayatlarımızdan edenlerin bayramı mı?
Yoksa, Diyarbakır’da Newroz kutlamasında polis kontrol noktasında üstü çıplak koşarken göz göre göre katledilen gencecik üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un katillerinin bayramı mı?
Her gün evleri basılan, gözaltına alınan, tutuklanan meslektaşlarımı yazı evlerinden alıp hapishanelere tıkayan zihniyetin bayramı olabilir mi yoksa?
Seçtiğim, sevdiğim insanların ve yoldaşlarımın ev baskınına, gözaltına, rehin tutuluşuna, cinayetine sebebiyet olanların bayramıysa ya bu bayram?
Her gün acaba bugün hangi kadın yoldaşımın, acaba hangi küçük çocuğun bedenine, canına kıydılar diye korkarak haberleri izlememe sebebiyet verenlerin bayramı mı?
Değil! Bu bayram bizim bayramımız, biz kim miyiz?
Bizler halkız. Yalnız değiliz, bütün dünya halkları ile birlikteyiz. Gücümüz onurumuzda, geçmişimizin kanlı ve zulme direnmiş tarihinde, gücümüz küçük çocukların uçurtmalarında yani taa gökyüzünde.
Bizler halkız. Yenilmiş değiliz, öldürülmemiz, tutsak edilmemiz, sürgün edilmemiz, işkence görmememiz, engel değil göreceğimiz güzel günlere.
Bizler halkız. Dayanışma da biziz, gelecek de. Hatta kurduğunuz bütün oyunları bozacak olanlar da biziz. Hilelerinizi, iş birliklerinizi ve ağızlarınızdaki yalanların pis kokusunu sizlerle birlikte defedecekler biziz.
Bizler halkız. Her bir dilde çıkar sesimiz, kazdığınız her kuyuya sizleri gömecek olanlar da bizleriz.
Bizler halkız. Bu bayram birlikteyiz, şeker yemek değil, özgürce yaşamak istiyoruz kendi topraklarımızda, satmadan, satılmadan! Biz toprağımız için buradayız. İnsanca ve onurlu bir yaşam istiyoruz.
Bizler halkız. İş ve iş güvencesi istiyoruz.
Eğitim ve öğretim hakkımızı özgürce kullanmak istiyoruz. Parası olanın eğitildiği, parasızların cehalete mahkûm edildiği bir düzen istemiyoruz. Eşit, bilimsel, çağdaş eğitim istiyoruz.
Bizler halkız. Okuduğumuz kitaplardan, dinlediğimiz türkülerden yargılanmak istemiyoruz.
Emperyalist ülkeler tarafından yoksullaştırılmayı, aşağılanmayı ve iyice bağımlılaştırılmayı istemiyoruz.
Bizler halkız barış istiyoruz. İnsanların mutluluğu için kullanılacak kaynakların tekellerin ve emperyalist ülkelerin istemleri doğrultusunda silaha yatırılmasını, evlatlarımızın savaşa kurban edilmesini istemiyoruz.
Bizler halkız. Biz insanca ve onurlu bir yaşam için yepyeni bir ülke yepyeni bir dünyanın yaratıcılarıyız.
Biz bu bayram bu düzenin bize insanca ve onurlu bir yaşam veremeyeceğini biliyor ve artık onu istemiyoruz.
Bizler halkız. Bugünkü kirli, kokuşmuş, köhne düzenin sahiplerini istemiyoruz.
Biz işçiyiz, emekçiyiz, yoksul köylüyüz. Biz aydınız. Biz öğrenciyiz. Biz kadınız, çocuğuz. Biz halkız!
Şekeriniz de sizin olsun, kekiniz de. Bize sınıfların ortadan kalktığı her tür ayrımcılığın düşmanlığın yok olduğu bir dünya yeter. Bu bayram halkın bayramıdır, bu haziran en güzel bayramların başlangıcı olacaktır. Korkmayın elimizde top tüfek, gaz bombası, coplarla gelmiyoruz. Biz savaşlara karşıyız, elimizde bayraklar ve flamalarla geliyoruz. Yürüyoruz, köylerin ve sokakların, taşraların ve kasabaların dört bir yanından, dağlardan, ovalardan ve tarlalardan, zindanlardan, üniversitelerden, şehirlerden geliyoruz. Yurdun dört bir yanından sesleniyoruz, bu bayram son olsun! Bizler halkız, artık tamam diyoruz.

Yürü üstüne üstüne
Tükür yüzüne celladın…
Diyen sevgili Ahmed Arif’i de aldık kavgamızın omuzlarına. Bu bayram el öpmeye değil, yüzünüze tükürmeye geliyoruz.
Geri sayım başlasın yoldaşlarım, çar, se, du, yek!