PAYLAŞ

İHD MYK üyesi Hüsnü Öndül, hak savunucuların OHAL’in bir parçası olarak tutuklandığını belirterek, “Halkın haklarını savunan insan hakları savunucularının tutuklandığı bir yerde demokrasiden, özgürlükten bahsedilebilir mi?” dedi.

İstanbul Büyükada’da 5 Temmuz’da katıldıkları toplantıda gözaltına alınan 10 insan hakları savunucularından Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser, Özlem Dalkıran, Veli Acu, Günal Kurşun, Ali Garavi ve Peter Steudtner “örgüte yardım etmek” iddiasıyla tutuklandı, Nalan Erkem, Şeyhmus Özbekli, Nejat Taştan ve İlknur Üstün ise “adli kontrol şartı” ile serbest bırakıldı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve eski Genel Başkanı Hüsnü Öndül, tutuklamaların kabul edilemez olduğunu, insan hakları savunucuları üzerindeki baskının arttığını belirtti. Öndül, geçtiğimiz aylarda Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye Başkanı Taner Kılıç’ın tutuklandığını da hatırlattı.

‘ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE AYKIRI’

Öndül, insan hakları savucularının korunmasına dair uluslararası belgelere dikkat çekerek, “9 Aralık 1998 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ilan ve kabul edilen ‘İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirisi’ne, 2004 yılında Avrupa Birliği tarafından kabul edilen ‘İnsan Hakları Rehber İlkeleri’ne, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) insan haklarının korunmasıyla ilgili kabul ettiği ilkelere aykırıdır” dedi. Öndül, bahsettiği sözleşmelerin Türkiye’nin taraf, kuruluşlara üye olduğunu aktardı.

Öndül, 20 Ekim 2004 tarihinde, AKP tarafından, dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu imzasıyla yayınlanan insan hakları savunucularının korunmasına dair genelgeyi de hatırlattı.

‘OHAL’İN BİR PARÇASI’

Öndül, hükümet tarafından yapılan “OHAL halka karşı değil” açıklamalarını da eleştirerek, “Tutuklamalar OHAL uygulamalarının bir parçası. Halkın haklarını savunan insan hakları savunucularının tutuklandığı bir yerde demokrasiden, özgürlükten bahsedilebilir mi?” diye sordu.

‘YAZMA, İZLEM, GÖZLEME’

Öndül, hak savunucularının tutuklanmasının, “hak savunucularına rapor yazma, izleme, gözleme, eğitim çalışma yapma, yabancılarla ilişki kurma” demek anlamına geldiğini ifade etti.

‘AB İLE İLİŞKİ ETKİLİ OLABİLİR ANCAK İÇERİYE BAKILMALI’

Referandum süreciyle birlikte Avrupa Birliği (AB) – Türkiye ilişkinin iyice gerilmesinin tutuklamada payı olabileceğini belirten Öndül, “Ama içeriye bakmak lazım. Referandum sonrası daha uyum yasaları çıkmadan, OHAL ve KHK ile nasıl çeşitli hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı görüyoruz. Sokağa çıkma yasakları ilan ediliyor, hükümet KHK ile sorgusuzca mülkiyet, çalışma, ifade ve örgütlenme hakkını ihlal ediyor. Seçilmişler tutuklanıyor, baskı uygulanıyor. Bu tutuklamalar bunun bir parçasıdır, böyle düşünmek gerekiyor.

TUTUKLANAN HAK SAVUNUCULARI KİMDİR?

İlknur Üstün

Felsefeci ve kadın hakları savunucusu olan İlknur Üstün, Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER) Ankara Şubesi’nin kurucuların arasında yer aldı. 2008-2009 yılları arasında KADER Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten Üstün, 2002 yılında Kadın Koalisyonu’nun oluşmasında aktif olarak yer aldı. 2004-2012 yılları arasında Avrupa Kadın Lobisinin (EWL) Türkiye’deki Ulusal Koordinasyonu’nun koordinatörlüğünü sürdüren Üstün, yüze yakın kadın örgütlenmesinin yer aldığı Kadın Koalisyonu’nun koordinatörlüğünü yürütüyor. Halen, başta İnsan Hakları Ortak Platformu olmak üzere çeşitli sivil toplum örgütlerine toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda danışmanlık hizmeti veriyor.

Nalan Erkem

Avukat ve insan hakları savunucusu olan Nalan Erkem, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 2002-2004 yılları arasında İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. İzmir Barosu bünyesinde kurulan ancak 2004 yılında İzmir Barosu’ndaki yönetim değişikliğinin ardından kapatılan “İşkenceyi Önleme Grubu”nun aktif üyelerinden biri olarak işkencenin ortadan kaldırılması için mücadelesini sürdüren Erkem, işkence gören pek çok mağdurun avukatlığını üstlendi. İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin üyesi olan Erkem, kadın hakları, çocuk hakları, mülteci hakları ve engelli hakları ile ilgili pek çok çalışmada aktif olarak yer aldı.

Özlem Dalkıran

Çevirmen ve hak savunucusu olan Özlem Dalkıran, uzun yıllardır farklı örgütlerde insan hakları mücadelesinde yer aldı. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nin kurucu üyesi olan Dalkıran, kuruluşun iki dönem başkanlığını ve basın koordinatörü olarak görev aldı. Ayrıca Yurttaşlık Derneği (eski adıyla Helsinki Yurttaşlar Derneği) ve Barış Girişimi üyesidir. Dalkıran, “namus” adı altında işlenen cinayetleri önlemek için Türkiye’yi geziyor. Sanat aracılığıyla insan hakları farkındalığını arttırmayı amaçlayan “Sinema ve İnsan Hakları” kampanyasında yer alıyor.

İdil Eser

İnsan hakları savunucusu İdil Eser bugüne kadar Tarih Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği ve Sınır Tanımayan Doktorlar gibi sivil toplum kuruluşlarında çeşitli yönetici görevler aldı. 2016 yılından beri Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörlüğünü yapıyor.

Nejat Taştan

1986’dan bu yana insan hakları savunuculuğu yapan ve İHD yönetiminde yer alan Nejat Taştan, 2002-2004 yılları arasında Genel Saymanlık, 2004-2006 yıllarında Genel Sekreter Yardımcılığı yaptı. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Kurucular Kurulu üyesi olan Taştan, insan hakları ve ayrımcılık alanlarında çalışan pek çok sivil toplum örgütünün yönetim ve danışma kurullarında yer aldı. Kurucu üyesi olduğu Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nde 2010 yılından beri genel koordinatörlük görevini sürdürüyor.

Günal Kurşun

Avukat ve insan hakları savunucusu Günül Kurşun, 2002 yılında Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nin, 2003 yılında da İnsan Hakları Gündemi Derneği’nin kurucu üyeleri arasında yer aldı. Kurşun, İnsan Hakları Gündemi Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı görevini 2016 yılına kadar yürüttü. İhraç edilmeden önce Başkent Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi olan Kurşun, akademik olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) üzerine çalışmalarıyla biliniyor ve bu alanda ilk çalışanlardan biri. Kurşun,Türkiye’nin UCM’ye katılması, nefret suçları üzerine sivil toplum faaliyetleri yürüttü.

Veli Acu

Haziran 2009 yılından beri İnsan Hakları Gündemi Derneği’nde aktivist ve yönetim kurulu üyesi olarak faaliyet gösteren Veli Acu, aynı zamanda 2010’dan beri Uluslararası Af Örgütü üyesidir. 2010 yılından beri çeşitli sivil toplum kuruluşlarında profesyonel olarak çalışan Acu, Mayıs 2016’dan beri BM Dünya Gıda Programı’nda Program Ortağı olarak çalışıyor.

Şeyhmus Özbekli

Avukat ve insan hakları savunucusu Muhammed Şeyhmus Özbekli, Diyarbakır Barosu’nda avukatlık stajına devam ediyor. İnsan hakları alanında yaklaşık 4 yıldır çalışan Özbekli, ilk aktivizm deneyimini KHK ile kapatılan İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği’nde (MAZLUM-DER) edindi. Özbekli, aynı zamanda Diyarbakır Barosu’nun İnsan Hakları Birimi’nde çalışıyor, Hak İnisiyatifi’nde görev alıyor.

Ali Gharavi

1967 doğumlu İran-İsveçli bilgi teknolojileri strateji danışmanı, yazar ve oyun yazarı olan Ali Gharavi, aynı zamanda insan hakları savunucusu. Gharavi, 2001-2010 yılları arasında işkence mağdurlarına doğrudan destek sunan ve işkence ve insanlık dışı muamelenin sonlandırılması için uluslararası savunuculuk yapan ABD’nin Minneapolis şehrinde kurulmuş İşkence Mağdurları Merkezi’nde (CTV – Center for Victims of Torture) Bilgi Teknolojileri bölümünün başkanlığını yaptı. Gharavi, CTV’de Bilgi Teknolojileri Stratejisi Sorumlusu olmasının yanında CTV’nin “İnsan Hakları İçin Yeni Taktikler” isimli projesine katkı sunmuştur. 2010-2014 yılları arasında Gharawi, Taktiksel Teknoloji Kolektifi’nin (Tactical Technology Collective) çevrimiçi ortamda mahremiyet ve güvenlik ile ilgili toplum bilincini arttırma ve insan hakları savunucularının dijital strateji ve güvenlik için kaynak ve araçlara erişimini kolaylaştırma amacı güden “Mahremiyet ve İfade” programını yönetti. Geçtiğimiz son 13 senede Gharavi, insan hakları ve kalkınma çalışmalarının devamlılığı ve güvenliği üzerine HIVOS ve Front Line Defenders dahil birçok saygın insan hakları ve kalkınma örgütünde bağımsız danışman olarak çalıştı.

Peter Steudtner

1971 doğumlu Alman eğitimci, koç, fotoğrafçı ve belgesel film yapımcısı olan Peter Steudtner, Berlin’de Siyaset Bilimi eğitimi gördü. Steudtner, daha önce Mozambik’te yaşamış, çocuk askerlerin yerel toplumlara psiko-sosyal entegrasyonu üzerine çalıştı, ardından kalkınma politikalarına odaklanan Berlin merkezli INKOTA Ağı’nın Mozambik sorumlusu görevini üstlendi. Steudtner, Almanya’da Wendlend merkezli Şiddete Dayalı Olmayan Eylem Konusunda Eğitim ve Ağ Oluşturma Merkezi “Kurve Wustrow” ile Dünya Kalkınma Servisi için Ekmek ve Şiddetsizlik Birliği’nde eğitmen olarak çalışıyor. 2011’den beri Kurve Wustrow’da Güney Afrika ve Nepal’den gelen uzmanlarla birlikte şiddetsizlik üzerine uluslararası eğitimler veren Steudtner, Ali Gharawi, Craig Higson-Smith ve Daniel O Cluanaigh ile birlikte insan hakları çalışmaları bağlamında güvenliğin fiziksel, psiko-sosyal ve dijital yönlerini araştıran “bütüncül güvenlik” üzerine bir el kitabı yazdı.

Yorumunuzu yazınız