PAYLAŞ

Haklı talepleri için 100 gündür açlık grevinde olan Gülmen ve Özakça’nın durumu, kritik aşamayı çoktan geçti. İşlerine geri dönmek için eylem yapan emekçilere destek ise, her geçen gün artıyor. Gülmen’in tek başına başlattığı eylem, bugün 220 gündür süren bir direnişe dönüştü

15 Temmuz darbe girişimini “Allah’ın lutfü” olarak görerek OHAL ilan eden AKP, cemaate yönelik başlattığı gözaltı, tutuklama ve ihraçları muhalif kesimlere karşı bir kıyım aracına dönüştürdü. Bu kapsamda çıkarılan KHK’ler ile binlerce muhalif emekçi tutuklanırken, yüzbinlercesi de ihraç edildi. Onlardan ikisi ise, 100 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça. İşlerine geri dönmek için direnen emekçilerin sağlık durumu ise, çoktan kritik aşamayı geçti.

Bir kişiyle başlayan direniş

Açlık grevine evrilen direniş, iki emekçiden Gülmen’in, Konya Selçuk Üniversitesi’nde araştırma görevlisi iken açığa alınmasının ardından 9 Kasım’da Ankara Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde oturma eylemi yapmasıyla başladı.

Zamanla çoğaldılar

Gülmen’in oturma eylemine zamanla KHK ile ihraç edilen öğretmen Acun Karadağ da katıldı. 17 Kasım’da ise, Mêrdîn’in Şemrex (Mazıdağ) ilçesinde sınıf öğretmeni iken açığa alınan 29 Ekim’de de KHK ile ihraç edilen Semih Özakça ve kendisi gibi öğretmen olan eşi Esra Özakça da oturma eylemine başlayacaklarını ilan etti. İlerleyen günlerde Gülmen ve Özakça’ya “Hayata Dönüş Operasyonu”nda kolunu kaybeden ve KHK ile ihraç edilen sosyolog Veli Saçılık da katıldı.

76’ncı günde tutuklandılar

İnsan Hakları Anıtı önünde her gün bir araya gelen emekçiler, sık sık polis saldırısı ile gözaltına alındı ve işkenceye uğradı. Saldırıların artması ve taleplerinin karşılanmamasına karşın Gülmen ve Özakça, 11 Mart’ta gözaltına alındıkları sırada eylemlerini açlık grevi şeklinde sürdüreceklerini açıkladı. Giderek büyüyen eylem, AKP’yi rahatsız etmeye başladı. İktidarın talimatıyla, açlık grevi 76’ncı gününde iken, evlerine kapıları kırılarak gece yapılan baskında Gülmen ve Özakça, “örgüt üyeliği” iddiasıyla gözaltına alınarak tutuklandı. “Gezi benzeri kalkışma eylemi planladılar” iddiasıyla tutuklanan Gülmen ve Özakça için kısa sürede Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede iki emekçi için 20 yıla varan hapis cezası istenirken, duruşma tarihi ise 14 Eylül olarak verildi.

Direniş 220’nci gününde

Tutuklanmanın ardından İnsan Hakları Anıtı ablukaya alınırken, eylem yapmak isteyenlere de saldırılar gerçekleşti. Tutuklamayı protesto edenler arasında bulunan Saçılık’ın annesi yerlerde sürüklendi. Yüksel Caddesi’ndeki direniş, bugün 220’nci gününde devam ediyor. Emekçilerin tutuklanmasının ardından Saçılık ve Karadağ ile birlikte birçok emekçi, her gün saat 13:00 ve 18:00’de alanda eylem yapmaya devam ediyor. Emekçilerin ortak talebi ise, işlerine geri dönmek ve Gülmen ile Özakça’nın serbest bırakılması.

30 saldırı 44 gözaltı

Gülmen ve Özakça’nın Yüksel’de başlattıkları direnişe toplam 30 kez saldırı olurken, Gülmen 28, Özakça ise 16 kez gözaltına alındı. Emekçilere 24 kez ise, “Kabahatler Kanunu’nu ihlal etmekten” para cezası verildi.

Haklı taleplere kör iktidar

Taleplerini: “OHAL kaldırılsın, işten atılan ve açığa alınan devrimci demokrat kamu emekçileri işe iade edilsin, keyfi ve hukuksuz işten atmalara son verilsin, 13 bin ÖYP’li araştırma görevlisinin kadro güvencesi geri verilsin, iş güvencesi olmadan bilim yapılamaz, tüm eğitim ve bilim emekçileri için iş güvencesi istiyoruz” olarak sıralayan emekçileri görmezden gelen iktidar ise, tutuklanmanın ardından karalama kampanyası başlattı. Açlık grevi sürerken, Başbakan Binali Yıldırım eylemden haberi olmadığını iddia ederek, “Cezaevindeler mi” diye sormuş, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise, tutuklanmanın ardından, emekçileri terörist ilan ederek şu cümleleri sarf etmişti: “En şirin ve güler güzlü fotoğraflarını basıyorlar ama işin aslı öyle değil. Terörist bunlar. Yiyorlar, içiyorlar ertesi sabah eyleme geliyorlar.”

Acun Karadağ: Bu günler böyle bitmeyecek

29 Ekim’de KHK ile ihraç edilen öğretmen Acun Karadağ, 14 Kasım 2016’da çalıştığı okulun önünde eyleme başlamış, ardından eylemini Yüksel’e taşımıştı. Birçok kez gözaltına alınan Karadağ, saldırılarda yaralandı. Karadağ, “İktidara karşı ses çıkarmak zorundayız. Nuriye ve Semih için dakikalar önemli. Herkes düşenin elinden bayrağı alıp yükseltmelidir. Sakın bu günler bir şekilde bitecek kendiliğinden diye düşünülmesin” diyerek, tek yolun direnmek olduğunu söyledi.

Veli Saçılık: Direniş, adalet ve özgürlük kazanacak

19 Aralık 2000’de “Hayata Dönüş” adı altında yapılan saldırılarda kolunu kaybeden Veli Saçılık da direnenlerden. Saçılık, sosyolog olarak çalıştığı görevinden ihraç edildi. Bugüne kadar Saçılık, birçok kez gözaltına alınırken, defalarca da saldırıya maruz kaldı. Saçılık, “Nuriye’nin bir sözü vardı; ‘Bizim açlığımız ekmeğe suya değil, adalete olan açlık’ dedi. Bugün tüm kesimler zapturap altında ve mücadele etmenin tek yolu ortak mücadele. Onlar ne kadar saldırırsa saldırsın, özgürlük ve adalet isteyenler kazanacak” dedi.

Esra Özakça: Onları alana kadar…

Semih Özakça’nın eşi Esra Özakça da Yüksel’de direnenlerden. 25 Gündür açlık grevinde olan Özakça, eşi gibi ihraç edildi. Özakça, “100’üncü günde olması bizi endişelendiriyor ama onlar çok kararlılar ve eylemlerini sürdüreceklerini söylüyorlar. Bizim de onların kazanacaklarına olan inancımız çok büyük. Onlar nereye kadar giderse biz de oraya kadar gideriz. Biz, açlık grevi belirtilerini erken yaşadık. Ablukada gaza maruz kaldık, kaslarımızda ağrılar başladı. Nuriye ve Semih’i alana kadar mücadelemiz sürecek” dedi.

Bir aşçı, bir şair

Gülmen ve Özakça’ya destek olmak için ulusal ve uluslararası alanda birçok destek eylemi ve destek açıklamaları yapıldı. Destek eylemi yapanlardan 15 yıllık aşçı İsmail Erdoğan, 22 gündür açlık grevinde. Erdoğan, tek talebinin emekçilerin serbest bırakılması olduğunu söyledi. Yine destek verenlerden 73 yaşındaki şair Selah Özakın da, Beşiktaş Abbasağa Parkı’nda her gün oturma eylemi yapıyor.

100. günde 100 avukat

Gülmen ve Özakça’ya destek olmak için hukukçular da harekete geçti. Halkın Hukuk Bürorsu avukatları sosyal medyada yayınladığı bir video ile bugün için Ankara Sakarya Caddesi’nde olacaklarını ve adalet arayışlarını sürdüreceklerini açıkladı.

Gülmen, 46 kiloya düştü

Emekçiler dışarıda iken sağlık kontrollerini yapan Ankara Tabip Odası doktorları, açlık grevinin 92’nci gününde basın açıklaması yaparak, emekçilerin sağlık durumunun kritik aşamaya girdiğini açıkladı. Doktorlar, emekçilerde kalp yetmezliği ve kalıcı hasar uyarısında bulunarak, bir an önce serbest bırakılmalarını istedi. Esra Özakça ise, dün sosyal medya hesabından Gülmen’in sağlık durumu ile ilgili bilgi verdi. Özakça, “Açlık grevine başladığında 58 kilo olan Nuriye, kıyafetle 46 kilo gelmiş. Nabız düzensiz atıyor ve 44-47 seyrinde. Bacaklar, kollar, kasıklar, boyun ve sırtta şiddetli kas ağrısı var. Ayak ve bacakta seğirme ve istemsiz hareketler, uyuşma, karıncalanma var. Kollar ve bacaklarda iğne batması hissi var” dedi.

BM’den çağrı

Birleşmiş Milletler (BM), Gülmen ve Özakça’nın geldiği kritik aşama için Türkiye’ye çağrı yaptı. 1 Haziran 2017’de BM Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı tarafından “Ortak Acil Çağrı” başlığıyla Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen mektupta, “Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutuklanmalarına dayanak teşkil eden yasal gerekçeler ile cezaevinde sağlık hizmetlerine erişimleri ve zorla beslenmeye tabi tutulup tutulmadıkları ve Sultan Özakça ile Esra Özakça’nın gözaltına alınmaları ile ilgili yasal gerekçelerin” gönderilmesi istendi.

HABER MERKEZİ

Yorumunuzu yazınız