PAYLAŞ

 “Tek tip elbise”nin 1983’te Türkiye cezaevlerinde yürürlüğe konulduğu dönemde cezaevinde olan 78’liler Girişimi Yürütme Kurulu Üyesi Zekeriya Demirtaş, “O dönemde de cezaevlerinde ciddi direniş oldu. Bugün de ciddi direnişler olacaktır” dedi.

Türkiye cezaevlerinde 1983 yılında yürürlüğe konulan “tek tip elbise”ye karşı siyasi tutuklular direniş içine girince devlet geri adım atmak zorunda kaldı. DEV-SOL davasından Türkiye’nin farklı cezaevlerinde 12 yıl kalan 78’liler Girişimi Yürütme Kurulu Üyesi Zekeriya Demirtaş, o dönem kaldığı Sağmalcılar Hücre Tipi Cezaevi ile Metris Askeri Cezaevi’ndeki direnişi anlattı. “Tek tip elbise” uygulamaların ilk kez 1982 yılında Sultan Ahmet Askeri Cezaevi’nde uygulanmak istendiğini belirten Demirtaş, “Burada siyasi tutsakların direnişi sonucu bu cezaevinde uygulanamadı. Bugün cezaevlerinde uygulanmaya konulmak istenen ‘tek tip elbise’ye karşı ciddi direnişler olacaktır” dedi.

‘BAŞARILI OLAMAYACAKLAR’

“Tek tip elbise”ye karşı o dönem Sağmalcılar Hücre Tipi Cezaevi’nde olan Zekeriya Demirtaş, iktidarın bugün “FETÖ” adı altında yürüttüğü uygulamalar ile tüm cezaevlerini kontrol altına alınmak istediğine dikkat çekerek, “Tıpkı 12 Eylül 1980’de yaptıkları gibi siyasiler teslim alınmak isteniyor. Ancak, o gün başarılı olamadılar bugün de başarılı olamayacaklar” diye konuştu.

‘FAŞİZMİN KARAKTERİ…’

O dönem uygulanmak istenen “tek tip elbise”ye karşı cezaevlerindeki direnişi hatırlatan Demirtaş, “O dönemin dehşet ve vahşet dolu yılları, ülkemize yeniden tekrarlanmaya başladı. 12 Eylül faşizmin karakterinden bir tanesi de ‘tek tip elbise’. 1982’de ilk kez Sultan Ahmet Askeri Cezaevi’ne götürüldüğümde zorla giydirilen ve koğuşa gittiğimiz anda yırtıp attığımız bir uygulamaydı. Ancak, bulunduğum dönemde bu cezaevinde uygulanamadı” diye konuştu.

‘BİAT ETTİRİLMEK İSTENİLİYORDU’

1983 yılının sonlarına doğru özellikle Sağmalcılar ve Metris cezaevinde siyasi tutuklulara karşı en acımasız uygulamaların yürürlüğe konulduğuna dikkat çeken Demirtaş, “Bu cezaevlerinde, teslim alma sürecinin en acımasız şekliyle devam etti. ‘Tek tip elbise’ bahane edilerek müthiş bir saldırı oldu. Buradaki mantık tüm siyasi tutsakları bir askeri mantıkla ele almak ve biat ettirmek amacı taşıyordu. Siyasi kimliklerine yönelik acımasız saldırılardı” şeklinde konuştu.

‘DİRENİŞ SONUCU KALDIRILDI’

Cezaevlerindeki “tek tip elbise” uygulamasına karşı çıkmak amacıyla 1984 Nisan ayında cezaevlerinde açlık grevi eylemlerinin başladığını belirten Demirtaş, “Bu eylem 30 Mayıs ile birlikte ölüm orucuna dönüştürüldü. 4 yiğit yoldaşın şehadetiyle direniş başka bir boyut kazandı. Türkiye içerisinde ve dışında gelen tepkiler üzerine tek elbise uygulaması yok edildi. ‘Tek tip elbise’ uygulamasına karşı çıktığımız için avukat ve aile görüşleri, mektup gönderme, dayak gibi farklı uygulamalarla karşı karşıya kaldık. Devrimci tutsaklar yaklaşık 3 yıl ‘tep tip elbise’ yasaklarından dolayı görmediği ailelerini sonradan gördü” dedi.

‘CEZAEVLERİNE MUTLAK HAKİM OLAMAZLAR’

Cezaevlerinde uygulanmak istenilecek bu uygulamaya siyasi tutukluların ciddi bir direniş göstereceğini vurgulayan Demirtaş, “FETÖ işin maskesidir. Bu işin özünde HDP, devrimci, Kürt tutsaklar ve cezaevlerinde bulunan tüm siyasi kimliklere karşı teslim alma ve yok etme politikasının yeni bir başlangıcıdır. AKP iktidarı gelişen konjonktüre bağlı daha da şiddetlenecek. Bunun içinde bu işin dinamizmini içinde bulunduran ve önderlik yapan cezaevlerini susturarak veya teslim almak isteyerek başlayacaklardır. Ancak, cezaevlerine mutlak hakim olamazlar. Mümkün değil bu durum” diye konuştu.

Yorumunuzu yazınız