PAYLAŞ

Doğmak ve doymak Evrende Rıza ile Haktır. Bu hak doğmak gayreti ile Çarka girmiş her canın huruç etmesi ile açığa çıkar. Evren canlılığı birbirinden beslenerek hayatta kalır. Hücre aleminden baktığınızda ışıkla beslenen canlılık, organik boyutta darda kaldığında yamyamlaşır. Yamyamlık yeterli gıda kalmaması durumunda organik canlılığın devamı için kendi türünü de besin zincirine dahil etme durumudur. Hücre boyutunda besin tercihi olarak en son seçenek kendi türüdür. Doğada da işleyiş bu temelde düşünülebilir. Bir tür güç ilişkisi içerisinde bulunduğu alanda gereğinden fazla ürediğinde ve üreme sonrası yaşam süreği, ömrü ortalamanın üstüne çıktığında yeni doğumlarla sayı besin alanının kaldırabileceğinden ya da doyurabileceğinden fazla bir sayıya ulaştığında, tür yeterli gıdayı bulamayınca kaus açığa çıkar. Bu kausta iç çelişkiler vr çatışmalar doğar. Önce zayıflar ya göç ettirilir ya da ölüme terk edilir. Genç ve dinamik olanlar öncü olarak başka coğrafyalarda keşfe sürgün edilir. Zorunlu savaşlar açığa çıkar. Yeni alan bulunmadıkça tür bu sefer birbirini yemeye başlar. Bu süreç yamyamlık sürecidir. Yamyamlık doğanın işleyişi dışında dengeyi bozmanın doğal sonucudur. Hak Yol Düşün İnanç süreklerinde Doğa Ana ve Evrensel döngü Hakk Deryası. Bu deryada sürek halinde olmak, çarka girmek ve ona mana biçmek boyutuna ise Xızır Çarkı demektedir. Hakk Deryasında her can bir damla her damla bir deryadır. Xızır Çarkı bu deryada doğmak ve doymak eylemine mana biçerek silsileye riayet etmek, damlanın deryaya, deryanın damlaya evrilme süreğinde birbirine yar ve dar olmaktır. Hakk yasasında kanaat, rıza, şükür. Doğal dengeye, Büyük Ana’ya, Ana Mezin’a ve kurallarına uyum sağlama manaları ve varlıktan konmuş yasalara riayeti esas alan Ahlakiliktir. Bir misal ile daha iyi anlaşılabilir. Her canlı kendi dünyasından düşünecek olur ise. Ortadoğu ve ya Avrupa da yaşayan bir insan doğduğu coğrafyanın gıdasına göre şekillenir. Tan rengi, beden ve kas sistemi, metobolizması, hastalıkları ve şifası. Ortadoğu da yaşayan birisi tahıl yoğunluklu beslenir, dağlı ise et ve hayvansal ürünlerden beslenir. Tropikal bir iklimden Avakado yemesi anlamsızdır. Çünkü Avakado o coğrafyaya göre şekillenmiş bir meyvedir. Ya da muz yemesi muzun faydalarından bahsedilmesi bu coğrafyada bir canlı için anlamsızdır. Rıza yasasını çiğnemektir. Çünkü; Avakado orada yaşayan canlılığın ihtiyacına göredir. Hastalığı ve Şifası da orada yaşayan canlılığa göredir. Avakado getirmeye çalıştığınızda Avakado coğrafyasında yaşayan canlıyı katledersiniz. Ayrıca kendi bedeninze anlamsız yük yüklersiniz. Avakado toplaması için binlerce canlıyı köleleştirir. Binlece yeni doğmuş çocuğun ölmesine sebep olursunuz. Avakado yemek için çok daha fazla çalışmak zorunda kalırsınız. Çünkü daha fazla para vermeniz gerekir.Avakado yemek için gemiler ve uçaklar yakıt harcar, doğa talan edilir. Yakıt çıkarmak için kendi bölgenizde savaş çıkartırsınız. Coğrafyanızda Avakado yemek isteyenler kendi türlerini köle gibi çalıştırır. Bu arada Avkado yemeyenler Avakado yemek için birbiriyle yarışır hırsızlık ve talan başlar. Artık buğday ve ekmek o kadar cazip değildir. Üretmek anlamlı da değildir çünkü Avakado o kadar lezetli ve besleyicidir ki. Buğday yannda sıfır kalır. Bu seferde Avakado ağaçları yetmediği için Avakado coğrafyasında ki canlılar göç etmek zorunda kalır. Savaşlar çıkar ve mülteci olurlar. Köle tücarları türer, onların elinde binlerce çocuk Avakado rüyası ile ölür. Yetmeyen Avakadonun yerine şifa niyetine Avakado hapları satılmaya başlar. Çünkü kanser yapan Buğdaya en iyi çözüm Avakado haplarıdır. Bir Avakado hapı yutan on kaplan gücüne erişir. Mutluluk veren Avakado uyuşturucu hapları geliştirilir. Bir tane atınca tüm dünya Avakado mutluluğuna erişir. Üremek için cinsel gücü artıran Avakado hapları gelişrtirilir. Bundan sonra da Avakado yiyemedikleri için kanser olan canlılara durmadan hastaneler açılır. Sonuçta; ise tüm herkes kanserdir. Kanser de bir ikrarlaşma biçimi ise oda doğal yasadır. Avakado ağaçlarını yok edip, artık buğday tarlası ekmez isen her taraf çölolacağı için artık kendi türünü yemeye abaşlar ve GINAM GINAM diyerek kendi türünü yiyen YAMYAM’a dönüşür herşey.Ektiğin tarlaya şükür olmaz ise, yanından geçene bir avuç verilmez, bir canlı sınırdan beslenmez ise cümle Rızalık bozulur. Hakk’ın Emri Rızas’ı bozulur ise kendi canına yamyam olur. Xızır naçar olur Çark bozulur. Tufan olur cümle katliam olunan canların çığlığı İsrafile ayan olur. Sur başlar onulmaz çığlığına. Berzaha düşer can yeniden sırlanıp doğmak için. Ana Mezin’in, Doğa Ananının sessiz deryalarına, bağrına çekilir. Uzun sessizlikten sonra yeniden paklanmış olarak uruç etmeye başlar. Heryer ceneti ala olmuştur. Sürek yeniden başlamıştır. Unutulması Alemin en büyük memelisi balina, Alemin en küçük besini ile beslenir. Buna rağmen topluca canfeda karaya vurur. Bu minik besini bile tükettirip ölüme sebep olan kimdir. Hak Rızasını çiğneyen kimdir.
İşte Aşure rahimden yeniden uruç etmenin saflığının lokmasıdır. Cümle canla rızalaşmanın olkmasıdır. Hak Yol’da cennet mekanlarda gıda vermek için boynunu büküp rızalık ile hasada duran doğanın, Doğa Ananın memelerinden bereketlenen süt ile harlanan rızkın huzur veren kıvamıdır. Kansız şükürdür. Şire(Süte) gelmenin gayret lokmasıdır. Hak Yol’da Hakkın Emri Rızası için Xızır Hikmeti ile gayrete gelip , Hakikat için yola canfeda bedel veren Gile’nin(Ana Kadın) düsturu ile Çitler(Beyaz Tülbent) Ocaklar etrafında bir araya gelmiş, Huri Melekler, Gilmanlar ve Yol Pirlerine Şükrandır. Yolda Pir Hüseyin donlu olmaktır. Ana Fatma Şegaatine Nail Olmak, Zeynep Ana donunda zulmü anlatmak. Nehakı kuşaktan kuşağa dillendirmektir. Hak Yol Alevilerde Aşure döneminde kurban kesilmeye başlandı birde. Bu durum kanın bittiği, şükür ve rıza’nın devran sürdüğü, bir yumurta bile kırmanın yasak olduğu yasımızdan hemen sonra kan dökülmesi Yol Erkanınca uygun değildir. İmtina etmek gerekir. Can On iki İmam oruçlarını 12 yılnın tamamlandıktan sonra yıl devriyesinde kurban keselebilir. Bu canın kendi lokmasıdır. Her yıl ritüel şeklinde yapmak yasımıza gölge düşürür. Aşk ile…

PAYLAŞ

1 YORUM

  1. Aleviliği anlatıyorsunz da ancak bu ülkede yıllardır yasaklı olan “yasal bir statüsü olmayan Alevilik” için ne yaptınız? Ne mücadele verdiniz?..Hapislerde yattınız mı?..Ama ideolojileriniz için mücadele verip hapislere girdiniz..Aslında bu soruları sormayabilirdim..Ancak Alevicilik ve Alevi sömürüsü yapıp pratikte Alevilerin haklarını alma noktasında bir şey yapmadığınız için bu soruları sordum.Bu sorularım genel anlamda..”Kişinin ayinesi iştir lafa bakılmaz” sözü sanki doğrulanıyor..Kaygım odur ki siyasal düşünceleriniz için Aleviliği bir araç olarak kullanmak istemeniz gibi geliyor.. Eski bazı solcular ve kürtçüler keskin Alevici kesildiler..İnsan sormadan edemiyor ” ya bunlar şimdiye kadar nerdeydiler, yeni mi akıllarına geldi?! Aslında inanç ile siyaset ayrı şeyler..Materyalist materyalisttir, inançlı da inançlıdır..İnanç dünyası ile siyaset dünyası hiç örtüşmez..O zaman diyorum ki bırakalım inançlı inancıyla uğraşsın, siyasetçide siyasetiyle uğraşsın..Kimse kimseyi sömürmesin , kimse takiyye yapmasın ve samimi olsun..Doğrusu da bu değil mi?

Yorumunuzu yazınız