PAYLAŞ

ATÊ XAC, ATÊ ELIF (Pulyon), ATÊ ORUS (Quylon), ATÊ FOT (Sakarat) ve ATÊ FOT (Dî Mûse) 20. yüzyılda Pazarcık’ta Aleviliği yaşatan en önemli insanlar oldular.

Onê Xac yani Xacê Zînke’yi tanımak için gelini GÛLÊ MIÇE ile yıllar önce çok özel bir söyleşi yapmıştım. Kürdçe yaptığım röportajı ilk kez burada yayınlıyorum.

Onê Xac, 20. yüzyılda yaşamış en önemli Alevi ermişlerindendi. O, Pazarcık’ın Zînkon köyündendi. Sayısız insanın dilekleri onun evinde gerçekleşti.

Onê Xac nasıl ve ne zaman ermiş oldu? Ermiş olduktan sonra neler yaşandı? Kadın-erkek ilişkilerine nasıl bakıyordu?

İşte Matê Gûl’un ağzından Onê Xac’ın yaşamı, ailesi ve kerametleri üzerine çok özel bilgiler…

Onê Xac nasıl tanınırdı? Kaç kardeşlerdi? Çocukları kimlerdir?
Xace Zînkî ve Onê Xac-Atê Xac olarak tanınıyor. Annesi ve babası bizim köylüydü. (Zînkon) Büyükten küçüğe kardeşleri: Îso, Walo, Olo, Onê Xac, Fotê, Donê ve Fîdon.

Eşinin adı Olî Molê Cîrcîr’di. 4 oğlu, 2 kızı oldu. Büyükten küçüğe Meryem, Silton, Mamo, Olî, Ûso, Hemo. Ben Mamo’nun eşiyim. Onê Xac’ın mezarı bizim köydedir. Türbe yaptılar. Ziyaretine gelirler.

Onê Xac ne zaman ermiş oldu? Çocukken mi kendini gösteriyor, büyüğünde mi?
Evliydi. Çocukları olmuştu. Çocuklar daha evlenmemişti. Derde düştüğü zaman ben nişanlıydım. (Matê Gûl, Onê Xac’ın oğlu Mamo ile nişanlıydı, sonra evlendiler. FB)
Zeytûn dağına yaylaya gidiyorlar. İki inekleri ve biraz koyunları varmış. Onê Xac, bana şöyle anlatmıştı:

„GOLIKINE MA HAWÛN. DARKAKO KORT MI DU GOLIK GIREDON. OLAVO KOLIKAK HOT. GO KI, ‘HÜRÜ MELEK, TI LA VIR ÇI DA GARI?’ MI JÎ GO KI, ‘KAKO, AME HISOL LA VIRIN. AZÊ GOLKINGE VO MEZDAKAM.’ WÎ JÎ GO, ‘DA GOLKINGE XA MEZKA.’ MI POŞ XA MEZKIR, WANDO BÛ. ŞAV BU, AZ KATIMA CÎ. AV KOLIKO DÎSO HOT. HO LA MI XOYÎ BÛ. DAVÎ XA KIRA GIÇIKE MI, GIÇIKE MI DO PIF KIRIN. GO KI, ‘ONÊ, AZEK TA DA ÎŞAKÎ KIM. TE TEKAVA, TU NOKAYVÊ? TE LA VÎ ÎŞÎ HAQ WA DARE, TU NEYA DAR?’ MI JÎ GO, ‘QURBON, AZ VÎ ŞANOKIMA.’ GO KI, ‘AME TA BICARBÎNÎN. AZ SIWE DO ROWÛM KI RANGÎ MINÎ WARGÎ HOYTE GERÎNÎ.”

Kayınbabam kendisine ZILINTÎ diyordu, o da kayınbabama QIRRO diyordu. “QIRRO” demiş, “Dün bana böyle böyle göründü.” (Pazarcık Kürdlerinde bir gelenektir. Eşler birbirine lakap takar ve o isimle birbirini çağırırlar. FB)

Onê Xac, devamla şöyle anlatmıştı:
„GÛLO MINÊ, ŞAVO POŞI MI XAWN DÎ, DÎSO HOT. GO, ‘AZÊK TA ÎŞAKÎ KIM. TE VÎ ÎŞÎ QAWÛL KA, TU QAWÛL NOKA?’ MI JÎ GO KI, ‘AZ ŞANOKIMA. AZ HAQ LA VÎ ÎŞÎ NEMADAR.’ AZÊ NIZONIM KI ÇI ÎŞA… ÇÛ. ŞAVO POŞI KAVIRAKÎ CEWAHÎR SAR CÎ MI KAT. GO KI, ‘ROWA ROWA. MA ZERO TA TARO ONÎ. TE LA HAQ VE DARE.’ GO KI, ‘DAVÎ XA JA HAVKA, DAVÎ XA JA HAVKA.’ MINÊ KI CÎGERÊ MI JA DAVÎ MI BIKŞÎNA, BA. ‘MA CÎGORO TA KIŞOND. KI, TU MIROZÎ XALKE BIKA.’

Önce de bir fukara geldi mi yanına gelirdi. Divaneler yanına gelirdi. Yani önceden öyle hizmetkardı.

Farklılaştı mı o günden sonra? Bu yaşamına nasıl yansıdı?
Biz yayladaydık… “Senin kaynanan deli olmuş” dediler. Halktır, her biri bir şey söylüyor. Hem dayımın eşidir, hem de kaynanamdır… Ben yanına gittim. Kendisine yardım da ediyordum. Bana bir anısını anlattı… “GÛLO MINÊ” dedi ve devam etti: “MA BORDAKÎRE. AM HATA KANGALÇATALE ÇÛYÎNE. AZÊ LA SAR KARE BÛYME, AZ GÎROYME. DOKO ATÊ ELIF GOYTE KI, “TEE… LÊ LÊ VÊ QUNDAXÊ SAR KARE Ê PIR DA GÎRI. AVO ÇIMO DA GÎRÎ?’ GOTINE, ‘DOKO XWA POYŞÊ GOÇE MO, LOMO…’ GOYTE, ‘WÎNIN KA BIMÊJÎNIM. WE JÎ ATO ELIFÊ LA BAR BÛYE. GÛLO MINÊ AM ATÊ ELIF VO XWUŞKE ŞÎRIN. MI ŞÎRKE SALWARE MÎTE. DOKO ATÊ ELIF.”

Sonra dediler, “Bir çeşit olmuş. Eşyaların yerini unutuyor. Eşyaların yerini karıştırıyor” dediler. Sonra bir dada’nın yanına götürdüler, ona bir nuska yaptı. Eve getiriyorlar… Şöyle anlattı bana: “AZ HOTIMA BAR DERI. HOTA BAR MI… GO, ‘KORÊ KORÊ! TU NIZONI? MI AVDARÊ TA KIRA OCOX, KI XALK WARI DILOGÎ XA HILINI.’ DASTE MI JÎ GIVIŞOND.”

İlk Kerameti ve Ocağa Getirilen İlk Kurban

Bizim köyde bir evin ismini söyledi. Molê Mûsî Qaw… Onê Xac’a şöyle demiş: “HARA WE MOLKE RO BÊ KI, XONÎ WA YÎ BIHERIKI. MÎYEKÊ BAR BIMINÎ. MINO QURBONOKO XA BIKINA.” Onê Xac da Mûsî Qaw gile gidiyor. Halasının oğluydu. “QURBON, MÛSKÎ MATÊ MINO… ÎNGAKÎ HIRO MIRO GO KI, ‘XONÎ WA YÎ BIHERIKI. GOMÊ WE YÊ PEZ…. MÎYEKÊ TANE BINDO BIMÎNA. MINO QORBONOKO XA BIKIN KI LÊ ROWIRI.”

Onlar da ciddiye almıyor. “Bir çarelerine bakmıyorlar. Bize sahiplik etmeye çalışıyorlar” demişler. Akşam gom yıkılıyor ve bir koyun altında kalıyor. Haber gelince Mamo (Matê Gûl’un nişanlısı, FB) hemen oraya koşmak istedi. Onê Xac, “MAMÎ MINO MATIRSA. TANE MÎYAK BINDO MO” dedi. İçeride 100-150 koyun vardı.

İyilik dolu bir yüzü vardı. Onun için ona “Gêjê” diyorlardı. Unutkan bir insandı. Bir insan eve gelirse cin gibi olurdu. Gelmezse hep minderde otururdu. O zaman o eve gidiyor, “QURSBON, MI WARO NAGIO? HÛNE MI ÎNO NOKIN” diyor.

O aile onun kapısına bir kurban getirdi ve kurban ettiler. İlk onlar kurbanı yapıyorlar.

Diğer gün bizim köyde bazıları kavga ediyor. SAR GOWONAKÎ PEZ E DA DINAHAV. Gidip adama diyor ki, “KOLKÎ MINÎ DA BÊ KI, ‘MINO GOWONÎ PEZ NAGIRI’. Adam aldırış etmiyor. Birgün sonra o adamın eşi hastalandı, zorla hastaneye yetiştirdiler.

Evin İçinde Çıkan Su

O zaman evleri toprak mıydı, hox muydu?
Onê Xac’ın topraklı bir evi vardı. Tek odalı bir ev. Bir kapısı vardı. Bir tarafına iki golik, bir-iki inek, bir eşek koyuyorduk. Bir tarafında da biz kalıyorduk.

Kayınbabam da biraz sinirliydi. “QIRRO” dedi. “KOLKÎ DA BÊ KI, MI MOLO WA KIRA OCOXAKÎ. XALKÎK WARI, MIROZÎ XA VIR HILINÎ.” Kayınbabam hiç sesini çıkarmadı, Onê Xac devam etti: “Î DA BÊ KI AZÎK ÎŞARETEKE MOLÊ WA DIM.”

POŞE BIN KULÎNE OV HOTADAR. KULÎNE VE YE STÊR…
Ben daha onlara katılmamışım. Nişanlıyım. Misafirleri gelmeye başlamış. Tek bir odada kalıyorlar. Onê Xac şöyle dedi:

“KAM DORÊ VE KOYNE ÇEKIN. E KI NIXWOŞ BÛYÎNI, E KI DÊLE XWA NODAWIN, E KI MIROZE XWA DA XWOZIN MINO WARIN VAXWIN.” Kayınbabam kızdı. “Biz başımızı koyacak yer bulamadık. Diyor ki, ‘Bu pınarı yap. İnsanları başına toplayayım.'” Su çıkınca kayınbabam kızmıştı. “Ayaklarımız çamur oldu. Eşyalarımız çamur oldu” dedi. O zaman suyun yanına gidiyor ve şöyle diyor: “KONÎ BISAKINA. KOLIK MINO QUSURÊ MI NAMÎNI. MERKÎ MI Î QABÛL NOKA.” Pınar orada kuruyor.

Çok İnsan Onun Adını Aldı

Sonra insanlar gelip gitmeye başladı. Çocuğu olmayanların çocuğu oldu. Hasta olanların dileklerini kabul oldu. Namlandı gitti. Hergün 3, 4, 5 kurban getirirlerdi. Dağıtırlardı. Sofra indirirlerdi. Yarısını kaynatırdı, insanlara yetecek kadarını… Diğerini de, “Kurban kalanını dağıtın. İçeride bırakmayın” diyordu.

Onun ismini alan çok oldu. Çocuğu olmayanlar geldiğinde BANIKAKÎ XA YÎ NAXINÎ HAWÛ. BANAKÎ MÛYÎ BIZINON BÛ. Siyahtı. Onu çıkarırdı, beline bağlardı. “Kurban git, senin çocukların olacak” diyordu. Çocuğu ölüp ölenlere bir dua yapardı, bir eşarbını, bir havlusunu verirdi. “Bunu götür evinde sakla” derdi. Eşyaları halen hepimizin yanında var.

Değerleri, işaretleri çoktur. Her taraf onun adıdır. Çok insan yanına geldi. Onun adını, bizim adlarımızı çocuklarına verdiler. İtikatlarını, dileklerini alıp ismini çocuklarına veriyorlardı. “Nove Onê Xac’a” diyorlardı. Her taraftan geliyorlardı.

Mata Gûlê sen kaç yıl Onê Xac ile beraber kaldın?
Ben 7 sene kendisiyle aynı evde kaldım. 7 sene çocuğum yoktu. İnsanlar, “Gûlê’nin çocuğu yok” dediklerinde, “KOLIKÎ DA BÊ KI, ‘MO XIZMATA TA KI” diyordu. İkinci gelini getirdik, artık benim büyük kızım oldu. Evler küçüktü, evler dardı. Gelen giden çok olurdu. Hiçbirini yemeksiz-çaysız bırakmazdı. Bir eşarp mı geldi sana veriyordu, bir cow mu geldi Ali’ye veriyordu. (yanında oturan oğlunu işaret ederek, FB)

Dadalar ve dervişler de gelir miydi?
Gelirdi. Her akşam semah dönülürdü. Çopo Baba, Kambar Baba, Nozê, Hasanî Çîçek (Tolo diyorlardı) gelirdi. Örneğin bir bahar Kortê Hollon’a yaylaya gittik. Xirewatî olanlar yani dervişler geldiler. Kuyunun yanında bir ateş yaktılar. Cem-semah yaptılar. Yatak da yoktu. Bir battaniye şuradan, bir döşek buradan, bir minder buradan getirdik… Hepsini yatırdık.
Perişan Ali geliyordu. Güzel saz çalıyordu.
HEME TOZI’ya ben ulaştım.
MAMIŞ vardı XIDKON köyünden… MAMIŞÎ DIN diyorlardı. Otları kaynatıp içerdi. Türbesi XIDKON’da. O gelirdi. Genç ve babayiğit bir insandı. MAMIŞ bize çok gelirdi. Önce konuşurdu, sonra konuşmuyordu. Bir şey söyleyecekse yazıyordu. Benim okumam yoktu, eşim okuyordu. Birşey istiyorsa yapıyorduk. Gundeş yaylasına gittik. Orada Mîlcon Ziyareti’ne gittik. Bir KOVIR kestik. Baktık yine MAMIŞ geliyor. Yani köyde de, yaylada da MAMIŞ bize çok gelirdi.
Her sene yaylada Walî Dîwane’nin mezarına giderdik. Engizek dağındaki Kortê Hollon mevkisindedir.
Çopo Baba bilgiliydi. Değerli bir insandı.
Nozê de ermiş bir kadındı. O biraz yaşlıydı. Çopo Baba ile geliyordu.
Kamber Baba genç biriydi. Fistan giyerdi. Çopo Baba’nın peşinden gezerdi. Nereye gitse orayı şenlendirirlerdi.
Çiçek Hasan saz çalardı.
Bizim dadalar ise Avuçan Ocağı’na bağlıydı. Gozal Dada gelirdi bizim eve. ATÊ ELIF gelirdi. Örneğin kayınbabam dünyasını değiştirdiğinde ATÊ ELIF geldi. Onê Xac da her zaman ocaklara, ziyaretlere giderdi.

Semah döndüklerinde posta kim otururdu?
Semah döndüklerinde post indirilmezdi. Bizde post yoktu. Minder indirirdik. Saz çalan mindere otururdu. Semah dönenler niyaz olup geri geri giderlerdi. Post dada evlerinde olur.

Onê Xac’ın çocukları da saz çalıyor muydu?
Aşıklar evinde eksik olmazdı. Çocuklarından saz çalan yoktu.

Mato Gûlê, tek gözlü bir evde o kadar misafiri ağırlamak zor olmalı. Ev büyük olsa bile her gün misafirlerle ilgilenmek büyük bir sabır ister. Sizler bunu gösterdiniz. O hizmetleriniz sayesinde Alevilik yaşadı. Hizmetiniz hak defterine yazıla…
Hergün insanlar gelirdi. Hiç olmadığı gün iki kurban olurdu. Elbistan, Pazarcık, Adana’dan geliyorlardı. Taa Halep’ten ziyaretine gelmişlerdi. Önce tek gözlü bir odada kalıyorduk. Ocak da yoktu. Çayı ateşte yapıyorduk. Dediğim gibi o tek göz odada hayvanlar da kalıyordu. Yine de bize hoş gelirdi. Hiç sıkıntı almazdık. Tek ben değil, Onê Xac’ın üç gelini de öyleydik. Rahmetlik, yattığı yer nur olsun. Çok iyi bir insandı. Biz üç gelindik, üçümüze de aynı değeri verirdi. Ayrım yapmazdı. Biz kendisine “Onê” diyorduk. Her misafire yemek, çay indirirdik. Birisine yemek indirmemişsek Onê Xac, “TEE… AWO BÊŞÎV ÇÛ” diyordu. Birisine hizmet yapmamışsa üzülürdü. “HIŞAV XAWKE MI NE” diyordu.
Kayınbabam davarla uğraşıyordu. Tarlası çok yoktu. O zaman yazın yaylaya giderdik. Kışın da gomê pez ile uğraşıyorduk. Yemliyorduk, altını temizliyorduk.

Küpeli Kız Ziyareti

Mato Gûlê bir de sizin köyün yanında Küpelikız Ziyareti var. Ziyareti bize tanıtır mısınız? Büyükler ziyaret ne diyorlardı?
Bizim köyün yanında. Bizim köylüler baharda büyük koyunlarla, sonbaharda da tavuklar ve kömelerle ziyarete giderler. Küpelikız Ziyareti’ni tam olarak bilmiyorum. Xwode kusuruma bakmasın. Bildiğim kadarıyla anlatayım… Eski bir zamanda birisi koyunlarını ziyaretin yanına götürüyor. Koyunlar susamış. “Xwode, sen bir su buradan getir. Ben koyunlarımı sulayayım. 7 kurban yaparım” demiş. Birden su gümbür gümbür geliyor. Koyunları o tarafa veriyor. “Ooox” diyor. Ve vücudundaki bitlerden 7 tanesini öldürüyor. “Ben Xwode’nin kurbanlarını verdim” diyor. Sırtını bir dönüyor ki koyunların hepsi taş olmuş.

O beyaz taşları ben gördüm. Ben yetiştim. “Taşa dönüşen koyunlar” diyorlardı. O taşlar şimdi yok. Herkes biraz götürdü. O suyun çıktığı yerde bir dere oluştu. Oraya Nolê Şînşîn diyorlar. Suyu halen geliyor. Kendisi koyunlar taşlaşınca kaçıyor. Taşları şöyle tarif ediyorlardı: “Bunlar koyunlar. Bu çobandır. Bu onun kilov’ıdır.” O zaman siyah bir koyun kaçıyor ve zıplayarak o çıkan suyun içine giriyor. “EVORE ÎNI MÎYEKÊ RAŞ Ê TIM LA NOV OVE DO Ê DA KOLI” (Perşembe akşamları siyah bir koyun her zaman suyun içinde ses yapıyor) derlerdi. Her sene ziyarete gideriz. Ağaçları var. Dilekler bağlanır. Bir de oradan osum getiririz.

Oğlu Mamo ve Felçli Adamın Ayağa Kalkışı

Sizin için zor ama sormalıyım. Mamo abi Onê Xac’ın oğluydu, sizin de eşinizdi. Bir trafik kazasında Mamo abiyi kaybettik. Bizde anlatırlardı… Onê Xac bilmiş diye. O olayı anlatır mısınız?
Ortanca kayınım çocuklarını sünnet edecekti. Eşim rahmetlik geldi. Onê Xac, “MAMÎ MINO, ÛSÎK DÊLE XWA SÛNAT KI. VÊRO BÊ, MINO ZÛ BIKA. MÎYRAKÎ HE” dedi. O da, “ATO PÎRKÊ, DÎSO XALKE MATIRSÎNA” dedi. Onê Xac da, “DA QUSURÊ MI NAMÎNIN. HOTA DAVÎ MI, MI GO. HÛN DOLE ZÛ BIKIN” dedi. Neyse kaynımın çocuklarını sünnet ettik, düğünü geçirdik. 4-5 gün geçti. Eşim Ahır Dağı’na gidip biraz kuzu getirecek. “Mamo” dedim, “Bu yoldan gitme, bu yol pistir” dedim. Dinlemedi beni gitti. Annesinin yanına da uğramadı.

Sonra Onê Xac’ın yanına gittim. “Ato Pîrkê” dedim. “Mamo Ahır Dağı’na gitti, gelmedi. Ben korkuyorum. Bir kere dalgana ver, hele ne oluyor” dedim.

O zaman felçli birisi yanına gelmişti. Onunla ilgileniyorlardı. Bir Türk’tü. “Xacê Ana” dedi, “Gözüme bir şey göründü. Bir KOLIK geldi, bana bir çamurlu su verdi.” Onê Xac, “Bir osum yapın. Adam osumu görmüş” dedi. Osumu yaptık, adama verdik. Adam ayakları üzerine kalktı…

“GÛLO MINÊ” dedi, “MA AVO ROKIR LE AME EKÎ XA JÎ ŞUNÊ WÎ KIN” (Biz bunu kaldırdık ama kendimizden birini onun yerine koyacağız.) Her zaman “SARÎ KOLKÎ MI BI” derdi. Devam etti: “Can canla değiştirilmez ama ben halkın çok ricasını çekiyorum. Ben bu adamı yerden kaldırdım ama sonra ödeşirim KOLIK ile.” Sonra da eşimin haberi geldi. Eşim 42 yaşındaydı. 19 yıl önce 11 Mayıs günü kazaya uğradı. (Röportaj yaptığımda 19 yıl olmuştu, FB)

“Kolik Karnımdaki Kozları Kahveyle Söndürdü”

Eşim öyle olduğunda ağladım ve “Ona Xacê sen niye engel olmadın, niye önüne geçmedin” dedim. “GÛLO MINÊ, RINDIYO MI Ê NEYA E MI” dedi. “Sen niye ağlamıyorsun” dedim. Ben de ağlasın, şîn yaksın istiyordum. Şöyle dedi: “TEE… TÊ WARDA BÊ. KOLIKE CÎGERO MI DA ZIKÎ MI DO DARXIST. KOLKE WAXTEKI XAWARÎ MAME DOYA MI KAHWE MI DOYA VAXWORINI. GO, ‘ONÊ VE VAXWA.’ MI VAXWOR. KOZE ZIKÎ BA VE KAHWE VÊSOND.”

Düğünlerde Hawayî Giroyne’yi Oynardı

Mato Gûlê, biraz da Onê Xac’ı anlatır mısın… Uzun boylu muydu, düğünlerde oynar mıydı, eşiyle ilişkisi nasıldı?
Onê Xac babayiğit bir kadındı. Ben ilk gelin geldiğimde ZÛXUN giyiyordu. Fransa’da bazen Araplar onu giyiyor. Sonra elbise giydi. Hep başında iki çît olurdu. Kofî bağlıyordu. Çocuklar geldiği zaman hemen sadakasını verirdi. “Lokmaları önce çocuklara verin” diyordu.
Bir dönem eşiyle bazen tartışıyordu. Bana bir gün şöyle dedi: “Onê, artık eşim benden bir şey beklememeli. AZ JÎ ENDI BÛMA MERAKÎ.”
Düğünlerde HAWAYÎ GIROYNE’yi oynuyordu. Millet kofîsini parayla doldururdu. Davulculara verirdi. Davulcular almazdı, o verirdi. “Bu sizin hakkınız” derdi.
Bazen yoğunlaşınca hemen anlıyorduk ve sesimizi çıkarmıyorduk. O zaman ya KOLIK ile konuşurdu, ya da acı çeken, onu çağıran birini düşünürdü.

Onê Xac’ın Kadın-Erkek İlişkilerine Bakışı

Kadın-erkek ilişkilerinde kadınlardan yana tavır alırmış. O konuda bir örnekle anlatır mısın Mato Gûlê…
Erkeklerin hatasını yüzüne vururdu. Birgün, “Onê Xacê, sen hep erkeklerin hatasını söylüyorsun. Niye kadınların hatasını söylemiyorsun” dedim. “Tee, dinê dinê” dedi, “KA Ê JINON BÊM, E JINON LA HINDE BILIN E HARIN. AZÎ E MERON DA BÊM, DÎSO JÎ JINE E MERKE XWA XWARO DA BAN. SAWÊ WEN AZÎ E JINON NOWÊM, E MERON AZÊ DA BÊM. GOTINAKÊ HEYA: GOTINAK HE NOV XALKE DO, GOTINEK HE NOV HULQ DO (dizkî).”

Elif Ana, “Gêjê, mawê mawê” diyordu. Onê Xac da, “Kolikî ta î da bê ki mawê, kolikî minî da bê ki biwê.” Onların sevgisi, saygısı görülmeliydi. Birbirlerini çok severlerdi. Zaten süt kardeşleriydi.

Kendisine inanmadığı halde yanına gelen insanlar vardı. Örneğin biri yolda arkadaşına demiş ki, “Bu insanları kandırıyor. Neden yanına gidiyoruz.” İçeri girdiğinde Onê Xac ona söylerdi: “DINO, TA QOLO MI KIR. DINO DINO, DINE MI JÎ E HANA” diyordu. Şöyle demişti: “DU MAYRE TEN. EKÎ TIM QOLO MI DA KA.” Aleyhinde çok insan konuştu ama Onê Xac onlara hiç kızmıyordu.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız