PAYLAŞ

CPT’nin 6 ay önce İmralı Adası’na yaptığı ziyarete ilişkin raporunu açıklamamasına tepki gösteren HDP Urfa Milletvekili Dilek Öcalan, “CPT, AKP’nin yandaşı haline geldi” diye konuştu.

PKK Lideri Abdullah Öcalan 27 Temmuz 2011’den bu yana avukatlarıyla, 5 Nisan 2015’ten bu yana İmralı Heyeti’yle ve 11 Eylül 2016’dan bu yana ise ailesiyle görüştürülmüyor. Bugüne kadar avukatların Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı 678 görüşme başvurusu “hava muhalefeti”, “koster bozuk”, “koster onarımda” ve “OHAL” gerekçesiyle reddediliyor. Ailenin yaptığı görüşme başvuruları da aynı gerekçelerle reddediliyor. Öcalan ailesinden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Urfa Milletvekili Dilek Öcalan, partisinin Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin Van eyleminde, Öcalan üzerindeki tecride ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Öcalan, İmralı Cezaevi’nde insani kavramların yok sayıldığını belirterek, cezaevinin siyasi konseptle dizayn edildiğini söyledi. Öcalan’ın tek kişilik bir cezaevinde tutulması, hem ailesiyle hem de avukatlarıyla görüştürülmemesini “Düşman hukuku” olarak değerlendiren Öcalan, “Tam bir nefret hukuku, beraberinde kendi yasalarına aykırılık ve uluslararası yasalarında işlevsiz bırakılması, akabinde aşama aşama gerçekleşen hukuksuzluklar silsilesini oluşturuyor. Bir dağ kadar büyüyen bu sorun AKP iktidarı tarafından her geçen gün daha da ağırlaştırılarak devam ettirilmektedir” dedi.

‘İMRALI YASASI ÇIKARILDI’

Aile ve avukat görüşünün tüm siyasi tutuklu ve hükümlülerde en temel hak olduğunu hatırlatan Öcalan, “‘İmralı Yasası’ çıkarıldı. Türkiye, tarihi boyunca hiçbir elle tutulur yasası olmadığı gibi, kendince uyduruk yasalar çıkartıyor. İmralı’da ayrı, Silivri’de ayrı, Kandıra’da ayrı Şakran’da ayrı yasalar uygulanıyor. Bütün cezaevleri birbirinden farklı yasalarla yönetiliyor. Uygulamak istedikleri, kendi zihinlerinde gerçekleştirmek istedikleri tutumlarını OHAL adı altında yasallaştırmayı hedefleyen, bunu çözümden yana değil daha çok kaosu, krizi tetikleyecek kararlar alarak topluma kabullendirmeye çalışıyorlar” diye konuştu.

‘ÖCALAN’IN DÜŞÜNCELERİ ORTADOĞU’DA YAŞAM BULUYOR’

Öcalan’ın fiziki olarak esir tutulduğunu, düşüncelerinin dünyada benimsendiğini ve yaşam bulduğunu vurgulayan Öcalan, şunları söyledi: “Düşünceleri, ideolojisi tüm Kürdistan toplumu başta olmak üzere Ortadoğu’da yaşam buluyor. 99’dan bugüne kadar çürütülen Türkiye hükümetinin amaçlamış olduğu o hedefi çürüten en temel noktadır. Rojava’da gerçekleştirilen demokratik konfederalizm ve demokratik ulus modeli, aslında Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın yıllardır üzerinde çalışmalar yürüttüğü, tartışmalar yürüttüğü ve bunu yaşamsallaştırmak için ağır bedellerin verildiği bir projeydi ve bu proje şuan gerçekleşiyor. Tüm Kürdistan’da gerçekleşen birçok yeniliğin, birçok demokratik adımın da temel kaynağı, temel önerisini sunan da Sayın Öcalan oldu.”

‘AKP’NİN ÇÖZÜMSÜZLÜK ISRARI ÇIKMAZA GÖTÜRÜYOR’

PKK Lideri Öcalan’ın “Eğer siz kaos, şiddet, çözümsüzlük dayatırsanız, darbe mekaniği devreye girer” tespitini hatırlatan Öcalan, “AKP iktidarı aslında 15 yıldır başaramadığı birçok başarısızlığını, şuan İmralı’da tecridi ağırlaştırarak meşrulaştırmak istiyor. Başaramadılar, başaramayacaklarını Kürt Halk Önderi İmralı Adası’ndan o kadar ağır koşullara, tecride rağmen, birçok yaşanacak olayları öncesinden dile getirerek tarihi doğrulamıştır. En son gerçekleşen darbe girişimini de Kürt sorununda yaklaşımını örnek vererek AKP’nin Kürt sorununa yaklaşımını çözümsüzlükten yana tavrını hem eleştirip, ‘Darbe mekaniği devreye girer’ uyarısına rağmen AKP uslanmamıştır, AKP hiçbir ders almamıştır. AKP’nin çözümsüzlükten yana ısrarı, Dolmabahçe Mutabakatı’nı yok sayması, bugün onu çıkmazlara götürüyor” ifadesinde bulundu.

‘İMRALI’DAKİ GELİŞMELER KAYGI VERİCİ’

Cezaevlerinde yaşananlara dikkat çekerek, İmralı Adası’ndaki gelişmelerin kaygı verici olduğunun altını çizen Öcalan, “AKP insan olmamakta ısrar ediyor ve şu an bir aile görüşü dahi gerçekleşemiyor. Şuan sağlık koşulları, güvenlik koşulları hangi aşamada olduğunu ailesi ve avukatları bilgi sahibi değil. Bununla birlikte toplumda yaratılan bu kaygı, ileri süreçlerde bir kaosa dönüşmesi söz konusu. Çünkü, AKP’nin İmralı Adası’nda tecridi başlatmasıyla, Kürdistan’da yaşanan savaş ve Kürdistan’da uygulanan yıkım katbekat artarak bugüne kadar devam etti” şeklinde konuştu.

‘ERDOĞAN HÜKÜMETİ KENAN EVREN YASALARINDAN DERS ALMAMIŞTIR’

Öcalan üzerindeki tecridin son bulması için yürütülecek kampanyalarda kadınların öncü rol oynayacağını vurgulayan Öcalan, “12 Eylül darbesinden ve Kenan Evren yasalarından ders almayan Erdoğan Hükümeti, kirli politikaların kurbanı olacaktır. Bu uygulamalar, bir bütün insanlığa karşı işlenen suçlardır. Bunu sadece Kürt halkına karşı işlenmiş saymayacağız. Cizre bodrumlarında insanları diri diri yakmak, sokak ortasında annelerimizi bir hafta cenazelerinin bekletilmesi, hem kültürel, hem dini, hem insani değerleri yok sayan AKP hükümeti, artık daha fazla ilerleyemeyeceğinin farkındadır. Sayın Öcalan üzerinde ki tecrit kalkmadığı sürece, AKP iktidarı tökezlemeye devam edecek, hüsrana uğrayacaktır. Tarihten gördüğümüz, önümüzde ki sürecin neleri getirebileceği, geçmiş süreçte nelerin yaşadığımızın bir çözümlemesi, bir noktasıdır. Bu süreçte yaşanan bütün hukuksuzlukları, bütün ihlallerin önünde bir kalkan olarak durmayı esas aldık” dedi.

‘HİÇ KİMSE TECRİTTEN SONUÇ ALAMAYACAKTIR’

21. yüzyılda demokratik siyasete öncülük ettiklerini dile getiren Öcalan, “Öncülük misyonu başta kadın arkadaşlarım olmak üzere gençlik ve bir bütün savaştan yana olmayan, savaşın bir an evvel bitmesini çözümün bir an evvel başlaması ve bu çözümün de en demokratik, özgürlükler çerçevesinde gerçekleşmesini talep etmek, ısrarcısı olmakta bizlerin görevidir. O nedenle bizim mücadelemiz şahsi değildir, Erdoğan şahsına değildir. Erdoğan’ın zihniyetinedir. Bizler Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan üzerinde ki tecrit kalkmadığı müddetçe, hiç kimsenin huzur bulmayacağını biliyoruz. 7’den 70’e hiç kimse bu süreçten bir sonuç alamayacaktır” ifadesinde bulundu.

‘ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ESAS ALMAMIZIN KANITI: ÇÖZÜM SÜRECİ’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın başlattığı “demokratik çözüm süreci”nde yaşanan çatışmasızlık ortamını hatırlatan Öcalan, “Türkiye’de hiçbir ile bir cenaze gitmiyordu. Toplum kendi yaşamını kendisi kame ettirebiliyordu. Nasıl oldu ki bu görüşmeler 7 Haziran öncesi kesildi ve sonrasında tırmandırılan bu şiddet, Türkiye’nin nereye doğru gittiğini ve ne yaşadığını birebir teyit ettirdi. Bu sadece bizim Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü neden esas aldığımızın bir kanıtıdır. Sayın Öcalan müzakereleri yürüttüğü sürece bütün toplum Sayın Öcalan’ın belirtmiş olduğu önerileri sahiplendi. Sonuna kadar arkasında durdu” diye konuştu.

‘TECRİTTEN EN ÇOK TÜRKİYE ZARAR GÖRECEKTİR’

Türkiye halklarının özgürlüğünün PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ile mümkün olduğunu ifade eden Öcalan, şöyle devam etti: “Kürt Halk Önderi şuan Türkiye sınırları içerisinde esir tutulmaktadır. O nedenle Türkiye toplumu en çok acıyı yaşayacaktır, en çok zararı görecektir. Bunu yapan dönemin iktidarı, dönemin yönetimi şuan AKP’dir. Cumhurbaşkanlığı’nı kaldıran, meclisi işlevsizleştiren, yasamayı, yürütmeyi, yargıyı tek elinde toplayan tek sorumlu nerede diyecek olursak Erdoğan’ın kendisidir.

‘TECRİTTE SESSİZ KALAN HERKES SORUMLUDUR’

Kürt sorunu çözülmediği sürece, 3’üncü Dünya Savaşı olarak nitelendirebileceğimiz savaş elbette sonuçlanmayacaktır. Görüşmelerin birçoğunun tıkandığı noktaya baktığımızda, gerek Astana görüşmelerinden tutalım bir bütün gerçekleştirilen uluslararası görüşmelerde masaya yatırılan krizin ilk sebebi Kürt sorununda çözümsüzlüğün dayatılmasıdır. Bunda ısrarcı olmak açıkçası akla mantığa sığmayan bir durumdur. İlk aşmamız gereken sorunu Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanmasıdır. Bunu tüm topluma çağrımızdır. Bugün Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan üzerinde ağır tecrit sürüyorsa, bundan sadece AKP sorumlu değildir. Buna sessiz kalan herkes sorumludur.”

‘CPT RAPORUNU NEDEN AÇIKLAMIYOR?’

Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT’), İmralı Adası’nda yaptığı görüşmelere ilişkin hazırladığı raporu kamuoyuna açıklamamasını, kendi yasalarına aykırı davranmak olarak değerlendiren Öcalan, “CPT, AKP’nin yandaşı olmuştur. Bugün Türkiye’ye gelip, İmralı Adası’na gidip birebir Kürt Halk Önderi’ni görmeden sadece müdürlerinden rapor alarak hazırlayan bir kurum sadece AKP’nin yandaşıdır. Neden açıklanmıyor. Korkuyorlar mı bunu bilmek gerekiyor. Toplum bunu merak ediyor. Böyle bir hakkı vardır. Eğer o kurum varsa bu toplum sayesinde vardır. Uluslararası bütün toplumları eşit düzeyde yaklaşıma mecbur bırakan bir durumda olması gerekiyor. Ve bugün görüyoruz ki hiçbir adım atılmıyor, herkes sağır ve dilsizi oynuyor. Hiç kimse duymuyor, görmüyor” diyerek, tepki gösterdi.

Tecridin kabul edilemez bir insanlık suçu olduğunu belirten Öcalan, “AKP iktidarının bu yanlış yoldan bir an evvel dönmesi gerekir. İmralı Adası’nın bu şekilde yürütülemeyeceğinin de bilinmesi ve Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Yorumunuzu yazınız