PAYLAŞ

Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda stant açan yayınevleri, kendilerine yönelik baskıların ve AKP’nin yeni kültür inşasını değerlendirerek, ‘Hegemonik bir güç olmak kültürel olarak güç olmayı beraberinde getirmiyor’ dedi

İyi ki varsın edebiyat’ temasıyla Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. (TÜYAP) tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle gerçekleştirilen 36. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 12 Kasım pazar günü sona ererken, Kitap Fuarı’nda stant açan yayınevleri, OHAL ile birlikte yayınevleri ve kitaplara yönelik uygulanan sansürün yanı sıra AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın, “14 yıldır kesintisiz siyasi iktidarız. Ama hâlâ sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntı var” sözlerini değerlendirdi.

Burdan kültür çıkmaz

Aras Yayınevi Editörü Rober Koptaş, kitabın bir suç nesnesi haline geldiğini ve âdeta bomba ile eşdeğer tutulduğunu belirterek, yazan, çizen, okuyan, itiraz eden hatta gününe göre tweet atan insanların cezaevi ile tehdit edildiğini belirtti. Kendilerinin de yayınevi olarak bundan paylarını aldıklarını belirten Koptaş, Özellikle Ermeni sorunu ile ilgili kitaplar yayınlayan bir yayınevi olarak, toplumsal baskılara maruz kaldıklarını belirtti. İktidarın kültürel iktidar olmak için para ve gücünü seferber ettiğinin altını çizen Koptaş, bunu her alanda gördüklerini ifade etti. Para gücü ile insanı devşirmeye çalıştıklarını söyleyen Koptaş, “Ama kültürel iktidar böyle bir şey değil. Hegemonik bir güç olmanız kültürel olarak güç olmanızı beraberinde getirmiyor. Muhafazakâr, İslami cenahın kültürel anlamda belli istisnalar hariç, belli ölçüde bir sefalet içinde olduğunu görebiliyoruz. Erdoğan gibilerinin veya bugünkü AKP’nin izlediği çizgi ile kültürel yeşerme, bereketlenme söz konusu olamaz ancak gerilim siyaseti hakim olur, buradan da kültür çıkmaz başka şeyler çıkar” dedi.

Otosansür zemini oluşturuldu

Dipnot Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni Emir Ali Türkmen ise, özellikle barış bildirisine imza atanların kitaplarını yayınlayan yayınevlerine yönelik ciddi bir baskının olduğunu ifade etti. Barış sürecinin bitmesiyle birlikte, sözün de değerini yitirdiğinin altını çizen Türkmen, “Oysa kitaplar söz üzerine kendisini kurduğu ve sözün çoğaltılarak yaygınlaştığı bir atmosfer ve bu ortadan kaldırıldı. İkincisi ve en önemlisi ise, AKP’nin ‘kültürel alanda istediğimiz başarıyı elde edemedik’ tutumu. Onlara yakın bir kısım vakıf ve yayınevlerinin verdiği raporlar doğrultusunda barıştan yana, evrensel değerleri içselleştiren yayınevlerinde yüksek bir otosansür zemini oluşturuldu” ifadelerini kullandı.

Genel siyasetten bağımsız değil

Yordam Yayınevi Editörü Günnür Aksakal da yayınevleri üzerindeki baskının, ülkenin genel siyasetinden bağımsız olmadığının altını çizdi. Bugün düşünen, yazan, çizen, iktidarla aynı fikri paylaşmayan her kesimden insanın baskıya maruz kaldığını dile getiren Aksakal, “Yayıncılar da bu durumdan payını alıyorlar. Elinde gücü bulunduran iktidar kendisine yaramayacak ya da kendisine zarar vereceği düşündüğü bütün ideolojilere olduğu gibi yayınevi politikalarına da doğrudan karışıyor” dedi.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız