PAYLAŞ

Cumartesi Anneleri, 12 Eylül askeri darbe sürecinde idam edilmesinin ardından cenazesi kaybedilen Veysel Güney’in akıbetini sordu. Eylemde, Güney’in yaşamını yitiren annesi Zeynep Güney’in, “Seni kaybedemezler oğul çünkü resmini gözüme çizdim. Adını dilime yazdım. Mezarını kalbime kazdım” sözleri okundu.

Kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda 637’nci kez biraraya gelen Cumartesi Anneleri’nin eylemi bu hafta da devam etti. Üzerine kırmızı karanfillerle barışı simgeleyen beyaz tülbendin bırakıldığı “Failler belli kayıplar nerede” yazılı pankartın açıldığı eylemde, kayıpların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı.

Meclis Başkanvekili ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Pervin Buldan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, sanatçı Pınar Aydınlar ve çok sayıda kişinin katıldığı eylemde, cezaevinde bulunan ve 94 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın taleplerinin kabul edilmesi gerektiği belirtildi.

Bu haftaki eylemde, 12 Eylül askeri darbe sürecinde idam edilmesinin ardından cenazesi kaybedilen Veysel Güney’in durumuna dikkat çekildi.

‘İNSAN YAŞAMI BU KADAR UCUZ DEĞİL’

Eylemde ilk söz alan Pervin Buldan, kaybedilenlerin akıbetini sormaya devam edeceklerini ifade ederek, yıllardır kaybedilenlerin bulunması için devlet tarafından hiçbir girişinde bulunulmadığını belirtti. Buldan, “Kayıplarımızın bulunmasını bir yana bırakalım, bu kayıplara her gün bir yenisi eklendi. İnsan yaşamı bu kadar ucuz değil. Bizler her hafta bu arayışımızı sürdürecek, bu sesi ülkeyi yönetenlere haykırmaya devam edeceğiz” dedi.

‘BİZLERE İHTİYAÇ DUYACAKLARI GÜNLER DE GELECEK’

Buldan’ın ardından söz alan Sezgin Tanrıkulu ise, “36 yıl önce Veysel, haksız, hukuksuz bir şekilde idam edildi. Bugün o kararın yanlışlığına rağmen tekrar idam tartışmaları yapılıyor. 36 yıl geçti; ama zihniyet aynı şekilde devam ediyor. Bugün idam yok; ama insanlar açlık grevleri ile ölüme gönderiliyor. Pervin’in de dediği gibi biz mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

Dün tutuklanan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Av. Taner Kılıç’ın durumunu da hatırlatan Tanrıkulu, “Darbeciler, her zaman insan hakları savunucularına saldırdılar; ama unutmasınlar ki bizlere ihtiyaç duyacakları günler de gelecek” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

‘15 TEMMUZ’DAN SONRA DA KAYIPLAR YAŞANDI’

Güney ailesinin avukatı Ercan Kanar, Veysel Güney’in infaz edilmesinin bir hukuk skandalı olduğunu ve 12 Eylül Darbesi’nin aynası olduğunu söyledi. Kanar, “Bu dava hukuk tarihi için bir kara lekedir. Jet hızıyla karar verilerek infaz edilmiştir. Ne alt derece mahkeme de ne de askeri mahkemede avukat hakkı da tanınmamıştır. Bugün de kayıplar devam ediyor” diyerek, 15 Temmuz’dan sonra da Ankara civarında 11 kaybın olduğunu söyledi.

‘OĞLUNUN HASRETİNİ İÇİNDE YAŞATTI’

Cizre, Sur, Nusaybin’de kimsesizler mezarlığında bulunan 196 kişinin olduğunu ifade eden Kanar, “Bu kişilerin kimliği, aradan geçen 2 yıla rağmen hala tespit edilemedi. Tespit edinilmesi istenmiyor. Türkiye’nin bu utançtan kurtulması için insanlığa karşı suçları yargılayan Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne üye olmalıdır. Şimdiye kadar üye olmayı reddetmesi bile kara bir utançtır” diye konuştu. Son olarak konuşan Veysel Güney’in yeğeni Doğan Güney ise, “Bundan 36 yıl önce amcamı bizden aldılar ve katlettiler. Nenem bu özlem ile hayatını kaybetti. 30 yıl boyunca oğlunun hasretini içinde yaşattı. Bu bir insanlık suçu değil de nedir? Bunun hesabının sorulmasını istiyoruz. Ben olması gereken adaleti arıyorum” dedi.

‘SENİ KAYBEDEMEZLER OĞUL…’

Bu haftaki açıklamayı kayıp yakınlarından Yeter Yücel yaptı. 36 yıl önce idam edilen Veysel Güney’in bedeninin kaybedildiğini dile getiren Yücel, “Anne Zeynep Güney 86 yaşında aramızdan ayrılmadan evvel, yıllarca, bu meydandan aynı öfke, aynı acı ve aynı dirençle şu sözleri haykırdı: ‘Seni kaybedemezler oğul çünkü resmini gözüme çizdim. Adını dilime yazdım. Mezarını kalbime kazdım.’ Onun öfkesine, acısına ve direncine tanıklık eden bizler, Veysel’in kaybedilişinin 36. Yılında, Zeynep Güney’in bıraktığı yerden biz unutmadığımız ve vazgeçmediğimiz sürece Veysel Güney’i kaybedemeyeceksiniz!” şeklinde konuştu.

‘JET HIZIYLA HUKUKSUZCA İDAM EDİLDİ’

O dönem 24 yaşında olan Veysel Güney’in 28 Aralık 1980 tarihinde, Antep’te gözaltına alındığını belirten Yücel, Adana Bölgesi Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No’lu Askeri Mahkemesi’nde yargılandığını, 17 Şubat 1981 tarihinde yapılan ikinci duruşmasında da kendisini suçlayacak deliller olmaksızın idama mahkûm edildiğini aktardı. Güney’in avukat talebinin de reddedilip savunma hakkının yok sayıldığını ifade eden Yücel, “Meclis kararı olmadan, özel kanun çıkartılarak 10 Haziran 1981 tarihinde Gaziantep E Tipi Cezaevi’nde idam edildi. Annesi, babası ve kardeşi idama giden Veysel’le vedalaşırken aralarında silahlı askerlerden oluşan bir barikat vardı. Veysel’in elleri kelepçeliydi. Birbirlerine dokunmalarına izin verilmedi. Anne Zeynep Güney ölünceye kadar o gece Veysel’e sarılamamanın derin acısını yaşadı” dedi.

10 Haziran 1981 tarih ve 266 sayılı tutanakla babasına verilmek üzere Yüzbaşı Burhan Erdem’e teslim edilen Güney’in cansız bedeninin kaybedildiğini belirten Yücel, “Veysel’i hukuki bir delile dayanmadan ikinci duruşmasında idama mahkûm eden sıkıyönetim mahkeme heyeti başkanı Albay Ahmet Arısüt, üyeler Yarbay Ayhan Ulusoy ve Üsteğmen Güney Sert ile Veysel’i idama götüren iddianameyi hazırlayan Savcı Caner Ersu taammüden cinayet işlediler” şeklinde konuştu. Yücel, Güney’in idamından ve kaybedilmesinden başta Kenan Evren olmak üzere 12 Eylül’ün tüm asker ve sivil unsurları, Gaziantep Sıkıyönetim Komutanı General Şahabettin Balkan’ın sorumlu olduğunu söyledi.

Yorumunuzu yazınız