PAYLAŞ

Amanos dağlarını köstebek yuvasına dönüştüren onlarca taş ve mermer ocağı, bölgenin bitki türünü azaltıyor. Teferruatı çok olan taş ocağı ruhsatı yerine maden arama ruhsatı alan şirketler, denetimsiz ve sınırsız bir şekilde dinamit patlattığı belirtiliyor.

Hatay’ın İskenderun, Altınözü ve Kırıkhan ilçelerinin dağ eteklerinde taş ve mermer ocakları yapımında kullanılan dinamitlerden kaynaklı bölgede huzur kalmadı. Zengin endemik bitki türleri ile bilinen Amanos dağlarını köstebek yuvasına dönüştüren onlarca taş ve mermer ocağı aynı zamanda bitki türlerinin de yok edilmesine yol açıyor. İskenderun Çevre Koruma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ercüment Kimyon, taş ocaklarının tümünün “Maden Araştırma Ruhsatı” adı altında çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.

‘AMANOSLARDA BİTKİ TÜRÜ YOK EDİLİYOR’

Taş ocağı şirketlerinin doğrudan taş ocağı açma ruhsatı almadığına vurgulayan Kimyon, teferruatları fazla olan taş ocağı ruhsatı yerine maden araştırma ruhsatı alındığını söyledi. Kimyon, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da ülke ekonomisine katkı sunuyor diye bu ruhsatı direk veriyor. Şirketlerde bu ruhsatı aldıktan sonra istedikleri yerde taş ocağı ya da mermer ocağı açıp işletebiliyor” dedi. Amanos dağlarının içinde barındırdığı zengin endemik bitki türlerinin Avrupa’da eşi benzeri olmadığını dile getiren Kimyon, başka ülkelerde bu alanların ciddi anlamda korunduğunu ancak Türkiye gibi ülkelerde korunması bir tarafa direk bakanlıklarla eli ile enerji politikalarına heba edildiğini dile getirdi.

Türkiye’de Amaos Dağları gibi zengin bitki örtüsüne sahip başka yerlerin olmadığını savunan Kimyon, şöyle devam etti: “Bu alanların korunmasının tek yolunun halkın bu alanlara sahip çıkmasından geçer. Açılan onca devaya rağmen bu çalışmalarına devam ettiler ancak bu işlerin mahkemeler ile de çözülmediğini net görüyoruz o yüzden ciddi bir çevre muhalefeti örmemiz gerekiyor.”

RESMİYETTE 16 OCAK VAR

Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berkant Ödemiş de, İskenderun, Dörtyol ve Erzin bölgesinde hali hazırda 16 adet taş ocağının faaliyette olduğunu, tek bir taş ocağının bile bölgeye ciddi zararlar verdiğini kaydetti. Bölgede mevcut taş ocağı işletmelerinin zengin bitki türlerinin yok olmasına neden olduğunu ifade eden Ödemiş, şöyle dedi: “Bu taş ocaklarında çıkartılan malzemeler için yapılan yollar köyler ve kasabalardan geçiyor. Kamyonların çıkardığı gürültü ve oluşturduğu toz ise bu köylerde yaşayan hem insanlara hem de bitkilere verdiği zararın boyutu iki kat artıyor. Özellikle astım hastaları doğrudan etkileniyor ve bölgede yaşayan insanlarda solunum yolu hastalıkları sık görülüyor. Bunun dışında kamyonların bıraktığı bitkilere yapışıp kalıyor ve özellikle saksı çiçekleri ve meyve ağaçları bu tozdan olumsuz etkileniyor.”

‘BİR DENETİMİ YOK’

Taş ocaklarında sık sık denetimsiz bir şekilde dinamit kullanıldığını sözlerine ekleyen Ödemiş, ne kadar dinamit kullanılacağına taş ocağının kendisinin karar verdiğini ve bununla birlikte ciddi bir güvenlik sorununun ortaya çıktığını dile getirdi. Taş ocaklarının yerleşim alanlarına çok yakın yerlerde kurulduğunu ve patlatılan dinamitlerden kaynaklı evlerde ciddi çatlamaların meydana geldiğini vurgulayan Ödemiş, “Aynı zamanda deprem bölgesindeyiz taş ocaklarında patlatılan her bir dinamit deprem etkisi yaratıyor ve evlerin çatlakları varsa bu çatlaklar daha da artıyor” diye konuştu.

Taş ocaklarının bir plan doğrultusunda yapılmadığını rastgele yapıldığı bilgisini de paylaşan Ödemiş, dolayısı ile bu taş ocakları için karayolu inşa edildiğini ve bununda doğaya verdiği zararın boyutunun çok yüksek olduğunu hatırlattı. Ödemiş, taş ocakları için yapılan karayollarının geçtiği her yerde tüm bitki türlerinin yok olduğunu söyledi.

‘SERMAYEDERLERİN İSTEĞİ İLE DOĞAMIZ YOK EDİLİYOR’

Amanoslar gibi yerlerin korunmak zorunda olduğunu anlatan Ödemiş, şöyle dedi: “Bu kadar endemik türü bu kadar dar bir alanda barındıran çok fazla bölge yok. Şimdi siz kalkıp böyle kıymetli alanlara taş ocaklarını getirip koyarsanız eğer işin içinden çıkamazsınız. Avrupa’da taş ocakları ömrünü bitirdikten sonra taş ocağından kaynaklı oluşan oyuklar ve gedikler rehabilite edilip üzerleri bitki örtüsü ile kapatılıyor. Ancak bizim ülkemizde bunun bir önemi yok kazıldığı gibi bırakılıyor. Yani yerlerine alanlarına ne kadar uzak olduğu tarihi alanlara ne kadar zarar veriyor en önemlisi doğaya verdiği zarar ne olduğunun bir önemi yok. 2-3 sermayedarın isteği ile bütün bir doğamız yok ediliyor.”

Yorumunuzu yazınız