Türkiye’de her gün erkeklerin işlediği kadın cinayetleri, cinsel saldırılar, çocuklara yönelik cinsel suçlar ve çocuk katili erkekler, LGBTİ+ öznelere yönelik cinsel saldırılar ve cinayet haberlerinden geçilmezken İngiltere seçimlerinde umut veren sonuçlar çıktı.

Bu sonuçlar haklı olarak hepimizi heyecanlandırdı. Öyle ya kadın vekil sayısının iyice düştüğü, LGBTİ+ öznelerden bir tek vekilin olmadığı, meclisin etkisizleştirildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Kadın ve LGBTİ+ özne düşmanı olan böyle bir meclisin günlük hayata yansıyan pembe vagon, pembe otobüs ve pembe taksi uygulamalarıyla cebelleşirken, İngiltere’de morun ve gökkuşağı renklerinin çoğalmasına biz sevinmeyelim de kim sevinsin?

İngiltere’de geçtiğimiz hafta yapılan seçimlerde 200 kadın, 45 LGBTİ+ vekil seçildi. Bu sonuç kadınlar ve LGBTİ+’lar için küresel bir zafer olarak yorumlandı.

Rakamların önceki seçimlere göre yükselmiş olması ve seçilenlerin çeşitli partilerden olması ayrıca önemli. Böylece kadın ve LGBTİ+ öznelerin çözüm bekleyen sorunları bir partinin değil, tüm partilerin meselesi olacak. Bu durum kadın düşmanlığı ve nefret suçları konusunda partiler için önemli bir sınav.

Nefret suçları dediğimiz LGBTİ+ öznelere yönelik homofobik-transfobik saldırılar ve cinayetler İngiltere’de de yüksek oranda. Bu seçim sonuçlarıyla seçmenler partilere bu suçlara ilişkin kolları sıvamalarını önermekte.

Toplumda görmezden gelinen, hakları gasp edilen kesimler olan kadınlar ve LGBTİ+ öznelerin aldığı destek, bu toplumsal grupların çok daha güçlü bir şekilde seçilmiş olması, bu kesimlere sesini daha yüksek perdeden duyurabilme imkânı sağlamakta.

Seçilmiş olmak başlı başına başarı olmakla beraber, güçlü bir temsiliyetle seçilmiş olmak başka gerçekliğe işaret etmekte.

Seçmenin bu seçimlerde daha büyük destek vererek bu kesimlere güvendiğini, siyasette onların çözüm önerilerini önemseyip arzuladığını, farklı partilerde de olsa bu kesimlerin etkili olmalarını istediklerini göstermekte.

Dünyanın her yerinde siyaseti erkeklik ve heteroseksist yasalarla gasp eden erkeklere ve onların çözüm önerilerine karşı daha çok kadının, LGBTİ+ öznenin siyasette etkinleşmesini desteklediklerini göstermekte.

Bu tutuma seçmenin siyasette yenilenmeye ihtiyaç duyuşu da denebilir. Çünkü cinsellikten (heteroseksizmi unutmadan) , emeğin sömürüsüne, siyasete, bilime, sanata, toplumsal değerlerin tanımlanmasına dek her alanda erkekliğin arkasına aldığı muhafazakârlıkla şekillendirdiği “yeni” cinsiyetçi liberal politikalara uyarıdır bu sonuçlar.

Her ne kadar sermaye ve erkek egemenliğinin uzlaşarak olabildiğince güçlendiği bir dönemden geçiyor olsak da buna karşı direnç odaklarının oluşturulmaya çalışıldığını gözden kaçırmamak gerekir.

Sol kazanmak istiyorsa bu istemleri önemsemeli.

Türkiye’deki 7 Haziran seçimlerine, referandum sürecinde Hayır’ın gördüğü destek ve daha önemlisi Hayır çalışmaları sürecinden itibaren ülkede oluşan ve geniş bir kesimi etkileyen olumlu hava bu dirençler arasında yer almakta.

Sandıkta çıkan Hayır’ın YSK’da Evetleştirilmesine rağmen, ardından kimi kesimlerce meşru olmayan Evet’in meşrulaştırılma çabasına rağmen, umut derinlerde bir yerde fay hattını kıracak bir enerji olarak homurdanıyor.

O homurtuyu yükseltecek bir başka gidişat sağcılaşan, savaş ve militarizimle beslenen dünyaya karşı toparlanabilecek sol partilerin olması.
Bundan daha önemlisi bu partileri de toparlamaya itecek olan seçmen kitlelerinin olması.

Yorumunuzu yazınız