PAYLAŞ

Gündoğdu Meydanı’nda 15 Ağustos’ta başlatılacak Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne katılacak olan hukukçular, “Bunca baskının olduğu bir ülkede hak aramak hukukçuların görevi. Muhalefet edenlerin elinde sokak dışında pek fazla bir şey kalmıyor” diyerek tüm hukukçulara çağrıda bulundu.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), “Durmayalım, Dur Diyelim, Faşizmi Durduralım” sloganıyla açıkladığı “Demokratik Çözüm Deklarasyonu”nun ardından başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin son durağı İzmir olacak. 15 Ağustos Salı günü Gündoğdu Meydanı’nda nöbeti devralacak HDP’lilerin hazırlıkları devam ediyor. Adalet için nöbette yer alacak avukatlar, katılım çağrısında bulundu.

KHK ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İzmir Şube Başkanı Serdar Gültekin, adaletsizliğin toplumun her kesiminde insanların vicdanını kanattığı bir dönemden geçildiğini belirterek, adaletin erozyona uğradığı bir süreçte “Vicdan” ve “Adalet” kavramlarının bir araya getirilmesinin anlamlı ve önemli olduğunu söyledi. Hak mücadelesi veren hukukçular olarak nöbette yer alacaklarını vurgulayan Gültekin, “1974’den beri adalet, özgürlük ve eşitlik üzerine mücadele veriyoruz. Dolayısıyla bu nöbette de adalet, eşitlik ve özgürlük talebinde bulunmak için tüm hukukçulara çağrıda bulunuyoruz” dedi.

‘SOKAK DIŞINDA BİRŞEY KALMADI’

CHP’nin adalet yürüyüşünde polis tarafından alınan önlemi hatırlatan Gültekin, ancak HDP’nin nöbetinin ise ablukaya alınarak halkla buluşmasının engellendiğini anımsattı. HDP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 3’üncü büyük partisi olduğunu kaydeden Gültekin, şöyle dedi: “Buna rağmen siyasi parti olarak faaliyet yapmasının engellenmesi, bir parkta kendi seçmenleriyle buluşması engelleniyorsa burada bir hukuktan bahsetmemiz mümkün değil. Bu faşizm düzenidir başka bir şey değildir. Türkiye ki yasalara göre veya dünyada bizim takip ettiğimiz Uluslararası Sözleşmeler, yasalarla tarif edilebilecek bir durum değildir. Bu durum ancak düşman ceza hukuku ile izah edilebilir. Normal şartlarda Türkiye’de eğer işleyen bir yargı olsaydı parka insanların girmesine engel olanların tamamı soruşturmaya uğrayarak ceza alırdı. Türkiye’de biz bunun tersini görüyoruz.”

15 Temmuz darbe girişiminden bu yana AKP’nin baskı politikalarını daha da arttırdığını belirten Avukat Dinçer Çalım da, “Son dönemlerde cezaevlerinde tek tip kıyafet dayatması gündeme gelmiş durumda. Adliyelerde bir yargıç güvencesinin olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Neredeyse tüm yargıçların üzerinde bir AKP baskısı var. AKP’nin yargı aracılığıyla elde edemediği hiçbir şey yok. Dolayısıyla iktidara muhalefet edenlerin elinde sokak dışında pek fazla bir şey kalmıyor. Bunun için nöbet etrafından temel hak ve özgürlüklerimiz için kenetlenmeliyiz. Belediye başkanları, milletvekilleri, hak aradığı için Nuriye ve Semih’in tutuklu olduğu bir zamandayız. Bunca baskının olduğu bir ülkede hak aramak hukukçuların görevi. Bu eylemde yer almaları için herkese çağrıda bulunuyoruz” diye konuştu.

‘İKİNCİ DİRENİŞİN KIVILCIMI OLABİLİR’

Türkiye’de adalet sisteminin politik bir düzlemde işlediğini ve iktidarın söylemlerine göre şekillendiğine dikkat çeken Avukat Tuğçe Nazlı Akın ise, adliyelerde, cezaevlerinde pek çok sorun ile karşı kaşıya kaldıklarını ve bu kadar sorunun artık görmezden gelinemeyeceğini ifade etti. Sadece cezaevlerinde yaşanılanların dahi nöbete katılmak için gerekçe olduğunu kaydeden Akın, “Ortak paydanın ilk kıvılcımı bu nöbet olabilir. Gezi Parkı direnişinde bunu gördük. Belki de ikinci bir direnişinde kıvılcımı bu nöbet olur. Buradan herkesi nöbete, direnişe çağırıyoruz” dedi.

Yorumunuzu yazınız