Bir toplumu karakterize eden şey öğrenilmiş davranışlar ve inançsal değerlerin tamamıdır, bireyi insan grubuna çeviren şey de aslında budur. Tavırlar, idealler, aile yapısı, eğlenme, üzülme gibi kendi kültürleri aracığıyla kendilerini tanımlarlar.

Birbirleriyle yaşayan ve birbirleriyle her düzeyde etkileşim halinde olan toplumlar kültür yaratabilirler ve yarattıkları değerlerin tamamını örüntülü olarak yaşamlarının her alanına yansıtırlar kendi hayat disiplinlerini oluştururlar,

Bizim Kültür ve geleneklerimiz inançsal değerlerden ayrı değildir topluma katılan her yeni üye söz konusu değerlerle yetişir bunu nesilden nesile aktarır ve binlerce yıl sürdürür, Aleviliğin öğrenilmesi, anlatılması uygulanması diğer inançlardan farklı olarak bütünüyle pratiktir ve canlıdır.

Tarihle olan bağlantısı ve değerleri, dil biçimindeki sembolleri asla değişmez değiştirilemez modern zamanların en uygun inanç sistemi olması bakımından da sosyal etkileşim ve varoluş yoluyla öğrenilir. Karmaşık bilgi ve davranış uygulamalarından oluşmaz ve bir ülkede halkların farklılıkları çağdaş medeniyetleri ve uygarlık geliştirir. Tıpkı Anadolu gibi… ALEVİLER SAMİMİDİR.

Birbiriyle samimi bir şekilde etkileşimde bulunamayan toplumlar değer oluşturamaz bir tarafın samimiyetsizliği bilgiyi, sanatı, ahlakı, gelenekleri ve görenekleri sadece kendisine benzeterek yok eder

– Samimiyetsiz taraf doku uyuşmazlığından rahatsız olup kendi inandıkları ile çatışma ortamı yaratarak farklı toplumların huzurunu kaçırır.

– Bir çeşit diyalog senaryosu yazılarak insanların neye inandıkları nasıl inandıkları bir formüle oturtulmaya çalışılır Örneğin; Sunilikte Namaz Var Alevilikte Cem Var Cem İle Namaz Aynıdır Demek gibi,

– Ya da Alevilikte çok evlilik yoktur, Şiilikte cariyeler, köleler vardır demek Aleviliğin evrenselliğini yok eder çünkü Aleviler Şiilikteki kadınında özgürleşmesinden yanadır hiçbir Alevi ; köle kadın ya da cariye alarak Şiileşmez bu diyalogda çıkacak sonuç Şii kadının köleleşmesine onay vermektir.

– Samimiyetsiz taraf somut delil sunduğunu sanarak toplum üzerinde din tüccarlığı yapar insanı değersizleştirerek yok eder ancak Alevilikte Tanrının varlığı yokluğu insanda tecelli eder bunun delilide insanca yaşamaktır. Sokak ortasında katledilen kadınlar, tecavüze uğrayan çocuklara karşı seslerini çıkarırlar din örüntüsü altında vicdanlarını yutmazlar

– Aleviler tanıklık ve bağlılıkla kimsenin esiri veya müridi olmazlar fikri hür vicdanı hür çocuklar yetiştirirler yakın tarihte yaşanan Alevi katlamalarının nedeni de özgürlük anlayışının yok edilmesine karşı katliamı göze almakla olmuştur.

– Samimiyetsiz taraf mitolojik hal alan inançsal değerlerini kelle koparan bireylerinin suçlarını aydın toplumların ilkelerinden yararlanıp örtbas eder binlerce kadının, çocuğun kafasını Allahın adıyla kesenlere Mevlana, Yunus, Hünkar Hacı Bektaşi Veli ve nicesi örnek gösterilerek insanlığın hatıllatıldığını hepimiz gördük

Evet, bu kadar yozlaşmış ve huzursuz bir ortamda Aleviler ancak insanca yaşamak ve tüm toplumun Özgürleşmesi için çaba harcar tıpkı Şah Hüseyin, Hallacı Mansur, Nesimi, Pir Sultan ve Nicesi gibi
Saygılarımla