PAYLAŞ

Kürdistan’da uzun süredir devam eden, Dersim’de de 7 ayrı bölgeye sıçrayan orman yangınlarına ilişkin konuşan HDP Dêrsim Milletvekili Alican Önlü, ‘Yangınların amacı Kürdistanı insansızlaştırmak’ dedi

Türkiye’de ilk kez 1925’de Şeyh Sait İsyanı döneminde başlayan politik orman yangınları, Şark Islahat Kanunu ile birlikte Dersim Katliamı döneminde de devam etti. Aradan geçen yılların ardından 90’larda yeniden OHAL ile birlikte sistematik olarak süren yangınlar bugün yeniden gündeme oturmuş durumda. Hemen hemen her gün Kürdistan’ın bir kentinden orman yangınlarına ilişkin haberler geliyor. Şırnex’in Gabar, Besna ve Cudi bölgesinde dört gün önce çatışmalar bahane edilerek bölge helikopterden ateşe verildi. Yangında binlerce hektarlık alan yok olurken, söndürme çalışmaları ise yapılmıyor.

Yine Dersim’de yedi ayrı noktada süren yangınlar hızla yayılıyor. Merkez Zaxge (Sarıtaş) Qisle (Nazimiye) Deste’de, Pilemûrîye (Pülümür) Dereboyu köyleri ve Xozat Aliboğazı ve Amutka, Pulur (Ovacık) Elqajiye bölgesindeki ormanlık araziler ve yaylalardaki yangınlar günlerdir devam ediyor. Askeri operasyonlar bahane edilerek askerler tarafından çıkarılan yangınlar, devlet kurumları tarafından söndürülmezken halkın söndürme çalışmaları da çeşitli bahanelerle engelleniyor.

Köye dönüşleri engelliyorlar

Konuya ilişkin meclis gündemine önceki gün soru önergesi veren Dersim Milletvekili Alican Önlü gazetemize şu değerlendirmede bulundu: Dersim’de orman yangınları uzun yılların ardından yaklaşık bir yıldır yeniden başladı. Bugün basına yansıyan orman yangınları yeni değil aslında. Bahar geldiğinde bu yangınlar olurdu ancak bu yıl çok daha fazla yangınlaştı. Asker bulunduğu noktaların güvenliğini bahane ederek, Dersim’in doğasını katlediyor.” Askeri operasyonlar bahane edilerek yapılan bu doğa katliamının birçok nedeni olduğuna dikkat çeken Önlü, “Bu yangınlar yıllar önce boşaltılan ancak son birkaç yıldır yeniden geri dönüşlerin olduğu bölgelerde yapılıyor. İstiyorlar ki; köylere dönüşler olmasın. Bu bölgelerde yeniden hayvancılık başladı, insanlar yaylalara çıkıyor, arıcılık yapıyordu. Bu doğa katliamı aslında Dersim’i insansızlaştırmak içindir. Bu sadece Dersim de değil, Kürdistan’ın diğer bölgelerinde de amaçlanıyor” dedi.

‘Vekil görüşmeleri reddediliyor’

Son bir yıldır devam eden yangınlarla ilgili yetkili mercilerle çok kez görüşmeye çalıştıklarını belirten Önlü, yetkililerin görüşme taleplerini reddettiklerini söyledi. Önlü konuşmasını şöyle sürdürdü: “Görüşme taleplerimiz kabul edilmediği gibi vekiller devreye girdiğinde daha fazla mağduriyet yaşatılıyor. Ayrıca, bu yangınlara birinci derecede müdahale etmesi gereken köy hizmetleri ve orman işletmeleri güvenliğiniz yok denilerek engelleniyor. Yangın çıkarırken 10 helikopter gidiyor ama söndürmeye güvenlik yok deniyor. Ayrıca kamuoyunda çatışma var denilerek, algı oluşturmaya çalışıyorlar ama bunların hepsi bahane, bütün bir bölge çatışma bahanesiyle yok ediliyor” diye konuştu. Önlü son olarak, daha önce belediyenin yangınlara müdahalede bulunduğunu fakat kayyum atanmasından sonra bunun da önünün kesildiğini vurguladı.

‘Ormanlar bizim, yakan el devletin’

Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Munzur Koruma Kurulu’ndan Yılmaz Yurdakul da, OHAL öncesinde de valilik kararı ile Dersim’in birçok bölgesinin ‘çatışmalar’ bahane edilerek halka kapatıldığını hatırlattı. Yurdakul, Bu durumun sistematik bir hal aldığını vurgulayarak, “Gelenekseleşen bu durum Dersim’i insansızlaştırma politikasının bir parçası haline geldi. Zaten yapılmak istenen baraj projeleri, siyanürlü altın arama çalışmaları nedeniyle Dersim doğası önemli bir tehdit altındayken birde orman yangınları ile yaşanmaz bir hale getiriliyor. Bu duruma karşı tüm kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz. Bir kez daha yineliyoruz: Bu ormanlar bizim, yakan el devletin”

Xozat Aliboğaz bölgesinde yaylada olan Birsen Yıldız ise, bulundukları bölgenin ateşe verildiğini belirterek, halkın güvenliğinin hiçe sayıldığını vurguladı. Yıldız, “Devlet kendi güvenliğini düşünüyor da bizim güvenliğimizi niye düşünmüyor. Günlerdir uyku uyumuyoruz. Bizim canımız bu kadar mı değersiz” dedi.

Cudi ve Gabar’daki yangın yayılıyor

Cudi ve Gabar’da dört gün önce başlayan yangınlar da giderek yayılıyor. Günlerdir süren yangınlarda sadece Cudi’de yüzlerce ağaç küle döndü. Beşebap (Beytüşşebap) Kato Jîrka ile Gabar, Cudi ve Besta bölgelerinde yoğunlaşan operasyonlar esnasında yapılan bombardımanlar ve top atışları ormanlık alanlarda büyük yangınlara neden oldu. Orman yangınlarının yoğunlaştığı ve hiçbir müdahalenin yapılamadığı alanların başında ise Cudi ve Gabar dağlarının bulunduğu bölgeler geliyor. Yaklaşık 4 gündür Görümlü, Çalışkan ve Hisar Jandarma Komando Taburlarından atılan top atışlarından dolayı Cudi bölgesinde yüzlerce ağaç küle dönd

Şaho Dağı üç gündür yanıyor

İran ordusunun Sinê eyaletine bağlı Kamyaran kenti sınırları içerisinde kalan Şaho Dağları’na yaptığı top atışları sonrası başlayan yangın üçüncü gününde devam ediyor.

Yangınlar sonucu bir köy boşaldı!

Askeri operasyon ve köy yakmalarından en fazla etkilenen kentlerden biri olan ve 90’lı yıllarda boşaltılan Dersim merkeze bağlı Merxo köyü ikinci kez boşaltıldı. En son 6 gün önce yine yapılan bir askeri operasyonda köye yakın kırsal alan bombalandı. Ardından gece yarısı köyü basan askerler burada hayvancılık yapan Hüseyin Güray, oğlu Cihangir Güray ve Ergün Tugal’ı gözaltına aldı. Köyde tek başına kalan Cihangir Güray’ın yaşlı eşi Şerafettin Güray’ın karşı köye sığınmasıyla köyde kimse kalmadı. Yasak dolayısıyla köyde hayvanlar ağıllarda kaldı, güneşe asılan elbiseler dahi toplanamadı. Yapılanlar 90’lı yılları hatırlattı. 90’lı yıllarda güvenlik gerekçesiyle Kürdistan’da 4 bin köy boşaltılmış, milyonlarca insan yerinden yurdundan edilmiş fakat yine de devlet amacına ulaşamamıştı.

DÊRSIM/dihaber

Yorumunuzu yazınız