Taşı toprağı kömür olan Zonguldak’a,  ‘Türkiye’de İşçi Olmak’ projesi için maden işçilerinin hikayesinin peşine düşmüştük. Sadece hikaye değil aynı zamanda o ocaklara girerek onların çalışma koşullarını, ölümle yaşam arasındaki o ince çizgiye birebir tanık olmak ve onlarla birlikte o anı yaşamak istemiştik. Yaşadık! Yerin yedi kat altında domuz damında nasıl mücadele ettiklerini,  Çatalağzı beldesinin meydanında yazan “Yanan bizdik siz kömür sandınız…” cümlesinin ise ne kadar da doğru olduğunu gördük…

Zonguldak’ın hemen hemen pek çok yerinde işte bu zorlu yaşam koşulları heykele dönüşmüştü. Yerin altındaki işçiler yerin üstünde birer heykel oluvermişti! Kaç kişi acıyı heykele dönüştürebilirdi ki; Nazmi Özden işte tam da bunu yapıyor.   70 yıldır babadan oğula geçen bu mesleği hala sürdürüyor.

Önce Trabzon’da bakır işi ardından da Karabük’de döküm atölyesiyle Zonguldak’a taşınmışlar…  1982 yılında babadan aldığı mesleği hala Zonguldak’ta sürdüren Nazmi Özden şuanda Zonguldak’ın tek heykel atölyesi olarak mücadelesini sürdürüyor. Neden tek kaldıklarını ise, “Burası sanayi bölgesi,  önce Trabzon’da bakır işi yapıyorduk sonra  Karabük ve Zonguldak’a geldik…  Burada dökümhaneler vardı, hepsi kapandı biz kaldık. Buradaki atölyeler 91’dan sonra kapandı çünkü o dönem burada büyük yürüyüş olmuştu, madenciler ayaklanmıştı; Özal bu yürüyüşün intikamı olarak atölyeleri kapattı!”  sözleriyle anlatıyor.

Çevre il/ilçelerin de Zonguldak‘a gelişiyle şehir Türkiye tarihinin en büyük işçi hareketlerinden birine sahne olmuştu.  Sonrasında ise TTK küçülme operasyonları başladı. Bu küçülmeyle bir bir atölyeler kapandı ve işte dönemin hükümeti bu büyük yürüyüşün intikamını böyle almış oldu.

Nazmi Özden yüz bine yakın kişinin yürüdüğünü ve Turgut Özal’ın da bu yürüyüşten rahatsız olduğunu anlatırken; “o zaman 23 bin civarı işçi vardı . Öyle bir kitle rahatsızlık verdi.  100 bine yakın insan yürüdü. Devlette intikamını böyle aldı. Özelleştirdi, taşeronlaştırdı,  TTK kiralandı,  küçüldü ve yoksulluk başladı” diyor.

Zonguldak denilince maden maden denilince de ölüm geliyor kuşkusuz. Ama biz son yıllarda Zonguldak’tan ölüm haberleri almadık neredeyse… Özden nedenini şöyle açıklıyor: Üretim yok ki ölüm olsun!

Kendi atölyesinin nasıl ayakta kaldığını ise “Karabük’te Demirçelik Fabrikasına makina parçası yapıyorduk, TTK’ya bağlı değildik ve daha dışa dönüktük. Öyle ayakta kaldık ve şuanda tek atölye olarak Zonguldak’ta üretime devam ediyoruz ”  sözleriyle anlatıyor.

35 yıla yakındır heykel yapan Nazmi Özden için en vazgeçilmezi maden işçisi figürü! 3 ay madende kalan ve orada gördükleri karşısında etkilenen Özden ruhunu katarak heykel yapmaya devam etmiş.  “Zonguldak denilince zaten ilk akla gelen maden ocakları ve maden işçileri oluyor diyen Özden “3 ay madende kaldım, orada gördüklerim karşısında elbette çok etkilendim, kaldı ki biz Zonguldak’ta işçilerle iç içe yaşıyoruz. Her kaza, ölüm bizi çok daha derinden etkiliyor. Ben de bu etkilendiğim işçilerin heykelini yapıyorum, en azından dışarıya o işçileri heykellerimle anlatıyorum. Elimden başka bir şey gelmiyor, orada, maden ocağında yaşadıkları zorlukları, nasıl para kazandıklarını, insanlık dışı nasıl çalıştıklarını ben de böyle ifade ediyorum” sözleriyle anlatıyor.

Yeni açılan Zonguldak maden müzesinin girişine anıt levha çalışmasını da yapan Özden, ölen 4 bin maden işçisinin adlarını yazarak hiç unutulmasın istiyor.  Zonguldak Kilimli’de 30 maden işçisi için anıt, İzmir Bornova’ya ve yine Bülent Ecevit Üniversitesi girişine maden heykeli yapan Özden “dökümcülük kaybolmaz, sürekli kendini yeniliyor, burada teknolojiyi yakalayamazsanız bitersiniz” diyor.

Kaybolan bir meslek değil aksine yükselen bir meslek olduğunun da altını çiziyor…