PAYLAŞ

HDP eski Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, savunması esnasında Kürt illerinde yaşanan çatışmalarla ilgili ifade ettiği sözleri hatırlatan mahkeme heyetine, ‘Bizim sözlerimizi tarih yazacak tarihin işiteceği şekilde konuşmakla mesulüm, assalar dahi o sözlerden dolayı kimse bana hesap soramaz’ dedi 

HDP eski Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşması verilen aranın ardından Yüksekdağ’ın savunmasıyla devam etti. Yüksekdağ, şunları ifade etti: “Türkiye şuan ki durumda siyasi iktidar tarafından bölünmüş durumdadır. Safları dizayn etmeye çalışan siyasi iktidar muhalefeti, yasamayı, yargıyı, yürütmeyi dizayn ediyor. Bizi bölücülükle suçlayanlar Türkiye’nin bölünmesi için olağanüstü çaba harcıyorlar. Biz ise bu ülkenin bölünmemesinin sigortası rolündeyiz.

AYM’nin verdiği karar faciadır

HDP’nin siyaset dışı bırakılması Türkiye’nin sigortasını attırıyor. Siyasi iktidar tarafından uygulanan politikalar ile Türkiye’yi freni patlamış kamyon gibi nereye gittiği belli olmayan bir ülke haline getirdi. Ancak biz her şekilde ve her koşulda bu gidişe dur demek için çaba göstermeye devam ediyoruz. Gelinen noktada artık dur deme zamanı gelmiştir ve bunu her koşulda sağlamaya çalışacağız. AYM kararını açıkladı ancak kararda hukuk yok ölçü yok hiçbir ölçü kalmamış ve hükümet ne söylüyorsa AYM kararında aynı şeyler kaleme alınmış. AYM’nin verdiği karar bir faciadır. Elbette AYM’den olumlu bir karar beklemiyorduk ancak bu denli ileri gidebileceklerini de beklemiyorduk. Sonuç açısından bizi etkilemez yaralamaz ancak Türkiye’deki hukuk kurumunun böyle bir karar imza atmış olması hepimizin adalet duygusu açısından ciddi zedelenme yaratmıştır. Biz yargıya olan inancımızı olmayan düğmenin iliklenmeye çalışılmasından sonra zaten kaybetmiştik. Bugün ölümleri, ölüm siyasetini eleştirdiğimiz için yargılanıyoruz.Muhalefet, iktidar kendini kaybederse kendine gel demek için vardır ve biz kendini kaybetmiş iktidara kendine gel dediğimiz için yargılanıyoruz.

Barış sürecini harcayanlar hesap vermedi

Bu ülkede barış süreçleri harcandı kimse hesabını vermedi. Bugün çıkıp çözüm sürecini başlatan siyasi iktidar geldiği noktada bütçede en büyük payı silahlanmaya harcıyor. Gelinen nokta halka fedakarlık yap diyor, boğazından kes biz savaşıyoruz diyor. İç tehdit diyor, dış tehdit diyor. Halka fedakarlık yap fazla vergi öde diyenler, vergi cennetlerinde şirket yönetiyorlar.

Sözlerimin arkasındayım

Yüksekdağ, iddianamenin 11 fezleke üzerinden hazırlandığını ve içerisinde geçen sözlerin kendisine ait olduğunu ifade etti. Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Bu konuşmalara ilişkin örgüt yönettiğim ve örgüt propagandası yaptığım iddiaları akla ziyan iddialardır. Cizre’de Sur’da yüzlerce sivil öldü. Orada sadece silahla çatışan insanlar yoktu. Orada siviller de vardı. Kararınızı verdiyseniz bu yargılamayı sürdürmeyin. Bu yargılamayı yapmayın, kendinize de bana da hakaret etmeyin. Ben burada öldürülen 7 yaşındaki çocuktan, sokaklarda cesedi çırılçıplak teşhir edilen kadından bahsediyorum. Oradaki katliamları, devlet şiddetini kınadım. Orada direnen insanları selamladım. Çünkü orada evini terk etmeyen Taybet Anne de, cenazesi 15 gün buzdolabında bekletilen Cemile de selamlanması gereken biridir. Sivil oldukları bile bile canlı canlı katledilen Mehmet Tunçlar’da selamlanması gereken insanlardır. Bir felaket yaşandı Cizre’de Sur’da Nusaybin’de bunları daha konuşamadık bile. Bu insanların sözü söylenmeyecek mi, biz o insanların yurduna bağlılığına bir saygı göstermeyecek miyiz? Biz uzaydan mı geldik. Ben Van milletvekiliyim. Beni assalar dahi o söylediğim sözlerden dolayı kimse bana hesap soramaz. Ben halkıma hesap veririm, insanlığa hesap veririm. Siyasi iktidarlar da mahkeme heyetleri de fanidir. Bizim sözlerimizi tarih yazacak tarihin işiteceği şekilde konuşmakla mesulüm. Birinin ne duyduğu önemli değil tarihin beni duyacağı şekilde konuşurum. Beni en fazla asarsınız.

Çatışmaları durdurmak istediğimiz için yargılanıyoruz

Her bahsettiğinizde teröristler, hendek kazanlar diyorsunuz. Ama biz o süreçte yaşanan çatışmaları durdurma çabalarımızdan dolayı da yargılanıyoruz. Bakın DTK konferansı, neydi derdimiz? Hendekler kalksın, çatışma olmasın. Eğer demokratik siyaset yoluna inanmasak Meclis’te neden olalım? Biz DTK kongresinde de, ablukalar döneminde yaptığımız bütün konuşmalarda şunu ifade etmeye çalıştık: Türkiye’de bir yeni anayasa tartışması yapılıyor. Bu tartışma yapılırken TR kendi iç dinamiklerini de tartışabilir. Bizim varlık nedenimiz siyaset ve çözüm odaklı bir varlık ortaya koymak. Bu çözüm amaçlı projeyi başarıya ulaştırmaktır. Bu modelin, öz yönetim, özerklik gibi modellerin tartışılabileceğini ifade ettik. Onunla ilgili tartışmalardan dolayı da yargılanıyoruz. İnsanlar, Sur halkı da, İzmir halkı da, Nusaybin, Cizre halkı da Ankara halkı da taleplerini ortaya koyma hakkına sahiptir. Demokratik gösteri yapma, irade beyan etme hakkına da sahiptir. Öz yönetim gibi demokratik bir taleple iradelerini ifade eden halkımıza karşı da sorumluluklarımızı yerine getirdik. Gelin bunu şiddet sarmalından çıkaralım dedik Meclis’te. Silahların susmasının yolu siyasetin konuşmasıdır dedik. Diyarbakır’daki DTK kongresinde ifade ettiğimiz tastamam budur. Hukuki açıdan da sosyolojik açıdan da çok zorlama iddialar söz konusudur.”

Mahkeme heyeti açıkladığı kararında Figen Yüksekdağ’ın tutukluluk halinin devamına, bir sonraki duruşmanın 20 Şubat 2018 tarihinde görülmesine karar verdi.

Yorumunuzu yazınız