PAYLAŞ

HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul TBMM Başkanlığına 15 Temmuz darbesi bahanesi ile, Alevi mahallerine dönük yapılan bu saldırıların yeni bir Alevi katliamına yol açmaması, halkları karşı karşıya getirecek provokasyonları önlemek adına Anayasa’nın 98’inci İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını talep etti. Fakat Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tarafından Araştırma Önergemiz reddetti.

ÖNERGEDEKİ BAZI BÖLÜMLER İÇ TÜZÜĞE AYKIRIYMIŞ!

Önergede “Türkiye nüfusunun önemli bir bölümü oluşturan Aleviler, Cumhuriyet tarihi boyunca katliam ve baskılarla karşı karşıya kaldı. Son dönemde 15 Temmuz darbesi bahanesi ile Alevi mahallerine yapılan saldırılar, Çorum, Maraş, Sivas ve Gazi Katliamlarının varoluş koşullarını yeniden hafızalarda canlandırmıştır” bölümü İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğu belirtilerek önergeden çıkarılması talep edildi.

Toğrul’un önergesinin tamamı:

 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Türkiye nüfusunun önemli bir bölümü oluşturan Aleviler,  Cumhuriyet tarihi boyunca katliam ve baskılarla karşı karşıya kaldı. Son dönemde 15 Temmuz darbesi bahanesi ile Alevi mahallerine yapılan saldırılar, Çorum, Maraş, Sivas ve Gazi Katliamlarının varoluş koşullarını yeniden hafızalarda canlandırmıştır. Alevi mahallerine dönük yapılan bu saldırıların yeni bir Alevi katliamına yol açmaması, halkları karşı karşıya getirecek provokasyonları önlemek adına  Anayasa’nın 98’inci İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

Prof. Dr Mahmut TOĞRUL

Gaziantep Milletvekili

GEREKÇE

Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze, sürekli üretilen nefret söylemleriyle ötekileştirilen Alevi inancına sahip bireyler, Türkiye tarihi boyunca sık sık saldırılara ve katliamlara maruz kalmıştır. Cumhuriyet tarihinin günümüze kadar olan döneminde sistematik olarak katliam ve baskılarla geçiren Aleviler, geçmişten kuşaktan kuşağa aktarılan bu travmaların yarattığı güvensizliği devlet kurumları karşı beslemektedir.

Sivas ve Maraş, Çorum, Gazi ve Malatya katliamları, Türkiye tarihinin utanç verici katliamları olmaya devam etmektedir. Bu katliamların acı hatırası, Alevi yurttaşların hafızasında halen canlı tutulmaktadır. 15 Temmuz Darbe girişiminin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile sokaklara çıkanlar içerisinde yer alan bazı gruplar Alevi yurttaşlara yönelik provokatif yaklaşımlar içerisine girmektedir.

Malatya, Hatay, Gazi Mahallesi gibi Alevi yerleşim yerleri sokağa çıkanlar içerisinde yer alan provokasyon peşindeki bazı grupların tehditti altındadır. Bu olaylar sırasında, bu provokasyon içinde yer alan herhangi bir kişinin bile gözaltına alıp tutuklanmaması ise endişe vericidir. Olayların üzerine gidilmemesi, Alevi yurttaşları tehdit eden kişi ve grupları teşvik etmekte, korumaktadır. Bilinmektedir ki; Maraş, Çorum, Malatya, Sivas Katliamlarının sorumlularının bugüne kadar sürekli olarak korunup kollanması, bugün Alevilere yönelik saldırıları yeniden üretmekte, Alevileri hedef gösterenleri cesaretlendirmektedir.

15 Temmuz darbe girişimin ardından bu yana Alevi mahalle ve kasabalarına yönelik saldırılar ve son olarak OHAL uygulamasının ardından, Alevi kurum başkanları ve kurumlarının tehdit edildiğine yönelik iddialar vardır. Alevi kurum başkanları, kendilerini telefonla arayanların küfür ve hakaret ettiğini ifade ederek “Sizi parçalayacağız” diye ciddi tehditler olduğunu belirtmektedir. Alevilerin yoğun yaşadığı mahallelerde, sokağa çıkan gruplar arasında yer alan bazı provokatörlerin, çevre halkına yönelik sloganlar atarak çeşitli sataşmalarda bulunduğu, Alevilerin yaşadığı bu yerlerde olay çıkarmaya çalıştığı ifade edilmektedir. Alevi mahallelerindeki, bu tehditlere dönük Hükümetin sessizliği oldukça kaygı vericidir.

Bu kapsamda, Demokratik temelde temel hak ve özgürlüklerin güvenceye alınıp bu sürecin toplumsal çatışmayı derinleştiren değil toplumsal barışı önceleyen bir sürece evirilmesi elzemdir. Bu amaçla özellikle başta Aleviler olmak üzere, farklı toplumsal kesimlere dönük benzeri provokasyonların önüne geçilmesi amacıyla mecliste bir araştırma komisyonun kurulması, tarihi görev ve sorumluluklar açısından oldukça büyük önem arz etmektedir.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız