PAYLAŞ

“Müftülüklere nikah izni verilmesi” tasarısına tepki gösteren kadın avukatlar, “AKP, şer-i hukuku (şeriat) tesis etmek istiyor. Bunlar adım adım mevcut siyasi iktidarın tüm kadın kazanımlarını yok etme ve şer-i hukuk düzenine geçmeyi istemesinin de bir parçası” dedi.

Tartışmalara neden olan müftülere nikah kıyma yetkisi verecek Nüfus Hizmetleri Kanun Tasarısına dair konuşan Avukat Diren Cevahir Şen, “Kadınlar kazanımlarımdan vazgeçmeye niyetli değil. Kadın hareketi ve feministler iktidarın tüm kadın düşmanı politikalarına karşı kadın dayanışmasını ve mücadelesini sürdürmekte ve büyütmekte kararlı” dedi.

Tartışmalara neden olan müftülere nikah kıyma yetkisi veren “Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı” Meclis gündemine geldi. Erken yaşta evliliklerin önünü açacak olan tasarı, “İş yükünü azaltma” gerekçesiyle imam ve vaizlere yetki verilmesini öngörüyor. Buna göre müftüler nikâh kıyma yetkisini geçici olarak imam ya da vaize devredebilecek, resmi işlemlerdeki imzalar da müftüler tarafından yapılacak.

Müftülerin yetkiyi alt kadrolara devretmenin gerekçesi ise şöyle sıralanıyor:

* Köyde, küçük beldelerde, kırsalda taşrada yaşayıp müftü nikâhı isteyenlerin taleplerinin tümünün karşılanmasının zorluğu,

* Müftünün sorumluluk sahasındaki geniş il sınırları, ulaşım, terör bölgelerinde güvenliğinin sağlanması gibi gerekçelerle her nikâha gidebilmesi, yetişebilmesinin mümkün olmaması,

* Müftü nikâhına erişebilmenin maddi koşulları için teşvik ediciliği ve su istimalleri önleyecek bir uygulama getirilmesi,

* Müftülerin yoğun talep karşısında yapacakları tercihlerin eşitsizlik tartışmalarına yol açabilmesi.

HÜKÜMETTEN AÇIKLAMALAR

Hükümet kanadından tasarıyı destekleyen açıklamalar gecikmezken, Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, değişikliği “laiklik ilkesinin gereği” olduğunu belirterek şu sözlerle savunmuştu: “Toplumu böler diyenler, dün başörtüsü yasağını da aynı sakat mantıkla savunuyordu. Şimdi başörtüsü serbest, peki toplum bölündü mü? Hayır.”

Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ ise, müftülere resmi nikah kıyma yetkisi veren düzenlemeyi, “Papaz nikah kıyıyor da müftü niye kıymasın? Tabi ki kıydırabilir ne zarar var bunda. Türkiye’deki insanların birçoğu resmi nikahı ya eş zamanlı başka dini nikahla buluşturuyorlar ya da onu zaten öyle addediyorlar. Müftülerin nikah kıyacak olması herkesin işini kolaylaştıracak bir husustur, bunu tartışanlar beyhude tartışıyorlar” sözleriyle savundu. Akdağ’ın, tasarıya getirilen “laiklik” eleştirilerine yanıtı ise “Bu değişiklik, laiklik ilkesine aykırı değildir; aksine tam da laiklik ilkesinin gereğidir; hukuk devletinin gereğidir” oldu.

KADINLARIN NAFAKA HAKKI ORTADAN KALDIRILIYOR

Öte yandan tasarı için Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde kıyılan dini nikâhlar örnek gösteriliyor. Kilise ve sinagoglarda kıyılan dini nikâh öncesi resmi nikah kıyılması ise göz ardı ediliyor. Türkiye’de yasal olmayan imam nikahı ile yaşayan yüzlerce çiftin varlığı ise bunu özetler durumda. Dolayısıyla tasarı, çok eşliliğin ve çocuk yaşta evliliğin önünü açıyor. Çıkarılmak istenen yasa, var olan durumu resmi kılıfa büründürerek, hayata geçirilmek istenen “şeriat” kanunlarına zemin hazırlayacak. Ayrıca kadınlar, resmi nikâhın kendilerine sağladığı nafaka gibi haklardan da mahrum kalacak.

‘TOPLUMSAL İLİŞKİLERDE BASKIN OLACAK’

Kadınlara dönük çıkarılmak istenen tasarıları da yakından takip eden feminist avukatlardan Züleyha Gülüm, iktidarın uzun süredir kadınların mücadeleyle elde ettiği kazanımları yok etmeye çalıştığının altını çizdi. Bu düzenleme ve devamında gelecek düzenlemelerle kadınların medeni hukuk alanındaki kazanımlarının yok edilmek istendiğini vurgulayan Gülüm, değişikliğe ilişkin “İnsanların dini inançlarına göre toplumsal ilişkilerin ve özel alanın düzenlenmesi özellikle kadınlar açısından kabul edilebilir bir durum değil” sözleriyle tepki gösterdi.

Uygulamanın toplumu kutuplaştıracağını kaydeden Gülüm, toplumsal ilişkilerde dini inancın çok daha baskın bir şekilde belirleyici olacağını söyledi. Gülüm, devamında “Bu durum; Alevileri, Ateistleri Hıristiyanları ve başka bir inanca mensup olanları baskı altında tutacak ve dini inançlarını açıklamak zorunda bırakacaktır. Kimse inancını ya da inançsızlığını açıklamak zorunda değildir” dedi. Gülüm, daha önce de kadınlar aleyhine çıkarılmak istenen yasa tasarılarında olduğu gibi bu tasarının da kabul edilmemesi için avukatlar olarak takipçisi olacaklarını aktardı.

‘AKP KADINLARIN KAZANIMLARINI YOK ETMEKTE KARARLI’

Siyasi iktidarın oldukça planlı ve sistematik bir biçimde kadınların örgütlü mücadelesi sonucu elden edilen kazanımları yok etmekte kararlı olduğunu dile getiren Avukat Diren Cevahir Şen, bunun da ancak köklü bir sistem değişikliği ile yapılabileceğini belirtti. Şen, şöyle dedi: Avukat Canan Arın’ın dediğine katılmamak mümkün değil. Çünkü bu bağlamda AKP, Şer-i Hukuku (şeriat) tesis etmek istiyor. Kürtaj hakkından tutun da nafaka ve diğer kazanımlarda yapılmak istenen kadınlar aleyhine değişiklikler geçtiğimiz yıl gündeme gelmişti anımsayacak olursak. Şiddet gördüğünde kadının gerçekleştireceği başvuru süreçlerinden tutun da boşanmak istediğinde elde edeceği haklarının elinden alınmasına kadar bir sürü şey adına ‘Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesini Araştırma Komisyonu’ denilen komisyon tarafından yok edilmek istenmiş, feministler ile kadın hareketi buna tepki göstermişti.”

‘ŞER-İ HUKUK DÜZENİNİN ADIMLARI ATILIYOR’

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 2014 yılında sarf ettiği “Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir; feministler anneliği kabul etmezler” sözlerini hatırlatan Şen, “Rastgele söylenmiş bir laf değil. Tüm bunlar siyasi iktidarın kadın düşmanlığının net bir göstergesi, kadınları erkeğin ve ailenin kölesi yapma arzusunun tasarlanmış bir parçası. Bunun gerçekleşebilmesi için de evleviyetle kadınların tüm kazanımlarının yok edilmesi, e haliyle de kadınların hedef gösterilmesi gerekir. Yetkililerin açıklamalarının aksine fiili kürtaj yasağının mevcudiyeti, müftülere ve onların devri ile imamlara nikah kıyma yetkisi verilmek istenmesi, AKP eski MKYK üyesinin daha dün çıkıp kurucu iktidar ile ilgili açıklamalar yapması hiç de tesadüf değil. Bunlar adım adım mevcut siyasi iktidarın tüm kadın kazanımlarını yok etme ve şer-i hukuk düzenine geçmeyi istemesinin de bir parçası. Elbette iktidar bunları yaparken zaman zaman nabız ölçmüyor değil. Kimi zaman yapılan açıklamaların aksine açıklamalar gelmesi bunun bir göstergesi” değerlendirmesinde bulundu.

‘KADINLAR KAZANIMLARINDAN VAZGEÇMEYE NİYETLİ DEĞİL’

“Müslüman olmayanlara karşı düşmanlık ve ayrımcılık da söz konusu burada” diyen Şen, bu uygulama ile “fişleme”nin de resmileşeceğini belirtti. Kadınların kazanımlarından vazgeçmeyeceğinin altını çizen Şen, “Yılların mücadelesi ve örgütlülüğü var ortada. Kadın hareketi ve feministler iktidarın tüm kadın düşmanı politikalarına karşı kadın dayanışmasını ve mücadelesini sürdürmekte ve büyütmekte kararlı” diye konuştu.

Yorumunuzu yazınız