PAYLAŞ

Aladağ yurt faciasının mağdurlarından Sema Karataş, “Yangında 3’üncü katın penceresinden atladım. Aşağıda tutulan battaniye sayesinde kurtuldum. Yurtta yangın tatbikatı yapılmadı. Davacıyım” dedi.

Aladağ’da Süleymancılar cemaatine ait kız öğrenci yurdunda 11’i çocuk 12 kişinin yaşamını yitirmesi 24 çocuğun yaralanmasına ilişkin açılan davanın ikinci duruşması kimlik tespitinin ardından başladı.

Türkiye Barolar Birliği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi, Eğitim-İş ve Cumhuriyetçi Kadınlar Derneği davaya müdahil olmayı talep ederken, mahkeme heyeti talepleri kabul etti.

Mahkeme başkanının değiştiği duruşmada, taleplerle ilgili yazılan müzakerelerin akıbeti ile ilgili bilgi verdi. Mahkeme heyeti, faciada yaralanan mağdurların hastane ve adli tıp raporlarını okuyarak, dosyaya eklediğini dile getirdi. Sanıkların ifadeleri üzerine TEDAŞ’a müzakere yazıldığını ancak müzakereye cevap verilmediğini belirtti.

Dosyadaki gelişmelerin belirtilmesi üzerine mahkeme heyeti sanıkların ifadelerine geçti. Sanıklar gelen belgelerle ilgili “lehime olanları kabul ediyorum. Aleyhime olanları kabul etmiyorum” dedi.

Mağdur avukatları ise, gelen belgelerin UYAP’a atılmadığı için inceleyemediklerini ve bu konuda ek süre talebinde bulundu.

Ardından yangın mağdurlarından Sema Karataş’ın psikolog aracığıyla ifadesi alındı. Karataş’ın avukatının duruşmaya katılmaması nedeniyle Adana CMK avukatı Nevzat Elçi’nin gözetiminde Karataş duruşmada dinlendin. Karataş, “Daha önce savcılıkta verdiğim ifadem doğrudur. Yangından iki ay önce yurtta kalmaya başladım. Benle birlikte 34 öğrenci kalıyorduk. Öğrenciler Ortaokul 5,6,7 ve 8 sınıfa gidiyordu. Yurtta 5 belletmen kalıyordu. Yurtta temizlik ve yemek işlerinde ilgilenecek kimse olmadığı için bu işleri yapıyorduk. Yangının olduğu gün etüt odasındaydım ve yangında yanımda kaç kişi vardı bilmiyorum. Yangın merdivenin kapıları kapalı olup, üzerlerinde kol yoktu. Her katta merdiven kapısı vardı. Yurtta yangından önceki zamanlarda yangın tüpü vardı. Yangın günü tüp var mıydı bilmiyorum. Ancak daha önce ben terasta görmüştüm. Yangın tüpünü kullanmayı bilmiyorum. Yangın tatbikatına katılmadım” dedi.

‘DAVACIYIM’

Karataş ifadesinin devamında o akşam yaşadıklarını şu sözlerle aktardı: “Etüt odasına bir bir koku ve ardından duman geldi ve yangının olduğunu öğrendim. Yangında 3. katın penceresinden atlayarak aşağıda tutulan battaniyeyle kurtuldum. Yurtta yangın tatbikatı yapılmadı. Belletmen olan nöbetçi öğretmen o gün yangın merdiveni anahtarlarını yanında taşıyordu. Sürekli elektrik kesiliyordu. Bulaşık yıkarken hep bana elektrik çarpıyordu. Ben bunu Gülsüm hocaya söyledim. Bana, ‘hallolur’ diye cevap verdi. Daha sonra ne olduğunu hatırlamıyorum. Sanıklardan davacıyım.”

MAHKEMEDE GERGİNLİK

Mağdur avukatlarının Karataş’a “Yurtta sadece dini ders mi veriliyordu” sorusuna mahkeme heyeti müdahale ederek, sorunun sorulmasını reddetti.

Sanık avukatlarının “İtfaiyenin merdiveni ve sepeti var mıydı?” sorusuna ise Karataş, “Yangın merdiveni 2. kata kadar yetişiyordu. 3. kata yetişmiyordu. Ben aşağıya atlayarak kurtuldum. Bu merdiven vatandaşların merdiveniydi. İtfaiyenin geldiğini gördüm ama merdivenini görmedim” dedi.

Sanık avukatlarından birinin Karataş’a “Yurt olmaması durumunda eğitimine devam edip edemeyeceğinin” sorulmasını istemesi mahkeme salonunda gerginliğe neden oldu. Mağdur avukatları ise “Siz devlet diye bir şey duydunuz mu?” diye tepki gösterdi. Gerginlik üzerine ise mahkeme heyeti sanık avukatlarının sorusunu oy birliğiyle reddetti. Sanık avukatlarının “3.katta yangın var mıydı?” sorusuna Karataş, “Yangın ve alev vardı” dedi.

Karataş’ın beyanları üzerine sanıklar söz alarak, kendilerinin aleyhinde olan beyanları kabul etmediklerini söyledi. Mağdur avukatları ise mağdurun beyanlarına katıldıklarını ifade ederek çocukların yangın merdiveninin kapalı olduğunu bildiği için pencereye yöneldiğini aktardı.

‘YALAN SÖYLÜYOR’

Sanık avukatlarının tanık olarak gösterdiği Kazım Kocagöz dinlendi. Kocagöz, yangın sırasında evde televizyon izlediğini ve evinin itfaiyeye 500 metre mesafede olduğunu belirtti. Eşinin o gün yurtta Cumali Genç’in eşiyle oturduğunu ve kendisini arayıp, “Yurtta yangın var” deyince aracıyla itfaiyeye gidip itfaiye ile yurda geldiğini ve itfaiye aracının içinde sadece şoförün olduğunu belirtti. Kocagöz, İtfaiyenin merdivenin olup olmadığını bilmiyorum. Kapılara yönelmedik camlara yöneldik. Bir araç vardı. Daha sonra ise itfaiye aracı gelmedi. Komşuların merdivenlerini alarak çocukları kurtarmaya çalıştık. İtfaiye yetersizdi” dedi.

Mağdur yakınlarının biri ise söz alarak, “Eşi orada çalışıyordu. Orada yangını söndüremeyince eşlerini aradılar. Yalan söylüyor” dedi.

Kocagöz’ün çelişkili ifadelerde bulmasını dikkat çekerken, söz alan TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, tanığın beyanından yurtta çalışanlardan bir zatın itfaiyeyi aramadığının anlaşıldığını ve mahkemenin bunu dikkate almasının gerektiğini söyledi. Kocagöz’ün “Eşim çalışmıyordu” beyanına karşı aileler ve mağdur avukatlar hep birlikte “Tüm Aladağ biliyor, eşin orada çalışıyordu” dedi.

Neslihan ve Tuba Aydoğdu’nun babası Salih Aydoğdu, “Kocagöz’ün ve Yunus Demircioğlu’nun eşleri orada beraber çalışıyorlar. Yangın çıktığında çocukları 3. katta yönlendirdi. Çocukların yanmasına neden oldu. Yangını söndüremedikleri için eşlerini arıyorlar. Çocuklarım bana dediği için biliyorum. Kocagöz’ün ve Yunus Demircioğlu’nun eşlerinin orada çalıştığını” belirtti.

Tanığın beyanına karşı mağdur avukatları, “Yurt görevlilerinin değil tesadüfen giden bir kişinin itfaiyeyi değil de eşini arayarak, yurdun koşullarını korumaya devam ediyor. Tanığın eşi şüpheli olarak ifade veriyor. Beyanında eşinin geldiğinden bahsetmiyor. İtfaiyenin belli bir süre sonra geldiği söyleniyor. Yalan beyanda bulunan tanık hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz” diye savunma yapıldı

YURT MÜDÜRÜ SORUMLULUĞU ÜSTLENDİ

Tutuklu sanıklardan Yurt müdürü Cuma Ali Genç, yurdun işleyişi ile ilgili sadece kendisinin sorumlu olduğunu yönetim kurulunun sadece maddi destek sağladığını belirterek, tutuklu bulunan yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olmadığını dile getirdi.

‘YANGIN SAYAÇTAN ÇIKTI’

Yangının TEDAŞ’ın kontrolünde olan sayaçtan kaynaklandığını iddia eden Genç, bilirkişinin ana panodan çıktığı yönündeki raporuna katılmadığını söyleyerek, “Öyle olsaydı sigortalar atmış olacaktı” diyerek raporu kabul etmedi.

Söz alan iddia makamı mütalaasında bilirkişi raporlarına dayanarak, kuvvetli suç şüphesi ve müşteki ailelerin tehdit edilmesi ile ilgili Aladağ Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunun dikkate alınmasını ve sanıkların tutukluluk halinin devam etmesini istedi.

Mahkeme iddia makamına talebine karşı sanık ve sanık avukatlarının söz almasıyla devam ediyor.

Yorumunuzu yazınız