PAYLAŞ

Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin referandum seçimleri sonrası ortaya çıkan “Faşizmin kurumsallaşması” tablosu karşısında başlatıldığını belirten HDP MYK Üyesi Saruhan Oluç, “Bu mücadeleyi birlikte sürdürmek gerekiyor. Bütün bunlar o havuza akan damlalardır. Damlalar buluşacak bir sel olup akacağız” diyerek, ortak mücadelenin önemine vurgu yaptı.

Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin 3’üncü durağı olan Van’ın Musa Anter Parkı’nda nöbetçiler arasında bulunan HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Saruhan Oluç, 16 Nisan referandum seçimlerinin ardından bölgede ve Türkiye’de toplumun sokağa dökülen adalet talepleri, CHP ve HDP’nin adalet talepleri ile bu talepler arasındaki fark, HDP’nin adalet talebinin toplumda yansımasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

‘REFERANDUM SONRASI ADALET TALEBİ GÜNCELLEŞTİ’

Türkiye toplumunun adalet talebinin referandum seçimleri sonrasında güncelleştiğine işaret eden Oluç, HDP Eş Genel Başkanları ve milletvekillerinin tutuklanması ile yargı sisteminin çöktüğünü söyledi. Tutuklamaların AKP hükümetinin yönlendirmesi sonucunda gerçekleştirildiğini dile getiren Oluç, toplumun her kesiminde bir adalet arayışı olduğuna vurgu yaptı. Oluç, “Aslında yargı mekanizması şuanda tam tamına yargısız infazlar yapan bir mekanizma haline dönmüş durumda. 90’ların yargısız infazlarını şimdi adalet mekanizması yapıyor. Dolayısıyla adalet arayışı çok önceden var olan bir arayıştı. Adil olmak, hakkaniyetli olmak, eşit olmak gibi laflarla adalet tanımlanır aslında. Kadınlar, emekçiler büyük adaletsizlikler, eşitsizlikler yaşıyorlar. Kürt halkının yaşadıkları kelimeler ile tarif edilemez. Alevi toplumuna baktığımız zamanda aynı şeyi görüyoruz. Türkiye’de toplumun çok önemli bir kesimi adaletsizlik yaşıyor” dedi.

‘ADALET TOPLUMDAKİ İHTİYAÇ VE ARAYIŞ’

Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin, toplumun ihtiyaçlarına karşılık olmak üzere başlatıldığını vurgulayan Oluç, “İktidar da, Adalet ve Kalkınma isminde bir parti var. Ama en büyük adaletsizlikler bu parti döneminde yaşanıyor. Referandumdan sonra da böyle bir dönem yaşandı. Adalet, toplumdaki büyük bir arayış, büyük bir ihtiyaçtır. Bu kadar ciddi bir durumla karşı karşıyayız. Çünkü büyük adaletsizlikler var, bununda mücadelesini hep birlikte vermek zorundayız” diye konuştu.

‘FAŞİZMİN KURUMLAŞMASI KARŞISINDA ORTAK MÜCADELE’

Referandumun ardından ortaya çıkan tabloyu “Faşizmin kurumsallaşması” olarak değerlendiren Oluç, “Kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırıldığı bir dönemi yaşıyoruz. O tek kişiye baktığımızda her türlü konuda kararı veriyor. Yargı kararını veriyor. Yürütme ile ilgili kararları veriyor, Meclis’teki yasama ile ilgili kararı veriyor. Kuvvetler ayrılığı diye bir şey kalmamış ortada. Faşizmin kurumsallaşması böyle bir şeydir. Faşizmin kurumsallaşması karşısında çok geniş bir kesimin ortak mücadelesine ihtiyaç vardır. Bu hiç kimsenin kıskançlık göstermesi gereken bir mücadele değildir. Tam tersine herkesin en geniş mücadeleyi asgari müştereklerde buluşarak, askeri demokratik taleplerde buluşarak bu mücadeleyi birlikte sürdürmesi gerekir. Şu ya da bu parti, şu ya da bu sivil toplum kuruluşu, sendika, meslek birliği falan hiç fark etmez. Önemli olan buradaki birleştirici zemin, demokratik haklar ve özgürlükler temel insan hakları ve özgürlükleri, hukukun üstünlüğü ve demokratik hukuk ilkeleridir esas itibariyle” diyerek, ortak mücadelenin gerekliliğine işaret etti.

‘TOPLUMDA KARŞILIK BULDU’

Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin ilk durağı olan Diyarbakır’da bariyerlerle HDP’nin halk ile buluşmasının engellendiğini ifade eden Oluç, engellemelere rağmen Diyarbakır nüfusunun büyük bir oranının nöbeti konuştuğunu kaydetti. İstanbul’da ise Diyarbakır gibi geniş güvenlik önlemleri alındığını, 3 kademeli bariyerlerle halk buluşmasının engellenmek istendiğini aktaran Oluç, halkın nöbet eylemini sahiplendiğini ve toplumda ciddi oranda karşılık bulduğunun altını çizdi.

‘EN BÜYÜK ENGEL ANA AKIM MEDYA’

Ana akım medyada da büyük bir engelleme ile karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Oluç, şöyle devam etti: “Kendi imkanlarımızı kullanarak hem sosyal medyada, hem muhalif medyada çok ciddi olarak yer aldık. Ve bu çalışmanın yapılmış olduğunu, insanlar gördüler, duydular, bildiler. Bu açıdan ciddi bir pozitif tepki aldığımızı söylemek mümkün. Van’da sürüyor, gördüğüm kadarıyla çok ciddi bir dayanışma ve destek var. Halk ziyarete geliyor. Kuruluşlar, parti örgütlerimiz ziyarete geliyor. Yine büyük engellemelerle, kademeli bariyerlerle karşı karşıyayız. Yine kapılardan girerken insanlara kimlik kontrolü yapılıyor. Kimlikleri alıkonuluyor. Çıkarken veriliyor. Yine az sayıda insanlar buluşmak için güvenlik güçleri ellerinden geleni yapıyorlar. Önümüzdeki hafta İzmir’de de İstanbul kadar coşkulu olacak.”

‘DAMLALAR İLE SEL OLUP AKACAĞIZ’

Mücadelenin ortaklaştırılması çağrısında bulunan Oluç, “Bu mücadeleyi birlikte sürdürmek gerekiyor. Bütün bunları hepsi o havuza akan damlalardır. Bütün bu destekler dayanışmalar, yapılan ziyaretler, sosyal medya çalışmalarına baktığımızda, havuz damla damla doluyor. Bu havuzda bütün damlalar, buluşacak. Damlalar buluşacak bir sel olup akacağız ve Türkiye’de ki bu gidişi durdurmaya için hep birlikte başlayacağız” dedi.

‘İKTİDAR HDP’Yİ TEHLİKE OLARAK GÖRÜYOR’

CHP’nin Adalet Yürüyüşü ile adalet talebini yargı ile sınırlı tuttuğunu dile getiren Oluç, Türkiye’de toplumsal adalete ihtiyaç olduğunu vurguladı. HDP’nin 7 Haziran 2015 seçim sonuçları ile birlikte Türkiye’de siyasi dengeleri alt üst ettiğini, bu nedenle HDP’nin hedef tahtasına yerleştirildiğini belirten Oluç, “HDP hem dinamik örgütleri aktifleştirmek açısından baktığımızda, canlı dinamizmi yaşayan üyeleri, dostları seçmenleri açısından baktığımızda aslında çok ciddi bir tehlike oluşturuyor. Muhalefetin büyümesi demek, HDP’nin muhalefetinin sokağa taşması demek, sokakların daha hareketli olması anlamına geliyor. Ve iktidar kendisine hem yerel açıdan baktığımızda, yerel demokrasi iktidarlar açısından baktığımızda hem merkezi iktidar açısından baktığımızda kendisine en büyük tehlikeyi HDP’de görüyor. Dolayısıyla HDP’nin her adımına karşı çok ciddi önlemler alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan her konuştuğunda, HDP’yi hedef alıyor. Bu korkudan kaynaklanıyor. HDP sokağa çıktığı zamanda meydanlar çok hızlı şekilde doluyor ve insanlar çok hızlı bir şekilde umutla demokrasi mücadelesini büyütüyor. Bunun için engellemeye çalışıyor. Aslında CHP karşısında ki tutumla bize karşı olan tutum arasındaki karşılık buradan kaynaklanıyor” ifadesinde bulundu.

‘TOPLUMDA KARŞILIK BULDU’

“Durmayalım, dur diyelim, durmayalım durduralım” kampanyasının toplumda karşılık bulduğunun altını çizen Oluç, “Vicdan ve adalet talebini çok demokratik bir şekilde dile getirirken, toplum bizim nasıl bariyerlerle, ablukalarla engellendiğimizi görüyor. Sadece Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında değil, Avrupa ve dünyanın her yerinde bu görülüyor. Milletvekilleri halkla buluşmak, seçmenleriyle buluşmak için adım atıyorlar. Fakat parklara hapsediliyorlar. Bunun iktidar tarafından antidemokratik bir adıma sıkıştırıldığını dünya görüyor. Bu yaptığımız işin başarılı ve önemli bir iş olduğunu gösteriyor. Aldığımız olumlu tepkiler dayanışma ve destek, bizim umutla hareket etmemizi sağladı” diye konuştu.

‘FAŞİZME KARŞI CESARETLİ DİRENİŞ’

Ortak mücadele için adım attıklarını vurgulayan Oluç, son olarak şunları söyledi: “Faşizme karşı cesaretli bir direniş, mücadele mutlaka onları geri püskürtecek bir gücü de yaratacaktır. Örgütsel kıskançlığa sahip değiliz, hep birlikte bu adımlar atılırsa, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıyla MHP koalisyonunun tutumundan uzaklaşmasına yol açacaktır. AKP’nin savaş ve saldırgan politikalarından mağdur olan herkesin birlikte hareket etmesi gerekiyor. Böylece faşizmin kurumsallaşması, devlet-parti bütünleşmesinin önüne geçilecek bir ortamı hep birlikte doğurabiliriz.”

Yorumunuzu yazınız