Maraş katliamı avukatlarından İbrahim Sinemillioğlu katliamın Maraş’ın bünyesinde büyük bir değişikliğe yol açtığına dikkat çekerek, Alevilerin göç ettiğini, şuan Maraş’ın dışında yaşayan Alevilerin sayısının Maraş’ta yaşayanların 10 katı haline geldiğini, toprakların yüzde 50’sinde hak sahibi iken nüfus olarak yüzde 10’lara düştüğünü söylüyor.  

6 Haziran tarihinde Brüksel’de bulunan Avrupa Parlamentosun’da düzenlenen, “Soykırım Kıskacında Maraş” konferansının katılımcılarından biri de, Maraş katliamı davası avukatlarından İbrahim Sinemillioğlu’ydu.

Maraş, o dönemi yaşayanların hafızasında hala aklanmayan Kara Maraş’tır. Bu nedenle Maraşlıyım demekten itina ile kaçınır bir çoğu. Oysa Sinemillioğlu, “Hiç Maraşlı’yım demezdim. Elbistanlı’yım derdim. Katliamdan sonra Maraşlıyım dedim ve hep öyle kaldı” diyor. Çünkü kültürler bileşkesi, direniş coğrafyası Maraş’ı sahiplenmek gerektiğine inanıyor. Konferansın ardından Sinemillioğlu’na koferansın sonuçlarına yönelik düşüncelerini sorduk. Sinemillioğlu konferansın yapılmasını Türkiye’de Alevi ve Kürt bölgelerinde yapılmak istenen etnik temizliğe dikkat çekilmesi bakımından önemli olduğunu belirtiyor.

Maraş’ın Kürt-Alevi kimliğinin yanında önemli bir yerleşim merkezi olduğuna değinen Sinemillioğlu özellikle Dulkadirbeyliği’nin yıkılışından sonra Maraş’ta sünnileştirme faaliyetlerinin başladığını belirtiyor. Sinemillioğlu, Maraş’ın Alevi kimliğinin unutturulmaya çalıştığına dikkat çekerek şunları belirtiyor:

“KATLİAMDAN SONRA MARAŞ’TAN DIŞARIYA MÜTHİŞ BİR GÖÇ BAŞLADI”

“Ebusuud fermanı, Kuyucu Murad, ondan sonra gelenlerin yaptıkları, 1865’ten 1920’ye kadar Ermenilere yapılanlar. Bütün bunlar Maraş’ın kimliğinin değiştirilmesine yönelik atılan adımlardır. 1960’lara geldiğimizde Maraş nüfusunun yarıya yakını Kürt ve Alevi karakterini muhafaza etmekteydi. Bunu hazmedemeyenler 1967’de Elbistan’da, daha sonra Pazarcık’ta olaylar çıkarmaya başladılar. 1978’de de Maraş’ta neredeyse soykırım seviyesine çıkaracak şekilde büyük bir katliama giriştiler. Bu katliam Maraş’ın bünyesinde büyük bir değişikliğe yol açtı. Maraş Alevi kesimi şehirden göç etmeye başladı. Şu an Maraş’ın dışında yaşayan Alevilerin sayısı Maraş’ta yaşayanların 10 katı haline geldi. Maraş’ta, topraklarında yüzde 50 orasında hak sahibi iken nüfus olarak yüzde 10’lara düştü.”

Konferansta öne çıkan konulardan biri de katliamın gerçekleşmesinde devletin rolü. Buna yönelik soruya Sinemillioğlu, katliamın devlet destekli yapıldığını, bundan da şüphe etmediklerini ifade ediyor. Katliam davasının karşılıklı bir kavga gibi gösterilmesinin bile olayda devletin parmağı olduğunu gösterdiğini kaydeden Sinemillioğlu, “Gerek 12 Eylül döneminde, gerek 27 Mayıs 1960’ta bile devlet bir darbe yaptı, ordu bir darbe yaptı. Bu darbede ilk yaptıkları 55 Kürt’ü Sivas’a sürgüne göndermek oldu. Bunların içinde Kürt Alevi pirleri de vardı. Başından beri devletin bu politikası bilinmekte” diyor.

Maraş Katliamı’ndan bir hafta sonra Maraş Valisi ile yaptığı görüşme sonucunda devletin bir kesiminin katliamın içinde olduğu kanısına vardığını anlatan Sinemillioğlu, “O dönemin CHP’li İçişleri Bakanı bile olayın MİT ve devlettin değil de, solcular tarafından başlatıldığını söyleyecek aymazlık içine girdi. Devletin bundan haberi yoktu demek mümkün değildi. Hatta olay günü Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Hükümete MİT tarafından verilen brifingte böyle bir hazırlığın olduğunu söylüyorlar. Devlet bunu engellemek için hiç bir şey yapmadı” diyerek tepkisini dile getiriyor.

“KATLİAM İSTENSEYDİ DURDURULABİLİRDİ”

Vali ile geçen diyaloglarını da aktaran Sinemillioğlu valinin komutana dükkanların yakıldığını ve askerlerine emir vererek durdurmasını istediğini, komutanın ise ona askerlerinin jandarma olmadığını söylediğini belirtiyor. İşler çığırından koptuktan sonra Kayseri’den gelen birlikler tarafından müdahale gerçekleştiğine vurgu yapan Sinemillioğlu gerisini ise şöyle aktarıyor:

“Ahmet Taşkesen o zaman İşçi Partisi İlçe Başkanı, Sünni ve Türktü. 150’ye yakın insan tarafından kovalanıyor. Ellerinde silah yok sopa balta vs var. Yaklaştıklarını anladığı an Taşkesen havaya ateş ediyor ve ona saldırmak isteyenler olduğu yerde duruyorlar. Bu da duruşmada dile getirildi. Askerler havaya iki mermi sıkarak bile bunu çok rahatlıkla engelleyebilirlerdi ama bunu yapmadılar. Nitekim aynısını Sivas’ta gördük. Dönemin Başbakanı Demirel, halkı polisle karşı karşıya getiremem dedi. 33 kişi yanarak hayatını kaybetti.”

Maraş katliamı davasını kısaca anlatan Sinemillioğlu konferansın bu dönemde yapılmasının oldukça önemli olduğunu belirtiyor.

“MARAŞ’IN 11 İLÇESİNİN HİÇBİRİNDE ALEVİLER KÜRTLER ÇOĞUNLUK DEĞİL”

Sinemillioğlu, son dönemlerde Maraş’ta Alevilere ait toprakların boşaltılması, yaylaların ellerinden alınması, Terolardaki mülteci kampının yapılması, gibi konuların konferansta dile getirilmesinin yanında, Alevi halkı ile birlikte hareket eden Sünni ve diğer inançtan Kürtlerin baskıya tabi tutulması, Alevilerin eğitim müfredatında tanınmaması gibi sorunlarında konferansta dile getirildiğini söylüyor.

Maraş’ın kimliğinin korunması için yapılması gerekenlerin başında köy ve yaylalarda kendi varlıklarını göstermek olduğuna dikkat çeken Sinemillioğlu şunları dile getiriyor:

“Yeniden oralarda insanca yaşamanın şartlarını oluşturursak bu mümkün olur. Maraş’ta 11 ilçe var. 11 ilçenin hiçbirinde Alevi ve Kürtler egemen değil. Mesela Elbistan’ın 100’e yakın mahallesi var. Belediye başkanı benim 61 mahallem var diyor. Kürt ve Alevi mahalleleri oy vermediği için onlara hiç hizmet gitmiyor. Size basit bir örnek vereyim. Gündere adını alan Evliya köyü Sünni -Türk köyü. Eski adı Seviyan iken Aksakal ismiyle anılıyor. O köyün sınırına kadar, dümdüz bir asfalt yapılmış. Ondan sonra arabaların rahat gidemeyeceği Seviyan köyü, Beştepe köyleri var. Onların yollarında araba gitmiyor. Elbistan’ın bir çok köyüne Sünni Türk köyüne asfalt gittiği gibi kanalizasyon, su elektirik hizmetleri aksamadan gidiyor. Ama Alevilerin köylerine hizmet gitmiyor. Cemevleri tüzel kişilere ait olduğu için belediyelere geçti. İşte bu konferansta bu bilgileri halka aktararak gelecekte orayı mümkün olduğu kadar yaşanılır kılmanın yollarını bulmak lazım.”

Elif SONZAMANCI – Pirha