PAYLAŞ

11 ay sonra savunması alınan Nazlı Ilıcak savunmasında Zekeriya Öz hakkında HSYK’ya çok sayıda şikâyet olduğunu ifade ederek “neden soruşturmaya izin vermediğini soran benim” dedi.

Yazar Ahmet Altan, kardeşi Prof. Dr. Mehmet Altan, gazeteci Nazlı Ilıcak ve kapatılan Zaman Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın da aralarında bulunduğu 17 gazetecinin yargılanmasına İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmaya, gazeteci Hasan Cemal, Altan Öymen, CHP Milletvekili Dursun Çiçek, HDP Milletvekili Altan Tan, çok sayıda ülke büyükelçisi ve konsolosluğu, tutuklu gazetecilerin yakınları ile çok sayıda gazeteci katıldı. Katılımcıların yoğunluğundan kaynaklı duruşma, 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonuna alındı. Tutuklu gazeteciler Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek, Tuğrul Özşengül, Feyzi Yazıcı, Tiber Murat Saluman ve Mehmet Altan’ın hazır edildiği duruşmaya, Ahmet Altan ise SEGBİS ile katıldı. Yaklaşık 2 saat geç başlayan duruşmaya, ses sisteminin ayarlanamamış olmasından kaynaklı mahkeme heyeti saat 14.00’e kadar ara verdi.

Verilen aranın ardından duruşma tekrardan başladı. Duruşma kimlik tespiti ile başladı. Duruşma kimlik tespiti ardından iddianamenin okunması ile devam etti. İddianamenin okunması sırasında avukatları sanıkların hazır olduğunu ve ifade işlemine geçilmesini istedi ancak mahkeme başkanı iddianameyi okumaya devam etti.

ILICAK SAVUNMA YAPTI

Okunan iddianamenin ardından 11 aydır tutuklu yargılanan Nazlı Ilıcak’ın savunmasına geçildi. Nazlı Ilıcak ise savunmasında ilk olarak “Darbeyi önce bildiğine” yönelik iddialara yanıt verdi. Ilıcak, hakkında 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen iddianamenin dayandığı gerekçelerin hukuk adına “hüzün verici” bir tablo olduğunu vurguladı. Ilıcak, “Benim terör örgütüyle süreklilik arz eden bir iletişimim olduğu darbe hazırlıklarıyla eş zamanlı toplumsal ve siyasal kaos ortamı bulunduğuna dair yazılar yazdığım savı, sadece dayanaksız bir faraziyeden ibarettir. Bir faraziye üzerine hukuk ve adalet inşa etmek mümkün değildir” dedi.

“Darbe girişimini önceden bilmediğini dile getiren Ilıcak, “İddianame önceden bildiğimi ispatlamak çok uzaktır. Ben sadece, muhalif yazılar yazdım; dosyaların üzerinin kapatılmasını eleştirdim. Kitle halinde tutuklamalara karşı çıkıp, suçun şahsiliği üzerinde durdum” ifadesinde bulundu.

‘ERDOĞAN YÜZÜNDEN GÖREVDEN ATILDIM’

Ilıcak, Erdoğan’a destek verdiği için gazetedeki görevinden atıldığını, 28 Şubat sürecinde aldığı tutum nedeniyle milletvekilliğinin sonlandığını söyledi. Ilıcak, Bugün gazetesini devrettiklerinde Abdullah Gül’ün gazeteyi Akın İpek’e devretmesi yönünde öneride bulunduğunu söyledi. Ilıcak, 17-25 operasyonlarına dair “Kimi insan 17-25’i yazdığı için yargılanıyor kimisi ise bugün de yazmaya devam ediyor. Ben en son FETÖ ile ilişkilendirilecek kişiyim. Bugün yazanlar da FETÖ’den tutuklansın ama teklif etmek istemiyorum” dedi.

Ilıcak, savunmasında sıkıyönetim ilanına destek vermenin “darbecilik” anlamına gelmediğini, aksi yönde algılandığı zaman “Ecevit dahil TBMM’nin tamamı, bu mantığa göre, ‘darbeci’ sayılmalı. Sıkıyönetim darbe değildir. Sıkıyönetimde, güvenlik askere emanet edilir. Kararı Meclis aldı; ben de destekledim” dedi.

‘ÖZ’Ü BAKAN ERGİN’E SORDUM’

Firari savcı Zekeriya Öz ile kartopu oynadığı görüntülere ilişkin ise Ilıcak, “Bu suretle onu akladığım ileri sürülüyor. Zekeriya Öz, o sırada HSYK tarafından açığa alınan bir savcı. Hakkında somut bir suçlama yok. Gazeteciler, röportajlarını ilgi çekici fotoğraflarla süslerler. Kartopu fotoğrafının çekimi, o gün kar yağdığı için tesadüfen gelişen bir olaydır. Oda TV operasyonu sonrası, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i telefonla arayarak, Zekeriya Öz hakkında HSYK’ya çok sayıda şikâyet olduğunu, neden soruşturmaya izin vermediğini soran benim. Bu hususu da 5 Mart 2011 tarihli yazımda anlattım” dedi.

Ilıcak, Zekeriya Öz görevinin başında ve güçlü konumdayken hakkındaki şikâyetlerin değerlendirilmesini isteyen kişi olduğunu kaydederek, “Bir süre sonra Zekeriya Öz, İstanbul Başsavcı vekilliğine, bir anlamda kızak bir göreve getirildi. Netice itibariyle benim yaptığım, her türlü sorunun sorulduğu bir röportajdan ibarettir. Öz’e hakkındaki iddiaları sordum; cevaplarını aldım. Kartopu fotoğrafı, iddianamede belirtildiği gibi, “örgüt üyeliğinin faaliyetlerini meşrulaştırma” amacını taşımamaktadır.

‘YEGÂNE KUSURUM DİNDARLARA DUYDUĞUM ZAAFIMDIR’

Ilıcak, darbe girişiminden bir gün önce Can Erzincan Tv’de yayınlanan programa ilişkin ise “Nasıl bir irtibat kuruluyor ve bana bu kadar ağır bir suçlama hangi somut delillere dayanarak yöneltiliyor anlamıyorum” diye konuştu. “Benim yegâne kusurum, dindarlara duyduğum zaafımdır” diyen Ilıcak, “Ben hukukun üstünlüğüne saygı gösteren, yargının bağımsız olduğu demokratik bir Türkiye istedim” dedi. Ilıcak, “18 yıl önce Meclis kürsüsünden ‘4 yıldızlı iradeye’ karşı, nasıl ‘millet iradesini’ ve ‘hukukun üstünlüğünü’ savunduysam, bugün de aynı noktadayım” diyerek, bugünlük savunmasını sonlandırdı.

Duruşma yarın kaldığı yerden devam edecek.

Yorumunuzu yazınız