PAYLAŞ

Fransa’daki meclis genel seçimlerinin ikinci tur sonuçlarını değerlendiren Neue Osnabrücker Zeitung gazetesi, Macron’un partisine verilen oyların aynı zamanda Avrupa için de verilmiş olduğunu yazıyor:

“Fransa’daki genel seçimlerden Cumhurbaşkanı Macron kadar Avrupa da galip çıktı. Fransa Cumhurbaşkanı ekonomik bakımdan güçlü ve sosyal Avrupa’da gelişen Fransa yaratma hedefine bir adım daha yaklaştı. Cumhurbaşkanı olması ona zaten geniş yetkiler veriyor. Parlamentodan alacağı güçlü destek de onun büyük projelerini gerçekleştirmesini kolaylaştıracaktır. Bunların başında istihdam piyasası ve emeklilik reformlarıyla Avrupa Birliği’ni ilerletmek geliyor. Macron’u sadece sokağın direnişi zorlayabilir. Fransız sendikaları geleneksel olarak güçlü ve greve yatkındır. Ancak genç Cumhurbaşkanı bu güçlüğü de atlatabilir.”

Almanya’da Yeşiller partisinin seçim programını onaylandığı kongre sonuçlarını Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi şöyle yorumluyor:

“Yeşiller, paralel dünya olarak tanımladıkları birkaç bölgenin delegeleri dışında ortak irade sergiledi. Parti ‘yeniden iktidara olmak ve kendi elleriyle bu hedefi kaçırmamak’ istiyor. Parti yönetimi, herkes için evliliğin kabul edilmesini koalisyon görüşmelerinin kırmızı çizgisi olmasına katlanmak zorunda kaldı. Kömürle çalışan termik santrallerin kapatılması zaten parti yönetimi tarafından da benimsenmişti. Yeşiller son derece kötü çıkan anket sonuçlarının ışığında, parti içinde birliği sağlamadan ve az da olsa gerçekçi politikaları programına almadan marjinalleşeceklerini idrak etmişe benziyor.”

Süddeutsche Zeitung gazetesinde yorumda da Almanya’nın Köln kentinde hafta sonu düzenlenen ve katılımın beklentilerin altında kalan terörü protesto gösterisi değerlendiriliyor. Yorumda Avrupa’daki Müslümanların bu gibi eylemlere zorlanmaktan rahatsız oldukları değerlendirmesi yapılıyor:

“Binler beklenirken, birkaç yüz gösterici geldi. Liberal Müslümanların Köln’deki terörü protesto gösterisi ne yazık ki fazla ses getirmedi. Ancak bundan, din adına işlenen terör eylemleri karşısında Müslümanların kayıtsız kaldıkları sonucunu çıkarmak yanlış olur. Birçok Müslüman İslamcı terörü tasvip etmediğini açıklamaya zorlanmaktan rahatsız oluyor. Bunu normal karşılamak gerekir. Nasıl Almanların mülteci barınaklarını kundaklayanlarla alâkası yoksa Müslümanların ezici çoğunluğunun da teröre sempati duyduğu söylenemez. Önemli olan yakınlaşmanın olduğu yerden uzak kalmaktır. Müslümanlar neden her saldırıdan sonra terörden duyduğu nefreti Müslüman olmayanlardan daha fazla göstermeye zorlansın? Kimse onları buna mecbur edemez. Her defasında onlardan terörü lanetlemelerini isteyen bütün Müslümanları genel şüphe altına almış olur.”

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi, Almanya’daki en büyük İslam çatı kuruluşu olan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin (DİTİB) Köln’deki gösteriye katılmamasını eleştiriyor.

“Daha birkaç gün önce Köln’de yeni büyük camisini açan DİTİB, İslamcı terörü kınama gösterisine katılmamakla bir kez daha genel eğilimin dışına çıkmış oldu. Almanya’daki milyonlarca Müslüman’ı temsil etme iddiasındaki DİTİB, Türkiye’ye bağlı olmasının yapısal kusurları nedeniyle toplumu ilgilendiren konularda sorumluluk alamıyor. Sayıları az da olsa, 2016 yılındaki darbe teşebbüsünün ardından yukardan organize edilmiş Erdoğan yanlısı gösteri için meydanları dolduran 40 bin Türk’ün aksine Köln’deki protesto eylemine katılanlar buna hür iradeleriyle karar verdiler.”

dpa/AFP/AG/HS

© Deutsche Welle Türkçe

Yorumunuzu yazınız