Demokrasi toplumların deneyimlerine dayanan bir katılımcılıktır. Kitleleri kandırmaya, algı yaratarak yalan, talan üzerine dikta inşa etmeye çalışmak isteyenlere karşı, bu deneyimler harekete geçer bu nedenle özellikle baskıcı yasalarla kendisine demokrasi yaratanlara net bir şekilde bunun bir hikâye olduğunu bu hikâyenin de sonu olduğunu hatırlatmak gerekir.

Bu süreçte Alevi önderlerin ötekileştirilmiş, ezilmiş kitlelere karşı sorumluluklarını biraz daha artırmalarını çaba ve sürekli etkileşimle onlar üzerin de de güven duygusu inşa etmeleri gerekir. Bu güven duygusu ve cesaret tüm toplum için bir iç birlik kazanacak ve değişim yaratacaktır..

Bu durumda, Birey üzerinde yaratılmak istenen baskının derecesini hissedilir kılacak, bir ölçme yaratacaktır. Yoksa geleceği belirsiz olan bir taraf; ilkelli, onurlu, mücadeleci tarafı bu belirsizlikle şekillendirmiş olur. Tıpkı inançsal anlamda Alevilere yapılmak istenen asimilasyon gibi bir tarafın dozunu artırıp diğer tarafa vicdan telkinleri ile yola getirmeye benzer.

gAslında içinde bulunduğumuz iklimde budur. Gerçeği görememek, mağdurları suçlu görmek, adalet olmadığı halde sorunları yasal zemine çekip karşı tarafın adaletine teslim olmak gibi
YANİ KISCASI Demokrasi, insan hakları, inanç özgürlüğü, laik ve eşit yurttaşlık artık Alevilerin de değil tüm toplumun sorunu bu sorunlar çoğulcu demokrasi ile ancak hayat bulacaktır. Bu aşamada Alevi kurum ve kuruluş örgütlerine düşen, önce kendi temel hak ve hürriyetlerine sahip çıkmaya ve bu mücadelede kazanılacak başarıyı tüm topluma armağan etmektir.