PAYLAŞ

CHP’nin startını verdiği “Adalet Yürüyüşü”nün anlamlı ve sahiplenmesi gerektiğini belirten HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, yürüyüşün HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutulduğu Edirne F Tipi Cezaevi’ne kadar uzaması gerektiğini söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlatılan “Adalet Yürüyüşü”nü değerlendiren Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, adalet arayışı kapsamında oluşacak bir birlikteliğe dikkat çekerek, “Bu yürüyüş Türkiye halklarının yürüyüşüdür. Bu yürüyüş Edirne’ye uzayabilmelidir” dedi.

‘YÜRÜYÜŞ ANLAMLIDIR’

Yürüyüşü anlamlı ve sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Hamzaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Meclis dokunulmazlığı, kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandırmalıdır. Buna katılıyoruz. Ancak; HDP milletvekillerinin hedef tahtasına konduğunda meclise, Genel Kurul’a oylamaya getirilen dokunulmazlıkların kaldırılma süreci, hedefi çok net bir şekilde yedi düvel tarafından bilinen bir gerçekliğe sahip iken buna oy vermek, olur vermek; Türkiye siyasi tarihinde hesap verilecek bir tercihtir. Önce bunun altını çizelim. Oradan alınan güçle HDP Eş Genel başkanları sorgusuz-sualsiz tutuklanarak, tutukluluk haline yargılanmaya götürüldüler. Aynı şekilde belediye eş başkanları tutuklanmalarına gerek olmamasına rağmen tutuklanma bir formal hale dönüştürüldü . Hukuk kokmuş durumda. O bakımından adalet arayışı doğrudur.

TÜRKİYE HALKLARININ YÜRÜYÜŞÜDÜR

Ancak, bu adalet arayışına destek vermemizin ötesinde bu adalet arayışı talebi hepimizin talebidir. Bu adalet arayışı talebini bizim ya da herhangi birilerinin şu anki iktidarın beklemesi yanlıştır. Bunu kendimiz ortaya koymak nedeniyle işte bu adalet yürüyüşüne sahip çıkmak ve onun içinde olmamız gerekir. Bu ne Sayın Kılıçdaroğlu’nun ne CHP’nin talebidir. Bu Türkiye halklarının talebidir. Bu Türkiye işçi sınıfının, kadınların, gençlerin ortak talebidir. Referandum süreci bunu ortaya koymuştur. ‘Hayır Meclisleri’ bunu zaten örgütlemiştir. Bu nedenle de HDK ve diğer yapılarda sadece bunun içinde olmak, karşılamak değil, adalet yürüyüşünün Türkiye halklarının yürüyüşü olduğu bilinciyle hareket etmesi gerekir. O bakımından bu yürüyüşü başlangıç gerekçesi ne olursa olsun eğer; referandum sürecindeki toplumsal muhalefetin yükseliş zemini olmasaydı; bunun gelişemeyeceğini de bilerek, hepimizin başlangıcına katkısı olduğunu görerek bu sürecin sahipleri olmamız gerekir.”

‘ADALET TALEBİ YÜKSELTİLMELİDİR’

Referandum sürecinde yürütülen “hayır” çalışmalarına da dikkat çeken Hamzaoğlu, şöyle devam etti: “Herkesin gerekçesi farklı renkte olabilir. Bütün renklerimiz ve gerekçemizle bizler kendi eş başkanlarımız ve siyasetlerimiz için ama özünde bütün toplum için, CHP’liler aynı şekilde, ÖDP’liler aynı şekilde… Bütün inanç grupları, etnik gruplar tümü kendilerini öne çıkarabilecek talepleri olabilir adalet anlamında. Ama bunları bir araya koyduğumuzda Türkiye halklarının tümü adalet talebini dile getirebilirler. Tabii bu talep şu anki iktidarın bize vereceği bir şey olarak düşünülmemesi gerekir. Alacağımız, hayata geçireceğimiz bir durum olarak görmemiz gerekir adaleti.”

‘BU YÜRÜYÜŞ EDİRNE’YE UZAYABİLMELİDİR’

Yapılan eylemin haklı ve meşruluğunu vurgulayan Hamzaoğlu, “Bu meşru eylem biçimidir. Bu yürüyüşler, bu süreçte Kandıra’yı da görmelidir. İstanbul’da bitmemelidir. Bu yürüyüş Edirne’ye kadar da uzayabilmelidir. İşte bizim de hep beraber Türkiye halkları olarak bu perspektifi kazandırmamız gerekir” diye konuştu.

“Gün halkların günüdür” diye belirten Hamzaoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Gün, 2002’de ‘ben herkese refah, özgürlük getireceğim’ yalanının bu ülkedeki iktidardan alınmasının ve onu meşru bir şekilde değiştirmenin günüdür. Evet, biz bunu hep beraber yapabiliriz. Referandum sürecinde bunu başardık, bundan sonra da bunu başarabiliriz. Bu süreci şekilde görmemiz ve halkların, emekçilerin, kadınların, çocukların hep birlikte mutlu olabileceği, refah ve eşitlikçi bir toplumda olabileceği Türkiye için ayak sesleridir.”

Yorumunuzu yazınız