ZMO Başkanı Özden Güngör, iklim değişikliğinden kaynaklı yağışlardaki düzensizliğin tarımsal verimi düşürdüğün söyledi. Özden, hükümetin buna karşı önlem alacağına tarım alanları sermayeye peşkeş çektiğini savundu.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Özden Güngör, Türkiye’de mevsim geçişlerindeki düzensizlik ile bölgesel ve yerel yağışların tarım üzerindeki etkisine dair değerlendirmelerde bulundu. Özden, “Türkiye’de son 5 yıla bakın. Yazları soğuk devam ediyor, bir türlü yaza giremiyoruz. Kış aylarında da yaz devam ediyor. Geçen seneye bakın iklim değişikliği nedeni ile büyük bir kuraklık yaşandı çünkü sıcaklık artışı sürekliydi” dedi.

Özden, mevsimsel geçişlerindeki düzensizliğin tarım ürünlerinin verimlerini düşürdüğünü belirterek, “Buğdayda verim artışı maalesef düştü. Biz geçen sene 22 milyon ton buğday üretiyorduk. Sıcaklık nedeniyle 19 milyon ton buğday elde edebildik. Bu eksiği de ithal ürünle gideriyoruz. Her yıl ortalama 4 milyon ton buğday ithal ediyoruz” diye belirtti.

Özden, Türkiye’de orman ve tarım alanlarının yok edilmesi ile sera gazının artması sonucu yağışlarda düzensizliğin yaşandığını söyledi. Çimento gibi fabrikalar açılan tarım ve orman arazilerine dikkat çeken Özden, “Bir süre çimento fabrikası var. Ama Avrupa’da ülkelerinde en fazla 2-3 çimento fabrikası vardır. Türkiye’ye baktığınız da her ilde 2-3 tane çimento fabrikası var. Çimento için dağlar tahrip ediliyor, fabrikalardan çıkan toz bulutları hem havayı kirletiyor, hem çevreyi kirletiyor, hem de insanların sağlığını etkiliyor” dedi.

‘VERİMLER DÜŞÜYOR’

Bakanlıkların mevsimsel geçişlerdeki bozukluklara dair hiçbir önlem almadığını hatırlatan Özden, “Kamu spotlarında zeytinin, zeytinyağının faydalarından bahsediyor ama icraata bakıyorsun zeytin ağaçlarının kesilip yerine termik santral kurulması için bakanlıklar iş birliği yapıyor. Biz buna ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’ diyoruz. Ülke de ürettiğimiz birçok üründe verim kaybı yaşıyoruz. Don, kar, fırtına, rüzgar aklımıza gelecek her şey değişti. Haziran’ın ortasına geldik, halen yağmur yağıyor, hava soğuk ve birçok yerde fırtına esiyor, kar yağıyor” ifadelerini kullandı.

‘HEM ÜRETİCİ HEM TÜKETİCİ ETKİLENİYOR’

Özden, şunları söyledi: “Ürünlerin ekim ayları Mart-Nisan arasıdır. Buğday’ın Ekim’den Kasım ayı sonuna kadar ekim tarihi vardır. Eğer bu tarihlerde buğday ekimi yapılmışsa, aşırı yağış, soğuk, don, kar yağışlarından dolayı ürün çıkamaz. Ve otomatik olarak verim kaybı yaşanacak demektir. Şubat-Mart aylarında aşırı kar yağışı, soğuk oldu. O dönem tüm çiçekler döküldü. Dondu yani. Bu yılın sonunda yeterince meyve ve sebzenin olmayacağı, ürünleri dışarıdan alınacağı anlamına geliyor. Hem üretici hem de tüketici mağdur oluyor. İklim değişikliği üreticiyi baştan etkiliyor. Mart ayında, domates, marul, mısır ekmiş üretici, aşırı don-soğuk olursa ürünleri mahvoluyor. Yeniden ekim demek, yeni bir maliyet demek. Gübreyi yeniden atacak, tohumu yeniden alacak, işçiliği yeniden yapacak, yeniden tarlasını sürecek… Mazot parası bugün en yüksek gider kalemlerinden biri üretici için. Mazotun bir litresi 5 TL. Dünya da mazot parası en yüksek olan 2’inci ülkeyiz.”

BÖLGEDE YAĞIŞLAR AZ

Yağışlara dikkat çeken Özden, “İklim çeşitliliği fazla olan bir ülkede her şey birbiriyle bağlantılıdır. Tarımsal üretimde yağışların miktarı ve zamanı oldukça önemlidir. Buğday, arpadan verim almak için yağmurun yağması gerekirken, birçok bölgede kuraklık hâkim. Türkiye’de birkaç ürün dışında her türlü ürün yetişmesine rağmen dışarıdan buğday, arpa ithal ediyoruz. Bunun nedeni bölgesel iklimlerin değişmesi. Yağmur yağışlarının yetersizliği nedeniyle doğuda kuraklık yaşanıyor. İçinde bulunduğumuz tarımsal üretim dönemi nedeniyle doğuda alınan yağışlar geçtiğimiz yıllara göre oldukça az” dedi.

YAĞMUR DÖNEMİNE DENK GELİRSE YARARLIDIR

Özden, bu yıl Türkiye’nin bölgeleri itibariyle çok düzensiz yağışların meydana geldiğini belirtti. Yağmurun bitkinin gelişme dönemine denk gelmesi gerektiğini belirten Özden, şunları söyledi: “Fide dönemine veya hasat dönemine gelirse faydadan daha çok zarar meydana getirir. Erken dönemdeki yağışlar özellikle ‘fungal’ adıyla anılan hastalıkların oluşmasına neden olur. Geç dönemde yağan yağmurlarda verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkiler. Yağmur, sonbaharda dikilen ağaçlarda gübrenin eriyerek bitkinin alabileceği forma dönüşmesine yardımcı olur. Tek yıllık bakliyat ve hububatlarda çiftçilerin tarlalarına atmış olduğu bitkinin alabileceği forma dönüşmesi için eriyerek, bitkinin alabilmesi için yağışlara ihtiyaç vardır. Yağışlar bitkinin alabileceği forma dönüşmesi için gereklidir. Bir bölgedeki yağış koşulları, yağış düzeni ile buharlaşma tarım ürünlerinin verimliliğini, tür çeşitliliklerini, olgunlaşma sürelerini ve dağılışlarını da etkiler.”