PAYLAŞ

Trujillo diktatörlüğünü deviren Mirabal Kardeşler’in (Kelebekler) mücadelesi, günümüze kadar dünya kadınlarına ilham oldu. Türkiye’de kadınlar da Kelebekler’in katledildiği gün olan 25 Kasım’da, “Erkek devlet şiddetine itaat etmiyoruz, hayatlarımızdan ve mücadelelerimizden vazgeçmiyoruz” diyerek alanlarda olacak.

Tarih, birçok acımasız diktatörün kanlı katliamlarına şahitlik etti. Bunlardan biri de Rafel Trujillo idi. Askeri darbe ile başa gelen Trujillo, önce referandumla devlet başkanlığı yaptı, daha sonra politikanın yanına askeri liderliği de koyarak 31 yıl boyunca Dominik Cumhuriyeti’ni yönetti.
Trujillo, iktidarda olduğu sürece burjuva sınıfı tarafından desteklendi. Çünkü, Trujillo’nun ülkenin ekonomik gelişimine katkıda bulunduğunu ve altyapı hizmeti sağladığını düşünüyorlardı. Bu yüzdendir ki burjuva sınıfı, bu diktatörün katliamlarına, insan hakları ihlallerine ses çıkarmadı. Ancak; ülke ekonomisinin gelişimi yolsuzluğu beraberinde getirdi. Ekonominin gelişiminden faydalanabilenler de sadece Trujillo, yakın ailesi ve ona yakın kalmayı seçen iş insanları oldu.
TRUJILLO’YA KARŞI GİZLİ ÖRGÜTLER KURULDU 
Kendisinden “şef” diye bahsedilen Trujillo, ülkedeki şehirlerin, dağların isimlerini, kendi adıyla değiştirdi. Bu diktatör, kendisine muhalefet edenleri ya tutukladı ya katletti ya da kaybettirdi. 50 bin kişinin ölümünden sorumlu Trujillo, kendisine karşı her isyanı anında bastırdı. Buna karşı diktatöre tahammül edemeyen halk, bu kez gizli örgütler kurmaya başladı. Bu örgütlerden biri de “Kelebekler” adıyla hala hafızalarda yer edinen Mirabel Kardeşler’in kurduğu “Clandestine Hareketi” oldu. İnsan hakları ve demokrasi için mücadele eden Mirabel Kardeşler ve eşleri, Trujillo tarafından “terörist” ilan edildi, “vatan haini” yaftalamalarıyla “ülkenin birlik ve bütünlüğüne zarar verecekleri” gerekçesiyle defalarca kez tutuklandı, işkence gördü. Mallarına devlet tarafından el konuldu. Öyle ki; Trujillo yaptığı bir konuşmada, “Ülkenin en büyük iki sorunu Kilise ve Mirabal Kardeşlerdir” sözleriyle onları hedef gösterdi.
KELEBEKLER DİKTATÖRLÜĞÜN DEVRİLMESİNİ SAĞLADI 
Trujillo’nun konuşmasından sonra 25 Kasım 1960 tarihinde cezaevindeki eşlerini ziyaretten dönen Minerva, Maria ve Patria Mirabal, diktatörlük güçleri tarafından arabalarından zorla indirilerek cinsel saldırıya maruz kaldı. Kardeşlerin bir araba kazasında yaşamını yitirdikleri duyurulsa da Kelebeklerin katledilmesinden bir yıl sonra Trujillo karşıtı hareket, diktatörlüğün sona ermesini sağladı. Kelebeklerin katledildiği gün Dominik Cumhuriyeti tarihinde Trujillo’ya karşı ayaklanmaların başladığı gün aynı zamanda. Ayaklanmalarla beraber, Trujillo 30 Mayıs 1961’de bir suikast ile öldürüldü. Şubat 1963’te ise Dominik Cumhuriyeti yıllar sonra ilk defa oy vererek hükümeti seçti.
TÜM DÜNYADA KELEBEKLER ANILIYOR 
O günden bu yana kardeşlerin katledildiği her 25 Kasım, özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren dünya kadınları için sembol bir gün haline geldi. Yapılan işkenceyi unutmayan Latin Amerikalı kadınlar, “Kelebekler” olarak andıkları kardeşler için 1981 yılının 25 Kasım’ında Dominik’te toplanarak bir kadın kurultayı düzenledi. Kurultay’da alınan kararla birlikte, “Kelebekler” in katledildiği gün “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul edildi. Daha sonra 1999 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü” ilan edilen bugünde dünyanın dört bir yanında kadınlar, unutmadıkları “Kelebekleri” çeşitli etkinliklerle anmaya başladı.
Tarihin her döneminde, “şeytan”, “cadı”, “erkeğin kaburga kemiğinden yaratılan”, “erkeği baştan çıkartıp düşüren”, “fesat”, “zayıf cins”, “kocanın karısı” gibi tanılamalara maruz kalan kadın, Türkiye’de de benzer politikaların hedefi haline geliyor.
SON 10 AYDA 338 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ 
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2017 raporuna göre, kadın erkek eşitliğinde 144 ülke arasında 131’inci sıraya yerleşen Türkiye’de, kadına yönelik şiddet verileri de durumun vahametini gösteriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre, 2016 yılında 328 kadın, erkekler tarafından öldürülürken 2017’in ilk 10 ayında 338 kadın öldürüldü, 258 kadına cinsel şiddet uygulandı. Kadın Dayanışma Vakfı’nın 1 Ağustos 2016-31 Temmuz 2017 arasında aldığı başvurular sonucu oluşturduğu izleme raporuna göre, 355 kadın şiddete maruz kaldığı için merkeze başvuru yaptı.
