Ana Sayfa Forum Alevilere seçim vaatleri

Alevilere seçim vaatleri

251 views

Rauf KARAKOÇAN

Aleviler yeniden hatırlanır oldu. Görmezden gelinen/göz ardı edilen, ötelenen/ ötekileştirilen Alevilerin mağduriyetleri üzerinden yeniden oy avcılığına başlandı. Alevilerin sorunları üzerine söylenecek söz aslında tüketilmiştir. İktidarların işine geldiğinde bu sorunlar raftan indirilip tartışmaya sunuluyor. Siyasi çıkarlara kurban edilen bir meseleden öteye gidilmiyor. 24 Haziran seçimleri kritik durum arz ettiğinden dolayı yeniden Alevilerin ağzına bir parmak bal çalmayı ihmal etmediler.

AKP’nin seçim bildirgesinde “Cemevlerine resmi statü” tanınacakmış. Daha önce de bir dizi Alevi çalıştayı düzenlenmiş, Alevilerde umut yaratılmıştı. Maalesef Aleviler yine kandırılmış oldu. Alevilerin inançlarından dolayı maruz kaldığı uygulamalara bakıldığında, egemen devlet ideolojisiyle doku uyuşmazlığı yaşadıkları görülecektir. Kuyucu Murat’tan, Dersim Tertelesine, Çorum’dan, Maraş’a, Sivas Madımak cehenneminden Gazi’ye kadar tarihi geçmişin izlerinden gidersek yaramızdan kan damladığını göreceğiz.

1606 yılında İran Sefavi devletine sefer düzenleyen Hırvat kökenli kuyucu Murat, Celalileri kıyımdan geçirmişti. Osmanlı sınırları içinde bulunan Aleviler de bu kıyımdan nasibini aldı. Binlerce Alevi, “Sefavi devletine yardım ediyor” adı altında inançlarından dolayı kazıklara çakılarak, kuyulara atılarak katledildi. Bu zihniyet değişmedi. Madımak’ ta cayır cayır canlarımızı yakan da aynı zihniyettir. Dersim vadilerinde, karnı süngü ile deşilen hamile kadınların çığlıklarını halen duyar gibiyiz. Aynı zihniyet şimdi Türkiye’de iktidardadır. DAİŞ zihniyeti, etnik ve dini azınlıklara nasıl yaklaşıyorsa, özelikle de Êzîdîerin başına ne getirdiyse TC de Alevilerin başına onu getirmiştir. Êzîdîerin ve Alevilerin bu anlamda kaderi benzerdir.

Alevi düşmanlığı resmi ideoloji üzerinden yapılmaktadır. Türk devletinin hiçbir zaman Alevi varlığına tahammül etmeyeceği bilinmelidir. Katletmek ve asimile etmek temel politikadır ve bu politika değişmeyecektir. AKP/MHP iktidarı bunun en tescilli örneğidir. Özgür düşünen Kürt, bu iktidar için potansiyel tehdittir. Alevi Kürt ise daha büyük tehdittir. Devşirilmişler dışında hiçbir farklı kimlik ve inanç mensubu; ırkçı, milliyetçi, şoven bir devlette yer edinemez. Bunu en iyi bilecek olanlar Alevilerdir.

24 Haziran erken genel seçimleri için çok kritik bir eşikte durup tercih yapılacaktır. Sadece bir dönem için değil, gelecek nesilleri etkileyecek bir seçim olma özeliği taşımaktadır.  Aleviler de bu seçimde kendilerine yakışan duruşlarıyla tutum almaları gerekmektedir. Zulme, zorbalığa karşı duruş Aleviliğin genlerinde vardır. Sömürüye, baskıya, işkenceye karşı durmak, mağdurun, mazlumun saflarında yer almak alevi inancının özüdür. Bu öze sahip çıkmak en temel görevimiz olmalıdır.

AKP-MHP faşist bloku “cemevlerinin statüsünü” tanısa ne olur, tanımasa ne olur? İnançlarımızı yaşamak ve yaşatmak için devlet iznine, ibadetlerimizi yerine getirmek için de birilerinin icazetine ihtiyacımız yoktur. Ölmek, egemenlerden medet ummaktan evladır. Kutsallıkları pazarlık konusu yaparak iktidarda kalmanın aracı haline getirmek isteyen faşist bloğa, sandıkta gereken cevap verilmelidir. Çünkü Aleviler de Êzîdîler gibi tehdit ve tehlike altında olduklarını unutmamalıdır. Öz savunmadan yoksun, faşist iktidarın insafına terkedilmiş halde yaşamak iç acıtan bir durumdur. Cem evlerinin statüsünden çok daha önemli sorunları vardır. Devlete eklemlenerek bitirilmek istenmektedir. Kendi kimliklerini özgürce ifade etme, ibadetlerini özgürce yerine getirme istemleri bir yana özerk ve özyönetime kavuşturulmaları gerekmektedir.

Aleviler, demokratik özerklik hakkını elde etmedikleri müddetçe Türkiye’de tehlikede olacaklardır. Zaten önemli oranda göçertilerek vatanları ile bağları kopartılmıştır. Asimile politikalarının kıskacında can çekişir duruma getirilmiştir. Kendi içinde parçalı bir duruş sergilemektedirler. Yok olma tehlikesinin belirdiği yeni Türk devlet sistemi içinde varlık mücadelesi içinde olmak ve birleşerek güç oluşturmak önem taşımaktadır. Bu güç birliğini HDP ile birleştirerek siyasette kendisine yol açmalıdır. Aleviler yaşadıkları acıları sadece ağıda dökerek yaşayamazlar. Geleceklerini şekillendirmek için var güçleriyle örgütlenmeli ve aktif çalışmalıdırlar.

24 Haziran seçimleri Aleviler için de bir fırsat sunmaktadır. HDP halkların ortak siyaset platformudur. HDP’yi barajın altına iterek diktatörlüğe muhalif halkları siyaset dışı bırakmak istemektedirler. Aleviler, bu tehlikeyi görerek faşizmin Türkiye’de kurumlaşmasına asla izin vermemelidirler. Sistem partilerinin Aleviler üzerindeki oyunlarını boşa çıkararak HDP ile kenetlenmelidir. HDP’nin kazanması, halkların kazanması anlamına gelmektedir. Ve bu; Aleviler için de bir umut ışığıdır.