PAYLAŞ

Büyükada’da 5 Temmuz’da katıldıkları toplantıda gözaltına alınan ve aralarında Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser’in de bulunduğu 8 hak savunucusu ve 2 uluslararası eğitmeni, tutuklanma talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

İstanbul Büyükada’da 5 Temmuz’da katıldıkları toplantıda gözaltına alınan; Günal Kurşun (avukat, İnsan Hakları Gündemi Derneği), İdil Eser (Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi), İlknur Üstün (Kadın Koalisyonu), Nalan Erkem (avukat, Yurttaşlar Derneği), Nejat Taştan (Eşit Haklar İzleme Derneği), Özlem Dalkıran (Yurttaşlar Derneği), Şeyhmus Özbekli (Hak İnisiyatifi), Veli Acu (İnsan Hakları Gündemi Derneği) ve beraberlerindeki iki eğitmen Peter Steudtner ve Ali Gharavi emniyetteki ifade işlemlerinin ardından savcılığa sevk edildi. Sabah saatlerinde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirilen 10 kişi, öğleden sonra savcılığa çıkarıldı. İnsan hakları savunucularının, 5 savcı tarafından alınan ifadeleri son buldu.

‘İNSAN HAKLARI ORTAK PLATFORMU’NUN KARARIYDI’

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser, savcılıktaki sorgusunda suçlama konusu yapılan Büyükada’daki toplantının Nisan ayında Antalya’da gerçekleştirilen İnsan Hakları Ortak Platformu’nun toplantısında kararlaştırıldığını söyledi. Toplantının önce Haziran ayında bir güne belirlendiğini, bu günün de bayrama denk geldiği için Temmuz ayında yapılmasına karar verdiklerini dile getiren Eser, toplantının gizli bir şekilde yapıldığına ilişkin suçlamaya “Toplantı dar kapsamlı, çalışma atölyesi tabir edilen şekilde gerçekleştiği için mensup olduğumuz kuruluşlar vasıtasıyla herhangi bir çağrı yapma gereği duymadım” şeklinde yanıt verdi.

‘CEVAP ALMADAN POLİSLER BASKIN YAPTI’

Dosyadaki gizli tanık ifadesinde yer verilen verilerin polisten gizlenmesi iddiasına ilişkin soruya ise Eser, “Toplantı sırasında dijital verilerin polisin eline geçmesi halinde nasıl gizli tutulabileceği veya şifrelenebileceği konularında herhangi bir konuşma gerçekleşmedi. Bu konuyu tanıklık yapan tercümanların yanlış anladığını düşünüyorum. Toplantıda konuşulan konu dijital verilerin nasıl korunacağı, uzaktan dijital veri yüklenmesinin nasıl önüne geçileceği şeklinde konulardır. Toplantı sırasında benim de dahil olduğum katılımcıların, sivil toplum örgütü çalışanları, bilişim uzmanı olan yabancı uyruklu şahıslara mensup oldukları kuruşların dijital verilerin güvenliğinin ne şekilde sağlanabileceği, bu verileri kötü niyetli üçüncü şahısların eline geçmesinin nasıl engellenebileceği konularında sorular sorduk. Hazırladığımız raporların açıklanmadan önce birilerinin eline geçmesi halinde sıkıntı yaşayabileceğimizi düşündüğümüzden, ayrıca mağdurların verilerinin korunmasına önem atfettiğimizden bu şekilde sorular yönelttik. Ancak cevap alamadan polisler baskın gerçekleştirdi” sözleri ile yanıt verdi.

‘MESAJIN PROVEKE AMAÇLI ATILDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM’

Eser’e Uluslararası Af Örgütü’nün sosyal medya hesabına Murat Dicle kullanıcı adıyla atılan bir mesajla ilgili de soru yöneltildi. Eser bu soruya “Kendisini gerilla doktoru olarak tanıtıp, savaş cerrahisi müdahale tedaviyle ilgilendiği, mümkünse kuruluşumuza üye olmak istediği şeklinde mesajın provokasyon amacıyla atıldığını değerlendiriyorum. Kendisine herhangi bir cevap verilmedi. Muhatap alınmadı” diye yanıt verdi. Eser’e Uluslararası Af Örgütü’nün 10 Haziran’da ByLock kullanıcısı olduğu iddiasıyla tutuklanan yöneticisi Taner Kılıç’la telefon iletişiminin olması da soru olarak yöneltildi. Eser bu soruya da, “Taner Kılıç’ın avukatlarından öğrendiğim kadarıyla kendisi de Bylock programını kullandığını kabul etmemektedir” diye yanıt verdi.

Savcılığın tutuklamaya sevk yazısında insan hakları savunucularının hangi “örgüte yardım” ettiği belirtilmemesi dikkat çekti. Savcılık tutuklamaya gerekçe olarak ise “Şüphelilerin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, şüphelilerin başkaca ilişki ve irtibatlarının ortaya çıkarılabilmesi yönünde delillerin toplanmaya devam edilmesi şüphelilerden ele geçirilen şifreli dijital materyallerin incelenmesine devam edilmesi, mevcut konumlarına göre yurtdışı ile ilişkileri olup, bu minvalde kaçma ihtimalleri, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 100. ve diğer maddeleri uyarınca tutuklanmalarına” iddiasını gösterdi.

Savcılık tarafından Günal Kurşun hakkında yapılan değerlendirmede, Bylock kullanıcısı olduğu iddia edilen ve hakkında her hangi bir adli işlem yapılmayan Ali Çamkömürü isimli kişi ile görüşme kaydının bulunduğu vurgusu yapıldı.

Savcılık ifadelerinin ardından 10 kişi tutuklanma talebi ile nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

Yorumunuzu yazınız