Ana Sayfa Güncel 10 Ekim davasında savcı mütalaasını verdi

10 Ekim davasında savcı mütalaasını verdi

129 views

Ankara’da 10 Ekim 2015’te Barış Mitingi’ne yönelik IŞİD tarafından düzenlenen bombalı intihar saldırısıyla ilgili açılan davanın 9. grup duruşması bugün Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

Duruşma öncesi saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleri, yaralılar ve insan hakları savunucuları basın açıklaması yaptı. Yargılamanın 19 sanık ile sınırlı kalmaması gerektiğini, ihmali olan kamu personellerinin de yargılanmasını talep ettiler.

Duruşma elektriklerin kesik olması nedeniyle yarım saat geç başladı. Sanıklar duruşma salonuna elleri kelepçeli getirilirken, yaklaşık 60 Jandarma personeli de sanıkların etrafında çember oluşturarak güvenlik önlemi aldı.

“Bu katliamda devlet sorumluluğu var”

Kimlik kontrollerinin ardından başlayan duruşmada avukatlar yargılamadaki eksiklikleri anlattı. Saldırıyı planlayan ve daha sonra yakalanması için yapılan operasyon sırasında ölen IŞİD emiri Yunus Durmaz ile bazı sanıklara ait İstihbarat Daire Başkanlığı’nın iletişim tespit raporlarının, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin kamu personelleri hakkında hazırladığı raporların henüz mahkemeye ulaşmadığı belirtildi. 10 Ekim 2015’te Ankara Emniyeti’ne saldırı olabileceğine dair gelen istihbarat bilgilerinin gerekli yerlere gönderilmediği hatırlatıldı. Avukat İlke Işık, “Bildikleri ve göz göre göre gelen bir katliamdan bahsediyoruz. Yani toplam bir devlet sorumluluğu var. Bu kadar eksik delil varken dosyada mütalaa veremezsiniz. Gerçek sorumlular yargılanmadan bu dava bitirilemez. Hala adalet için bir şansımız var” dedi.

Mitingdeki sağlık ve güvenlik önemlerinden sorumlu Ankara Emniyet Müdür ve İçişleri Bakanlığı yetkililerinin tanık olarak dinlenmemesi de avukatların itiraz ettiği bir diğer nokta oldu. Avukat Işık,  “Kimseyi mahkeme salonuna getirip dinlemediniz. Taleplerimizi de reddettiniz” diyerek yargılamanın adil yürütülmediğine vurgu yaptı.

Avukatlar saldırı öncesi emniyetin önlem almamasıyla ilgili çarpıcı bir örnek de verdi. Avukatların beyanına göre, 10 Ekim’den önceki bir hafta boyunca Ankara Emniyeti’nin çizelgelerinde her gün yol uygulaması yaparken, 9 Ekim tarihi ile katliamın yaşandığı 10 Ekim saat 10:00’a kadar yol uygulaması yapılmamış. “Ankara Emniyeti, neden bu tarihte yol uygulamasını durdurmuştur?” diye soran avukatlar, sorumlu olan emniyet mensuplarının davaya dahil edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Mahkeme başkanı davayı terk etti

Duruşma sırasında saldırıda çocuğunu kaybeden bir anne, mahkeme başkanına, “Ben anayım. Dayanamıyorum. Buradaki katiller kadar bize söz vermediniz” sözleri ise salonda gerginlik yarattı. Mahkeme başkanının, “Ne yapalım anaysan. Ne bağırıyorsun avukatın konuşuyor işte” şeklinde karşılık vermesi seslerin yükselmesine neden oldu. Bir kişinin “Aileleri de dinleyeceksiniz” sözlerine ise “Sen bana emir veremezsin” diyerek cübbesini çıkaran mahkeme başkanı duruşmayı terk etti. Bunun üzerine duruşmaya ara verildi.

Aranın ardından başlayan duruşmada avukatlar eksiklikleri dile getirmeye, itirazlarını sunmaya devam etti. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetine ilişkin davada sakın olan ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından hakkında FETÖ soruşturması başlatılan dönemin İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç’in imzaladığı bazı belgeler de davada tartışma konusu oldu. Avukatlar hakkında soruşturma olan birinin 10 Ekim saldırısında imzaladığı istihbarat belgelerinin güvenli ve geçerli olmayacağı görüşünü iletti.

Avukat Senem Doğanoğlu, bombalı intihar saldırısının Türkiye’deki muhalif kesime yönelik olduğunu belirtti. Irak ve Suriye’de IŞİD’in eylemlerine yönelik uluslararası kararların çıktığını hatırlatarak, sanıkların yalnızca “terör örgütü üyeliği” suçundan değil “soykırım” ve “insanlığa karşı işlenen suçtan” da yargılanmaları gerektiğini vurguladı.

Sanıklara istenen cezalar

Mağdur avukatları dosyanın genişletilmesini talepleri yok sayılarak ederken mütalaa aşamasına geçildi. Savcının hazırladığı 41 sayfalık mütalaada sanıklara istediği cezalar şöyle:

– Abdülmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakub Şahin, Hakan Şahin, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz ve Hüseyin Tunç’un, “anayasal düzeni ihlal” suçundan 1’er, “100 kişiyi kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması ve ayrıca 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da ayrı ayrı 11 bin 730’ar yıl hapisle cezalandırılmaları,

-Abdülmubtalip Demir, Metin Akaltın, Yakup Şahin ve Hüseyin Tunç’un ayrıca “örgüt faaliyeti çerçevesinde izinsiz tehlikeli madde bulundurmak ve nakletmek” suçundan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları,

– Esin Altıntuğ (Durgun), Hatice Akaltın, Yakup Yıldırım, Suphi Alpfidan, Yakup Karaoğlu, Mehmedin Baraç, Nihat Ürkmez, Abdulhamit Boz ve Burak Ormanoğlu’nun “IŞİD silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları

– Burak Ormanoğlu’nun, “vahim silah ve mermi bulundurmak” ve “örgüt faaliyeti çerçevesinde izinsiz tehlikeli madde bulundurmak nakletmek” suçlarından 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması,

– Erman Ekici’nin “IŞİD silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan 22 yıl 6 ay hapisle cezalandırılması ve ayrıca “Anayasal düzeni ihlal” ve “100 kişiyi kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da 11 bin 730’ar yıl hapisle cezalandırılmaları istemiyle suç duyurusunda bulunulması.

Savcı, yakalanamayan sanıklar İlhami Balı, Savaş Yıldız, Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi, Yakup Selağzı, Kasım Dere, Nusret Yılmaz, Mustafa Delibaşlar, Walentina Slobodjanjuk, Muhammet Zana Alkan, Ömer Deniz Dündar, Cebrail Kaya, Ahmet Güneş, Kenan Kutval, Bayram Yıldız ve Hasan Hüseyin Uğur hakkındaki davaların ayrılmasını, yargılama sırasında ölen sanık Mehmet Kadir Cabael hakkında açılan davanın ise düşürülmesini talep etti.

Aileler isyan etti

Savcının istediği cezaların ardından aileler mahkeme heyetine “103 kişinin kanında boğulun”, “Bunlar nasıl cezalar”, “sanıkları koruyacağınıza bizi korusaydınız sakat kalmazdık” sözleriyle tepki gösterdi. DW’ye konuşan avukatlar ise mütalaanın adalet duygusunu yok ettiği görüşünde: “Devletin sorumluluğuna dokunmayan, iki yıldır söylediğimiz talepleri yok sayan, hatta kimi sanıklar için iddianamenin de altında ceza isteyen ve hukuken çok kötü bir mütalaa.”

Çınar Livane Özer / Ankara

© Deutsche Welle Türkçe