PAYLAŞ

Korkuya karşı bir duruş yaratabilmek amacıyla, bu yıl ‘Cesaret’ temasıyla yola çıkan İzmir Uluslararası Tiyatro Festivali 8 Aralık’ta sanatseverlerle buluşuyor. Festivali değerlendiren Göngür, tiyatronun en muhalif sanat dallarından biri olduğunu belirtti

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat için Vakıf (TAKSAV) tarafından bu yıl “cesaret” temasıyla düzenlenecek 6. Uluslararası Tiyatro Festivali, 8-18 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. 5’i yurt dışından 32’si Türkiye’den olmak üzere, 37 oyunun sahneleneceği festivalde, aynı zamanda 13 farklı atölye ve söyleyişi de gerçekleştirilecek. İspanyolca, Gürcüce ve Kürtçe oyunların da sahneleneceği festivalde, oyunların bir bölümü ücretsiz izlenebilinecek. Öğrencilerin yararlanabileceği ücretsiz söyleşi ve atölye çalışmaları ile kısa oyun yarışmaları da, festival boyunca kentin 13 farklı yerinde sergilenecek. OHAL döneminde “cesaret” teması ile düzenlenecek festivali değerlendiren TAKSAV gönüllüsü Mesut Güngör, Türkiye’nin karanlık bir süreçten geçmesi nedeniyle “cesaret” temasını seçtiklerini belirterek, insanlara çözüm yolunu göstermek istediklerini söyledi.

Türkiye’deki şartlar temayı belirliyor

Festival temasının Türkiye’de bulunan duruma göre şekillendiğini kaydeden Göngür, bir önceki festivallerde “direniş, umut” gibi temalar ile yola çıktıklarını hatırlattı. Türkiye’nin ve insanların hayli zorluk içerisinde olduğu bir dönemde tiyatronun farklı bir bakış getirdiğini belirten Güngör, “Böyle karanlık bir ortamda insanlar sorunlarını ve çözüm yollarını cesaret ile bulabilir. Sanatın buradaki gücünü harekete geçirmek de karşımıza çıkıyor. Bu nedenle belirlediğimiz tema bu sene ‘cesaret’ oldu” dedi.

Birçok kesime ulaştık

Organizasyonun gönüllülük üzerinden sürdürüldüğünü söyleyen Güngör, ilk başladıkları heyecanları ile devam ederek çalışmalarını geniş bir alana taşıdıklarını vurguladı. Amed Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncularının festivalde yer aldıklarını ve ilk Kürtçe “Hamlet” oyununu İzmirli izleyicilerle buluşturduklarını söyleyen Göngör, mümkün olduğunca belirledikleri temalar vasıtasıyla sürdürülen çalışmaların, toplumun her kesimine yayılmasını amaçladıklarını vurguladı. Bu sayede her yıl katılımın ve ilginin genişlediğini belirten Güngör, “Biz festival tarihini daha açıklamadan, birçok tiyatro izleyicisi festivalin ne zaman olacağını sormaya başladı” diye konuştu

Korkuya karşı bir duruş

“Cesaret’ ne kadar bulaşıcıysa, korku da aynı şekilde bulaşıcıdır. Bu nedenle ‘cesaret’ temasını bir anlamda belirledik ki, korkuya karşı ortak bir duruşu yaratabilelim” diyen Güngör, şöyle devam etti: “Her sene geleneksel ödüllerimiz var. Biz ‘cesaret’ ödülünü, bu sene OHAL’e dayanarak çıkarılan KHK’lerle işten atılan öğretim üyesi Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Öğretim üyesi Süreyya Karacabey’e verdik. Bir karşı duruşumuz var. Bu açıdan da gereklerini yerine getirmeye çalışıyoruz.”

Tiyatro bir itiraz alanı

Tiyatronun sanatsal mesajın doğrudan verildiği alanlardan biri olduğunu dile getiren Güngör, “Tiyatro, birçok alana göre sizi izleyenlerle ve dinleyenlerle bütünleşerek sözünüzü söyleme şansına sahiptir. En muhalif sanat dallarından bir tanesidir. Bu nedenle de her dönem iktidarlar tarafından özellikle tiyatro ötelenmiş ya da kontrol altına alınmak istemiştir” dedi. Tiyatronun her dönemde bir itirazı aynı zamanda itirazın bir sonucu olarak gelişmenin de motoru olduğunu kaydeden Göngür, “Toplumun geri çekildiği, muhalefet olanaklarının çok daraldığı dönemlerde, başka birçok muhalefet yolu ve yöntemi olarak değerlendirildiğinde, tiyatro bu dönem açısından çok daha önemlidir. Bundan dolayı herkes üzerine düşeni yapmalıdır” dedi. Güngör, son olarak herkesi sahnelere, salonlara davet etti.

MA

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız