PAYLAŞ

İhlallerde F tiplerini katbekat aşan Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutukluların neredeyse tamamı tekli hücrelerde tutuluyor ve tüm haklarından mahrum bırakılıyor.

Hak ihlalleriyle gündemden düşmeyen cezaevlerinde, doluluk oranı kapasiteyi yaklaşık 20 bin tutukluyla aşarken, cezaevlerindeki uygulamalar 12 Eylül’ü aratmıyor. Toplumun “adalet” kavramını sorguladığı bu süreçte ülkede her geçen gün yeni cezaevleri açılıyor. Van’da M ve F Tipi cezaevlerinin yanı sıra T Tipi ve “Yüksek Güvenlikli” cezaevi adı altında iki yeni cezaevi de açıldı. Bu iki cezaevine kış aylarından itibaren bölgenin neredeyse tüm illerinden tutuklular sevk edilirken, söz konusu cezaevlerinde de kapasite çoktan aşıldı.

F ve T tipleriyle aynı kampüs içerisinde bulunan Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi ise adeta “gizli F Tipi”ni andırıyor. Son zamanlarda yeni F tipleri açılmazken, koğuş sistemi ve koşulları F tiplerinden daha ağır olan “Yüksek Güvenlikli” adı altında Van ve Elazığ’da 2 yeni cezaevi açıldı. Bu yeni tip cezaevinde odaların büyük çoğunluğu 3 kişilikken, geriye kalan odaların tamamı tekli hücrelerden oluşuyor.

‘MUTLAK TECRİT UYGULANIYOR’

İrlanda tipi “mutlak tecrit” uygulamasının bulunduğu cezaevine getirilen neredeyse her tutuklu tekli hücrelerde hem gözlem altında tutuluyor hem de izole ediliyor. Sadece “ceza” ve “kapasite sorunu”ndan kaynaklanan sevkler ise bu cezaevi ile T Tipi arasında sistematik bir şekilde icra edilirken, getirilen tutuklular direkt tekli odalara konuluyor. Normal koşullarda ya disiplin cezası almış tutukluların ya da ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerinin kaldığı hücrelerde, şu anda müebbetler hariç 30’dan fazla tutuklu hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tutuluyor.

12 EYLÜL UYGULAMASI: KARIŞTIR BARIŞTIR

Kimi üçlü odalarda yer olmasına ve boş oda bulunmasına rağmen bazı tutuklulara da “yer yok” gerekçesi gösteriliyor. Yine siyasi tutukların tutulduğu blok ve kısımların arasına farklı suç grubu (FETÖ, DAİŞ) yerleştiriliyor. Böylelikle hem bir 12 Eylül politikası olan “karıştır barıştır” konsepti uygulanıyor hem de siyasi tutukluların birbiriyle iletişim kurması engelleniyor. Siyasi tutukların ise bu uygulamanın provokasyonlara neden olabileceğini ve bu konuda herkesin duyarlı olmasını istiyor.

GÖZLEM KURULU YARGIÇLIĞA SOYUNDU

Cezaevinde sadece tek tip yayın yapan ana akım televizyon kanalları verilirken, 3 aydan fazla süredir tutuklulara radyo da verilmiyor. Radyo dilekçelerine ilişkin kantinci “Müdür beye sorun” derken, cezaevi yetkilileri de istediklerini söylüyor, ancak kent merkezine 20 kilometre uzaklıktaki cezaevine aylardır bir türlü radyo getirilmiyor.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kimi yetkileri arttırılan cezaevi gözlem kurulu da hızını alamayarak yargıçlığa soyundu. Kurul, hakkında herhangi bir kapatma-toplatma kararı bulunmayan Kürtçe gazete Rojeva Medya’ya abonelik yapılmıyor. Tüm sayılarında propaganda yapıldığı iddia edilmesi bir yana kurumun henüz çıkmayan gazete için niyet okuması ve kanaate varması dikkat çekiyor. KHK ile getirilen her tutukluya 10 kitap/dergi sınırlandırması sürerken, tutukların okudukları kitapları birbiriyle değiştirmesine de izin verilmiyor. Dışarıdan kitap, dergi gönderilmesi de yasağa takılırken, bazı tutukların kitap çalışmalarının bulunduğu not defterine de “yasak” denilerek el konuldu.

SAĞLIK SORUNLARI DİZ BOYU

Sağlık sorunlarında da ihlaller diz boyu. Özellikle 15 ile 25 yıl arası gibi uzun süredir cezaevlerinde tutulan ve kanser, Hepatit B, bel-boyun fıtığı, epilepsi, felç, yüksek tansiyon, kalp gibi acil müdahale gerektiren hastalıkları bulunan tutuklular bile bazen haftalarca kontrole ve hastaneye götürülmüyor.

En son 56 yaşındaki siyasi tutuklu Şevket Ulugana 4 Temmuz’da bulunduğu 3 kişilik odada kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırılırken, şans eseri krizi kısa süren Ulugana gece saatlerinde hastanedeki tedavisinin ardından cezaevine geri getirildi.

Ayrıca 5 Temmuz’da tutuklanan Mustafa Sarı adlı tutuklu, epilepsi hastası olmasına rağmen hücreye konuldu. Tutulduğu hücrede 6 Temmuz günü nöbet geçiren Sarı, müdahaleye gelen sağlık personellerinin “Epilepsi hastasının tekli tutulması risklidir” sözlerinden bir gün sonra 3’lü bir odaya alındı.

İHLALLERDE YOK YOK

Cezaevindeki birçok hak ihlaline gerekçe olarak personel eksikliği gösteriliyor. Cezaevinde istihdam edilen personel sayısı azalırken, bu durumda mevcut personelin de iş yükü arttı. Personelin yarısına Ramazan Bayramı’nda izin verilirken, geriye kalanların da Kurban Bayramı’nda tatil yapacağı öğrenildi. Yaşamsal ihtiyaçların dahi zar zor karşılandığı cezaevinde suların da tasarruf amacıyla akşam 21.00 ile sabah 05.00 arası verilmeyeceği 5 Temmuz’da yapılan anonsla duyuruldu. Hak ihlallerinin iyileştirilmesine yönelik talepler sürüncemede bırakılırken, cezaevi yetkilileri ise “İstediğiniz yere şikayet edin her şey hukuksal” diyor.

Bu ihlallerin yanı sıra odalardan her giriş çıkışta aramanın yapılması, arama esnasında 7/24 kameraların gözetlediği koridorlarda ayakkabı çıkarılması, cezaevinde her giriş çıkışta x-ray cihazından geçirilip el parmak izlerinin alınması, açık görüş alanına kol saati dahil hiçbir şeye izin verilmemesi, tahliye olanların radyo gibi eşyalarını hibe etmesinin engellenmesi ile spor, sohbet ve kurs saatlerinin azaltılması ve bu sosyal faaliyetlerden birçok tutuklunun hiç faydalandırılmaması gibi çeşitli hak ihlalleri de yaşanıyor.

Nedim Türfent / Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi – dihaber

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız