PAYLAŞ

Cezaevlerinde kalan kadınlar, yaşadıkları acıyı ve içlerindeki isyanı dövmeleriyle vücutlarında ölümsüzleştiriyor. Dövmeler, kadınların dışarıya ulaştıramadıkları seslerinin kendi benliklerinde hayat bulmasını sağlıyor. Dövmeler ile sözlerini dile getiren kadınların hikayesini ise Nimet Arıkan, Karakarga Yayınevi’nden çıkan ‘Tendeki İsyan’ kitabı ile halkla buluşturdu.

Eda Narin/İstanbul

Politik serüveni 18 yaşından sonra başlayan ve kadın derneklerinde faal olan Arıkan, politik sebeplerden ötürü tutuklanarak 3 yıla yakın cezaevinde kalıyor. Arıkan, 3 yıllık tutukluluğunun ardından tahliye olduğu dönemde dövme yapmaya başlıyor. Yıllarca kimliğini gizleyerek yaşamak zorunda kalan Arıkan, tekrar tutuklanarak cezaevine konulur. Arıkan, aynı koğuşta tutulduğu kadınların dövmelerininin hikayesini öğrenir ve kitap fikrini burdan geliştirir.

Dilinde söz var ama…

Kadınların yaptığı dövmeleri “İsyan” olarak nitelendiren Arıkan, cezaevi sürecinden sonra politik argümanlarının değiştiğini ve artık kendisini anarşist feminist olarak tanımladığını belirtti. Arıkan, 2007 yılına kadar kimliğini gizleyerek hayatta kalmaya çalıştığı dönemi ise, şu sözlerle anlatıyor: “O dönemde bir dilsizlik hali oldu. Dilinde sözün var ama söyleyemiyorsun. Ama ‘yaşamak direnmektir’ lafı doğru. Yaşayarak direndim.” Cezaevinde kadınların yaptığı dövmelere ilişkin, “Cezaevi dövmesi, erkekte olur gibi bir algı var ama cezaevinde 4 kadından 3’ünde dövme vardı” diyerek, cezaevlerindeki kadınların çoğunda dövmeleri gördükten sonra kitabı yazma fikrinin kesinleştiğini ifade etti.

‘Kadınlar cezalandırılıyor’

Kadınların cezaevine girer girmez yakınları tarafından terk edildiğinin altını çizen Arıkan, “Sadece devletin verdiği cezalandırma değil, toplum olarak da cezaevine giren insanları cezalandırıyoruz. Kadın “kadınlık rolünü” yapmadığı için ona sunulan toplumsal bir rolden çıkıyor. Ve bir anda toplum tarafından kadınlar, ‘şeytanlaştırılıyor” dedi. Arıkan, kadınların acılarını dışarıya çıkarma yolu olarak dövmeyi seçtiklerini vurgulayarak, “Kadınlar dövme yaparak, kendi durumunu ifadelendiriyor” diye belirtti. Kadınların dövmelerinin ortak noktalarından birinin isyan olduğunun altını çizen Arıkan, “Kadınların dövme yapması, ‘sözünü dile getirmektir” dedi.

‘Muazzam bir fikir’

“Tendeki İsyan” kitabının editörlerinden ve aynı zamanda çevirmen ve yazar Gülkan Noir, Nimet Arıkan ile 2011 yılında Feministival’de tanıştıklarını söyleyerek, kitap fikrini ilk duyduğunda “Muazzam bir fikir” dediğini dile getirdi. “Kadınların bedeni, varlık olarak cinselliğiyle, acılarıyla, yaralarıyla dile getirilmesi çok alışık olduğumuz bir şey değil bu coğrafyada. Çok sağlam feminist bir iş” diyen Noir, kitabın dövmeye olan önyargıyı da kırdığını ifade etti. Noir, kitabı “Anlatılamayacak olanı anlatma cüreti gösteren bir kitap” olarak nitelendirerek, “Böyle bir çalışma hiç yapılmamış. Hayat gerçekten taşları yuvarlamış ve muazzam bilinç ve farkındalık o an o yarayı bir kudrete dönüştürme gücünü göstermiş Nimet. Kadınların bedeninin yok sayıldığı bir coğrafyada bunu görünür kılmanın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Noir, aynı zamanda anarşizm, anti-militarizm, anarşist feminizm, queer teori, cinsellik ve arzu politikaları üzerine yazılar yazdı.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız