PAYLAŞ

Bugün telefonla konuştuğum Yunanistan’daki Seyyid Ali Sultan Dergâhı Koruma Heyeti Başkanı Ahmet Karahüseyin benim aracılığımla tüm Türkiye’deki ve dünyadaki dostlara açık mesaj vererek: “mutlaka bizim yanımızda olun, 4 Ağustosta yapacağımız Seçek Kültür Etkinliklerine buyurun gelin, sizleri ağırlamak, yanımızda hissetmek istiyoruz, bizi yalnız bırakmayın, inancımız yok sayanlara karşı Seyyid Ali Sultan aşkına hep beraber yolumuza sahip çıkalım” dedi.

Bütün Balkanlar’daki (Rumeli) en önemli Alevi Bektaşi inanç merkezlerinden birisi olan Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı (Dergâhı) yüzyıllar boyunca ismini ve etkisini her zaman var etmiş, Aleviliğin-Bektaşiliğin temel sembol yapı taşlarından birisidir.
1354’lü yıllardan bugüne Rumeli Eren ve Evliyalarının, ozanların ve dede- baba, tüm inanç önderlerinin gönüllerinde silinmez bir şekilde yer eden Seyyid Ali Sultan Dergâhı, tarihler boyunca üzerindeki her türlü sorunu, baskıyı, oyunu atlatmış bugünlere gelmiş, bu büyük inanç ve kültürü yaşatabilmiştir.
Bugün de bir avuç namuslu, yürekli, inançlı, vefalı Alevi – Bektaşi önderinin öncülüğünde, Yunanistan’da 15-20 köyde varlığını sürdüren Alevi Bektaşi topluluğu “varlık- yokluk” göstergesi olarak bu ulu dergâhın kapılarını açık tutmaya çalışmaktadır.
Türk Devletinin, gerçekleri inkâr eden, Atatürkçü Cumhuriyetin temellerine dinamit koyan gerici zihniyetlerin devamı olan bugünkü iktidarı, adım adım, planlı- programlı tertipleriyle bu sefer de tüm Balkanlar’daki, bu arada Yunanistan’daki Alevi Bektaşi varlığı asimilasyonla yok etmek istemektedir.
Taa Muaviye’den bu yana, Tayyip Erdoğan’a kadar, dini kendilerine kalkan yapan, dini değerleri siyasete alet eden bir zihniyet Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine karanlık bir bulut gibi çökmüş, onun hem iç hem dış politikasını belirler olmuştur.
Diyanet İşleri Teşkilatı, Hanefi (Sünni) İslam İnancı’nın misyonerliğini yapan, Anadolu’ya ve Balkanlar’a özgü “Hoşgörülü İslam Anlayışı”nı yok edip, Arap – Vahabi anlayışını hâkim kılınması için elinden gelini yapmıştır – yapmaktadır.
Türkiye’de Alevi Bektaşi varlığını inkâr eden Diyanet İşleri Teşkilatı, kendi varlığının tartışılır olacağından korkuyor olacak ki, Türkiye’nin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanlarına neredeyse talimatlar vererek, siyaseti yönlendirip, bu konuda, kendi söylediklerini dayatma konusunda birçok örnek tutum sergilemiştir. Bir keresinde “Cemevleri Bizim Kırmızı Çizgimizdir” diyerek, cemevi gerçeğini inkâr edip, konuyla ilgili “bilirkişi” yerine koyulduğu tüm mahkeme kararlarında her zaman Aleviliği, Alevi değerlerini, cemi, dedeyi, cemevini inkâr eden, yok sayan, tehlike gibi gösteren kararlara imza atmıştır.
Türk Dış İşleri Başkanlığı’na bağlı olarak çalışan TİKA isimli devletin resmi kuruluşu, Balkanlar ve başka ülkelerde Türk kültür unsurları için, bazı güzel çalışmalara imza atsa da, Diyanet İşleri Teşkilatı’yla da işbirliği içinde, zaman zaman onunla yarışır bir vaziyette yurt dışı Türk topluluklarının inanç ve kültür dünyalarını etkileyen, yönlendiren, biçimlendiren bir takım çabalar içine girmiştir.
Balkanlar’da ise TİKA daha başka misyonlar üstlenmiş, değil Türkiye Cumhuriyeti’nin AKP’nin ve Diyanet İşleri Teşkilatı’nın programları çerçevesinde özellikle de Alevi Bektaşi varlığına el atmış, Türkiye ve Avrupa’da Alevi Bektaşi kurum ve kuruluşlarının görüşlerini hiçe sayarak “Hanefi Sünni –AKP Programı – Diyanet” ekseninde Alevi Bektaşi inanç merkezlerinin yapısına müdahale ederek birtakım çalışmalar yapmıştır ve buna devam etmektedir.
Balkanlar’da Romanya’dan başlayarak bu çabalarla Sarı Saltuk üzerinden, Alevi Bektaşi kimliğini “Sünni – Türk” temelli olmak üzere yeniden inşa etme gayretleri büyük bir hızla devam etmektedir.
Bir uzun yazının konusu olmak üzere; Balkanlar’da bugün, AKP eliyle Diyanet İşleri Teşkilatı’nın da, TİKA’nın desteğiyle, Alevi Bektaşi varlığı geleneksel yapısından koparılıp, yaklaşık 700 yıllık geçmişi inkâr edilip yok sayılarak, sistemli bir şekilde içi boşaltılıp, Sünni – Hanefi ekseninde eritilmiş bir yapı oluşturulmaktadır.
Türkiye’den kimi ilahiyatçı, akademisyen, yazar tayfasının da şu veya bu şekilde destek verdiği, şekillendirdiği bu tertip sonuçlar vermeye başlamıştır. En son hazırlanan “Sarı Saltuk” kitaplarında Sarı Saltuk “namazında – orucunda” bir “Sünni Türk Büyüğü” şeklinde lanse edilmiştir.
Bu tertip tüm hızıyla Arnavutluk, Kosova, Makedonya, Bosna – Hersek’de de devam etmektedir.

Sevgili Dostlar;
Yüzyıllar boyunca ocakta, dergâhta, tekkede, cemde örgütlü bir toplum olmuş, yeri gelmiş on binlerle haksızlıklara karşı hep birlikte tek yürek halinde bir yürüyüş de eyleyebilen bu gül yüzlü Alevi Bektaşi toplumunun gerçekten çok iyi niyetlerle kurulan nice nice dernek, vakıf, cemevlerinde çok güzel işler yapılmıştır.
Ama dostlar, 25-30 yıldır; bu toplum adına hareket eden insanlar içinde, gün gün bu toplumun içinde olan birisi olarak; Barış Partisi zamanında halkın parasıyla Avrupa’dan Türkiye’ye, siyasi ikbal için uçaklar kaldıranları da gördüm, Hacı Bektaş’da iki ayrı salonda “Birlik” toplantılarına da tanık oldum. “Temsilciler Meclisini” topladıktan sonra birbirine düşenleri de, aynı federasyon içinde için için birbirinin gözünü oymak için fırsat arayanları da gördüm.
25-30 yıldır; toplanıp toplanıp dağılan, bir masada el sıkışıp anlaştıktan bir saat sonra birbirine yumruk atabilen, “birlik-beraberlik toplantıları” yaptıktan sonra birbirine söylenmedik söz bırakmayan bu toplumun bazı sözde temsilcilerinin, bu toplumu gerçekten çok da birleştirmeyip bilakis dağıttıklarını, çok yorduklarını da görüyorum.
Fırsat ele geçince bir kısmı dayanamayıp birer “kâhin, filozof, kuramcı, teorisyen” olduğunu gösterme yarışına giren ama aslında birer simyacı olmaktan öte gidemeyen Alevi Bektaşi kurum ve kuruluşlarının kimi temsilcilerinin, kimi aydınların, yazarların, ozanların, sanatçıların, dedelerin, babaların en azından belli bir bölümünün bu topluma zararlar verdiklerini maalesef ki yaşayanlardanım. Bu insanların bu toplumun çok değerli olan zamanını çaldıklarını, gençlere boş umutlar verip onları aldatarak suç işlediklerini, Alevi Bektaşi Öğretisine de uygun davranmadıklarını gördüm.
Ben başta kendim olmak üzere, onlara ve topluma sadece şunu soruyorum; Somut olarak, çok net olarak bugüne kadar Aleviliğin Bektaşiliğin geleceğine ilişkin elle tutulur neler yapabildik? Gençlerimizin, çocuklarımızın geleceği için somut olarak elle tutulur neler yapabildik?
Bizler bu halimizle, yani gerçekten samimi olmazsak, içten pazarlıklarımızı sürdürürsek, egolarımızı (benliklerimizi) yenemezsek daha çok parça parça bölünürüz, eririz, güç kaybederiz. Asimilasyonu asıl kendi kendimize biz yapar, böyle böyle daha çok “bildiri yazıp/dağıtma yarışları”yla zamanımızı harcayıp tüketiriz.
Boşa harcanan, zamanla tükenen ise aslında Alevilik Bektaşilik’tir, bu benzersiz kadim öğretimizdir, değerlerimizdir, gençlerimizin ve çocuklarımızın geleceğidir. Bunlara yazık etmeyelim.