16 aydan beri devam eden Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamaları, en çok kadınların yaşamlarını etkiledi. Kadınların kıyafetleri bahane edilerek yaşam tarzlarına dönük saldırılar arttı. Kadınlar, otobüse binerken, sokakta yürürken, parkta otururken erkeklerin saldırılarına uğradı. Saldırganlar ise birkaç ay cezaevinde kalmalarının ardından serbest bırakıldı.
MÜFREDATA ‘KADININ İTAAT ETMESİ’ EKLENDİ 
OHAL koşullarında muhafazakar, tekçi, cinsiyetçi, militarizmin ürünü olan yasalar ve uygulamalar hayata geçti. Bu uygulamalardan biri de eğitim müfredatında yapılan değişiklikler oldu. 2017-2018 eğitim dönemindeki müfredatta toplumsal cinsiyet rollerini dini motiflerle çocuklara anlattı. “Hz. Muhammed’in Hayatı” adlı ders kitabında , “Erkekler güç ve kuvvet yönünden daha ileri olduğundan, ailenin sorumluluğunu birinci derecede onlara yüklemiştir. Anne ise, kocasına karşı görevlerinde titiz davranması, evine ve çocuklarına sahip çıkması gerekir” ifadeleri yer aldı.  Kitapta ayrıca “İslam, erkeğin üstlendiği mesuliyetlere karşılık kadının da kocasına itaat etmesini istemiş ve bu itaati ibadet saymıştır” denildi.
‘MÜFTÜLÜK TASARISI’ YASALAŞTI 
Bu yıl, kadınların aleyhine çıkan yasalardan biri de on binlerce kadının sokağa döken müftülere nikah yetkisi veren “Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa” oldu. Yasaya göre, sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildiriminin sözlü beyanla yapılması yeterli olacak. Yine, evlilik yoluyla Türkiye vatandaşlığına geçmek için “genel ahlak” kriteri getirildi. Kadın hakları savunucuları, çocuk istismarı vakalarının ve erken yaşta zorla evliliklerin çoğu, doğum nedeniyle gidilen hastanelerde ortaya çıktığını belirterek, bu maddeye karşı çıkmışlardı.
HDP’Lİ 4 KADIN MİLLETVEKİLİNİN VEKİLLİKLERİ DÜŞÜRÜLDÜ 
Kadın kazanımlarına dönük saldırılar, siyaset alanında da kendini gösterdi. Meclis’te dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından tutuklanan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 4 kadın milletvekilinin cezaları Yargıtayca onaylanarak vekillikleri düşürüldü. Bunlardan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, hala Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunurken, Besime Konca, HDP’nin Kadın Meclisi çalışmalarını yürütüyor, Nursel Aydoğan ve Tuğba Hezer ise yurtdışında çalışmalarına devam ediyor.
SALDIRILARA KARŞI KADIN MECLİSLERİ KURULDU 
Kazanımlarına dönük saldırılara karşı ise, kadınlar sokakları terk etmedi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, “Kadın direnişiyle özgürlük kazanacak” diyerek, tüm renkleriyle sokakları doldurdu. 16 Nisan Başkanlık Referandumu’na karşı “Hayır” gerekçelerini açıklayan kadınlar, buna karşı çeşitli kampanyalar yürüterek eylemler düzenledi.
Yaşam tarzına müdahale edilen kadınlar, “Kıyafetime Karışma” eylemleri düzenleyerek, erkek şiddetini çeşitli yerlerde protesto etti. Ve bu eylemler sonucunda İstanbul, İzmir, Ankara başta olmak üzere birçok ilde kadın meclisleri kuruldu. Kadınlara dönük saldırılara karşı birlikte hareket etme kararı alan meclis, “Meclisimiz, tüm kadınların eşit söz hakkı ile kendini var edebileceği, kadınların tüm sorunlarına karşı birlikte çözüm yolları arayacağı şekilde yürüyecek. Ayda bir düzenli toplantılar düzenleyeceğiz” diye belirtti.
Üniversiteli kadınlar da, kadınlara dönük saldırılara karşı İstanbul’da; Boğaziçi Üniversitesi, Koç Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Doğuş Üniversitesi gibi ve Eskişehir’de Anadolu ve Osmangazi üniversitelerinde Kadın Meclislerini kurdu. Kadın öğrenciler, okullarında gerçekleştirdikleri faaliyetlerle kadına yönelik şiddet ve hak ihlallerine dikkat çekiyor.
KADIN KÜRSÜLERİ KURULDU, KAMPANYALAR BAŞLATILDI 
Kadınlar, müftülere nikah yetkisi veren yasa tasarısına karşı “Eşit ve özgür bir hayat için bu yasalar böyle geçmez, kadınlar izin vermez” adlı kampanya başlattı. Bu kapsamda, eş zamanlı eylemler yapan kadınlar, günlerce Meclis önünde açıklamalar yaptı ve gözaltına alındı. Özgür Kadın Hareketi (TJA), Kürt illerinde kayyumların atamasıyla birlikte artan cinsel saldırı ve şiddet olaylarına karşı, “Kadın soykırımını durduracağız, yaşamı özgürleştireceğiz” kampanyası başlattı. Bu kampanya çerçevesinde birçok yerde kadın kürsüleri kurarak taleplerini açıkladı. Kadınların özgürlüğünü PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünde gören Kürt kadınları, ayrıca başlattıkları, “Tecrit kaybedecek, özgürlük kazanacak” kampanyasıyla da kadın toplantıları yaptı ve eylemler gerçekleştirdi.
Türkiye’da kadınlar, bu yıl da birçok kentte, “Erkek devlet şiddetine itaat etmiyoruz, hayatlarımızdan ve mücadelelerimizden vazgeçmiyoruz” sloganıyla sokaklarda erkek-devlet şiddetine karşı haykıracak.
MA
PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız