PAYLAŞ

Unutmayalım – unutturmayalım

(Aşığada eklediğim yazıyı katliamın 34.yılında ,  2012 de yazmıştım.)

O günden bu yana maraş katliyamı ile ilgili daha çok anma, eylem ve etkinlikler yapıldı. Kitaplar yazıldı. Belgeseller yayınlandı. Maraş Girişimi gibi , Dernekler kuruldu. Avrupa parlementosu başta olmak üzere,  konferanslar düzenlendi. Maraşı zalimlerin insafına bırakma mücadelesi ile katliamın hesabını sormak , bu ve benzeri katliamları sürekli etkinlikler ile ,  gündemde tutarak, unutulmaması için çalışmalar yapıldı.

39. yılını yaşadığımız bu günlerde bir çok etkinlik ile katliam kurbanları anılıyor ve benzer katliamların bir daha yaşanmaması için politik analizler ve tespitler yazılıp çiziliyor. Daha da yazılıp çizilecek. O günden beri, her yıl Maraşda katliam kurbanlarını anma programları yasaklanır. Bu yıl‘da (2017) yasaklanmıştır.

Bu yıl,  sadece 19-24 aralık  Maraş katliamını değil, 19 aralık 2000  Cezaevleri katliamı ve 28 aralık 2011 Roboski katliam kurbanları bir çok etkinlik ile anılmakta ve bu katliamları yapan devlet zihniyeti ve politikası lanetlenmektedir. Bu hem insani ve vicdani , hemde politik ve kültürel bir hak mücadelesidir.

Zalimlerin düzenine karşı, mazlumların bir olma , birlikte olma mücadelesidir. Ancak bu şekilde yeni  katliamlar engellenebilinir ve geçmiş katliamların hesabı sorulabilinir. Bu katliamların failleri  cezalandırılmamış ise ,bunun tek anlamı ya direk devlet tarafından, yada devlet destekli bir politika ile yapılmış olmalarındandır.

O halde bu mücadelenin hedefi,  devletin bu politikalarının arka planını oluşturan , ‘‘Türk- İslam‘‘ odaklı, bir ulus ve toplum yaratma gibi ,tekçi, redci, inkarcı,dolasıyla asimilasyoncu ve katliyamcı olan , anti demokratik sistemi değiştirmek olmalıdır.

Yani cumhuriyetin kuruluşundan bu yana , ötekiler kategorisine koyduğu, Alevi-Kızılbaş, Kürt ve Kominist olarak ,olarak fişlediği, kapılarını kırmızı çarpılar ile işaretlediği bu kesimlerin mücadelesi de, kurtuluşu da, ortaktır.Bir araya gelebilirler ise, bu zalim faşist zihniyeti değiştirmeyi başaracaklardır.Katliamların da önüne geçmiş olacağız.

Bu yılın değişik dönemlerinde yapılan bazı etkinlikleri  burdan bir kez daha hatırlatarak, 2012 yılındaki  Maraş katliamı değerlendirmesini eklemek istiyorum.

6.6.2017  tarihinde  Bürüksel – Avrupa parlementosunda,‘‘SOYKIRIM KISKACINDA MARAŞ‘‘ mottosuyla ,maraş katliyamının 39. yılında bir konferans düzenlendi.

Maraş Girişimi derneği’nin organize ettiği bu konferansı, avrupadaki, FEDA,AABF gibi alevi federasyonları da destekledi. Iki oturum olarak planlanan konferansın ,1.oturumunda ‚‘Etno Dinsel Arındırma Sürecinde MARAŞ‘‘ ve 2. Oturumda ise,‘‘Maraş Katliyamı ve Adalet‘‘ üst başlıklarını taşıyordu. Maraş katliamını ilk kez uluslararası bir platforma taşıması bakımından önem taşıyor. Maraş katliamının arka planını, ne kadar açığa çıkarır, izleyip göreceğiz.