Sevgili Dostlar;
Yunanistan’da Neler Oluyor?
Balkanlar’da, bu arada Yunanistan’da yaşananlarla ilgili daha önce birçok kez gözlemlerimi sizlerle paylaşmıştım. Bu soruyu kendimize sormamız gerekiyor. Yunanistan’da yaşayan Aleviler (-Bektaşiler-) üzerinde hangi oyunlar oynanıyor?
Yunanistan’da Batı Trakya’da Evros (Meriç) İli sınırları içinde bulunan Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Tekkesi (Ocağı- Dergâhı) üzerinde büyük oyunlar oynanmaktadır. Buradaki Alevi Bektaşi varlığı uzun zamandan beri sistemli bir şekilde asimile edilmek istenmektedir.
Diyanet İşleri Teşkilatı’nın ve onların Yunanistan’daki uzantıları, “sizler bırakın bu Aleviliği, Bektaşiliği, Kızılbaşlığı biz zaten burada azınlığız, azınlık içinde azınlık yaratmayın, bunlar bölücülüğe hizmet eder, demektedirler. Hıristiyanların işine yarayan işler yapmayın, bu mum yakmayı bırakın, bunlar Hıristiyanlığın işaretleridir, zamanla sizin içinize girmiş bu şeyleri bırakın, sizler farkında olmadan Hristiyanlaşmışsınız, sizlerin yaptıkları bizim buradaki varlığımıza büyük zararlar veriyor, birliğimizi tehdit ediyor. ” Diyenler Türkiye Cumhuriyeti’nin Edirne eski valisi ve Edirne müftüsüdür.
Her konuda Türkiye’nin gözüne bakan Yunanistan’daki Sünni ileri gelenlerinin bir kısmı ise aynı şekilde Alevi Bektaşi varlığını sürekli aşağılayan, küçümseyen bir yapı sergilemektedirler. Hoşgörüsüzlüklerini, her fırsatta ortaya dökmekten, yazmaktan geri durmamaktadırlar. Bir kısmı zoraki olarak oradaki Alevi etkinliklere gelseler bile “Alevilerin kestikleri yenmez” diyerek, kendilerine sunulan lokmaları her türlü ısrara karşı yememektedirler. Yeri gelince kin ve nefret kusmaktadırlar.
Belki inanması güç ama bir Avrupa Birliği ülkesinde, Türkiye’nin de desteğini alan gerici zihniyet, yüzyıllardır sürdürdükleri önyargıları burada bugün de tüm hızıyla yaşatmaktadırlar.
Gerçekten de bir Avrupa Birliği ülkesinde, Alevilere Bektaşilere çok ciddi bastılar yapmaktadırlar. Tüm bunlara tanık olan, yaşayan, bu konuda söyleşiler yapan bir kişi olarak bunları söylüyorum.

Evet, Sevgili Dostlar;
Bunu yine niye yazdım?
Bugünlerde Edirne’de yapılmaya başlayan “Kırkpınar Yağlı Güreşleri” etkinliğinin kökeninin aslında Yunanistan’daki Batı Trakya olduğunu biliyor muydunuz? Evet, öyle. Bizzat yerini de gidip gören, tespit eden birisi olarak bunu söylüyorum.
Üstelik bu etkinlikler Seyyid Ali Sultan Dergâhı çevresinde başlamış ve yüzyıllar boyunca devam etmiş etkinliklerdir.
Bugün Yunanistan’da da bir barış ve kardeşlik şöleni olarak kutlanan bu etkinlikler Alevi erkânını gözetilerek, Seyyid Ali Sultan Dergâhı çevresinde Yunanistan’da da yapılmaktadır.
Seyyid Ali Sultan kendi çevresinde dedelerinin, babalarının, dervişlerinin, yarenlerinin bu “birlik” etkinliklerini yapmalarını başlatmış, bu gelenek onun anısına yüzyıllar sonra bugün de yapılmaktadır. Müsahipli bir öncünün rehberliğindeki bu güreş etkinliklerine her yöreden ve birçok ülkeden yüzlerce insan katılmaktadır.
Daha önceki bir etkinliğini izlediğim bu Seçek Yaylası Yağlı Güreş Etkinlikleri, Alevilerin ev sahipliğinde yapılan bir önemli inanç temelli kültürel yayla şenliğidir.

Sevgili Dostlar;
Bana ulaşan son bilgiye göre, yasal olarak kurulmuş bulunan Seçek Azınlık Kültür Derneği’nde “Alevi – Sünni” meselesi meydana getirilmiş, yukarıda söylediğim şekliyle Alevi Bektaşi varlığına tahammül edemeyenlerin de etkisiyle, buradaki Aleviler dışlanmış, etkinlikten uzaklaştırılmak istenmişlerdir.
Bu sene 04 – 05 – 06 Ağustos 2017 tarihlerinde yapılması planlanan etkinlikler sabote edilmek istenmiştir.
Seyyid Ali Sultan Dergâhı Koruma Heyeti adı altındaki derneğimiz ise bu konuda yalnız kalmıştır.

Bugün telefonla konuştuğum Yunanistan’daki Seyyid Ali Sultan Dergâhı Koruma Heyeti Başkanı Ahmet Karahüseyin benim aracılığımla tüm Türkiye’deki ve dünyadaki dostlara açık mesaj vererek: “mutlaka bizim yanımızda olun, Seçek Kültür Etkinliklerine buyurun gelin, sizleri ağırlamak, yanımızda hissetmek istiyoruz, bizi yalnız bırakmayın, Seyyid Ali Sultan aşkına hep beraber yolumuza sahip çıkalım” dedi.

Ahmet Karahüseyin: 00 306947989033 – 00302554034143

Sevgili Dernek Başkanları, Yazarlar, Aydınlar, Sanatçılar…

İşte meydan er meydanıdır…
Yiğit dayanır, namert kaçar…

Er ve erenlerin yolundan giden kurumlarımız, aydınlarımız, sanatçılarımız…
Bırakalım da, bu bildiri savaşlarını, adım adım gidelim hep birlikte, bizi çevreleyen sorunlar karşında somut olarak adım atalım…
Açık olalım birbirimize, çaylak gazetecilerin birbirinden haber aparmaları gibi, gündem kapma yarışını bir tarafa bırakalım…
Saracağımız yara senin, benim yaram olmasın, bu toplumun kanayan yaralarını gerçekten hep birlikte saralım…
Kâhinliğe gerek yok… Asimilasyon her yerde, her zaman var… Laf ebeliğine de gerek yok…
Tüm bunlar karşısında tek sorum var, biz gerçekten somut olarak sorunları çözmek istiyor muyuz? Gerçekten sorunlar karşında ne yapıyoruz?
Buyrun işte sorun, işte meydan…
Yunanistan’da bir dayatma var, bir asimilasyon var, bir sorun var…
Buyrun işte…
Kapılar herkese açık…
Buyurun birlik olun, tutun arabaları hep birlikte gidip o canların yanında olduğumuzu gösterelim ilkin…
Çalalım sazlarımızı, dönelim semahlarımızı…
Her zaman ağlamayı bir sanat yapmış bazı sanatçı dostlar…
Hatayi’nin, Pir Sultan’ın nefeslerini bu sefer kutsal bir görev için söyleyin, para istemeden…
Haydi hep beraber gidelim Yunanistan’a, Seyyid Ali Sultan’a, Erenler Yurduna…
Bir olmak için, İri olmak için, Diri olmak için…
O topraklarda o güzel canların yalnız olmadıklarını göstermek için…
Her türlü asimilasyona, dayatmaya karşı durmak için, birlik beraberlik olduğumuzu göstermek için…
Haydi… “Yola Birlikte Gidilir”
Buyurun bu ulu yolda birlikte yürüyelim.

