PAYLAŞ

Emine Özben, 43 gün önce kaçırıldığı iddia edilen avukat eşi Mustafa Özben’i kendi imkanlarıyla arıyor. Özben, eşinin Şentepe’de kaçırıldığına dair tanıklar ve MOBESE görüntüleri olduğunu ancak polisin ve yargının olayı etkili soruşturmadığını söyledi.

Ankara’da 11 kişinin daha kaçırıldığı iddiaları, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Meclis Başkanlığı’na soru önergesi veren CHP’li milletvekilleri gündeme getirmişti. İddialara göre kaçırılan kişilerin çoğu, zamanında devletin kritik kademelerinde görev yapmış, 15 Temmuz’dan sonra ihraç edilmiş ve haklarında soruşturma açılmış kişilerden oluşuyor.

ÜÇ KİŞİ TARAFINDAN KAÇIRILDI

Ankara Barosu’na bağlı avukatlık yapan Mustafa Özben, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılmadan önce Turgut Özel Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyordu. dihaber’e konuşan Emine Özben’in anlatımlarına göre eşi Mustafa Özben, 9 Mayıs günü saat 12.30’da evinden kızını Şehit Mahmut Özdemir İlköğretim Okulu’na bırakmak için 06 GBL 51 plakalı aracıyla evden ayrıldı. Daha sonra bir ATM’den para çeken Mustafa Özben, bir marketten alışveriş yaptıktan sonra Güven Caddesi-Kıvanç Sokak kesişmesine park ettiği aracına doğru ilerlerken 3 kişi tarafından kaçırıldı.

‘SİYAH KAR MASKESİ TAKIYORDU’

Emine Özben, eşi Mustafa Özben’in kaçırıldığını öğrendikten sonra yakın çevresiyle birlikte olayın geçtiği bölgedeki esnaf ve görgü tanıklarıyla konuştu. Özben, ulaştığı kimi iddiaları savcılık makamına yaptığı suç duyurusunda da sıraladı.

Özben’in ulaştığı iddialara göre eşine kaçırma olayında kullanılan siyah Transporter marka araç Güventepe Caddesi üzerinde bulunan Kaşıkçı Eczanesi önünde park edilmiş haldeydi. Ardından eşi Mustafa Özben’in kendi aracına doğru ilerlerken siyah Trasporter marka araç Özben’e yaklaştı ve 3 kişi tarafından araca bindirildi. Çevredeki esnafın iddialarına göre 3 kişiden biri siyah kar maskesi takıyordu.

‘İKİ GÜN SONRA KONUŞTUM’

Özben, olaydan iki gün sonra saat 22.00 civarında kendisini “0537047…” numaradan arandığını telefonun ucunda eşinin sesi olduğunu anlattı. Özben, telefon görüşmesine dair şunları söyledi: “Eşimin sesini duyunca elim ayağım boşaldı. Annesini, babasını, bizi sordu, sevdiğini söyledi, sonraki söylediği şeyleri tam anlayamadan telefon kapandı. Sesi iyi gelmiyordu. Yorgundu ve bitkindi, çok tedirgindi ve sesi titriyordu. Hayatından endişe ettiği her halinden belliydi. En çok da bize bir şey olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.”

‘POLİS AYNI GÜN OLAY YERİNE GİTMİŞ’

Emine Özben, olayın üzerinden 24 saat geçmesinin hemen ardından Şentepe Polis Karakolu’na giderek “kayıp” ilanında bulundu. Özben, “Polis eşimin kaçırıldığına ikna olmuyordu. Eşimin saklanmış, kaçmış olabileceğini söyledi. Benim için çok üzücüydü. Sonra bana ‘Eşin aranıyor’ dediler, bunu ilk defa duymuştum. Ailemizin haberi yoktu. Yasal gözaltı yerine kaçırma planı mı yapıldı” dedi.

Polisin kaçırılma iddiasına dair hiçbir şey yapmadığı için kendi imkanlarıyla araştırma yapmaya başladıklarını belirten Özben, olay yerine gidip esnaf ve görgü tanıklarıyla konuştuğunda polisin ihbar üzerine aynı gün olay yerine geldiği ve çevredeki kişileri Mustafa Özben’in açık kimliğini vererek, “O kişi FETÖ’den aranıyordu” dediği iddialarıyla karşılaştığını aktardı.

‘POLİS: MÜGE ANLI’YA BAŞVUR’

Özben, şunları ekledi: “Ben eşim kaçırıldıktan sonra polise başvuru amacıyla gittiğimde, polis zaten benim eşimin kaçırıldığını, eşimin açık kimlik bilgilerini ve olay yerini biliyordu. Hiçbir şey söylemediler, kaçırma olayından da bahsetmediler. Dahası eşimi bulmak istiyorsam televizyon programcısı Müge Anlı’ya başvurmamı, onun eşimi bulacağını söylediler.”

‘HERŞEYİ ANLATAN ESNAF SONRA FARKLI DAVRANDI’

Özben, 10 Mayıs’tan sonra esnaf ve görgü tanıklarıyla görüştüklerinde eşkâli Mustafa Özben’e benzeyen bir kişinin kaçırıldığına dair ayrıntılı bilgi verdiklerini aktardı. Özben, “Esnaflarla görüştükten bir kaç gün sonra olay yerine gittiğimde yine polisler vardı. Daha sonra esnaflarla yine görüştüm ama ‘Biz bir şey bilmiyoruz’ dediler” diye konuştu.

GÖRGÜ TANIĞI: ARACA BİNDİRİLEN ŞAHSI GÖRDÜM, POLİS GELDİ

Mustafa Özben’in kaçırıldığını gören bir beyaz eşya dükkanı işleten E.A. adlı esnaf, bir kişinin kaçırıldığına dair polise ifade verdiği öğrenildi. E.A.’nın ifadesinde şunlar yer aldı: “Arabamı evimin önüne çektim. Tam o sırada eve çıkarken elinde poşetli bir şahsı siyah koyu renkli Transporter marka olan araca itilerek bindirildiğini gördüm. Bağırmaya fırsat bulamadan arabanın kapıları kapatıldı ve hareket etti. İkametime yakın okul olduğu için okul dağılmıştı o sırada bir anda kalabalıklaştı. Birisi polisi aradı ama kim aradı bilmiyorum. Polis geldi aynı bilgileri ben de onlara verdim. Ben araca itilerek bindirilen şahsın yüzünü görmedim araca bindiren şahısları da görmedim, görsem tanımam.”

Ancak olayı takip eden avukatlar ve Özben’e göre, E.A.’nın ifadesi tutanaklara yeteri kadar yansımadı ve E.A. ile yüz yüze görüştüklerinde daha ayrıntılı bilgileri kendileriyle paylaştı.

‘ETKİLİ SORUŞTURMA YOK’

Savcılığa suç duyurusunda bulunan Özben, Mustafa Özben’in kaçırıldığı teleferik direğini gören bir MOBESE ve geçtiği güzergahları gören onlarca kamera olduğunu ancak bunların hiçbirinin etkili soruşturulmadığını söyledi. Emine Özben, eşinin bir ayakkabıcı önüne park ettiği Honda Civic marka gri renkli aracı kendi çabalarıyla 24 Mayıs günü bulduklarını ifade etti.

Özben ailesi avukatları, görüntülerin incelenmesi, olaydan iki gün sonra kendilerini arayan “0537047…” numaralı telefon kime ait olduğu, Mustafa Özben’in cep telefonundan en son nerede sinyal alındığı, olaya karışan siyah Transporter aracın kimlere ait olduğunun tespit edilmesi ve tanıkların ifadelerine başvurulması taleplerini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletti.

‘ÇOCUKLARIMA ANLATAMIYORUM’

Özben, “Eşimin hakkında arama varmış diyorlar. Eğer eşimin bir suçu varsa yargının, adaletin önüne çıkarılması gerekiyor. Eşimin bir an önce bulunmasını istiyorum” dedi. Küçük yaşta üç çocuğu olduğunu söyleyen Özben, “Çocuklarıma babalarının kaçırılmasını ifade edemiyorum. Büyük kızıma olayları anlatmaya çalışıyorum, ‘Baban içeride ama tam olarak nerede olduğunu bulamadık, şu an herkesin babası ya da annesi içeride kızım’ dedim. Çocuklarım büyük tramva yaşıyor” diye konuştu.

TANRIKULU: DEVLETİN ESKİ YÖNTEMİ KULLANILIYOR

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkan Yardımcısı Şenal Sarıhan, Ankara’da yaşanan kaçırılma olaylarıyla ilgili Meclis Başkanlığı’na soru önergesi vermişti. Tanrıkulu, kaçırılma olaylarına dair dihaber’e şunları söyledi: “Öyle anlaşılıyor ki çok açık şekilde zorla kaybedilme vakası Ankara’nın merkezinde kamu gücünü kullanan kişiler tarafından kaçırılmış. Olayların kanıtları var. Ama buna sessiz kalan, soruşturmayı etkisiz yürüten adli mekanizmalar var. Bu yöntem 80’li, 90’lı yıllarda kullanıldı. Resmi gözaltı olmadan kişilerden alınan kimi bilgilerle işlem yapıldı. Devletin yeni sahipleri devletin eski yöntemini kullanıyor.”

Kanaat oluşturacak olayların üzerine gidilmesi gerektiğini belirten Tanrıkulu, benzer bir şekilde 1 Nisan günü kaçırılan ve 42 gün sonra bilmediği bir yere bırakılması ardından işkence gördüğünü anlatan Önder Asan isimli yurttaşı hatırlattı.

KAÇIRILMALAR BM’YE BİLDİRİLDİ

İHD Genel Merkezi, yakınlarının kaçırıldığına dair kendilerine yapılan başvuruların ardından konuyu Birleşmiş Milletler (BM) Zorla veya İrade Dışı Kaybetmeler Çalışma Grubu’na bildirdi. İHD, ismi geçen kişilerin ailelerinin İHD’ye bizzat başvuru yapmasının önemli olduğunu hatırlattı.

Deniz Nazlım – dihaber

Yorumunuzu yazınız