PAYLAŞ

Aras Yayınevi Editörü Rober Koptaş, iktidarın kültürel alanda iktidar olmak için para ve gücünü seferber ettiğini belirterek, “AKP Hükümeti’nin izlediği çizgi ile kültürel yeşerme söz konusu olamaz ancak gerilim siyaseti hakim olur buradan da kültür çıkmaz” dedi.

36. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda stant açan yayınevleri, Olağanüstü Hâl (OHAL) ile birlikte yayınevleri ve kitaplara yönelik uygulanan sansürün yanı sıra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “14 yıldır kesintisiz siyasi iktidarız. Ama hâlâ sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntı var” sözlerini değerlendirdi.
Aras Yayınevi Editörü Rober Koptaş, bugün kitabın bir suç nesnesi haline geldiğini ve adeta bomba ile eşdeğer tutulduğunu belirterek, özellikle darbe girişiminden sonra OHAL rejiminin yerleşmesiyle birlikte baskıların iyice arttığını söyledi. Türkiye’de gazete ve yayınevlerine her dönem baskı uygulandığını anımsatan Koptaş, geçen yıldan bu yana baskıların yoğun bir şekilde arttığını ifade etti. Yazan, çizen, okuyan, itiraz eden hatta gününe göre tweet atan insanların cezaevi tehdidi altında yaşadıklarını vurgulayan Koptaş, “Biz de yayınevi olarak tabi Türkiye’deki baskılara maruz kalıyoruz. Doğrudan, yasal herhangi bir yaptırıma uğramamış olsak da Ermeni sorunu ile ilgili kitaplar yayınlayan bir yayınevi olarak tabi ki toplumsal baskılara maruz kalıyoruz. Özellikle milliyetçi kanattan gelen tacizlere maruz kalıyoruz. Böyle bir ortamda biz de var olmaya Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesine katkıda bulunmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
‘HEGEMONİK GÜÇ KÜLTÜREL GÜÇ DEĞİLDİR’
İktidarın kültürel iktidar olmak için para ve gücünü seferber ettiğinin altını çizen Koptaş, gerek akademide gerekse kendilerine yakın yayınevlerine verdikleri desteklerde bunu net olarak gördüklerini ifade etti. Koptaş, “Para gücü ile insanı devşirmeye, bu anlamda iktidara gelmeye çalışıyorlar ama kültürel iktidar böyle bir şey değil. Hegemonik bir güç olmanız kültürel olarak güç olmanızı beraberinde getirmiyor. Muhafazakar, İslami cenahın kültürel anlamda belli istisnalar hariç belli ölçüde bir sefalet içinde olduğunu görebiliyoruz. Baktığınız zaman demokrat kimlikli, özgürlükçü, toplumsal cenahların her zaman kültürel üretim anlamında daha zengin, ortaya daha çok şey koyan cenah olduğunu görüyoruz. Erdoğan gibilerinin veya bugünkü AKP Hükümeti’nin izlediği çizgi ile kültürel yeşerme, bereketlenme söz konusu olamaz ancak gerilim siyaseti hakim olur buradan da kültür çıkmaz başka şeyler çıkar” dedi.
‘AKP’YE YAKIN YAYINEVLERİNİN RAPORLARI OTOSANSÜRÜ OLUŞTURDU’  
Demirtaş’ın öykü kitabı Seher’i yayınlayan Dipnot Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni Emir Ali Türkmen, özellikle barış bildirisine imza atan arkadaşlarının kitaplarını yayınlayan yayınevlerine yönelik ciddi bir baskının söz olduğunu ifade etti. Türkmen, “Birincisi barış sürecinin ortadan kaldırılmasıyla birlikte sözün değerinin azaldığını görüyoruz. Oysa kitapların söz üzerine kendisini kurduğu ve sözün çoğaltılarak yaygınlaştığı bir atmosfer ve bu ortadan kaldırıldı. İkincisi ve en önemlisi ise AKP’nin kültürel alanda istediğimiz başarıyı elde edemedik tutumu. Onlara yakın bir kısım vakıf ve yayınevlerinin verdiği raporlar doğrultusunda solda duran, özgürlüklerden, barıştan yana, evrensel değerleri içselleştiren yayınevlerinde yüksek bir otosansür zemini oluşturuldu” ifadelerini kullandı.
9 kitabını bastıkları yazar arkadaşlarının Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile üniversitelerden atıldığını belirten Türkmen, bunun bile kendi başına yayınevi üzerinde büyük bir baskı olduğunun göstergesi olduğunu aktardı. Türkmen, şöyle devam etti: “Biz yayıncıların Türkiye’de özgürlükleri, demokrasiyi çoğaltan, sözün değerini, kıymetini topluma anlatan ve toplumlar arasındaki çok kültürlülüğü ve bir arada yaşama bilincini, eşitliğini esas alan bir duyguya tekabül ettiğini düşünüyoruz. Bir anlamda da doğal olarak yayıncılar da bütün zorluklarına rağmen fuarlara gelip okurlarımızla buluşuyoruz. Çünkü okurlarımız bizi fuarlarda görünce kendilerini iyi hissetmelerini sağlamaktayız.”
‘YAYINEVİ POLİTİKALARINA DOĞRUDAN MÜDAHALE VAR’
Yayınevleri üzerindeki baskının ülkenin genel siyasetinden bağımsız olmadığının altını çizen Yordam Yayınevi Editörü Günnür Aksakal da, baskıya, sansüre uğrayan yazar ve yayınevleriyle sınırsız dayanışma içinde olduklarını söyledi. İktidara yakın yayınevlerinin mali olarak desteklerini ifade eden Aksakal, kendilerine ise hiç bir desteğin verilmediğini ve bu durumun ayakta kalmalarını zorlaştırdığını dile getirdi. Aksakal, “Büyük bir karanlık içerisindeyiz ve bu karanlık gün geçtikçe büyüyor, evet bizim işimiz umut üretmek, bu yüzden yayıncılık yapıyoruz. Bugün düşünen, yazan, çizen, iktidarla aynı fikri paylaşmayan her kesimden insan baskıya maruz kalıyor. Yayıncılar da bu durumdan payını alıyorlar. İşimiz ideolojiyledir. Elinde gücü bulunduran iktidar ise, kendisine yaramayacak ya da kendisine zarar vereceği düşündüğü bütün ideolojilere olduğu gibi yayınevi politikalarına da doğrudan karışıyor” dedi.
MA
PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız