PAYLAŞ

15 Temmuz darbe girişiminin 1.yıldönümünde ‘’TEK-BİR’’ zaferini meydan okuyarak kutladı.En son başkanlık Sarayının kapısında şehitlik anıtı açılışında , Başkan R.T Erdoğan HE-MAN edasıyla kılıcını göklere kaldırırcasına zaferini ilan etti.
Bu zafere gelinceye kadar geçen ,Erdoğan’ın siyasi yaşam tarihi ve geldiği siyasi gelenek olan Milli Görüşün hedeflerine bakmadan, bu son hamlenin anlamı anlaşılamaz.Bu uzun bir araştırma ve analiz işidir. Bu çizgi 1967 de ERBAKAN ile başlayan ,siyasal islamın en eski ve köklü örgütlenmesinin üzerine oturmuştur.

Erdoğanın, Milli Görüş içinde muhalefet ettiği konulara baktığımızda,en başta Kürt sorunu konusunda’ki farklı görüşleri dikkat çekmekte idi.1990 lı yıllarda devletin kürt coğrafyasında uyguladığı inkar ve şiddet politikalarına karşı,Refah Partisinin devletçi politikasına karşı ,kürt sorunu konusunda raporlar hazırlatıp ,kürtlerin desteğini kazanmaya çalışıyordu.

TEK-BİR’e uzanan bu sürece, kısaca bir göz atalım; baştan beri siyasi islamda Milli Görüş ile bir rekabet içinde olan Fettullah Gülen hareketi de boş durmadan birçok yoldan ‘’TEKBİR’’in iktidarını kurma peşindeydi.Tabi 1980 askeri darbesinden sonra,global emperyalizmin ortadoğu politikası kapsamında, devlet politikasında,sol sosyalist örgütlenmelere karşı, dini cemaatlere dayalı bir toplumsal sosyolojinin oluşması esas alındı.

Devlet kurumlarına bu bakış açısına sahip kadrolardan oluşan bir bürokrasi planlandı.İşe alımlar cemaatlerin üye veya tabanından sağlandı.Eğitim ve öğrenim müfredatı ,pozitif bilimlerden giderek uzaklaştırıldı.Vatandaşlık bağında ümmet aidiyeti öne çıkarıldı.Devlet farklı etnik kimliklerin ulusal ve kültürek uyanışlarına ,din kardeşliğine dayanan bir türklük kimliği ile çözüm dayatmasında bulundu.

Tabi bu süreç de temel devlet politikası esas olmak kaydıyla,devletin kontrolündeki Cemaatlere daha çok imkan ve fırsat sunuldu.Gülen cemaati bir parti olarak örgütlenmediği için, siyasal bir tehdit olarak değil ,devletin hizmetinde bir bürokrasisi gibi örgütlendi.Devletin resmi ideolojisini aynen benimseyerek hem kurumlarda etkili oldu,hemde giderek iktidara gelen her siyasi partinin ortağı oldu.

Kuşkusuz onlarca farklı cemaat var daha.Bunlar şimdilik AKP nin hükümet ettiği bir Cemaatler federasyonu marifetiyle devletin mevcut imkanlarından, güçleri oranında faydalanmaktadırlar.Ancak 1970 li yıllardan itibaren Fettullah Gülen Cemaati bu klasik cemaatlerden farklı ,devletin ve emperyal güçlerin sağladığı imkanlar sayesinde dünyanın dört bir yanında okullar ,üniversiteler, vakıflar şirketler,sosyal yardım kurumları,STK lar,basın yayın gibi her alanda örgütlenmişti.
Buna yurtdışı temsilciliklerindeki bürokrasiyi de eklersek, artık devletin kendisi denilecek bir merhaleye gelinmişti.Dolayısı ile Milli görüşden gelen AKP ile,Nurcu’luktan gelen Fettullah Gülen, klasik T.C nin ruhuna fatiha okumak için son hamle için , bir yarışa girdiler.T.C nin son klasik kurumu olan orduya da birlikte operasyon çekerek,Ergenekon,Balyoz,ve benzeri esasında gerçek suçları da içeren kemalist kadroları bertaraf edip , TEKBİR’i ilan etme aşamasına gelmişlerdi.
İşte son noktayı koyma aşaması bir birini alt etme mücadelesini de beraberinde getirdi.Son bir kaç yıldır bu mücadele alttan alta bir birlerine operasyon cekerek sürüyordu.Ta ki, bu kavga artık su yüzüne çıktı.Kılıçlar açık çekildi.Artık dostluk bitmişti.Türkiye de Cemaatler arasındaki bu iktidar savaşı tamamen devletin imkanları ve bütün halkın cebinden çıkan parayla yürütülüyordu.

Kim kazanırsa devletin sahibi ,ümmetin halifesi ve kahraman olacaktı. Kaybeden tabiki münafık,terörist ve vatan haini sayılacaktı. Bu sonucu bilerek ,herkes bütün zekasını ,oyunlarını,araçlarını ve tuzaklarını hazırladı.Uzlaşma ve anlaşma arayışları sonuçsuz kalınca ki ,sonuç alınamazdı.Çünkü gelinen aşama TEK BİR’in olmasını zorluyordu.
Bu mücadelenin son hamlesi 15 Temmuz oldu.Herkes kendini hazırlamıştı.Oyunun bin bir ihtimali düşünülerek, Şah-Mat başladı. Bu işte kimin Şah deyiceği TEKBİR’i diyecek olanıda belirleyecekti.
1967 de Erbakan ile başlayan milli görüşün veliahtı olarak,sadece sistemi değil ,toplumun büyük bir kısmınıda sünni islami din’e dayalı bir sosyoloji değişimi gerçekleştirerek, kendine bağlayan Erdoğan mutlak gücüne ulaşmış oldu.

Ve sonuç.15 Temmuzdan bir yıl sonra, Sarayında zaferini TEKBİR anıtı ile ilan eden, ERDOĞAN oldu.
‘’TEK-BİR’’ Millet -Türk
‘’TEK-BİR’’ Devlet-Türki devletler
‘’TEK-BİR’’ Bayrak-Türk bayrağı
’’TEK-BİR’’ Din-Türk İslamı.

Artık Ümmeti Türki-İslamın 15 Temmuz savaşı ve zaferi var. Zaferin ordusunun miğferi Camilerin kubbesi,süngüsü Minareler,komutu ise selalardır.Bu savaşın şehitleri ve şehitlikleri de var.İkinci Çanakkale zaferinin şehitleri olarak kabul edilen bu şehitlikler,İslami Cumhuriyetin kanramanları olarak her yıl Mehtar marşları ve dini törenler ile anılacaklardır. Dolayısı ile eski şehitler tarihi kayıtlarda yaşayacaktır.
Son söz söylendi mi ?

PAYLAŞ

1 YORUM

  1. ucube ensestzede mahluklar, siz basda oldugunuzzaman ne olucagini Suriyede görebiliyoruz, esaz irkci gibi bisey sizsiniz zaten ne oldugunuzu kendiniz bile bilmiyorsunuz, bir sey kesin, akraba evliligi yapa yapa hatali defolu Mal gibi her baska seyi kötü görüp esaz kendisi kötü olan bi hasta topluluk sunuz, Gavurlarin da sizi alkislamasi ondan, siz oldukca bize kendileri müdahele etmesi gerekmiyor….

Yorumunuzu yazınız