PAYLAŞ

AKP, doğal kaynakların talan edilmesinin her türüne ‘milli’ kılıfını geçirerek pazarlıyor ve o zaman akan sular duruyor. Halen özgürce akabilen akarsuları da HES’lerle doğadan çalarak, para kasalarına taşımak isteyen şirketler, o yüzden bu ‘milli’ sözcüğünü çok seviyor

Ankara’da devam eden ‘EIF 10. Uluslararası Enerji Konferansı’nın ikinci gününde “Hidroelektrik Santrallar” başlıklı oturum gerçekleştirildi. Kamu ve özel sektörden büyük katılım olan oturuma başkanlık yapan Limak Holding HES Üretim Grubu Genel Müdürü ve Hidroelektrik Santralları İşadamları Derneği- HESİAD’ın yönetim kurulu üyesi Taner Ercömert, HES’lerin elektrik üretim ve kurulu güç dağılımını özetleyen bir sunum yaptı. Ercömert, 2015’de elektrik ihtiyacının yüzde 25.8’inin HES’lerle sağlandığını, 2017 yılı elektrik üretiminde ise, HES payının yüzde 21’lere düştüğünü belirtti. Ercömert, HES’lerin, su kullanım anlaşması imzalanarak özel sektör yatırımcıları tarafından üstlenilmesinin en başarılı yol olduğunu kaydetti. ‘Elektrik üretim sektörünün en başarılı alanı HES’lerdir’ diyen Taner Ercömert, “Kalan hidroelektrik enerji üretim potansiyelini de devreye almak için HES’lerle ilgili teşviklerin ve desteklerin bir süre daha sürdürülmesinde fayda görülmektedir” dedi. Ercömert konuşmasını, “Milli kaynağımız hidroelektrik enerjinin geliştirilmesinde ülke menfaati vardır” sözleriyle bitirdi.

Şirketler el koyuyor

Özellikle 2009 yılında İstanbul’da BM Dünya Su Konseyi (Şirketlerin oluşturduğu bir yapı) tarafından yapılan 9. Dünya Su Forumu sonrası ortaya çıkan HES’lerin sayısı 2000’lere ulaşmış durumda. Nerede akan bir su görseler hemen önünü bentlerle çevirip boru içine alan şirketler, büyük bir ekolojik kriz yaratıyor. Karadeniz’de kuruyan dereleri ve hızla solan doğal yapıyı yakından gören herkes biliyor. Şirketlerin ‘milli’ söyleminin cebine giren kârlarla sınırlı olduğu ise, bilinen bir gerçek. Şirketler, doymayan aç gözlülükleriyle halen özgürce akabilme şansını sürdüren akarsuları da HES’ler ile kontrol altına alarak, doğadan çalmak istiyorlar. AKP’nin ‘milli menfaatler’ gibi demagojilerini şirketlerin de dillerine pelesenk etmeleri bundan kaynaklanıyor. Yalanların yetmediği yerde ise AKP ve şirketler, Artvin’de olduğu gibi halk üzerinde gittikçe artan baskılar kurarak, işlerini yürütmek istiyor.

Yorumunuzu yazınız