PAYLAŞ

Baş döndüren bir hızda politika değiştiren Erdoğan, şimdi de kendi eliyle yıktığı Kemalizme sarıldı. AKP’liler şaşkınlık içinde Atatürkçü yarışına başlarken, Erdoğan ‘Atatürkçülük’le Kürt düşmanlığına tüm ulusalcıları alet etmek ve iktidarına onay istiyor

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın bu yıl Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım’da startını verdiği “Atatürkçülük” kampanyası, tartışılmaya devam ediyor. Erdoğan’ın kendi rejimini inşa için bizzat kendi eliyle yıktığı Atatürkçülüğe sarılmasının arka planında Kürt düşmanlığı politikasında yaşanan zorlanma ve iktidarını kaybetme korkusunun yattığı belirtilirken, yıllardır, “90 yıllık parantezi kapattık, Atatürkçülüğü yıktık” diye sevinen AKP’liler, birden Atatürkçü olduklarını keşfetti.

Atatürkçülük şaşkınlığı

AKP’ye yakın Hürriyer yazarı Abdulkadir Selvi, “AK Parti hiç bu kadar Atatürkçü olmamıştı. Ey yüzde 50 artı 1, nelere kadirmişsin” diyerek Erdoğan’ın Atatürkçülüğünün altında seçim hesabı olduğunu öne sürdü. Selvi, “2019’da sadece cumhurbaşkanı seçilmeyecek. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilecek. Böylece Erdoğan, hayali olan başkanlık sistemine kavuşmuş olacak. O nedenle 16 Nisan gecesinden itibaren rotayı Cumhurbaşkanlığı seçimlerine çevirdi. Her adımı 2019’u hesaplayarak atıyor. Yüzde 50 artı 1 siyasetin yeni kızıl elması oldu. Öyle ki Erdoğan yükselen dalgayı gördü, Atatürk’ü ön plana çıkarma gereği duydu. AK Parti hiç bu kadar Atatürkçü olmamıştı. Ey yüzde 50 artı 1, nelere kadirmişsin” yorumunda bulundu.

Esas dert Kürtler

Asıl dikkat çekici analiz ise, Artıgerçek yazarı İnci Hekimoğlu’ndan geldi. “Ellerinde kalan son bombanın da pimini çektiler” başlıklı yazı yazan Hekimoğlu, “Atatürk sevdası’nı eriyen oylara bağlamak çok sığ bir çıkarsama olur. Mesele Atatürkçü laiklerin oyunu değil onayını alma ihtiyacının doğmuş oluşu. Çünkü;

1-FETÖ sonrası koalisyon ortağı olan eski devlet aklının temsilcileriyle çizilen yeni bir rota var. Batı değerlerini tamamen terk ederek, Avrasya kampına uygun tek adam yönetimiyle, çıkar ve güç ilişkilerini kalıcı kılmanın yolunu bulmak zorundalar.
2-Zarrab davası, henüz Türkiye kamuoyunun gündemine gelmemiş ama en az Zarrab kadar önemli Amerika’daki iki ayrı dava, ortalığa saçılan “Paradise” belgeleri ve daha bilmediklerimiz, çığ gibi büyüyerek üstlerine geliyor. Altında kalmamak için “Anti-emperyalizm” söylemi ile Atatürk’ü kalkan etmeyi deniyorlar.
3-Sınır dışındaki gelişmeler de iktidar için endişe verici. Ortadoğu’da işlevini yitirmiş Türkiye’nin hiçbir talebi karşılık bulmuyor. Buna karşılık Kürtler, en önemli aktör olarak uluslararası alanda meşruiyetini koruyor.
4-16 yıldır tek başına iktidar olan Erdoğan yönetimi, imam hatiplere, kurslara, cemaatlere, medya tekeline ve tüm kurumlarına rağmen, istediği ideolojik ve kültürel hegemonyayı kuramadı.
5-Hedefe ulaşmalarının önünde kitlesel bir muhalefet var. Kürtler, Aleviler, kentli, okumuş, yaşam biçimine müdahale edilmesinden rahatsız farklı inanç ve ideolojiye sahip kesimler, Atatürkçü laikler.
Öncelikli hedef sahip oldukları gücü ve çıkar ilişkilerini korumak olsa da, Taner Akçam’ın Artı Gerçek’te Burhan Ekinci’ye verdiği röportajdaki, ‘Varlığının tehdit altında olduğunu düşünen topluluklar büyük cinayetler işlemeye yatkındırlar… Kürtlerin de Ermeniler gibi imha edilme tehlikesi var’ sözleri, hedefe ilişkin çok önemli bir saptamayı taşıyor. Bundan sonrası işçilerin, öğrencilerin, kadınların, laiklerin, muhafazakârların ve tüm ötekileştirilenlerin; insan hakları, demokrasi ve hukuk ekseninde buluşmanın yolunu bulmalarına bağlı” dedi.

Yorumunuzu yazınız