PAYLAŞ

Yüksel Caddesi’ndeki eylemlere katıldığı için “ev hapsi” cezası alan öğretmen Acun Karadağ, 150 metrekarelik bir alanda eylemlerini sürdürüyor. “Sınırları ve alanları onlar çizemezler” diyen Karadağ, her mekanda direnişlerini sürdüreceklerini söyledi.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yoluyla 14 Kasım 2016 tarihinde ihraç edilmesi ardından Yüksel Caddesi’nde “İşimizi geri istiyoruz” eyleminin katılımcıları arasına dahil olan öğretmen Acun Karadağ’a, 12 Temmuz’da 4 arkadaşıyla birlikte “ev hapsi” verildi. Vaktinin çoğunu evinin bahçesinde kendisine destek olmak için gelenlerle geçiren Karadağ’ın, 6 gündür 150 metrekarelik bir hareket alanında yaşıyor. Yüksel Caddesi’ndeki eylemlerde tanınan 20 yıllık öğretmen Karadağ, 1998 yılından beri hem sendikal mücadele hem de kadın mücadelesi verdiğini belirterek, “ev hapsini” anlattı.

‘ÖNCE CEMAAT SONRA AKP’

Öğrencilik döneminde sadece sol görüşlü bir öğrenci olduğunu, aktif mücadele yürütmediğini belirten Karadağ, mücadele hayatının 1998 yılında Eğitim Sen’e üye olmasıyla başladığını söyledi. Karadağ, “2011 yılında Eğitim Sen Ankara 1 Nolu Şube yönetimine seçildim. Kadın sekreteri olarak çalıştım. KESK’e yönelik Kamu Emekçileri Cephesi operasyonunda gözaltına alındım ve tutuklandım. 6 ay Sincan Cezaevi’nde katıldım. Tahliye olunca işime döndüm. Eğitim Sen üyeliğim de devam etti” dedi. Tutuklanma gerekçesi olarak “örgüt üyeliği”, “örgüt propagandası” gibi suçlamalar gösterildiğini belirten Karadağ, “Bizim tutuklanmamız Gülen cemaati polisleri ve savcılarının bir kumpasıdır” diye ekledi.

‘SOKAK EVİMİZ OLDU’

İhraç edilmeden önce sağlık sorunları nedeniyle eylemlere gidemediği en son KESK’in “29 Aralık grevine” katıldığını aktaran Karadağ, “Kızım İpek ben cezaevindeyken zor zamanlar geçirmişti. Biraz onunla ilgilenmek istedim. İş bırakma eylemlerine, büyük mitinglere, arkadaşlarımın davalarına katılıyordum. Çok fazla sokağa çıkmıyordum. Ama ihraç edilince sokak artık evimiz oldu” diye konuştu.

‘KADIN KİMLİĞİME SALDIRDILAR’

252 gün önce Nuriye Gülmen öncülüğünde başlayan “işimizi geri istiyoruz” eylemine ilk başından beri katılan Karadağ, eylem alanında hem siyasal kimliği hem de kadın kimliğiyle birlikte mücadele yürüttüğünü aktardı. Karadağ, polisin kadına yönelik şiddetine şöyle değindi: “Kadın eylemciler kadınlar tarafından götürülür. Ama bunlar böyle yapmıyor. Karşımızdaki polisler ahlaklı değiller. ‘Biz reisçiyiz’ diyen polisler bunlar. Gözaltına alırken taciz edildim, kadım kimliğime saldırdılar. Göğsüme dokundular. Siyasi kimliğimle baş edemeyip, kadın kimliğime saldırdılar. Ben asla tacizden utanmam. Ben o göğsümle çocuğumu emzirdim, yine utanayım.”

‘ALAN VE SINIRLARI ÇİZEMEZLER’

Karadağ, “ev hapsi” cezası almasıyla birlikte, eylemlerini evine ve mahallesine taşıdığını şöyle anlattı: “Aslolan direniştir ve sonuç almaktır. Hedefimiz var, KHK’ler iptal edilmesi, işimize geri dönmek ve OHAL kaldırılması. Bu hedefler için nerede yürümek gerekiyorsa yürürüz. Bu hapishane olabilir, ev hapsi olabilir, mahkeme olabilir. Alan ve sınırları onlar çizemezler. Biz her yerde direniriz. Nuriye ve Semih, 2 aydır cezaevinde hem de açlık grevindeler. Onlar boyun eğdiler mi, biat ettiler mi, hayır! Bu hayat dışarıyı seven ve gezmek isteyen insanlar için çok zor. Bizim için değil. Onlar hapsettiklerini düşünüyorlar ama öyle değil. Her gün ziyaretime gelen gazeteciler, komşular, ailem, sendikadan arkadaşlar, ‘Yüksel Ailesi’nden arkadaşlarım var. İnanılmaz bir destek var şuan. Evime gelip destek olmak isteyen komşularım oluyor. Gelmek isteyenlere ‘çıkış yasak ama gelmek serbest’ diyorum… Her gün bahçede slogan atıyorum. ‘Nuriye ve Semih yalnız değildir’ ‘İşimizi geri istiyoruz’ sloganlarıyla etrafa sesleniyorum. Komşularıma Nuriye ve Semih’in açlık grevinde olduğunu hatırlatıyorum ve bana zafer işareti yapıyorlar, alkışlıyorlar.”

‘SOKAK ÇOCUKLARINDAN DESTEK MESAJI ALDIM’

Karadağ, ‘ev hapsi’ süreciyle birlikte toplumun farklı kesimlerinden desteğin de arttığını söyledi, “Yüksel direnişini yalnız bırakmayalım” diyerek, eylemlere katılım çağrısını yineledi.

Yorumunuzu yazınız