Gelişmelerle İlgili Seyyid Ali Sultan Dergâhı Koruma Heyet Başkanı Ahmet Karahüseyin’in Açıklaması…
Seyyid Ali Sultan Dergâhı adına,
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
22 nisan 2017 tarihinde gerceklestirilen, Secek Az. Eg. ve Kultur dernegi genel kurul toplantisinda , yeter cogunluk saglanamamis, 29 nisan tatihinde genel kurul tekrar toplanmistir.
Adi gecen yonetim kurulu secimleri ardindan , secilen yonetim kurulu (tuzuk proseduru geregi , istifalari kabul etmemek ve surunceme yapmak hususu sakli kalmak kaydi ile) de-facto kural ihlali yaparak,gunumuze dek bolgemizde yasanmamis bir cikmaz olusmasina zemin hazirlamistir.
Sozkonusu de-facto kural ihlali , bolgemizde yasayan tum alevi-bektasi canlarimizi derinden yaralamis, adi gecen yonetim kurulu hem dernek uyeleri ve hem de halkin buyuk tepkisi ile karsilasmistir.
29 nisan tarihinden bu yana, bu krizin kalici yaralar acmadan asilmasi adina; dernek yonetimi, dernek uyeleri, dergah temsilcileri (12ler heyeti) ,mürşitler ve bektasi bolge halki ile yapilan tum muzakereler ve gorusmeler sonucu yonetim ile bir neticeye varilamamis, dernek yonetim kurulu takinmis oldugu uyusmaz ve anlasmaya yanasmaz tavrindan vazgecmemistir.
Yine, yasanan tum bu olaylar esnasinda, Dernegin ilan ettigi 2017 yili yayla agasi sayin Ali Bakal ustlendigi bu gorevinden vazgecmistir.
Bu vazgecmenin ardindan, Dernek yonetimi 2 temmuz pazar gunu asagidaki duyuruyu yayinlamistir.
“Bir takim fitne gruplari ve meczuplar tarafindan maruz kaldigi baskilar, Seyyid Ali Sultan dergahina bir daha giremeyecegi , Yunanistan Devleti tarafindan verilen emekli maasinin kesilecegi tehdidi ile sayin Ali Bakal bu gorevden affini istemistir.”
Secek yonetiminin bu iftiralari uzerine bektasi canlar bir kez daha derinden yaralanmistir.
Sayin Ali Bakal , bolgemize intikal etmis, dergahta duzenlenen toplantida bizzat hazir bulunarak , bektasi canlarimiza atili iftiralari gun yuzune cikarmistir. Kendisi, ” secim sonuclarindan ve bolgede yasanan olumsuz sorunlardan haberdar olmadigini, isin aslini ogrenmekle birlikte derhal bu gorevden vazgectigini” tum canlarimiza beyan etmistir.
Alevi-bektasi halkin bu olaylara gosterdigi buyuk baski ve tepki sonucu , ortak karar verebilme kabiliyeti adina, dergahta toplantiya gitmek durumunda kalinmistir.
2 temmuz pazar gecesi ,dergahta duzenlenen acik toplantida tum canlarin ortak iradesi uzerine, Alevi-Bektasi kulturumuzun ve inanc sistemimizin ayrilmaz bir motifi olan “yayla hizmetimizi ve secek gureslerini” duzenleme yetkisi , Secek Azinlik Egitim ve Kultur derneginden “geri” alinmistir.
Bundan boyle , 20 yil once kurdugumuz , ve ilerleyen surec ile birlikte kurulus amacindan sapan , gunumuzde kimlere hizmet ettigi belli olmayan Secek Azinlik Egitim ve Kultur derneginin , Seyyid Ali Sultan Dergahi ile hicbir bagi ve baglantisinin kalmadigini tum kamuoyuna saygi ve onem ile arzederim.
Seyyid Ali Sultan Dergâhı adına
Başkan ;
Ahmet Karahuseyin

3 YORUMLAR

  1. Atatúrk’cü cumhuriyet ile öncesi Osmanlı’nın uygulamalarında ki fark Sersor’lar için nedir…
    Yazmak için mi yazıyorsunuz? Kemalizm’ e devşirme ve Türk asimilasyonu için mi satır aralarına serpiştirmirmeyi tatbik ediyorsunuz?
    Prangalarınızı Alevi söylemleri içinde dayatıp algı yaratmayınız.
    Yaşınız Kamil’ de, gelecek neslinize birazcık onur, biraz dosdoğruluk bırakın?
    Aleviliğe, Reyâ Hağh’lığa İslam’la diğer semavî Sami inaçları ile, Türkçülük, Şamanizm’le, Ahmet Yedevî(İbni Teymiyeci) güncel olan Atatürk ile manâ katamayız.
    Âlemî kör, sersem bilmeyin. Nesliniz mezarınızı yol üstünde iken görmez.
    Temennim yok, dilemek hakkım da yok..

Yorumunuzu yazınız