PAYLAŞ

DAİŞ işgalinden kurtarılan Dêra Zor’da, kadınlar YPJ’li savaşçıları evlerine davet ederek, ‘Nasıl olacak?’ diye soruyor. Dêra Zorlu Meryem, yıllardır beklediği dostları ile karşılar gibi söz ediyor

YPJ’lilerden: ‘Biz yıllardır refikalarımızı bekliyorduk’

DAİŞ işgalinden kurtarılan Dêra Zor, stratejik coğrafi konumu ve kadim kültürü ile yeni bir başlangıç yapmak istiyor. Suriye’nin yüzölçümü olarak en büyük kentlerinden biri olan Dêra Zor, kent merkezinin yanı sıra aslında büyük bir coğrafik bölgenin genel adı. Kentin kadim tarihinde belleklerde yer eden 1915 Soykırımı sonrası, sürgün edilen Ermenilerin çöllerde kendine yurt edinme arayışının izlerini görmek de mümkün.
Kenti büyük bir garnizon haline getiren DAİŞ buradan antik kent Palmira’ya yoğun saldırılar ve talan gerçekleştirdi. 4 yıldır işgal altında tutulan Dêra Zor’un Fırat’ın doğusunda kalan bölümündeki köy ve şehirler, Eylül ayında Demokratik Suriye Güçleri (QSD) tarafından başlatılan Cizîr Fırtınası Hamlesi ile adım adım özgürleştirildi.

Herkesin söyleyecek sözü var

Haberlerde sıklıkla geçen “DAİŞ’in son kalesi”nin düşüşüne tanıklık etmek için çıktığımız yolculukta, bölgenin hemen hemen her köy ve kasabasında savaşın ve işgalin izlerine tanıklık ediyoruz. Soğuk/siyasi coğrafi tanımlamaların ötesinde kadın ve yaşam hikâyelerine odaklandığımızda, herkesin söyleyecek sözü var.

Geçmiş geleceği alnından öpüyor

Dêra Zor’lu bir YPJ’li, yol boyunca geçtiğimiz köyleri ve kentleri anlatıyor. Cizîr Fırtınası ile özgürleştirilen yerleşim yerlerindeki kadınların, YPJ’li savaşçıları tanışmak için davet ettiğini öğreniyoruz. Geçilen hemen hemen tüm yerleşim yerlerinde, yol kenarında zafer işareti yapan kadın ve çocuklar oluyor sıklıkla. İlk defa silahlı savaşan kadınları görmek kadınlara büyük güç veriyor ve zılgıtlarla karşıladıkları savaşçıları kendi kızlarıymış ve yeni kavuşuyormuş gibi kucaklıyorlar. Yaşlı kadınlar genç savaşçıları alınlarından öpüyor…

‘Kadındık, her şekilde suçluyduk’

Sonra anlatmaya başlıyorlar yıllardır biriktirdikleri ne varsa, işgal altındaki yaşamlarından. “Çok zulüm gördük” diye söze başlıyor yüzündeki dövmeleriyle âdeta tarih gibi oturan yaşlı bir kadın. “Kadındık, her şekilde suçluyduk, yanlarından geçmeye korkardık” diye devam ediyor. Ellerini kaldırarak bir daha o günlerin dönmemesi için dualar ediyor ve bir başka kadın alıyor sözü, “Çocuğuma işkence ettiler, evimi talan ettiler, Allah adına savaştığını söylüyorlardı ama hepsi Allahsızdı!”

YPJ’lileri yeniden görüşmek üzere uğurluyor kadınlar ve yol boyunca yeni köyler, yeni kasabalar, savaşın izleri ve yoksulluk içinde gözlerde beliren umutla ilerliyor konvoy. Yola koşan, selam veren, gözleri parlayan kadın ve çocukların yanında merak ve şaşkınlıkla kadın savaşçılara bakan erkeklere tanıklık ediyoruz.

Lilwa yeniden kendi topraklarında

Dêra Zor ataerkil kültürün hakim olduğu bir yer. Bilinen tarihi böyle ancak kadınların gözlerindeki ışık, geçmişin gücü ve geleceğin umudunu anlatıyor.

QSD’nin başlattığı Cizîr Hamlesinin Sözcüsü Lilwa Ebdullah da, Dêra Zor’un Hejjnah kasabasından ve YPJ’lilere yapılan davet sonrası doğduğu topraklara, özgürleştirilmesinin ardından ilk defa geliyor. Onlarca kadın tarafından karşılanan Lilwa ve nenesi Meryam’in buluşması ise, ayrı bir hasret hikâyesi olarak yolculukta yer alanların belleğine kaydoluyor. Kucaklaşma ve mutluluk gözyaşlarıyla başlayan karşılama ardından diğer YPJ’li savaşçılarla birlikte sohbet başlıyor. Sohbetin konusu karşılayanlar için geçmişte yaşananlar ama karşılanan savaşçılar için gelecek.

‘Kurtarıcı’ ile tanışmak

Kadınların sıcak ve umut dolu vedalaşmasıyla uğurlanan YPJ’lilere bir başka köyden daha davet olduğunu öğreniyoruz ve konvoy yeniden yola koyuluyor. Al Busayrah kasabasında kadınlar bir evde toplantı ayarlamış ve kendi deyimleriyle ‘kurtarıcılarıyla’ tanışmak istiyorlar. Ev sahibi Hannah, yaşanmışlıklarının tüm izlerini yüzünde taşıyor. Komşuları dahi herkes ona ‘muhtar’ diye sesleniyor. Yani Arapça’da ‘öncü yönetici’ anlamına geliyor. Hemen bahçesinde bir köşe hazırlıyor yer minderlerinden ve gelen onlarca kadını oturtarak, sözü YPJ’lilere veriyor. Cizîr Hamlesi Sözcüsü Lilwa Ebdullah ve YPJ cephe komutanı Dilar Helep konuşuyor. Dilar Halepli Kürt bir kadın. Akıcı Arapçasıyla her kadının kendi özsavunmasını yapması gerektiğini dile getiriyor. Kadınların kendi gücüyle her yerde yer alması ve sözünü söylemesi gerektiğini anlatıyor. Özellikle genç kadınlar “Nasıl olacak?” sorusunu dile getiriyor merakla. Yeni tanıştıkları ve unuttukları bir şeyi hatırlamak istercesine; “Nasıl olacak?”

Aynı karanlığı yaşamamak için…

Zengin topraklarında yoksulluğun en derinine mahkûm edilen Dêra Zorlu kadınlar sağlık ve eğitim hakkı istiyor aynı zamanda. “Gelecekten beklentiniz ne?” sorusuna, aynı karanlığı yaşamak istemediklerini belirterek cevap veriyorlar. İlk önce hastane ve okul istediklerini iletiyorlar. Ardından sözü alan Lilwa ise, yeniden aynı işgali yaşamamak, sağlık ve eğitim hakkının inşası için tüm Arap kadınları Dêra Zor Sivil Meclisi’nde yer almaya çağırıyor ve Kuzey Suriye Federasyonu hakkında bilgi veriyor.

Kaybettiğini kaybettiğin yerde ara

Gidilecek çok köy ve paylaşılacak çok şey var Dêra Zor’da. YPJ’lileri yeni bir yaşamın anlatıcısı olarak merak ve umutla bekleyen kadınlara anlatılacak çok şey var. Hani ‘özgürlük kaybedildiği yerde aranırmış’ derler ya, işte bu cümlenin ötesinde bir şey var Dêra Zor’da. Dêra Zorlu kadınlar kaybettiklerini kaybettikleri yerde arıyor, üstelik ‘kurtarıcımız’ dedikleri YPJ’li savaşçılardan aldıkları güçle…

Meryem’in yıllar süren hasreti…

Toplantı bittiğinde evin kapısında bekleyen kadınların hepsi YPJ savaşçılarını kendi evinde ağırlamak için bekliyor ancak gidilecek yer çok olduğu için ayaküstü sohbetler ediliyor. Sokakta âdeta küçük bir miting havası… İçlerinden Meryem diye bir kadın öne çıkıyor. YPJ’lileri herkese anlatmak, herkesle tanıştırmak istiyor. Meryem yıllardır beklediği dostları ile karşılaşmış gibi. Sorduğumuzda, “Biz yıllardır ‘Refikalarımızı’ (Arapça kız kardeş, kadın yoldaş anlamına geliyor) bekliyorduk. Televizyondan izlediğimde ne zaman buraya gelecekler diye beklerdim, şimdi buradalar, hayalim gerçek oldu” diyor ve ekliyor: “Sizinle çalışmak istiyorum, bir daha zulüm görmemek, kara çarşafa girmemek için.” Aslında Meryem’in sözündeki anlam ve heyecan anlatıyor Dêra Zorlu kadınların beklenti ve yaşamlarının bir daha aynı karanlığa gömülemeyeceğini…

 Zeynep Kızılırmak/Jinnews

Yorumunuzu yazınız