PAYLAŞ

İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Marmara Cezaevlerinde Kasım ayında yaşanan hak ihlallerini dikkat çekerek, OHAL sonrası ihlallerinin arttığı belirtildi

ÖHP İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Marmara Cezaevlerinde Kasım ayında yaşanan hak ihlalleri raporunu açıkladı. Tutuklularla görüşülerek hazırlanan rapor, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi, Bandırma 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi, Balıkesir L Tipi Kapalı Cezaevi, Bolu F ve T Tipi Kapalı Cezaevleri, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi, Gebze Kadın Kapalı Cezaevi, Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi, Kandıra 2 Nolu Cezaevi, Silivri 2- 5 ve 9 Nolu Cezaevleri, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi, 2 Nolu T Tipi ve 1 Nolu T Tipi Cezaevlerini kapsıyor.

İşkence vakaları artıyor

Ziyaretçi engelli, çıplak arama ve kötü muamele ve işkence olaylarının sıralandığı raporda, “‘Kaba dayak’ diye tabir edilen fiziksel işkenceden, psikolojik yıldırma tutumlarına kadar türlü biçimiyle işkence ve kötü muamele karşımıza çıkmaktadır. Onur kırıcı arama biçimlerinin yaygınlaşması temel bir mesele olarak tespit edilmiştir. Koğuşlarda yapılan aramalar da orantısız bir şekilde, baskın havasında gerçekleşmektedir. Mahpuslara avukat görüşü sonrası çıplak arama dayatması nedeniyle mahpusların karşı çıkması üzerine fiziki şiddet uygulandığı ifade edilmektedir. Ayrıca mahpuslara görüşlere çıktıkları esnada askeri nizam dayatılmakta; duvarın kenarından yürü gibi emirler verilmektedir. Ancak henüz şikayete ilişkin bir gelişme olmamıştır. Söz konusu işkence vakalarıyla ilgili şikayette bulunan mahpusların şikayet dilekçeleri neticelendirilmemiştir.”

Raporda Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde tutukluların hastane ve adliyelere gidiş gelişlerde kameralara dönerek elbiselerini kaldırmaları ve içlerine giydiklerini göstermeleri konusunda baskı yapıldığı aktarılarak, bunu kabul etmeyen tutuklulara fiziksel işkence uygulandığı belirtildi.

Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde yaklaşık 3-4 hafta önce başka bir koğuşta 9 kişinin istemi dışında sevk edildiğini ve sevk sırasında bu tutuklulara işkence edildiğini, yerlerde sürüklendiklerini, eşyalarını almalarına bile izin verilmediğini aktarıldı.

Yüksek güvenlik rejimi uygulanmaktadır

Tecrit denince akla ilk olarak PKK Lideri Abdullah Öcalan ve yanında kalan tutukluların olduğu vurgulanan raporda, şöyle devam edildi: “Bir ada hapishanesi olarak tamamen kendi özgün koşulları olan bu yerde aynı zamanda avukat ve aile görüş hakkı tamamen ortadan kaldırılmıştır. İmralı tecridine paralel olarak 3 kişinin ya da tek kişinin kalmasına olanak sağlayan F tipi hücreler, şehirlerden uzak kampüs tipi hapishaneler, mahpusların ailelerinden çok uzak yerlere sürgün edilmesi tabloyu açıkça gözler önüne sermektedir. Marmara Bölgesi’nde F tipi hapishane uygulamaları bir hayli yaygındır. İmralı, Kocaeli (Kandıra) 1 ve 2 Nolu, Edirne, Kırıkkale, Tekirdağ 1 ve 2 Nolu ile Bolu F Tipi Hapishaneleri, sadece kişilerin tek başına ya da 3 kişi olarak kalması için düzenlenmiş F tipi/ yüksek güvenlikli hapishanelerdendir. Bazı hapishaneler ise, yüksek güvenlikli olmamasına rağmen ‘yüksek güvenlik rejimi’ uygulanmaktadır.”

KHK ile hak ihlalleri arttı

“Adil yargılanma hakkının önemli bir parçası olan savunma hakkı uluslararası standartlara uygun olarak yasalarda garanti altına alınmıştı. Ancak KHK’ler aracılığı ile söz konusu yasal güvenceler bir kısım mahpus gurubu bakımından ortadan kaldırılmıştır” diye not edilen raporda, şöyle devam edildi: “23 Temmuz 2016 tarihinde çıkarılan 667 sayılı OHAL kararnamesi ile bir kısım tutuklular açısından sınırlama getirilirken, 29 Ekim 2016 tarihli 676 Sayılı KHK ile hükümlüler nezdinde genişletilmiştir. 2 Ekim 2017 tarihli rakamlara göre 228 bin 993 kişi cezaevinde tutuklu bulunuyor. Söz konusu doluluk oranları devletin kendisine yönelik tehdit olarak algıladığı olguların ne kadar genişlediğini, bir koruma tedbiri olan tutuklamanın ceza olarak uygulandığını, ifade özgürlüğü kısıtlamalarının arttığını göstermektedir. Aynı zamanda bu doluluktan kaynaklı birçok hak ihlali yaşanmaktadır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında keyfilik yasaklanmıştır. Bu çerçevede OHAL KHK’ları hukuka aykırıdır. Anayasa’nın 90. maddesine göre kanun hükmünde olan uluslararası sözleşmeler ve hatta Anayasa çiğnenmekte, tamamen keyfi bir biçimde temel hak ve özgürlükler kısıtlanmakta, hatta ortadan kaldırılmaktadır. Bu hukuksuzluk tablosunun en açık şekilde görünebileceği yer hapishanelerdir.”

HABER MERKEZİ

20

1 YORUM

Yorumunuzu yazınız