Maraş katliyamı ile ilgili, belgesel, araştırma kitapları, Katliyamın yıl dönümünde anmalar, Paneller. Seminerler gibi birçok eylem ve etkinlikler ile Maraş Katliyamı da , tıpkı Dersim Katliamı gibi yeterli olmasa‘da kamuoyunun gündemine daha fazla  girmiş oldu.

Maraş katliyamının.anlık galeyana gelmiş , kontrol edilemeyen serseri kitlelerin bir saldırısı olmadığını artık herkes biliyor. Türkiye siyasal yönetim tarihinde, 12 eylül askeri darbesinin temel hazırlayıcı eylemi olarak bilinmektedir.aynı zamanda 1970 li yıllların ortalarından itibaren,yükselen sol siyasal muhalefet ile tehlikeye giren,devletin etno-dinsel resmi ideolojisi Türk-İslam  politikasının toplumdaki etki alanının giderek aşınmakta olması gibi temel politik bir arka planın olduğu da, daha sonraki yıllarda net olarak görülmüştür.

Bu konuda 2012 yılında yapmış olduğum aşağıdaki bu analizi , katliamın 39.yılı dolayısı ile yeniden buraya aktarmam , katliamın siyasi ve politik amaçlarını irdelemektedir.

Maraş katliamının amacı veya amaçları nelerdi:

‘’Olaylar aylar öncesinden planlanmış ve programa konulmuştur. Maraş’ta olan plânlı ve örgütlü  faşist  bir devlet saldırısıydı.

Tehlikeye giren devletin resmi ideolojisini yeniden hakim kılacak şekilde, etnik ve dinsel (Etno-Dinsel) arındırma ve Türk-İslam politikasını yeniden etkili kılmak için;

Katliam ile ilgili bir değerlendirmede şu tespitler yapılır.

‘’1-  Polis devleti yaratmaktı

2-  Gelişen muhalefetin önünü kesmekti-

Devrimci halk mücadelesi ve Kürdistan kurtuluş mücadelesinin önünü kesmek.

3- Toplumsal yığınları terörle sindirmek, içlerine korku salmaktı

4- Ötekini yok saymak, tek tip  insan yaratmaktı

5-  Katmerli sömürünün ,Ekonomik programın önünde engel oluşturan işçi sendikalarını dağıtmaktı

6-Sıkıyönetimi çağırmaktı

7- Bir darbenin hazırlanmasıydı’’

Bu katliam ve akabindeki katliamlar ile bu amaçlar gerçekleştirildi.

Bu gerçekler dünde bu günde değişmiş değil. Tıpkı 2012 yazdığım gibi.

‘’Maraş katliamının 34.(2012) Yılına girerken, Sadece Alevilerin  değil, Kürt hareketinin ve bir bütün olarak Sol’un da maraş katliamının sorgulanması ve sahiplenilmesi konusunda yeterli bir pratik gösteremediklerini  söylemek yanlış olmaz  sanırım.

Maraş katliamının en gerçekçi analizini  o dönem de (1978),demokratik kürt hareketi yapmıştı. Bu nedenle de devletin bu katliam ile neleri hedeflediğini erkenden fark ederek, kendince bazı tedbirler almıştır.

Devletin ,Türk –İslam sentezine  dayalı bir ulus veya halk yaratma  projeinin, tehlikeye girme sürecine dogru giden bazı gelişmelerin  yasanmasina  karşı ,bir müdahale olan Maraş katliamının birden fazla nedeni  vardı.

Bugün geriye dönüp baktığımız da ,o dönem için neler söyleyebiliriz.

Maraş katliamını, 3 ayrı kimlik üzerinden degerlendirmek gereklidir. Bu üç kimlik Türk devletinin resmi ideolojisi tarafından red ve inkar politikası ile eritilmek ve yok edilerek tasfiye edilmek istenen kimliklerdir.

Bu kimlikler;

a-Kürt halk kimliği

b-Alevi İnanç kimliği

c-Demokratik sol kimlik

Maraş da ,devletin hakim ve iktidar gücü ,derin ve görünen  kanadı ,tam bir planlama ,tertip ve uygulama ile  hareket  etmiştir.

Bu üç kimliğin bir arada bulunduğu  Maraş, başta olmak üzere ,bazı yerleşim yerleri özellikle seçilmiştir.Maraş bunların başında gelmektedir.Maraş da Kürtler ezici çoğunlukla Alevi  ve  Aleviler  de o dönemde (1970 li yıllarda) bir bütün olarak sol için de örgütlenmektedirler.

Bunun karşısında ise ,Sünni Türklerin yoğunlukta olduğu Maraş da ,sağ’ın en ırkçı,dinci radikal örgütlerinden ,en kitlesel sağ partilere kadar örgütlenmişlerdir. Bu zıt duruş provokasyonlar için önemli bir zemin sunmaktadır.Maraş katliamı ile ,Türkiyenin sol‘a  kayan toplumsal eksenine müdahale edilerek,sol’u ve onun şahsın da ,Kürtlük ve Aleviliğin tamamen tasfiyesi hedeflenmiştir.

Bu durumu ,o zaman tam olarak idrak edemezsek de, şimdi dönüp geriye baktığımız da, ortaya çıkan tablodan rahatlıkla anlamaktayız.

Kuşkusuz ; Cumhuriyetin ilk yıllarında , Koçgiri, Dersim, Ağrı, Zilan da yapılan katliamlar da yarım kalan , Kürt ve Alevi kimliğinin tasfiyesinın , 1970 li yıllarda sol yükseliş ile tekrar açığa çıkma gerçeğine karşı , Çorum , Sivas , Malatya, Elbistan, Kırıkhan gibi bir çok yerde bu plan denendi.Ancak en etkili uygulama ve sonuç Maraş da alındı.Hatırlanacağı gibi  Maraş katliamından hemen sonra ,13 ilde sıkıyönetim ilan edilerek,Devrimci ve Kürt kimlik mücadelesinin ,yükselişte olduğu bölgelere ağır bir baskı ve ezme politikası ile müdahale edildi.

Maraş katliamının  arkasında bir çok gücün hesapları vardı;

1-         T.C nin resmi ideolojisi açısından,devletin , Türkleştirme ve islamlaştırma projesinin,yani Misak-i Milli ,Üniter devlet sınırları için de ,tek uluslu ve islami din kültürünün hakimiyetine dayalı bir halk yaratma projesi ve çalışması rol oynuyordu.Çünkü 1970 li yıllar bütün dünyada olduğu gibi,ülkemizde de ,demokratik solun ve ulusal kimlik mücadelelerinin yükselişte olduğu bir dönemdi.Bu gelişmeler,devletin kuruluş felsefesinin özünü oluşturan Türkleştirme ve islamlaştırmayı tehlikeye sokuyordu.Ulusal uyanışın  önüne geçmek gerekiyordu.İnkar politikasını sürdürmük için ,devlet Türk ve İslamcıların hakimiyetini sağlayacak ve solu tüm renkleri ile ezerek tasfiye etmek  zorundaydı.

2-         Globalleşmekte olan  emperyalizm için ise ,1970 li yıllarda ,dünyadaki sol yükselişin Türkiyede ki temel halk dinamiğinin , özellikle Aleviler olduğunu görerek ,(ki bu alevilerin  çoğu aynı zaman da kürt kökenli,) tasfiye edilmesi için T.C ye her türlü gizli – açık destek ve imkanları sunmaya başladi.

Şu an  artık herkesin bildiği,Özel Harp dairesinin, gizli operasyonları örgütlediği ve Kontrgerilla örgütlenmesi ve  diğer istibarati kurumlaşmaları ile toplumda hedef şaşırtma dahil,bir çok fiziki ve psikolojik operasyon yürüterek süreci 12 Eylüle kadar getirmiştir.

Ecevit  ilk o dönem kontrgerilladan bahsetmiştir.Olayların ilk gününde  CHP nin iç işleri bakanı İrfan ÖZAYDINLI  , maraş da yaptığı ilk açıklamada , hiçbirşeyden haberi olmayan alevileri suçlamıştır.Daha sonraları  Ecevit  ölmeden önce özel çekmecesinden maraş katliamına ilişkin bir belgenin çıktığını yine basından öğrendik.Katliamdan önce amerikalı CİA ajanlarının bölgede incelemeler yaptığı,şehirde olağan dışı Milli piyangocuların çoğaldığı ve olaylardan sonra kaybolduklarını yine basın dahil bir çok çevre belirtmiştir.

3-         12 Eylül askeri darbesi de Maraş katliamının bir sonucudur. 12 Eylül askeri darbesi ABD emperyalızminin Türkiyeye etkin bir müdahalesidir.Bu darbe ile Türkiyede islamcı cemaatlerin örgütlenmesine ağırlık verilmiştir.Toplumsal uyanış ve demokratik sol’un yükselişinin önüne geçmek için,ittiat kültürünü öne çıkaran cemaatlerin örgütlenmesine her türlü kolaylık ve destek verilerek ,hızla iktidarın toplumsal dinamiğin sağa kayması esas alınmıştır.

1974 seçimlerinde  CHP,’’Ne ezilen ne ezen, İnsanca hakca bir düzen’’ sloganı ile ortaya çıkan karaoğlan ECEVİT dönemin de % 43 oy alırken , bugün  AK partinin % 50 den fazla oy alması,  bu son 30 yıllık politikanın sonucudur.

Maraş katliamında Faşist ve gerici-yobaz  saldırganlar,  kürt  ve  Alevileri katlederken, ‘’ çağırın da Karaoğlan Ecevit gelsin sizi kurtarsın’’ diyorlardı.

Ancak onların uğruna kurbanlar kestiği,adını cocuklarına verdiği  ECEVİT başbakan olmasına rağmen ,bu katliamın davasını bile takip etmedi.

24 saat de Kıprıs’a harekat  düzenleyen  işgal eden Ecevit maraş da bir hafta Alevileri evlerin de bağazlayan lara seyirci kaldı.Ölmeden önce çekmecesinde maraş katliamı ile ilgili dosya çıkınca bu katliamın herşeyini bildiği halde birşey yapmadığı anlaşıldı.Ona umut ve gönül bağlayan Aleviler ise bu gerçeği dahi sorgulayamayacak kadar  sindirilmişlerdi.

Darbeci Kenan Evren ve Özal ile başlayan süreç Ak Parti ile zirveye ulaşmıştır.

.ABD ile ilişki ve ,uyum içinde çalışmak kaydıyla, İslami cemaatlere fırsat tanınmıştır. ABD nin bu politikası sadece Türkiyede değil , tüm ortadoğu ve asya politikasın da uygulanan bir stratejidir.  Afganistanda Talibanın kurulması ,Filistinde Hamasın kurulması, Mısırda ve bir çok arap ülkesinde Müslüman kardeşler örgütünün kurulması gibi Türkiyede de tarikat Cemaat örgütlenmelerine hız verilerek her alana hakim kılınmıştır. Bugün en büyük  organizasyon olan Gülen cemaatinin lideri   olan Fettullah GÜLEN hala amerikada üslenmiş durumdadır.( Şu anda Gülen ve AKP nin iktidar kavgası dolayısı ile arası bozulmuş olsa da) AKP nin iktidara gelmesinin en temel desteginin ABD den geldiğini herkes bilmektedir. Hatta Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP), eş başkanı Tayip Erdoğandır.

ABD, Sovyetler Birliğinin Ortadoğu ve asyaya açılmasına karşı,işbirlikci İslamın gerici kanadını ,kominizm karşıtı (tanrı tanımazlık ) propagandasına endeksli bir politika geliştirmiştir. Alevilerin de ‚‘tanrı tanımaz,‘‘  ve sol’a yakın olmaları ve alevi gençliğin potansiyel olarak ,sol örgütlenmelerde    yer almaları , Alevileri hedef haline getirmiştir.

Alevi Ozanların ,aşıkların , şair ve sanatçıların  (Mahzuni,Emekci,Vicdani,Şah turna v.s)Emperyaliym ve Amerika karşıtı eserleri ile   propaganda yapması ,bunun en bariz  örneğidir.

Maraş katliamının en büyük farkı nedir diye sorarsanız; ortada bir başkaldırı yok,bir olay yok, karşı karşıya gelmiş gruplar yok, evinde işinde başına geleceklerden  habersiz   Masum insanların kadın ,Çocuk ,yaşlı ,fakir, zengin  köylü,memur denmeden en vahşi yöntemlerle katledilmesidir.

Yani daha bir gün önce komşusu ile yemek yiyen ,çay içen,sohbet eden insanlar,yine o komşularına öldürtülmüşlerdir.

Maraş katliamı da diğer bir çok alevi katliami gibi CHP dönemin de yaşanmıştır.Bunun nedeni eğer T.C nin kuruluş ideolojisi olan Türk –İslam politikasını hakim kılmaksa ,anlaşılabilinir.Bunun dışında bir diğer sebep varsa bu katliamların üzerindeki sır perdesi tarafsız bir araştırma yapıldıktan sonra daha net olarak açığa çıkacaktır.

Maraş katliamı ,objektif olarak bir soykırım faaliyetidir.Soykırımlar da hedeflenen tüm sonuçlar maraş katliamında yaşanmıştır.

Bir isyan , bir başkaldırı veya bir kalkışma hareketi yokken,hiçbir ayırım yapılmadan katletmek,sindirmek,yerini yurdunu terk etmeye mecbur etmek,suretiyle bölgenin etnik ve sosyal demografisini değiştirmeyi hedeflemek.Bütün bunlar bu katliamda yaşanmıştır.

Maraş katliamından sonra ,şehir  merkezinde yaşayan veya ticaretle uğraşan tüm aleviler şehiri terk etmişlerdir.Maraş bölgesi Alevi kürtler hızla yurt dışı başta olmak üzere başka bölgelere göç etmişlerdir.Bugün avrupanın bir çok ülkesınde İsviçre,Almanya,fransa,İngiltere başta olmak üzere yaşayan aleviler maraş ve yöresinde kalanlardan  birkaç kat fazladır. 1970 li yıllarda maraş da sol partiler 3-4 millet vekili çıkarırken ,bugün bir tane bile çok zor seçilebilmektedir.

Maraş da yaratılan korku ve sindirmenin,   pisikolojik etkisi o denli ağır bir travma yaratmıştır ki ; Maraş da, maraş katliamını protesto etmeye, orada yaşayan aleviler çok uzak durmaktadırlar. Hatta son yıllarda düzenlenen anma mitinglerini büyük bir korku ile  , eskiyi karıştırmanın ne gereği var diyerek , adeta o günleri bir daha hatırlamak istemektedirler.

Maraş katliamı; hesabı sorulamayan, davası görülemeyen  bir acı olarak  kanamaya devam ediyor.

Acıların  ,acı çektiği , kurbanların o vahşet  içindeki çığlıkları ile  kapalı vicdanlara, yüreklere  seslendiği ve adeta belleklerimizden silmek istediğimiz o gerçeklere, artık sahip çıkarak ,onların sahipsizliğine sahip,acılarına ağıt,onurlarına türkü olmamızı bekliyorlar.

Orada katledilenlerin tek suçu Alevi-Kürt ve Solcu, yani onların deyimi ile ‘Kürt, Kızılbaş ve Kominist’ olarak bilinmeleriydi.

Yani bizden birileri  idiler.

Unutmayalım  ki o anda orada bizler de kurban  olabilirdik.

Onlara sahip çıkmak, İnancımıza , yolumuza, davamıza, kimliğimize sahip çıkmaktır.’’

MARAŞ KATLİAMINI ,UNUTMAYALIM- UNUTTURMAYALIM

 

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız