PAYLAŞ

 Bölgede bir haftadır süren orman yangınlarına ilişkin açıklama yapan Diyarbakır Ekoloji Derneği, ormanların yakılmasının iktidarın kendini var etme stratejisi olduğunu ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Diyarbakır Ekoloji Derneği bölgede son günlerde devam eden ve müdahale edilmeyen orman yangınlarına ilişkin dernek binalarında basın toplantısı gerçekleştirildi. Dernek üyesi ekoloji aktivistlerinin katıldığı toplantıda “Faşizme karşı hep birlikte orman olalım” pankartı asıldı. Toplantıda kısa bir açıklama yapan Ekoloji Derneği Sözcüsü Necdet Sezgin, bölgede devam eden yangınlara müdahale edilmemesinin topyekun bir doğa katliamına sebep olduğunu belirterek güvenlik gerekçesiyle yangına müdahale ettirilmemesine tepki gösterdi.

Hazırlanan basın metnini okuyan Ekoloji Aktivisti Feyziye Sümer, yangın yerine dönmüş bir ülkede yaşadıklarını dile getirerek, “Yaşamı savunmak ateşten bir gömlek haline gelmiştir. Tüm yaşam alanlarına saldırılar aralıksız devam etmektedir. Kapitalizm kendini beslemek adına doğayı ve insanı metalaştırmaktadır. Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser ki bunu da ormanları yakarak yapmaktadır” ifadelerine yer verdi.

‘ORMAN YANGINLARININ HAKLI GEREKÇESİ OLAMAZ’

“Dersim’den Çamburnu’na, Bodrumdan Lice ye farklı gerekçelerle ama aynı yöntemlerle ,yangınlar devam etmektedir” diyen Sümer konuşmasının devamında şunları söyledi: “Batısında rant uğruna çıkarılan yangınlar, doğusunda güvenlik bahanesiyle sönmek bilmemektedir. Bugün ki orman yangınlarının nedenleri; tarım, imar, turizm, madencilik, enerji, su ve en önemlisi güvenlik politikalarının hırs ve kin dolu bir bakışla uygulanmasından başka bir şey değildir. İktidar ormanları sahipsiz bırakmak için orman köylülerini göçe zorlamak ve yaptıklarının doğru olduğunu yaymak adına çıkardığı politikaları değiştirmelidir. ‘Güvenlik nedeniyle’ gibi söylemler ile orman yangınlarını haklı göstermekten vazgeçmelidir. Ormanlar ne doğunun ne batının tüm dünyanın, dünyada yaşayan tüm canlılarındır”

‘İKTİDAR GÜÇ GÖSTERİSİ PEŞİNDE’

Ormanlık alanların bombardımana tutulduğunu aktaran Sümer, “Daha önceleri güvelik bölgesi nedeniyle yangına müdahale edilememekte ve halkın da ormanlarına sahip çıkmak için yaptığı yangın söndürme çalışmalarına izin verilmeyip, engel olunmaktaydı. Bu gün ise Ohal nedeniyle izin verilmemekte can güvenliğiniz yok çatışma var denilerek insanların yangına müdahale etmesi engelleniyor” dedi. Dersim’in başkaldırıyı ve direnişi simgeleyen bir şehir olduğuna dikkat çeken Sümer, Dersim’in bundan dolayı tarihi boyunca hep saldırılan bir kent olduğunu sözlerine ekledi. “1938’de Sabiha Gökçen eliyle başlatılan bombardımanlar bugün farklı bir iktidar ama aynı çürümüş zihniyetin bir gösterisi olarak ortaya çıkıyor” ifadelerini kullanan Sümer, iktidarın bugün OHAL’in arkasına sığındığını bir yaşam alanını yok etmekle kalmayıp bunu güç gösterisi halinde sunmaktan da geri kalmadığını sözlerine ekledi.

‘SAHİPLENME ÇAĞRISI’

Çamburnu, Kazdağı, Peri Vadisi, Kutu Deresi, Cudi Dağı, Lice ve Malatya’da ki orman yangınları arasında farkın olmadığını dile getiren Sümer, orman yangınlarının iktidarın kendini var etme stratejilerinin devamı olduğuna vurguladı. Sümer son olarak tüm duyarlı kesimlere çağrıda bulunarak şöyle konuştu: “Ülkenin doğusu ya da batısı ormanları arasında bir fark yoktur her ne sebeple yakılıyorsa yanlış olduğu bilinmeli ve bu yanlışlıktan bir an önce dönülmelidir. Merkezi iktidar ivedi bir şeklide güvenlik politikalarını gözden geçirerek birlikte barışık yaşamaya dair politikaları yaşama geçirmelidir. İnsanı ve doğası ile barışık yaşayan bir iktidar barışı yaşamsallaştırmalıdır. Kamuoyunu ve duyarlı tüm kesimleri orman yangınlarına karşı dayanışmaya çağırıyoruz.”

Yorumunuzu yazınız